Anayasa Mahkemesi’nin Manevi Tazminat Davalarında Yargılama Giderlerine İlişkin Kararı Ve Hukuki Sonuçları

 

Giriş

Anayasa Mahkemesi, 25.12.2024 Tarih ve 2024/29E. 2024/226K. sayılı kararı ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 326. maddesinin “Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır.” hükmünü içeren 2. fıkrasını manevi tazminat davaları yönünden iptal edilmesine ve kararın dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar vermiştir. Bu karar, bireylerin hak arama özgürlüğünü güçlendiren önemli bir gelişme olarak değerlendirilmektedir. 9 ay sonra manevi tazminat yönünden yürürlükten kaldırılacak olan hüküm, özellikle manevi tazminat taleplerinde davacının maddi yükümlülüğünü artırarak dava açma konusunda caydırıcı bir etkiye sahipti.

Bu yazıda, iptal edilen hükmün önceki uygulamalarını, iptalin gerekçelerini ve bundan sonraki süreci detaylı bir şekilde ele alacağız.

İptal Edilen Hüküm Öncesindeki Uygulama

Daha önce yürürlükte olan düzenleme kapsamında, manevi tazminat davalarında kısmen kabul ve kısmen red kararı verilmesi halinde, davacı kısmen reddedilen miktar için karşı tarafın avukatına vekalet ücreti ödemek zorunda kalıyordu. Bu durum, davacı açısından büyük mali yükler doğurabiliyor ve manevi zarara uğrayan bireylerin haklarını mahkemede aramalarını zorlaştırıyordu.

Örnek Uygulama:

  • Davacı, hakarete uğradığı gerekçesiyle 100.000 TL manevi tazminat talebiyle dava açıyordu. Mahkeme, tazminatın 50.000 TL’sini kabul edip, geri kalan 50.000 TL’yi reddediyordu. Davacı lehine hükmedilen 50.000 TL tazminat, karşı tarafın avukatına ödenmesi gereken vekalet ücreti nedeniyle etkisini kaybediyordu. Sonuç olarak, davacı hem haklı bulunduğu bir davada tazminat kazanmasına rağmen karşı vekalet ücreti ödemek zorunda kalıyordu. Ayrıca karşı vekalet ücreti icra yoluyla tahsil edilerek, icra masrafları ve faiz de eklenerek davacı için mali yük daha da artıyordu.

Bu sistemin en büyük problemi, davacının ne kadar tazminat kazanacağını önceden kestiremeyerek büyük bir mali riskle karşı karşıya kalmasıydı. Hak arama özgürlüğü açısından önemli bir engel teşkil eden bu durum, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir.

Anayasa Mahkemesi’nin Kararı ve Gerekçeleri

Anayasa Mahkemesi, “... manevi tazminat davasını açacak kişinin hâkimin hükmedeceği tazminat tutarını, başka bir ifadeyle davanın sonunda talebinin hangi oranda haklı bulunacağını öngörebilmesinin mümkün olmadığı ve tazminat miktarının hâkimin takdirine göre belirlendiği davalara ilişkin yargılama giderleri bakımından herhangi bir özel düzenlemenin de bulunmadığı gözetildiğinde kuralla mahkemeye erişim hakkına getirilen sınırlamanın ‘manevi tazminat davaları’ yönünden kanunilik şartını sağlamadığı sonucuna ulaşılması” gerekçesiyle iptal edilmesine karar vermiştir.

İptal Kararının Sonuçları ve Yeni Dönem

Bu iptal kararı, manevi tazminat davalarında ciddi değişikliklere yol açacaktır:

  • Davacı Tarafın Maddi Riski Azalacak: Artık davacı, davası kısmen reddedildiğinde karşı vekalet ücreti ödemek zorunda kalmayacak.
  • Manevi Tazminat Davalarında Artış: Maddi riskin ortadan kalkmasıyla birlikte, daha fazla kişi manevi zararları için mahkemeye başvurabilecek.
  • Avukatlık Ücretleri Peşin Alınacak: Önceki sistemde avukatlar, manevi tazminat davalarını ücretsiz üstlenerek karşı vekalet ücretine güvenmeleri gibi etik olmayan durumlar ortaya çıkıyordu. Yeni dönemde bu imkan kalktığından, avukatlar ücretlerini dava açmadan önce talep etmek zorunda kalacak.
  • Zamanaşımı Süreleri Dikkate Alınarak Yeni Davalar Açılabilir: Daha önce dava açmak isteyen ancak karşı vekalet ücreti nedeniyle tereddüt yaşayan kişiler, zamanaşımı süreleri içerisinde kalan hakaret, tehdit, yaralama gibi davaları açabilirler. Ceza davalarında en az 8 yıl olan zamanaşımı süresi nedeniyle geçmişte mağdur olan birçok kişi dava açma hakkını kullanabilecektir.

Sonuç

Anayasa Mahkemesi’nin bu iptal kararı, bireylerin hukuki güvencelerini artıran ve hak arama özgürlüğünü genişleten önemli bir adım olmuştur. Önceki uygulama, adaleti sağlamak yerine davacıları ekonomik baskı altına sokarak dava açma konusunda caydırıcı bir etki yaratıyordu. İptal kararıyla birlikte, manevi zarar gören bireylerin dava açma süreçlerinde önemli bir kolaylık sağlanmıştır.

Önümüzdeki dönemde, meclisin bu konuda yeni bir düzenleme yapma olasılığı bulunmaktadır. Ancak 9 ay içinde bir düzenleme yapılmasa bile mevcut iptal kararı yürürlüğe girdikten sonra, davacıların karşı vekalet ücreti ödeme zorunluluğu bulunmamaktadır. Bu durum, özellikle manevi tazminat taleplerinde adalete erişimi kolaylaştıracaktır.

Bu gelişmenin, hak kayıplarını önleme ve mağdurların adalet arayışlarını destekleme açısından önemli bir fırsat sunduğu söylenebilir. Bundan sonra manevi tazminat taleplerinde daha fazla başvuru yapılması ve bireylerin daha rahat haklarını arayabilmesi beklenmektedir.

Stj. Av. Ecren Zeynep SAZLI

Av. Yalçın TORUN 

Web sitemizde yayımlanan yukarıdaki yazılı metnin, eser sahipliği hakları Stj. Av. Ecren Zeynep SAZLI ve Av.Yalçın TORUN’a aittir. Bu yazılı metin hak sahipliğinin tespiti amacıyla zaman içerikli elektronik imza ile muhafaza edilmektedir. Sitemizdeki yazılı metinler avukat meslektaşlarımız tarafından dilekçelerinde serbestçe kullanılabilir, fakat metinlerin tamamının, bir kısmının veya özetinin atıf yapılmaksızın başka web sitelerinde yayınlanmasına iznimiz yoktur.

Scroll to Top
'); w.document.close(); w.print(); });$(document).ready(function() { init(); });})(jQuery);