Anayasa Mahkemesinin İptal Kararının Yürürlüğe Girmesiyle Birlikte Kadının Evlendikten Sonra Kızlık Soyadını Kullanabilmesi Mümkün Bir Hale Geldi mi?

 

1.Genel

 

Evlilik kadın ve erkeğin yalnızca hayatlarını birleştirmesi anlamına gelmemekle birlikte evlenme işlemi sonrasında her iki tarafında hayatına etki eden pek çok değişiklik meydana gelmektedir. Bu değişiklerden biri de evlilik gerçekleştikten sonra kadının kocasının soyadını almasıdır. Kadının kocasının soyadını almasını öngören hüküm TMK madde 187’de düzenlenmiştir. Bu hükümle nüfus kayıtlarındaki karışıklığın önlenmesi ve soy bağının sağlıklı bir şekilde tespit edilmesi amaçlanmıştır. Kadının kocasının soyadını almasını öngören hüküm günümüze kadar hem kamuoyunda hem de doktrinde çeşitli tartışmalara ve görüş ayrılıklarına neden olmuştur. Nitekim bu hükmün Anayasanın 10. maddesinde koruma altına alınmış olan eşitlik ilkesine aykırı olduğu defalarca gündeme getirilmiş ve Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapılmak suretiyle kadınların hak arayışı mücadelesinin devam etmekte olduğu görülmüştür.

Bu süreçte gerek Yargıtay, gerek Anayasa Mahkemesi, gerekse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından ihlal kararları verilmiş olup başvurucular tarafından eşitlik ilkesini ihlal eden bu uygulamanın hukuka aykırı olduğu birçok kez ortaya konmuştur. En nihayetinde Anayasa Mahkemesi 2022/155 Esas, 2023/38 Karar sayılı  ve 22.02.2023 tarihli  kararıyla TMK madde 187 hükmünün Anayasa madde 10’da düzenlenmiş olan eşitlik ilkesini ihlal ettiği gerekçesiyle iptaline karar vermiştir. İlgili karar 28.04.2023 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanarak kesinleşmiştir ancak kararın Resmi Gazete’de yayınlandığı tarihten 9 ay sonra yürürlüğe gireceğine hükmedilmiştir. Kadının kocasının soyadını almasını öngören TMK madde 187 hükmün iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi kararı bugün itibariyle yani 28.01.2024 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

2.İlgili Kanun Hükümleri

 

a.Anayasa

Madde 10

Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.

Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz.

Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz.

Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.

Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.

Madde 17

Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”

Madde 20

Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.

Madde 41

“Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır.”

Madde 90/5

Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.

Madde 153

Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir. İptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamaz.

b.Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Ek Protokol 7

Madde 5

Eşler evlilikte, evlilik süresince ve evliliğin sona ermesi durumunda, kendi aralarında ve çocukları ile ilişkilerinde medeni haklar ve sorumluluklardan eşit şekilde yararlanırlar. Bu madde devletlerin çocuklar yararına gereken tedbirleri almalarını engellemez.”

c.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu

Madde 187(İptal edilen)

Kadın, evlenmekle kocasının soyadını alır; ancak evlendirme memuruna veya daha sonra nüfus idaresine yapacağı yazılı başvuruyla kocasının soyadı önünde önceki soyadını da kullanabilir. Daha önce iki soyadı kullanan kadın, bu haktan sadece bir soyadı için yararlanabilir.

Madde 321

Çocuk, ana ve baba evli ise ailenin soyadını taşır. Ancak, ana önceki evliliğinden dolayı çifte soyadı taşıyorsa çocuk onun bekârlık soyadını taşır.

d.2525 sayılı Soyadı Kanunu

Madde 1 

Her Türk öz adından başka soy adını da taşımağa mecburdur.

Madde 5

Mümeyyiz olan reşit soy adını seçmekte serbesttir.

e.5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu

Madde 7/1(c)

Her mahalle veya köy için ayrı aile kütüğü tutulur. Aile kütüklerinde aşağıdaki bilgiler bulunur:

.

.

c)Kişinin adı ve soyadı, cinsiyeti, baba ve ana adı ile soyadları, evli kadınların önceki soyadları..

3.Anayasa Mahkemesinin Kararı

 

Kişiliğin bir parçası olan soyadını taşımak yalnızca bir yükümlülük değil aynı zamanda Anayasa’nın 20. maddesi kapsamında bir hak niteliğindedir. Nitekim AİHM de anılan hakkın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8. maddesi kapsamında yer aldığını kabul etmiştir. Süreç içerisinde yapılan anayasal değişikliklerle hem kanun önünde eşitlik ilkesinin hayata geçirildiğinden söz edilebilmesi için kadın ve erkek eşitliğinin tam anlamıyla sağlanması gerektiği güçlü bir biçimde vurgulanmış hem de anayasa koyucunun eşitlik ilkesinin eşler arasındaki görünümüne verdiği önem açık bir şekilde ortaya konulmuştur. Bu itibarla evlenmeden önceki soyadının evlendikten sonra da kullanılması yönünden kadın ile erkeğin karşılaştırmaya müsait şekilde benzer durumda bulundukları sonucuna ulaşılmıştır. Erkek evlenmeden önceki soyadını evlendikten sonra da tek başına kullanabildiği hâlde kuralla kadının evlenmeden önceki soyadını evlendikten sonra ancak kocasının soyadının önünde kullanabileceği öngörüldüğünden karşılaştırmaya müsait şekilde benzer durumda olan eşler arasında cinsiyet temelinde farklı muamelenin yapıldığı açıktır.

Kadının evlenmeden önceki soyadını evlendikten sonra da kullanmasına izin verilmemesinin hak ihlaline yol açtığı ileri sürülmek suretiyle AİHM ve Anayasa Mahkemesine birçok bireysel başvuru yapılmıştır. Bu kapsamda AİHM kadının evlenmeden önceki soyadını tek başına kullanmasına izin verilmemesinin Sözleşme’nin 8. maddesi bağlamında 14. maddesini ihlal ettiğine karar vermiştir. Anayasa Mahkemesi ise uluslararası sözleşmelerin erkek ve kadının evlilik sonrasında soyadları bakımından eşit haklara sahip olmasını öngören hükümleri ile evli kadının kocasının soyadını kullanması zorunluluğunu öngören iç hukuk düzenlemelerinin aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle Anayasa’nın 90. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca uluslararası sözleşme hükümlerinin esas alınmasının gerektiğini, bu itibarla başvurucular hakkında 4721 sayılı Kanun’un 187. maddesinin uygulanmasının kanunilik ilkesiyle bağdaşmadığını ve ihlale yol açtığını belirtmiştir. Öte yandan kadının soyadına ilişkin davalarda önemli bir içtihat geliştiren Yargıtay da Anayasa Mahkemesi gibi kadının evlenmeden önceki soyadının kullanmasına izin verilmemesinden kaynaklanan uyuşmazlıkta Anayasa’nın 90. maddesinin beşinci fıkrası gereğince uluslararası sözleşme hükümlerinin uygulanması gerektiğini kabul etmiştir. Diğer yandan kadının erkekle eşit haklardan yararlanmasının öncelikle hukukun asli kaynağı olan kanunla güvence altına alınması ve bu güvenceyi hayata geçirebilecek idari uygulamaların geliştirilmesinin gerektiği, bu bağlamdaki yargısal içtihatların tek başına yeterli güvenceyi sağladığının kabul edilemeyeceği açıktır.

Benzer durumda olanlara farklı muamele yapılmasının nesnel ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığının veya farklı muamele öngörülebilmesinin hangi dereceye kadar mümkün olacağının değerlendirilmesinde kamu otoritelerinin belirli ölçüde takdir yetkisi bulunmaktadır. Cinsiyet temelli farklı muamele söz konusu olduğunda ise kamu makamlarının takdir yetkisi daralmaktadır. Ayrıca anayasa koyucunun eşitlik ilkesinin eşler arasındaki görünümüne verdiği önem gözetildiğinde eşler arasında cinsiyet temelli farklı muamele bağlamında kanun koyucunun son derece sınırlı bir takdir yetkisinin bulunduğu da açıktır.

Nüfus kayıtlarındaki karışıklığın önlenmesi ve soy bağının sağlıklı bir şekilde tespit edilmesinde kamu yararı bulunmaktadır. Ancak söz konusu kamu yararının sağlanmasının yegâne yolunun kadının evlendikten sonra kendi soyadını eşinin soyadının önünde kullanması olduğunu söylemek mümkün değildir. Bu nedenle nüfus kayıtlarının düzeni sağlama amacı, kuralla öngörülen farklı muamelenin makul nedeni olarak kabul edilemez. Ayrıca kadının evlendikten sonra kocasının soyadını almasının ailenin ortak bir soyadına sahip olmasını mümkün kılan tek seçenek olmadığı açıktır. Bu bağlamda eşlere içlerinden birinin soyadını veya bunun dışında bir adı ortak soyadı olarak belirleme imkânının tanınması ya da ortak soyadının eşlerin evlenmeden önceki soyadlarının birleşimden oluşacağının öngörülmesi de mümkündür. Kaldı ki ortak soyadının aile bağlarını korumanın zorunlu unsuru olduğunun, bu manada eşlerin ortak soyadı taşımamaları hâlinde aile bağlarının hiçbir şekilde korunamayacağının söylenmesi de zordur. Buna göre aile bağlarının korunup güçlendirilmesi amacının da kuralla öngörülen farklı muamelenin makul nedeni olarak kabul edilmesi mümkün değildir.

Bu değerlendirmeler ışığında, evlenmeden önceki soyadının evlendikten sonra da tek başına kullanılması bağlamında kadın ve erkek arasında kuralla öngörülen farklı muamelenin eşitlik ilkesini ihlal ettiği sonucuna ulaşılmıştır.

Hüküm

22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 187. maddesinin;

Birinci cümlesininAnayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Kadir ÖZKAYA, Muammer TOPAL, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, İrfan FİDAN ile Muhterem İNCE’nin karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, iptal hükmünün, Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince KARARIN RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK DOKUZ AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE OYBİRLİĞİYLE,

İkinci cümlesinin6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince İPTALİNE, iptal hükmünün, Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince KARARIN RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK DOKUZ AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE OYBİRLİĞİYLE,

22/2/2023 tarihinde karar verildi.

4.Anayasa Mahkemesinin İptal Kararının Sonuçları ve 8. Yargı Paketiyle Gelmesi Beklenen Yeni Düzenlemeler

 

Anayasa Mahkemesinin iptal kararının yürürlüğe girmesiyle birlikte TMK madde 187 hükmü mevzuattan kaldırılmıştır. İptal kararının kesinleşmesinden 9 ay sonra yürürlüğe girmesi yönünde hüküm kurulurken yasa koyucuya yeni bir düzenleme yapabilmesi adına zaman tanınması amaçlanmıştır. Ancak ne var ki TMK madde 187 hükmüne ilişkin yeni bir düzenleme henüz yürürlüğe girmemiştir. Anayasa Mahkemesi iptal kararıyla kadının kocasının soyadını almadan da evlilik birliği içerisinde kendi maddi ve manevi varlığını sürdürebileceğini öngörmüştür. Bu karar neticesiyle evlilik sonrasında kadının dava açmadan da kızlık soyadını kullanabilmesi amaçlanmıştır.

Şuan yürürlükte yeni bir düzenleme bulunmadığı için 29 Ocak 2024 itibariyle yeni evlenen kişiler bakımından yasal bir boşluk bulunmaktadır. Bu boşluğun 8. yargı paketiyle birlikte doldurulması beklenmektedir. 8. yargı paketi kapsamında TMK madde 187’nin ikinci cümlesinin “Kadının soyadı, kendi soyadı ile önceki kocasının soyadından oluşuyorsa, kadının bu soyadlarından sadece birisini evleneceği kocasının soyadının önünde kullanabilir.” şeklinde değiştirilmesi düzenlenmiştir. Bu düzenlemenin dayanağı olarak Anayasa’nın 41. maddesi esas alınmış ve evlilik sonrasında kadın ve erkeğin farklı soyadlarını kullanmasının aile yapısını olumsuz etkileyeceğinin ve böyle bir uygulamada kamu yararı bulunmadığının altı çizilmiştir.

Sonuç olarak kadının kocasının soyadını almasını öngören kural iptal edildiği üzere yeni bir düzenleme yapılana kadar 29 Ocak tarihi itibarı ile yasal bir boşluk bulunmaktadır. 8. Yargı paketinin meclisin onayından geçmesi halinde kadının kızlık soyadını veya önceki kocasının soyadını evleneceği kocasının soyadından önce kullanabilmesi mümkün olacaktır. Ancak kadının evlilik sonrasında sadece kızlık soyadını kullanabilmesini öngören bir düzenlemeye yer verilmemiştir.

 

Av. Yalçın TORUN

 

UYARI

Web sitemizde yayımlanan yukarıdaki yazılı metnin, eser sahipliği hakları Av.Yalçın TORUN’a aittir. Bu yazılı metin hak sahipliğinin tespiti amacıyla zaman içerikli elektronik imza ile muhafaza edilmektedir. Sitemizdeki yazılı metinler avukat meslektaşlarımız tarafından dilekçelerinde serbestçe kullanılabilir, fakat metinlerin tamamının, bir kısmının veya özetinin atıf yapılmaksızın başka web sitelerinde yayınlanmasına iznimiz yoktur.

Scroll to Top