Asker Ve Kolluğun Silah Ve Zor Kullanma Yetkisi
a. Genel Prensip ve İlkeler
Zor ve silah kullanırken uyulması gereken prensipler
1.Ayırım Yapma İlkesi
Bu ilke zor ve silah kullanma yetkisinin kimlere karşı kullanılabileceğini belirleyen ilkedir. Bu ilke zor ve silah kullanılırken gerçek suçlular ile suçlu olmayan masum insanların birbirinden ayrılmasını, özelikle çocuklara karşı zor ve silah kullanılmamasını, yaşlılara ve engellilere karşı suçlu olduklarında dahi zor ve silah kullanılırken diğer ilkelerin de dikkat alınarak yetkinin kullanılmasını ifade eder.
2.Gereklilik İlkesi
Gereklilik ilkesi zor ve silah kullanma yetkisinin en son çare olduğunu, sadece mevzuatın açıkça izin verdiği durumlarda yetkinin kullanılabileceğini, mevzuatın açıkça yerine getirilmesi kapsamında görev vermediği konularda bu yetkinin kullanılamayacağını, zor ve silah kullanma yetkisinin asıl sınırının temel hak ve özgürlükler olduğunu ve bu hak ve özgürlüklere ihlal edecek şekilde kullanılamayacağını, bu sınırın neresi olduğunu her tek somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini, mevzuatın açık izni olmadan bu yetkinin kullanılamayacağını ifade eder.
3.Orantılılık İlkesi
Bu ilke aşırı güç kullanılmaması gerektiğini, sadece tehdidi bertaraf edecek kadar zor ve silah kullanılması gerektiğini, zor ve silah kullanılırken hedefte bulunan suçlular dışında,suçluların etrafında bulunan diğer şahıslar da zarar vermeyecek derecede zor ve silah kullanılması gerektiğini ifade eder. Bu ilke kapsamında zor ve silah kullanırken hedefte bulunmayan şahısların korunması için gerekli tedbirler alınmalıdır. Ayrıca bu ilke kapsamında zararı asgari düzeye düşürmek için uygun teçhizat silah ve yöntemler kullanılmalıdır.
4.Sınırlılık İlkesi
Bu ilke zor ve silah kullanma yetkisi kullanılırken başvurulacak yöntem, teçhizat ve silahların sınırlı olduğunu ifade eder. Bu yetki kapsamında zor ve silah kullanılırken uygulanacak metodlar aşama aşama olup, belirli şartların oluşması durumunda bir diğer basamağa geçilebileceğini ifade eder. Bu ilke kapsamında insanlara gereğinden fazla zarar verecek silahların kullanılması engellendiği gibi, iyileşmesi imkansız ve zor olan yaralanmalara yol açan ve kitle imha sonuçları doğuran silahların kullanılması yasaktır.
5.İnsancıllık İlkesi
Bu ilke zor ve silah kullananın ve kendisine karşı zor ve silah kullanılanın da insan olduğu bilinci içerisinde gereksiz yaralanmalara ve zararlara yol açmayacak şekilde yetkinin kullanılmasını ifade eder. Bu ilke kolluk görevlilerine ve askerlere nerede durmaları gerektiğini gösteren adeta bir aracın kazayı önlemek için durdurulmasını sağlayan fren mekanizması gibidir.
b.Zor Kullanma yetkisini Düzenleyen Pozitif Hukuk Normları
Mevzuatımıza baktığımızda kolluğun ve askerin zor ve silah kullanma yetkilerinin değişik kanunlarda düzenlenmiş olduğunu görmekteyiz. Zor ve silah kullanma yetkisini düzenleyen normlar, 3497 sayılı Kara Sınırlarının Korunması ve Güvenliği Hakkında Kanun, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununu, 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu,2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu, 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunda, ve bu kanunlarla bağlantılı olarak Jandarma Teşkilatı Görev ve Yetkileri Yönetmeliğinde düzenlendiği görmekteyiz.
3497 sayılı Kara Sınırlarının Korunması ve Güvenliği Hakkında Kanununda T.C. Devleti kara sınırlarının korunması ve güvenliğinin sağlanması ile ilgili esas ve usulleri düzenlenmiştir. Kanunun 1. maddesine göre kanun Kara Kuvvetleri Komutanlığı ve bu Komutanlık tarafından tefrik edilen birliklerle bu birliklerin emrine verilen veya desteğine tahsis olunan diğer birliklere uygulanacaktır. Bu birliklerin görevleri kanunun 2. maddesinde sayma yöntemiyle belirlenmiş olup, bu görevler; sınırı korumak ve güvenliğini sağlamak, gümrük hattındaki giriş ve çıkış kaçakçılığı ile kara sınırları boyunca tesis edilen birinci derece askeri yasak bölge içerisinde suç teşkil eden eylemleri önlemek, suçluları yakalamak, bu bölgede işlenen meşhut suç faillerini ikinci derece askeri yasak bölgede de takip etmek ve yakalamak, failler hakkında zorunlu yasal işlemleri yapmak, yakalanan kişi ve suç delillerini ilgisine göre mahalli güvenlik kuvvetlerine teslim etmek, kara sınırlarından iltica amacıyla giren muharip yabancı ordu mensupları hakkında 11/08/1941 tarihli ve 4104 sayılı Muharip Yabancı Ordu Mensuplarından Türkiye’ye İltica Edenler Hakkında Kanun hükümlerini uygulamak, diğer mültecileri silah, mühimmat ve sair harp araç ve gereçlerinden arıtmak, bu mülteciler ile beraberlerinde getirdikleri malzemeleri ilgili makamlara teslim etmek olarak belirlenmiş ve bu görevlerin askeri görevler kapsamında olduğu açıkça ifade edilmiştir. Ayrıca kanunun 2. maddesinde sınır birlikleri mensuplarının kendilerine bu Kanun ile verilen görevlerin yapılmasında; diğer kanunların, silah kullanma yetkisi dahil, güvenlik kuvvetlerine tanıdığı bütün hak ve yetkilere sahip olacağı açıkça belirtilmiştir. Diğer bir ifade ile bu birliklerde görev yapan personel diğer bütün mevzuatta bulunan silah kullanma yetkisine ilişkin yetkilere sahip olacaktır.
3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununu Ek 2. Maddesinde ‘’Terör örgütlerine karşı icra edilecek operasyonlarda “teslim ol” emrine itaat edilmemesi veya silah kullanmaya teşebbüs edilmesi halinde kolluk görevlileri, tehlikeyi etkisiz kılabilecek ölçü ve orantıda, doğrudan ve duraksamadan hedefe karşı silah kullanmaya yetkilidirler.’’ düzenlemesi mevcuttur. Ayrıca kanunun 15. maddesine göre ‘’Terörle mücadelede görev alan istihbarat ve kolluk görevlileri ile bu amaçla görevlendirilmiş diğer personelin, bu görevlerinin ifasından doğduğu iddia edilen suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmalarda müdafi olarak belirlediği en fazla üç avukatın ücreti avukatlık ücret tarifesine bağlı olmaksızın ilgili kuruluşların bütçelerine konulacak ödenekten karşılanacağı ve bu hususun Milli Savunma ve İçişleri bakanlıklarınca müştereken çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği açıklanmıştır.
Askerin silah kullanma yetkisi 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununun 87 ila 90. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Kanunun 87.maddesi 1. fıkrasında hangi hallerde silah kullanılacağı sınırlı sayıda sayma yöntemi ile belirlenmiştir. Aynı maddenin 2. fıkrasında silah kullanma dereceleri, 3. fıkrada, silah kullanma tarzı, yöntemi ve usulü, 4. fıkrada kendiliğinden ateş edilecek durumlar, 5. fıkrada ateş emri vermeye yetkili makamlar 6. fıkrada bu maddeye uygun silah kullananlara sorumluluk yüklenemeyeceği, 7. fıkrasında ise olayın mahiyetine ve kusurun derecesine göre sanığın mensup olduğu Bakanlıkça durumu uygun görülenlerin vekalet verdiği avukatın ücreti, bu bakanlıkların bütçesine konulacak ödenekten karşılanacağı düzenlenmiştir. Madde metni aşağıdadır.
Madde 87 – (Değişik madde: 25.04.1972 – 1582 S.K./1. md.)
Askerler karakol, karakol nöbetçisi, devriye, nakliyat muhafazası hizmetlerinde veya asayişi temin için görevlendirildiklerinde aşağıda gösterilen hallerde silah kullanmaya yetkilidirler.
I-Silah kullanmasını gerektiren haller
a) Bu hizmetlerden birini yaparken müessir bir fiil ile taarruza uğranıldığı veya müeesir bir fiil veya tehlikeli bir tehdit ile bu hizmetlerle yapılmasına mukavemet edildiği takdirde bu taarruz ve mukavemetleri gidermek için,
b) Bir taarruz veya mukavemete hazırlanan ve silahını veya mukavemete elverişli bir aleti bırakmaya davet edildiği halde, bu davete derhal itaat etmiyen veyahut bıraktığı silahı veya aleti tekrar eline almaya davranan veya alan kimseyi itaate zorlamak için,
c) Bu kanunun 80 ve 81 inci maddeleri gereğince muvakkaten yakalanan bir şahsın veyahut muhafaza ve sevki kendisine tevdi edilmiş olan bir tutuklunun veya hükümlünün kaçması veya kaçmaya teşebbüs etmesi ve verilecek dur emrini dinlemediği görüldüğünde başka türlü ele geçirilmesi kabil olmadığı takdirde yakalanması için,
d) Kendi muhafazasına tevdi edilmiş olan insan ve her türlü eşyaya karşı vuku bulan taarruzu defetmek için,
e) Bu maddede sayılan görevleri yapan askerlere karşı, sözle yapılan sataşma veya hareketlerin bertaraf edilmesi sırasında mukavemet, taarruz, müessir fiil veya tehlikeli bir tehditle karşılaşıldığında bu halleri gidermek için.
II – Silah kullanma derecesi
Bu maddede yazılı hizmetlerin yapılması sırasında silah kullanılması için başkaca bir çare kalmaması veya zaruret olması şarttır.
1. Şahıs veya topluluk silahsız ise; mukavemet, taarruz, müessir fiil veya tehdidin derecesine göre asayiş hizmeti ile görevli birlik komutanı gerekli uyarmayı yaparak silah kullanılacağını ihtar eder. Bu ihtara itaat edilmezse bunu sağlayacak dereceden başlamak üzere silah kullanılır.
2. Şahıs veya topluluk silahlı veya taarruzun önemli derecede etkili kılacak şekilde aletleri taşıyorsa, silah veya aletlerin bırakılması ihtar olunur. Tecavüz taarruz veya mukavemet buna rağmen devam ederse itaati sağlayacak dereceden başlamak üzere silah kullanılır.
III – Silah kullanma tarzı
1. Silah çeşitlerine göre etkili olabilecek şekilde kullanılır. Önce kesici ve dürtücü silahlar ile ateşli silahlar hedefe tevcih edilir, sonra ateşli silahların dipçik ve kabzaları kullanılır, daha sonra kesici ve dürtücü ve ateşli silahlar bilfiil kullanılır.
2. Silah kullanmak mutlaka ateş etmek değildir. Ateş etmek son çaredir. Önce havaya ihtar ateşi yapılır. Sonra ayağa doğru ateş edilir, mukavemet veya taarruza veyahut tehlikeli bir tehdide varan mukavemet hali devam ederse, hedef gözetilmeksizin ateş edilir.
IV – Ateş emri ve kendiliğinden ateş etmek
1. Ateş etmek bilhassa bunun için emir verilmiş olmasına bağlıdır.
2. Ateş emri verilmemiş olsa dahi her asker silahını kullanabilir. Ancak silahını kullanılacağı zamanın ve kullanma derece ve tarzının tayini her olayın cereyan ettiği haller ve şartlar göz önünde tutularak silahını kullanacak asker tarafından bizzat takdir olunur.
V – Ateş emri vermeye yetkili makamlar
1. Bu maddede yazılı görevleri yapmak için birliğe görev veren üst komutan olay yerinde bulunuyorsa sözle ateş emri vermeye yetkilidir. Komutan, bu emri yazı ile teyit eder.
2. Asayişe memur edilen kuvvetlerin olay yerinde bulunan birlik komutanı veya asayişe memur edilen birliğin parçalarına komuta eden en küçük komutan ve amirler dahi önceden emir verilmemiş olsa bile sözle ateş emri vermeye yetkilidir.
VI – Sorumluluk
Her olayın cereyan ettiği haller ve şartlar göz önünde tutulmak kaydıyla bu madde hükümlerine göre silahını kullanan askere ve silah kullanma emrini veren birlik komutanına sorumluluk yüklenemez.
VII – Soruşturma usulü ve adli yardım
(Ek fıkra: 22.11.1990 – 3683 S.K./5. md.) Silah kullanmak zorunda kalan asker kişiler hakkında, hazırlık soruşturması Askeri Savcı, Cumhuriyet Savcısı veya yardımcıları tarafından yapılır. Haklarında dava açılan sanık asker kişiler duruşmadan vareste tutulabilir. Olayın mahiyetine ve kusurun derecesine göre sanığın mensup olduğu Bakanlıkça durumu uygun görülenlerin vekalet verdiği avukatın ücreti, bu bakanlıkların bütçesine konulacak ödenekten karşılanır. Avukat tutma ve avukatlık ücretinin ödeme usul ve esasları, Milli Savunma ve İçişleri bakanlıklarınca bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içinde çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.
211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununun 88’inci maddesinde ‘’her asker veya silah kullanma emrini vermeye yetkili her komutan kanunun tayin etmiş olduğu müsaadeleri yerinde ve zamanında kullanmaz veya silahlarından tamamıyla istifade etmezse fiilin mahiyetine göre cezalandırılır.’’ düzenlemesi mevcuttur. Silah kullanma yetkisinin doğduğu durumlarda silah taşıyan veya silah kullanılması için emri vermeye yetkili olan amirlerin emir vermemesi durumunda cezalandırılacakları eylemlerinin suç oluşturacağı açıkça düzenlenmiştir. Ayrıca her ne kadar silah kullanılması gereken haller Kanunun 87. maddesinde sayılarak belirlenmiş ise de, 89.maddede 87. maddede belirlenen haller dışında da her asker şahsın hizmete ait bir vazifeyi yaparken maruz kaldığı bir mukavemeti bertaraf etmek veyahut askere veya askeri eşyaya karşı yapılan bir tecavüze karşı koymak için silah kullanmak zarureti hasıl olursa, silah kullanmaya yetkili ve vazifeli olduğu düzenlenmiştir. Ayrıca aynı kanun un 20 maddesine göre doğal olarak her asker şahıs meşru müdafaa durumunda da silah kullanabilecektir.
Asker ve kolluğa silah kullanma yetkisi veren diğer bir kanun ise 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunudur. Bu kanunun 22. maddesine göre aşağıdadır.
Madde 22 – (1) Gümrük Kanunu gereğince belirlenen kapı ve yollardan başka yerlerden gümrük bölgesine girmek, çıkmak veya geçmek isteyen kişiye “dur” uyarısında bulunulmasına rağmen bu uyarıya uymaması halinde, havaya ateş edilmek suretiyle uyarı yinelenir. Ancak silahla karşılığa yeltenilmesi ve sair surette meşru müdafaa durumuna düşülmesi halinde, yetkili memurlar saldırıyı etkisiz kılacak oranda doğrudan hedefe ateş edebilir. Memurların silah kullanmalarından dolayı haklarında soruşturma ve kovuşturma açılması halinde, bağlı bulunduğu kurum tarafından avukat sağlanır ve avukatlık ücreti kurumlarınca karşılanır.
(2) Kaçakçılığı önleme, izleme ve araştırmakla yükümlü olanlar, gümrük bölgesindeki her nevi deniz araçlarına yanaşıp yük ve belgelerini incelemeye yetkilidir. Görevlilerin yanaşmasına izin vermeyerek kaçan veya kaçmaya teşebbüs eden her nevi deniz araçlarına uluslararası deniz işaretlerine göre telsiz, flama, mors ve benzeri işaretlerle durması ihtar olunur. Bu ihtara uymayan deniz araçlarına uyarı mahiyetinde ateş edilir. Buna da uymayıp kaçmaya devam ettiği takdirde durmaya zorlayacak şekilde üzerine ateş edilir.
Asker ve kolluğa zor ve silah kullanma yetkisi veren diğer kanun 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunudur. Bu kanunun 11. maddesine göre ‘’Jandarma, kendisine verilen görevlerin ifası sırasında hizmet özelliğine uygun ve görevin gereği olarak kanunlarda öngörülen silah kullanma yetkisine sahiptir.’’Kanun sadece jandarma için bu yetkiyi düzenlemiş gibi görünse de 3497 sayılı Kara Sınırlarının Korunması ve Güvenliği Hakkında Kanununun 2. maddesi 3. fıkrasında yapılan atıf nedeniyle bu kanundan doğan silah kullanma yetkisine sınırlarda görev yapan Kara Kuvvetleri personeli de sahiptir. Kanun silah kullanma yetkisini detaylı olarak düzenlemese de bu konuda detaylı düzenlemeyi kanunun uygulanmasını gösterir Jandarma Teşkilatı Görev ve Yetkileri Yönetmeliği içermektedir. Yönetmeliğin 39. maddesinde zor ve silah kullanma yetkisine ilişkin detaylı düzenleme mevcuttur.
Madde 39 – Jandarma, aşağıda yazılı hallerde silah kullanmaya yetkilidir:
a. Nefsini müdafaa etmek için,
b. Başkasının ırz ve canına vuku bulan ve başka suretle men’i mümkün olmayan bir saldırıyı savmak için;
c. Ağır cezayı gerektiren bir suçtan sanık olarak yakalanıp nezaret altında bulunan veya herhangi bir suçtan hükümlü veya tutuklu olup da tutulması veya nakil ve sevki jandarmaya verilmiş olunan kişilerin kaçmaları veya bu maksatla jandarmaya saldırıları halinde yapılacak “dur” ihtarına itaat edilmemiş ve kaçmaya ve saldırıya engel olmak için başka çare bulunmamışsa,
d. Korumakla memur oldukları yer, tesis ve diğer yapılar ile karakol ve silah deposu gibi yerlere, elindeki silaha veya kendisine teslim edilmiş kişilere karşı vuku bulacak saldırıyı başka türlü savuşturma imkanı olmamışsa,
e. Ağır cezayı gerektiren ve meşhut cürüm halinde bulunan suçlarda suçlunun veya infaz kurumu ve tutukevinden kaçan hükümlü veya tutuklunun saklı olduğu yerin aranması sırasında, o yerden şüpheli bir şahıs çıkarak kaçtığı ve dur emrine kulak asmadığı görülerek başka türlü ele geçirilmesi mümkün olmazsa,
f. Görevi sırasında jandarmaya tecavüze veya karşı koymaya elverişli silahların ve aletlerin teslimi emredildiği halde, emrin derhal yerine getirilmeyerek karşı gelinmesi veya teslim edilmiş silah ve aletlerin zorla tekrar alınmasına kalkışılmışsa,
g. Jandarmanın görevini yapmasına yalnız veya toplu olarak fiili mukavemette bulunulmuş veya fiili saldırı ile karşı gelinmişse,
h. Devlet nüfuz ve icraatına silahlı olarak karşı gelinmişse,
i. Ülke içinde rastlanan kaçakçılar “dur” emrini dinlemez ve havaya ateş açılarak yapılan uyarıya da aldırmaz ise kaçakçıları ele geçirmek için,
j. Ceza infaz kurumlarıyla tutukevlerinden kaçma girişiminde bulunan, tutuklu ve hükümlüler tekrarlanan “dur” emrine itaat etmeyerek girişimlerini sürdürürlerse kaçmalarını önlemek için; topluca fiili saldırıya kalkışırlarsa, saldırılarını savuşturup ele geçirmek için,
k. Ceza infaz kurumları ile tutukevlerinde, iç yönetimce bastırılamayan isyan, kargaşa, direnme ve kavga çıkması durumunda; cezaevi müdürü ile gardiyanların başvurusu üzerine kuruma girilmesi halinde,(a) ve (b) bentlerinde gösterilen silah kullanma yetkileri çerçevesinde,
……………………..
Zor ve silah Kullanma yetkisini düzenleyen bir diğer kanun ise 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunudur. Bu kanunun 25. maddesinde mevcut bulunan ‘’Polis teşkilatı bulunmayan yerlerde il, ilçe ve bucak jandarma komutanları ile jandarma karakol komutanları bu kanunda yazılı vazifeleri yapar ve yetkileri kullanırlar.’’ düzenlemesi gereği bu kanundan doğan silah kullanma yetkilerini Jandarma personeli de kullanmaya yetkilidir. Yukarıda ifade ettiğimiz gibi 3497 sayılı Kara Sınırlarının Korunması ve Güvenliği Hakkında Kanununun 2. maddesi 3. fıkrasında yapılan yollama nedeniyle bu kanundan doğan silah kullanma yetkisine sınırlarda görev yapan Kara Kuvvetleri personeli de sahiptir. Kanunun 16. maddesinde zor ve silah kullanma yetkisi aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir.
Madde 16 – (Değişik madde: 02.06.2007 – 5681 S.K./4. md.)(*)
Polis, görevini yaparken direnişle karşılaşması halinde, bu direnişi kırmak amacıyla ve kıracak ölçüde zor kullanmaya yetkilidir.
Zor kullanma yetkisi kapsamında, direnmenin mahiyetine ve derecesine göre ve direnenleri etkisiz hale getirecek şekilde kademeli olarak artan nispette bedeni kuvvet, maddi güç ve kanuni şartları gerçekleştiğinde silah kullanılabilir.
İkinci fıkrada yer alan;
a) Bedeni kuvvet; polisin direnen kişilere karşı veya eşya üzerinde doğrudan doğruya kullandığı bedeni gücü,
b) Maddi güç; polisin direnen kişilere karşı veya eşya üzerinde bedeni kuvvetin dışında kullandığı kelepçe, cop, basınçlı su, göz yaşartıcı gazlar veya tozlar, fiziki engeller, polis köpekleri ve atları ile sair hizmet araçlarını,
ifade eder.
Zor kullanmadan önce, ilgililere direnmeye devam etmeleri halinde doğrudan doğruya zor kullanılacağı ihtarı yapılır. Ancak, direnmenin mahiyeti ve derecesi göz önünde bulundurularak, ihtar yapılmadan da zor kullanılabilir.
Polis, zor kullanma yetkisi kapsamında direnmeyi etkisiz kılmak amacıyla kullanacağı araç ve gereç ile kullanacağı zorun derecesini kendisi takdir ve tayin eder. Ancak, toplu kuvvet olarak müdahale edilen durumlarda, zor kullanmanın derecesi ile kullanılacak araç ve gereçler müdahale eden kuvvetin amiri tarafından tayin ve tespit edilir.
Polis, kendisine veya başkasına yönelik bir saldırı karşısında, zor kullanmaya ilişkin koşullara bağlı kalmaksızın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun meşru savunmaya ilişkin hükümleri çerçevesinde savunmada bulunur.
Polis;
a) Meşru savunma hakkının kullanılması kapsamında,
b) Bedeni kuvvet ve maddi güç kullanarak etkisiz hale getiremediği direniş karşısında, bu direnişi kırmak amacıyla ve kıracak ölçüde,
c) Hakkında tutuklama, gözaltına alma, zorla getirme kararı veya yakalama emri verilmiş olan kişilerin ya da suçüstü halinde şüphelinin yakalanmasını sağlamak amacıyla ve sağlayacak ölçüde,silah kullanmaya yetkilidir.
Polis, yedinci fıkranın (c) bendi kapsamında silah kullanmadan önce kişiye duyabileceği şekilde “dur” çağrısında bulunur. Kişinin bu çağrıya uymayarak kaçmaya devam etmesi halinde, önce uyarı amacıyla silahla ateş edilebilir. Buna rağmen kaçmakta ısrar etmesi dolayısıyla ele geçirilmesinin mümkün olmaması halinde ise kişinin yakalanmasını sağlamak amacıyla ve sağlayacak ölçüde silahla ateş edilebilir.
Polis, direnişi kırmak ya da yakalamak amacıyla zor veya silah kullanma yetkisini kullanırken, kendisine karşı silahla saldırıya teşebbüs edilmesi halinde, silahla saldırıya teşebbüs eden kişiye karşı saldırı tehlikesini etkisiz kılacak ölçüde duraksamadan silahla ateş edebilir.
c.Türk Ceza Kanununda mevcut bulunan konuyla ilgili düzenlemeler;
Türk Ceza Kanununun Birinci Kitabında İkinci Bölümde Ceza Sorumluluğunu Kaldıran veya Azaltan Nedenler arasında 24. maddede Kanunun hükmü ve amirin emri hususu düzenlenmiştir. Bu madde kapsamında kanunun hükmünü yerine getiren veya yetkili bir merci tarafından verilen ve konusu suç teşkil etmeyen emri görevi gereği yerine getiren kimseye ceza verilmeyeceği açıkça düzenlenmiştir. Ceza Kanununun 24. maddesi aşağıdadır.
Madde 24 – (1) Kanunun hükmünü yerine getiren kimseye ceza verilmez.
(2) Yetkili bir merciden verilip, yerine getirilmesi görev gereği zorunlu olan bir emri uygulayan sorumlu olmaz.
(3) Konusu suç teşkil eden emir hiçbir surette yerine getirilemez. Aksi takdirde yerine getiren ile emri veren sorumlu olur.
(4) Emrin, hukuka uygunluğunun denetlenmesinin kanun tarafından engellendiği hallerde, yerine getirilmesinden emri veren sorumlu olur.
d.Zor Ve Silah Kullanma Yetkisine İlişkin İçtihatlar
Askeri Yargıtay Kararı
Askeri Yargıtayın 2009/0531 E, 2009/2019 K sayılı kararına göre ‘’aralarında mütevaffanın da bulunduğu 20-25 kişilik atlı grubun 1’inci derecede askeri yasak bölgede sınır ihlali yapmaları üzerine, sanığın kendilerine önce dur uyarısı yapması ve uyarıya uyulmayınca da iki el ateş etmesi neticesinde müteveffanın bacaklarından yaralanması ve bilahare yapılan tüm müdahalelere karşın kurtarılamayarak ölmesi ile sonuçlanan olay sırasında; sanığın, kanundan doğan yetkilerini kullandığının ve hukuka uygunluk koşullarının oluştuğunun kabulü ile yazılı olduğu şekilde atılı suçtan beraatine karar verilmesinde herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden; katılan vekilinin kabule değer bulunmayan ve dosya içeriği ile uyumlu olmayan temyiz sebeplerinin reddi ile beraat hükmünün onanmasına karar verilmiştir.
Yargıtay 1. Dairesi 2002/1274 E, 2002/2325 K. sayılı kararına göre Maktül ve arkadaşlarının çalıntı oto ile 03.30 sıralarında seyrettikleri sırada, çalıntı araba kontrolü yapmak amacıyla sanık ve arkadaşı Şeref´in otoları durdurmak istedikleri, polis kontrolünü gören maktülün aracı polislerin üzerine sürerek zik zak yaparak kaçmaya başladığı, araçlarına binen sanık polisle arkadaşının takibe başladıkları ve kaçmakta olan araca dur ikazı yaparak ateş açtıkları, bu atışlardan birinin çalıntı otoyu kullanan maktülün sırtına isabet ettiği ve aldığı bu yara sonucu maktülün öldüğü anlaşıldığından, sanığın Polis Vazife Selahiyet Kanununun 16. maddesinin kendisine verdiği yetkiyi kullanırken işlediği fiil nedeniyle TCK.nun 49/1. maddesi gereğince beraatine karar verilmesi gerekir.
Av. Yalçın TORUN
UYARI
Web sitemizde yayımlanan yukarıdaki yazılı metnin, eser sahipliği hakları Av.Yalçın TORUN’a aittir. Bu yazılı metin hak sahipliğinin tespiti amacıyla zaman içerikli elektronik imza ile muhafaza edilmektedir. Sitemizdeki yazılı metinler avukat meslektaşlarımız tarafından dilekçelerinde serbestçe kullanılabilir, fakat metinlerin tamamının, bir kısmının veya özetinin atıf yapılmaksızın başka web sitelerinde yayınlanmasına iznimiz yoktur.
