Kamu Görevlisinin Toplantı ve Gösteri Yürüyüşüne Katılması Nedeniyle Disiplin Cezası ile Cezalandırılması Hak İhlalidir.
GİRİŞ
Bu makale, Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi tarafından verilen 2020/9485 numaralı kararın hukuki incelemesini yapmaktadır. Karar, bir kamu görevlisinin katıldığı yürüyüş nedeniyle disiplin cezasına çarptırılmasının, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkını ihlal edip etmediği meselesini konu almaktadır. Olayın arka planı, mahkemenin anayasal değerlendirmeleri ve kararın hukuk sistemi üzerindeki yansımaları ele alınacaktır.
OLAYIN ARKA PLANI
Başvurucu, bir öğretmen olup Eğitim-Sen üyesidir. 2012 yılında Diyarbakır’da BDP tarafından düzenlenen bir yürüyüş ve basın açıklamasına katıldığı gerekçesiyle, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na aykırı davrandığı iddiasıyla hakkında disiplin soruşturması başlatılmış ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezası verilmiştir. Başvurucu, yürüyüşe katılmadığını, yalnızca tesadüfen aynı kaldırımda bulunduğunu ileri sürmüştür. İdare Mahkemesi, yürüyüşe aktif katılım bulunduğuna kanaat getirerek başvuruyu reddetmiş, karar kesinleşmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Anayasa Mahkemesi, olayın toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı (AY m.34) bağlamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Kamu görevlilerinin ifade özgürlüğü ve toplantı haklarına ilişkin sınırlamalar, demokratik toplum düzeni, orantılılık, ve zorunlu toplumsal ihtiyaç kriterleri ile analiz edilmiştir.
Mahkeme, başvurucunun eyleminin siyasi parti yararına propaganda faaliyetinin unsurlarını taşımadığını, herhangi bir şiddet ya da kışkırtıcı eyleme katıldığının somut şekilde ispatlanamadığını değerlendirmiştir.
MAHKEMENİN GEREKÇELİ KARARI
Anayasa Mahkemesi, disiplin cezasına dayanak gösterilen gerekçelerin ilgili ve yeterli olmadığını, başvurucunun yalnızca yürüyüşe katıldığı gerekçesiyle cezalandırılmasının orantılı ve demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olmadığını belirtmiştir. Mahkeme, idare ve derece mahkemelerinin, başvurucunun hangi somut fiilinin siyasi faaliyet olarak değerlendirildiğini açıklayamadığını vurgulamıştır.
KARARIN HUKUK DÜZENİ ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ
Bu karar, kamu görevlilerinin sendikal ve siyasal etkinliklerde bulunma sınırlarının yeniden tanımlanmasına katkı sağlamaktadır. İdarelerin ve alt derece mahkemelerin, disiplin cezaları uygularken hak ve özgürlükler arasında adil denge gözetmeleri gerektiği yönünde önemli bir içtihat oluşturmuştur. Karar, benzer disiplin soruşturmaları ve idari yaptırımlar için emsal niteliği taşımaktadır.
SONUÇ
Anayasa Mahkemesi, başvurucunun toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine hükmetmiş, yeniden yargılama yapılması ve başvurucuya 34.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir. Karar, kamu görevlilerinin ifade ve toplantı özgürlüğü bağlamında daha hassas ve bireyselleştirilmiş değerlendirmelerin yapılması gerektiğini göstermektedir. Bu karar, hukukun üstünlüğü ve bireysel hakların korunması açısından önemli bir dönüm noktasıdır.
Stj.Av.Şirin ÇAKIR
Av.Yalçın TORUN
Uyarı; Web sitemizde yayımlanan yukarıdaki yazılı metnin, eser sahipliği hakları Stj.Av.Şirin ÇAKIR, ve Av.Yalçın TORUN’a aittir. Bu yazılı metin hak sahipliğinin tespiti amacıyla zaman içerikli elektronik imza ile muhafaza edilmektedir. Sitemizdeki yazılı metinler avukat meslektaşlarımız tarafından dilekçelerinde serbestçe kullanılabilir, fakat metinlerin tamamının, bir kısmının veya özetinin atıf yapılmaksızın başka web sitelerinde yayınlanmasına iznimiz yoktur.
