Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 18 Yaşından Küçükken İşlenen Suçlara İlişkin Kayıtların İdari Makamlar İle Paylaşılıp, Güvenlik Soruşturmasında Dikkate Alınmasını Hukuka Aykırı Bulmuştur

 

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 2018/4265 Esas, 2019/4012 Karar Sayılı Karar ile 18 yaşından küçükken işlenen suçlara ilişkin kayıtların idari makamlar ile paylaşılıp, güvenlik soruşturmasında dikkate alınmasını hukuka aykırı bulmuştur. Kararın önem arz eden bölümü şu şekildedir;

“Somut olayda davacı hakkında yapılan güvenlik sorusturması neticesinde elde edilen bilgilerden hareketle, on sekiz yasından küçükken isledigi suçun kayıtlarına dayanılarak, Uzman Erbas Yönetmeligi’nin uzman erbas olarak alınacaklarda aranacak sartları düzenleyen 6. maddesinde belirtilen sartları tasımadıgı gerekçesiyle islemlerinin iptaline karar verildigi anlasılmaktadır. Belirli kamu görevlerinde çalıstırılacak personel hakkında uygulanan güvenlik sorusturması ve arsiv arastırmasının kanuni dayanagı 4045 sayılı Kanun’dur. 4045 sayılı Kanun’un dava konusu islem tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan halinde, güvenlik sorusturması ve arsiv arastırmasının; kamu kurum ve kuruluslarında yetkili olmayan kisilerin bilgi sahibi olmaları hâlinde devlet güvenliginin, ulusal varlıgın ve bütünlügün, iç ve dıs menfaatlerin zarar görebilecegi veya tehlikeye düsebilecegi bilgi ve belgelerin bulundugu gizlilik dereceli birimler ile askerî teskilatlarda, emniyet ve istihbarat teskilatlarında çalıstırılacak kamu personeli, ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde çalısacak personel hakkında yapılacagı düzenlenmistir.

Kamu görevlilerinin sadakat, tarafsızlık ve devlete baglılık yükümlülügü çerçevesinde devleti temsil eden ve millî güvenlik bakımından hassasiyet içeren bazı kamu görevlerine atanacak kisiler bakımından daha sıkı nitelikler aranması ve birtakım sınırlamaların getirilmesi dogaldır. Bu sekilde aranan nitelikler ve kanunlarda öngörülen kısıtlamalar, kamu hizmetinin etkin ve saglıklı bir biçimde yürütülmesi amacına yöneliktir. Dolayısıyla idarenin millî güvenlik açısından önem arz eden kadrolara atanacak kisilerin tabi olacagı güvenlik sorusturması ve arsiv arastırması konusunda kanunla temel çerçeveyi ortaya koyan kurallar getirmesi mümkündür. Ancak, bu alanda yapılan düzenlemelerin diger kanuni düzenlemelerle çelismemesi ve diger düzenlemelerde gözetilen amaçları ortadan kaldırır nitelikte de olmaması gerekmektedir.

 Bu baglamda, 4045 sayılı Kanun’un 1. maddesinin islem tarihindeki hali incelendiginde; maddede, kisilerin geçmis ceza mahkûmiyetlerine iliskin kayıtlar bakımından hangi suçların kamu görevine girmeye engel olacagı ve on sekiz yasından küçükken islenen suçlara dair kayıtların güvenlik sorusturmasının olumsuz sonuçlanmasına sebep olup olmayacagı konusunda hiçbir belirleme yapılmadıgı, suçlar arasında herhangi bir ayrım ve derecelendirme öngörülmedigi, aynı sekilde tecil ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına konu kararların güvenlik sorusturmasının olumsuz sonuçlandırılmasının bir sebebi olup olmayacagı hususunda herhangi düzenlemeye yer verilmedigi anlasılmaktadır.

Öte yandan, Anayasa’nın 10., 41., 58., 61. ve 141. maddelerinde; devletin çocukların korunması, topluma kazandırılması ve yargılanmalarının özel kurallara tabi tutulması konularında gerekli tedbirleri alacagı, teskilat ve tesisleri kuracagı belirtilmek suretiyle bazı pozitif yükümlülükler öngörülmüstür. Devletin çocukların korunması ile ilgili bahsedilen pozitif yükümlülükleri kapsamında hukukumuzda bazı kanuni düzenlemelere yer verildigi görülmektedir. Bunlardan biri de çocukların isledikleri bir suç nedeniyle kamu görevlerinden sürekli olarak yasaklanamayacaklarını öngören kanuni düzenlemedir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesinde, kasten isledigi bir suçtan dolayı hapis cezasına mahkum olmus ve fiili isledigi sırada on sekiz yasını doldurmamıs olanların sürekli bir kamu görevini üstlenmekten mahrum bırakılamayacakları ifade edilmistir.

Aynı sekilde 5352 sayılı Kanun’un 10. maddesinin 3. fıkrasında on sekiz yasından küçüklerle ilgili adli sicil ve arsiv kayıtlarının ancak sorusturma ve kovusturma kapsamında degerlendirilmek üzere Cumhuriyet bassavcılıkları, hakim veya mahkemelerce istenebilecegi düzenlenmistir. Buna göre on sekiz yasından küçükken islenen bir suça ait kayıtların idari makamlara bildirilmesi hukuken mümkün degildir. Nitekim, Anayasa Mahkemesinin 27/02/2019 tarih ve 2014/7256 basvuru numaralı “Fatih Saraman” kararında, on sekiz yasından küçükken islenmis suç hakkında verilen kararın ancak yargı merciilerince istenilebilecegi ve basvuru konusu olayda bu bilgiler 5352 sayılı Kanun’un 10. maddesinin 3. fıkrasına aykırı sekilde idari makamlara verildiginden özel hayata saygı hakkının ihlal edildigine karar verilmistir.

Bu açıklamalar ısıgında somut olay ele alındıgında; davacının on sekiz yasından küçükken isledigi suça iliskin kaydın, 5352 sayılı Kanun’un 10. maddesinin 3. fıkrasında yer alan hükme aykırı sekilde idari makamlara verilmis oldugu anlasıldıgından, anılan Kanun hükmüne aykırı sekilde elde edilen bilgi ve belgelere dayalı olarak yapılan güvenlik sorusturması üzerine davacının atama sartlarını tasımadıgından bahisle tesis edilen dava konusu islemde hukuka uyarlık bulunmadıgı sonucuna varılmıstır. Bu durumda, Idare Mahkemesinin davanın reddine yönelik ısrar kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.”

Av.Yalçın TORUN

 

Scroll to Top