Birleşmiş Milletlerin Kişisel Verilerin Korunmasına Yönelik Getirdiği Düzenlemeler

 

BİRLEŞMİŞ MİLLETLERİN KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASINA İLİŞKİN  GETİRDİĞİ DÜZENLEMELER

 

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi

.

            Bildirgedeki kişisel verilerin korunmasına yönelik düzenlemeye geçmeden önce bildirge hakkında kısa bir açıklama  düzenlemenin öneminin anlaşılması açısından  doğru olacaktır.  Birleşmiş Milletler Teşkilatı 2. Dünya Savaşında insanlığın yaşamış olduğu büyük yıkım ve acılar sonrasında, insanların bir daha aynı zararı görmemesi için kurulmuş olan, uluslararası bir kurumdur. BM tarafından yayımlanan bildirgenin temelindeki amacın,  savaş sırasında ortaya çıkan kötü durumlara ve insan haklarının çiğnenmesine karşı çıkış olduğu anlaşılmaktadır.  1948 Bildirgesinin  ön koşulları, bir yandan geçmişte yapılmış, ‘’barbar eylemler’’, yani bir süre önce olmuş savaş  ve milyonlarca kurbana yapılmış korkunç muameleler, diğer yanda ise , ‘’insanların özgür olacağı dünyanın gelişi’’ne duyulan özlemdir. Burada, kendisine yönelinen, bütün bunları yapmamış olan, dolayısıyla bunları yapmak istemeyecek düşmandır. Bildirge insanı, insanlık dışı muameleden kurtarma istemini dile getirir.   Bildirgenin başlığındaki bulunan ve diğer geleneksel bildirgelerde hemen hemen hiç bulunmayan ‘’evrensel’’ sözü  çok önemlidir.  Bildirgede  hakları yenenler -bunlar ister sosyal sınıflar, gruplar halklar vb azınlıklar olsun, ister tek tek kişiler olsun- kendileri için  evrensel bir düzen anlamına gelen özgürlük ve hak eşitliği isteminde bulunurlar.  Bu istemler, ister evrensel doğal hukuk,  ister aydınlanma geleneğinden buyana vicdanı da içeren  insanın doğuştan sahip olduğu  akıl olsun,  evrensel pozitif üstü bir temele dayandırılarak meşrulaştırılır.[1]

Bildirgede Mevcut Kişisel Verilerle İlgili Düzenleme

           BM İnsan Hakları Bildirgesinin 12. maddesi kişi mahremiyetinin korunmasına yönelik  düzenleme içermektedir. İlgili madde doğrudan kişisel verilerin korunmasına yönelik olmayıp,  özel hayatımn korunmasına yönelik bir düzenlemedir.  Bildirgenin 12. maddesi ‘’Hiç kimse özel hayatı, ailesi, meskeni veya yazışması hususlarında keyfi karışmalara, şeref ve şöhretine karşı tecavüzlere maruz kalamaz. Herkesin bu karışma ve tecavüzlere karşı kanun ile korunmağa hakkı vardır.’’ şeklindedir. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun kuruluşu sonrası gerçekleştirdiği 3. oturumunda  10/12/1948 Tarihli 217 (111)[2] sayılı kararıyla kabul edilen “İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin   Resmi Gazete ile yayınlanması ve yayımdan sonra okullarda ve diğer eğitim müesseselerinde okutulması ve yorumlanması ve bu bildirge hakkında radyo ve gazetelerde münasip neşriyatta bulunulmasına, Dışişleri Bakanlığının 28/03/1949 tarihli ve 36084/122 sayılı yazısı üzerine Bakanlar Kurulunun 6/4/1949 tarihli toplantısında karar verilmiştir. Bildirge 27.05.1949 tarih ve  7217 sayılı resmi gazetede yayımlanmıştır.

Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme

 

 B.M Evrensel İnsan Hakları bildirgesinden 18 yıl sonra  kabul edilen Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesinin    meydana gelme şartları ve Bildirge karşısındaki durumunun da  irdelenmesi  Kişisel verilerin korunmasına ilişkin sözleşmenin  ruhunu anlamamız açısından önemlidir.  1966 yılında Birleşmiş Milletler Teşkilatınca imza ve onaya açılan Sosyal Ekonomik ve Kültürel Haklar Sözleşmesi ile  Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi  mevcuttur. Sözleşmelerden Sosyal Ekonomik ve Kültürel Haklar Sözleşmesi  sosyalist ve komünist ideolojinin ifadesi olarak,  Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi ise  Batılı Liberal ideolojinin ifadesi olarak  anlaşılır ve yorumlanır.  1966 Yılında BM’in imzaya açtığı Sözleşmelerin koşulları bildirgeden farklıdır. Sözleşmelerde bütün halklar kendi kaderlerini kendileri belirleme hakkına sahiptir.  Oysa daha önce bildirgede ‘’bütün insanlar özgür ve onur ve haklar bakımından eşit doğarlar’’ denilmektedir. Oysa 966 Sözleşmelerinde kişinin haklarının yanında ödevlerinin de olduğu vurgulanmaktadır,  sözleşmelerin  başlangıcında söyle denir  ‘’ kişinin diğer kişilere ve üyesi olduğu topluluğa karşı ödevleri vardır ve sorumluluk taşır ‘’[3]

            BM  Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşmesinin 17. maddesinde ‘’ 1. Hiç kimsenin özel hayatına, ailesine, evine ya da haberleşmesine keyfi ya da yasadışı olarak müdahale edilemez; hiç kimsenin şeref ve itibarına yasal olmayan tecavüzlerde bulunulamaz. 2. Herkesin, bu gibi müdahalelere ya da tecavüzlere karşı yasalarca korunma hakkı vardır.’’ düzenlemesi mevcuttur. T.C Devleti Birleşmiş Milletler tarafından 16 Aralık 1966 tarihinde imzaya açılan bahse konu uluslararası Sözleşmeyi 15 Ağustos 2000 tarihinde New York’ta imzalamış ve 04.06.2003 tarihinde onaylamış,  25142 sayılı Resmi gazete ile 18.06.2003 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. B.M. İnsan Hakları Komitesi  1988 yılında  gerçekleştirdiği 32. oturumunda  17. maddede düzenlenen Özel Hayatın Gizliliğini aşağıdaki şekilde yorumlamıştır[4]. Maddeye göre hiç kimsenin özel hayatına, ailesine, evine ya da haberleşmesine keyfi ya da yasadışı olarak müdahale edilemez; hiç kimsenin şeref ve itibarına yasal olmayan tecavüzlerde bulunulamaz. Komite’ye göre, bu hak gerek Devlet otoriteleri, gerekse herhangi bir gerçek kişi veya tüzel kişiden kaynaklanan her tür müdahale ve saldırıya karşı koruma altına alınmalıdır. Maddeye göre taraf Devlet, bu hakka yönelik müdahale ve saldırıları yasaklama ve bu hakkı korumayı hedefleyen yasama tedbirlerini ve gerekli diğer tüm tedbirleri alma yükümlülüğü altındadır. ………….. Kamu otoritelerinin, özel kişi veya kurumların bilgisayarlarda, veri bankalarında veya benzeri cihazlarda kişisel bilgileri toplaması veya saklaması hukuki düzenlemeye tâbi olmalıdır. Devletler, bir kimsenin özel hayatına dair bilgilerin hukuken bu bilgilere sahip olma ve kullanma yetkisine sahip olmayanların eline geçmesini ve bu bilgilerin Sözleşme’nin amaçlarına aykırılık teşkil edecek şekilde kullanılmasını engellemek için etkili tedbirler almalıdır. Özel hayatın gizliliğinin en etkili şekilde korunabilmesi için, her birey kişisel dosyalarda veya veri tabanlarında kendisiyle ilgili bilgiler saklanmışsa bu bilgilerin ne tür bilgiler olduğunu ve ne amaçla saklandığını öğrenme hakkına sahiptir. Ayrıca, her birey hangi kamu otoritelerinin, özel kişilerin veya kurumların bu dosyaları kontrol altında tuttuğunu veya tutabileceğini öğrenebilmelidir.   Sözkonusu dosyaların, yanlış kişisel bilgilere yer vermesi halinde veya bu bilgilerin hukuka aykırı şekilde toplanması veya kullanılması halinde her birey düzeltme veya bilgilerin ortadan kaldırılmasını talep etme hakkına sahiptir[5].

BM 14 Aralık  1990 tarih ve 45/ sayılı  Bilgisayarlarda İşlenene Kişisel Verilere İlişkin Rehber İlkeler

            Bahse konu düzenleme ile B.M.   üye devletlerin ulusal mevzuatlarında gerçekleştirilmesi   gerekli olan minimum ilkeleri  belirlemiştir.  Bunlar,   kişisel verilerin hukuka ve dürüstlük kuralına uygun işlenmesini,  verilerin doğru olmasını ve verilerin doğruluğunun ve güncelliğinin  uygun aralıklarla kontrol edilmesini, verilerin özel amaca uygun  ve haklı işlenmesini, rıza gösterilen amaç için işlenmesini, amaca uygun miktarda toplanmasını, amaca uygun olan zaman süresi içerisinde muhafaza edilmesini, veri taşıyıcılarının kendileri hakkındaki kişisel verilere ulaşabilmesinin nasıl işlendiğini öğrenebilmesini, gereksiz hukuka aykırı ve doğru olmayan verilerin silinmesini ve düzeltilmesini isteyebilmesini, kanunda belirtilen istisna dışında ırksal veya etnik köken, renk, cinsel yaşam, siyasi görüşler, dini, felsefi ve diğer inançların yanı sıra üyelik hakkında bilgiler de dahil olmak üzere yasadışı veya keyfi ayrımcılığa yol açacak verilerin işlenememesini, iç hukuk sistemine göre yürürlüğe konulan bir yasada veya eşdeğer bir düzenlemede açıkça belirtilmesi şartıyla ve uygun güvencelerle  ulusal güvenliği, kamu düzenini, kamu sağlığı veya genel ahlakı  koruma amacıyla verilerin işlenebilmesini, yukarıda açıklanan  ilkelere hukuk sistemi ile getirilecek istisnaların İnsan Hakları Evrensel bildirgesinde bulunan düzenlemelere ve insan haklarının korunmasında ayrımcılık yasağına uygun olarak düzenlenmesini,  kişisel verileri doğal afet veya  kaza ile kayıp ve imhaya karşı ve yetkisiz kişilerin erişimi , hileli eylemlerle ele geçirilmesinin önlenmesine karşı gerekli emniyet tedbirlerinin alınmasını ,  her ülkenin kendi iç hukukuyla yukarıda belirtilen ilkelerin uygulanıp uygulanmadığını kontrol edecek bir  denetim sistemi kurmasını, bu denetimin bağımsız ve tarafsız bir otorite tarafından gerçekleştirilmesini,  yukarıda sayılan prensipleri uyulmadığında cezai ve diğer yaptırımların uygulanmasını, verilerin bir ülkeden başka bir ülkeye transferinde mahremiyetin korunması için  her ülkenin içerisinde yasal düzenlemelerle kişisel verilerin korunması için güvenceler sağlamasını,   salık veren ilkelerdir. [6].

          B.M. rehber ilkelerinin yerine getirilip getirilmediğini  denetlemek maksadıyla  üye ülkelerce bağımsız bir otoritenin kurulması sağlanmıştır. Rehber ilkeler bu konuda bağımsız tarafsız uluslararası bir organın kurulması açısından  önemlidir. Fakat BM Rehber ilkelerinin bağlayıcı olmayıp, tavsiye niteliğinde olması nedeniyle denetim organının  etkisinin çok da fazla olduğu kabul edilmemektedir. [7] Halen 193 üye si bulunan BM’ler örgütünün veri koruma konusunda daha etkin olması beklenmektedir[8]. BM Örgütü kendi organizasyonu içerinde çalışan personele uygulanacak Kişisel Verileri Koruma ve  Mahremiyet Prensiplerini 11 Ekim 2018 tarihinde belirlemiştir. Bahse konu  düzenlemeler 10 madde halinde sıralanmış olup   yukarıda saydığımız prensiplerle benzerdir[9].

 

[1] Alwın DIEMER, İnsan Haklarını Araştırmanın Amacı, İnsan Haklarının Felsefi Temelleri, Türkiye Felsefe Kurumu. s. 43-45

[2] http://research.un.org/en/docs/ga/quick/regular/3 ( ziyaret tarihi 25.04.2020)

[3] DIEMER, s. 43-45

[4] KÜZECİ. s.134

[5]https://insanhaklarimerkezi.bilgi.edu.tr/media/uploads/2016/05/05/BMde_Insan_Haklari_Yorumlari_1981_2006.pdf (24 Nisan 20120)

[6] https://www.refworld.org/docid/3ddcafaac.html

[7] AYÖZGER. s.65

[8] https://www.un.org/en/sections/about-un/overview/index.html (25  Nisan 2020)

[9] https://www.unsceb.org/CEBPublicFiles/UN-Principles-on-Personal-Data-Protection-Privacy-2018.pdf

 

Av.Yalçın TORUN

UYARI

Web sitemizde yayımlanan yukarıdaki yazılı metnin, eser sahipliği hakları Av.Yalçın TORUN’a aittir. Bu yazılı metin hak sahipliğinin tespiti amacıyla zaman içerikli elektronik imza ile muhafaza edilmektedir. Sitemizdeki yazılı metinler avukat meslektaşlarımız tarafından dilekçelerinde serbestçe kullanılabilir, fakat metinlerin tamamının, bir kısmının veya özetinin atıf yapılmaksızın başka web sitelerinde yayınlanmasına iznimiz yoktur.

Scroll to Top
Danışma ve Randevu
İçin Tıklayınız
');w.document.close();w.print();});$(document).ready(function(){init();});})(jQuery);