Anayasa Mahkemesi 2019/28641 başvuru nolu kararında “Başvuranın özel hayatına ilişkin kişisel verilerinin iddianamede paylaşılması ve kovuşturma sonucunda hakkında beraat kararı verilmesi neticesinde talep ettiği manevi tazminatın , işin esasına girilmeyerek süre aşımı nedeniyle reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi Kararının mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine” karar vermiştir.
Anayasa Mahkemesi 19.10.2022 tarihli 2019/28641 başvuru nolu kararında özetle; başvuran hakkında başsavcılık tarafından düzenlenen iddianamede, başvurucunun iş ve özel hayatına dair bazı ifadelere, açık ad ve soyadı bilgisine, ayrıca kimlik numarasına yer verilmiş yürütülen kovuşturma sonucunda beraat kararı verilerek karar 21/10/2016 tarihinde kesinleşmiştir. Başvuran Ağır Ceza Mahkemesinde özel hayatın ihlali ve gerekmediği halde kişisel verilerinin iddianamede paylaşılmış olması nedeniyle manevi tazminat talebinde bulunmuş ve mahkeme talebini kısmen kabul ederek 10.000 Tl tutarında manevi tazminat verilmesini hükmetmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi davanın iddianamenin kabul edildiği tarihten itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmamış olması nedeniyle ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak davanın reddine karar vermiştir. Sonrasında Anayasa Mahkemesine yapılan başvuruda Anayasa Mahkemesi konuyu mahkemeye erişim hakkı kapsamında incelenmiştir. Mahkeme somut olayda başvurucunun açtığı davanın süre aşımı gerekçesiyle reddedilmesi, böylece ileri sürülen hususların esasının incelenememesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkına bir müdahalede bulunulduğu yönünde tespitte bulunmuştur. Müdahalenin ihlal sonucunu doğurup doğurmadığı konusunu bir müdahale olup olmadığını tespit etmek için kanun tarafından öngörülüp öngörülmediği, haklı bir sebebe dayanıp dayanmadığı ve ölçülü olup olmadığı hususunda inceleme yapmıştır. Yaptığı incelemede özellikle başvuranın herhangi bir duruşmaya katılmamış olması ve kararın kendisine tebliğ edilmemiş olması hususlarını dikkate alarak “5271 sayılı Kanun’un 142. maddesinin (1) numaralı fıkrasında açıkça yer alan düzenlemeye göre ilgili kararın başvurucuya tebliğ edildiğine veya başvurucunun kendisiyle ilgili söz konusu ifadeleri yargısal süreç içinde öğrendiğine dair herhangi bir bilgi bulunmadığından Ceza Dairesinin dava açma süresinin başlangıcına ilişkin değerlendirmelerinin kanuni dayanağının bulunmadığı sonucuna varılmıştır.” gerekçesiyle Anayasa’nın 36. maddesinde güvenceye bağlanan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.
