KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI HAKKI İLE İNSAN HAKLARI ARASINDAKİ İLİŞKİ
GİRİŞ
Küreselleşen dünyada teknolojinin hızla gelişmesi, bireylerin kişisel verilerinin her an toplanabilir, işlenebilir ve yayılabilir hale gelmesine neden olmuştur. Bu durum, kişisel verilerin korunması hakkının insan hakları bağlamında değerlendirilmesini zorunlu kılmıştır. Kişisel verilerin korunması hakkı, bireyin özel hayatının gizliliği, mahremiyet hakkı ve insan onuruyla yakından ilişkilidir. Bu makalede, kişisel verilerin korunması hakkı ile insan hakları arasındaki ilişki, ulusal ve uluslararası hukuk metinleri ve akademik görüşler ışığında incelenecektir.
İNSAN HAKLARI KAVRAMI VE TEMEL NİTELİĞİ
İnsan hakları, bireyin sadece insan olmasından kaynaklanan, vazgeçilmez ve devredilmez haklardır. Bu haklar, başta Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirisi (1948) olmak üzere pek çok uluslararası belgede tanımlanmış ve koruma altına alınmıştır. Bildirinin 12. maddesine göre: “Hiç kimse özel hayatına, ailesine, konutuna ya da haberleşmesine keyfî olarak karışılamaz; şeref ve itibarna saldırılamaz. Herkesin bu tür saldırılara karşı hukuken korunma hakkı vardır.”
KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI HAKKI
Kişisel veri, belirli ya da belirlenebilir bir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgiyi ifade eder. Bu bilgiler, bireyin kimliği, yaşam tarzı, inancı, sağlığı, siyasi görüşü gibi hassas verileri de içerebilir. Bu nedenle kişisel verilerin korunması, bireyin mahremiyetinin ve insan onurunun korunması açısından hayati öneme sahiptir. Avrupa Konseyi’nin 108 sayılı “Kişisel Verilerin Otomatik Şekilde İşlenmesi Karşısında Bireylerin Korunmasına İlişkin Sözleşmesi” (1981), bu hakkı ilk kez uluslararası düzeyde tanımayan metinlerden biridir.
ANAYASAL VE ULUSAL HUKUKTA KİŞİSEL VERİLER
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 20. maddesine 2010 yılında eklenen fıkra ile kişisel verilerin korunması bir temel hak olarak anayasal güvence altına alınmıştır. 2016 yılında yürürlüğe giren 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) ise bu anayasal hakkın uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemiştir.
KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI HAKKININ İNSAN HAKLARI BOYUTU
Kişisel verilerin korunması hakkı, insan haklarının bir uzantısı değil, doğrudan doğruya bir parçasıdır. Bireyin kişisel verileri üzerindeki tasarruf hakkı, onun kendini gerçekleştirmesi, özgür bir birey olarak toplum içinde yer alabilmesi için gereklidir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), “S. ve Marper/Birleşik Krallık” kararında, biyometrik verilerin saklanmasını özel hayata müdahale olarak değerlendirmiş ve bu durumu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8. maddesi kapsamında ihlal olarak görmüştür.
SONUÇ
Sonuç olarak, kişisel verilerin korunması hakkı, sadece bireyin mahremiyetini değil, aynı zamanda onun insan olarak değerini, özerkliğini ve toplumsal yaşama katılma hakkını da güvence altına alır. Bu nedenle kişisel verilerin korunması hakkının, insan hakları rejimi içinde temel bir yer tuttuğu ve günümüz hukuk sistemlerinde bu hakkın etkin bir biçimde korunmasının gerekliliği açıktır.
KAYNAKÇA
- Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, madde 8
- Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi (1948)
- Avrupa Konseyi 108 sayılı Sözleşme (1981)
- 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu
- C. Anayasası, madde 20
- AİHM, S. ve Marper/Birleşik Krallık kararlı
- Özeren, M. (2022). “Kişisel Verilerin Korunması Hukuku ve İnsan Hakları.
Av.Yalçın TORUN
Uyarı; Web sitemizde yayımlanan yukarıdaki yazılı metnin, eser sahipliği hakları Av.Yalçın TORUN’a aittir. Bu yazılı metin hak sahipliğinin tespiti amacıyla zaman içerikli elektronik imza ile muhafaza edilmektedir. Sitemizdeki yazılı metinler avukat meslektaşlarımız tarafından dilekçelerinde serbestçe kullanılabilir, fakat metinlerin tamamının, bir kısmının veya özetinin atıf yapılmaksızın başka web sitelerinde yayınlanmasına iznimiz yoktur.
