NÜFUS HİZMETLERİ KANUNU KAPSAMINDA KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI

            5490 sayılı Nüfus Hizmetleri  Kanunu 29.04.2006 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Kanunun amacı 1. Maddesinde “kişinin doğumundan ölümüne kadar kişisel ve medeni durumuna, uyrukluğuna ve bunlarda meydana gelebilecek değişikliklere ait doğal ve hukuki olayların belirlenip saptanması, bu amaçla düzenlenmiş kütüklere yazılması, elektronik ortamda ulusal adres veri tabanının oluşturulması, nüfus kayıtları ile adres bilgilerinin ilişkilendirilmesini sağlamaktır.” şeklinde ifade edilmiştir. Kanunun 7. Maddesinde her mahalle veya köy için ayrı aile kütüğü tutulacağı ve bu aile kütüklerinde kişilere ilişkin kişisel verilerin bulunacağı düzenlenmiştir. Kanunda kişilerin aile kütüklerinde  bulunacak kişisel verileri sayma yöntemiyle belirlenmiştir. Aile kütüklerinde bulunacak kişisel verilerin; Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, kayıtlı bulunduğu il, ilçe, köy veya mahalle adı ile cilt, aile ve birey sıra numarası, kişinin adı ve soyadı, cinsiyeti, baba ve ana adı ile soyadları, evli kadınların önceki soyadları, doğum yeri ile gün, ay ve yıl olarak doğum tarihi ve kütüğe kayıt tarihi, evlenme, boşanma, soy bağının kurulması veya reddi, ölüm, vatandaşlığın kazanılması veya kaybedilmesi gibi kişisel durumda meydana gelen değişiklik veya yetkili makamlarca yapılan düzeltmeler,  dini, medeni hali, yerleşim yeri adresi, fotoğrafı,  biyometrik verisi,  velayete ve vesayete ilişkin bilgiler olduğu bu verilerden  T.C Kimlik numarası, yerleşim yeri adresi, fotoğrafı. biyometrik verisi,  velayete ve vesayete ilişkin bilgilerin  sadece elektronik ortamlarda tutulacağı düzenlenmiştir. Bahse Konu Hizmetleri Üzere İçişleri Bakanlığına Bağlı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü ve Genel Müdürlüğe bağlı İl nüfus ve vatandaşlık müdürlüklerince yerine getirilmektedir. Sistemi yürütmek üzere Genel Müdürlükçe elektronik ortamda tutulan verilerin  muhafaza edildiği Merkezi veri tabanı kurulmuş Merkezi veri tabanında tutulan kayıtların kurumlar ve kamu hizmeti sunan tüzel kişiler ile paylaşımını sağlayan Kimlik Paylaşımı Sistemi de oluşturularak  bilgilerin paylaşımı  olanaklı hale getirilmiştir.

            Nüfus Hizmetleri Kanununun Gizlilik başlıklı 9. maddesinde Nüfus kayıtları ve bu kayıtların tutulmasına dayanak olan belgeler gizli olduğu, bunların yetkili ve sorumlu memurlar ile teftiş ve denetim yetkisi olanlar dışında kimse tarafından görülüp incelenemeyeceği,  mahkemelerin bu hükmün dışında olduğu, bahse konu  bilgileri işleyen memurlar ve Kimlik Paylaşımı Sistemi kapsamında nüfus kayıtlarından faydalanan diğer görevlilerin de bu gizliliğe uymak zorunda oldukları,  bu yükümlülüğün, kamu görevlilerinin görevlerinden ayrılmalarından sonra da devam ettiği düzenlenmiştir.

            KVK Kanunun 2016 yılında kabulü ve yürürlüğe girmesi neticesinde 5490 sayılı Kanunun 45. Maddesinde 19.10.2017 tarihinde 7039 sayılı Kanun ile  değişiklik yapılmış ve kişisel verilerin korunmasına ilişkin KVK kanunu ile uyum sağlamaya çalışılmıştır. Nüfus Hizmetleri Kanununun “Kimlik Paylaşım Sisteminin Kullanılması” başlıklı  45/5 fıkrasına göre  “Genel Müdürlük, kişisel verilerin hukuka aykırı olarak işlenmesini, erişilmesini önlemek ve muhafazasını sağlamak amacıyla uygun güvenlik tedbirlerini alacak ve veri talebinde bulunan kurum ve kamu hizmeti sunan tüzel kişilerin de bu tedbirleri almasını takip edecektir.” [1] Kanunda 45/1’de (Kimlik Paylaşım Sistemi (KPS)   kapsamındaki bilgilerin bakanlıkça  kimlerle paylaşılabileceği düzenlenmiştir. Bakanlık, merkezi veri tabanında tutulan verileri Nüfus Hizmetleri Kanunun’da  belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde kurumlarla; kimlik verilerini, kamu hizmeti sunan tüzel kişilikler, Sigortacılık Kanunu çerçevesinde faaliyette bulunan sigorta ve emeklilik şirketleri, Bankacılık Kanunu çerçevesinde faaliyette bulunan bankalar, Risk Merkezi ve 5411 sayılı Kanunun 73 üncü maddesinin son fıkrası uyarınca bilgi paylaşımı amacıyla kurulmuş şirketler, Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu kapsamındaki finansal kiralama şirketleri ile finansman şirketleri ile,  yerleşim yeri ve diğer adres bilgilerini ise Bakanlıkça belirlenen adrese dayalı kamu hizmeti sunan kuruluşlar, Sigortacılık Kanunu çerçevesinde faaliyette bulunan sigorta ve emeklilik şirketleri, 5Bankacılık Kanunu çerçevesinde faaliyette bulunan bankalar, Risk Merkezi ve 5411 sayılı Kanunun 73 üncü maddesinin son fıkrası uyarınca bilgi paylaşımı amacıyla kurulmuş şirketler, Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu kapsamındaki finansal kiralama şirketleri ve finansman şirketleri ile paylaşmaktadır. İlgili kurum ve kuruluşlar kendi iş ve işlemlerine esas olmak üzere sadece ilgili kişilerin bilgilerini alabilecekler ve aldıkları bilgileri tanımlanmış hizmetlerin yerine getirilmesi dışında başka hiçbir amaçla kullanamayacaklardır.  Kanunun 45. Maddesi serbest piyasa ekonomisinde mal ve hizmet dolaşımını sağlamak için kişisel verilerin, sigorta ve emeklilik şirketleri, bankalar, risk merkezleri, finansal kiralama ve faktöring şirketleri ile paylaşılmasına rıza olmasa dahi olanak sağlayan bir düzenlemedir. Bahse konu düzenlemenin özel hayata saygı hakkıyla mal ve hizmet dolaşımının sağlanması arasında   dengenin kurulması açısından değerlendirmeye tabi tutulması gerektiğini düşünmekteyiz.

            Kanunun 45/2. Maddesinde “Veri paylaşımından yararlanacakları belirlemeye, paylaşımın kapsamına ve hangi yöntemle yapılacağına karar vermek üzere Genel Müdürlük bünyesinde Veri Paylaşımı Kurulu oluşturulur. Veri Paylaşımı Kurulunun çalışma usul ve esasları Bakanlıkça çıkarılan yönetmelikle belirlenir.” düzenlemesi mevcut olup, kişisel verilerden  yararlanacakları belirleme yetkisinin kurula verildiği görülmektedir. Oysa bu konu  anayasanın 20. Maddesinde belirlenen “Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde….işlenebileceği”  ve 13. maddesinde belirlenen “temel hak ve hürriyetlerin  özlerine dokunulmaksızın ……. ve ancak kanunla sınırlanabileceği”  ilkesine aykırılık oluşturduğunu düşünmekteyiz. 

            Kanunun 45. Maddesinde “Bu Kanun ile kurulan veri tabanlarının istatistik amaçlı kullanımında 10/11/2005 tarihli ve 5429 sayılı Türkiye İstatistik Kanunu hükümleri uygulanır.” düzenlemesi mevcut olup, yapılan atıf neticesinde Türkiye İstatistik Kanunu 9. Maddesinde mevcut “Kurum ve kuruluşlar, resmi istatistik üretiminde kullanılmak üzere, kendi görev alanları ile ilgili konularda topladıkları, işledikleri ve sakladıkları kayıt ve diğer veri dosyalarını ve her türlü harita ile uzaktan algılanmış veriyi, belirlenen süre içerisinde ücret talep etmeksizin Başkanlığa vermek veya kullanımına açmakla yükümlüdürler.” düzenlemesi gereği Türkiye İstatistik Kurumu ile paylaşılmaktadır.

  1. Nüfus Hizmetleri Kanunu

            5490 sayılı Nüfus Hizmetleri  Kanunu 29.04.2006 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Kanunun amacı 1. Maddesinde “kişinin doğumundan ölümüne kadar kişisel ve medeni durumuna, uyrukluğuna ve bunlarda meydana gelebilecek değişikliklere ait doğal ve hukuki olayların belirlenip saptanması, bu amaçla düzenlenmiş kütüklere yazılması, elektronik ortamda ulusal adres veri tabanının oluşturulması, nüfus kayıtları ile adres bilgilerinin ilişkilendirilmesini sağlamaktır.” şeklinde ifade edilmiştir. Kanunun 7. Maddesinde her mahalle veya köy için ayrı aile kütüğü tutulacağı ve bu aile kütüklerinde kişilere ilişkin kişisel verilerin bulunacağı düzenlenmiştir. Kanunda kişilerin aile kütüklerinde  bulunacak kişisel verileri sayma yöntemiyle belirlenmiştir. Aile kütüklerinde bulunacak kişisel verilerin; Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, kayıtlı bulunduğu il, ilçe, köy veya mahalle adı ile cilt, aile ve birey sıra numarası, kişinin adı ve soyadı, cinsiyeti, baba ve ana adı ile soyadları, evli kadınların önceki soyadları, doğum yeri ile gün, ay ve yıl olarak doğum tarihi ve kütüğe kayıt tarihi, evlenme, boşanma, soy bağının kurulması veya reddi, ölüm, vatandaşlığın kazanılması veya kaybedilmesi gibi kişisel durumda meydana gelen değişiklik veya yetkili makamlarca yapılan düzeltmeler,  dini, medeni hali, yerleşim yeri adresi, fotoğrafı,  biyometrik verisi,  velayete ve vesayete ilişkin bilgiler olduğu bu verilerden  T.C Kimlik numarası, yerleşim yeri adresi, fotoğrafı. biyometrik verisi,  velayete ve vesayete ilişkin bilgilerin  sadece elektronik ortamlarda tutulacağı düzenlenmiştir. Bahse Konu Hizmetleri Üzere İçişleri Bakanlığına Bağlı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü ve Genel Müdürlüğe bağlı İl nüfus ve vatandaşlık müdürlüklerince yerine getirilmektedir. Sistemi yürütmek üzere Genel Müdürlükçe elektronik ortamda tutulan verilerin  muhafaza edildiği Merkezi veri tabanı kurulmuş Merkezi veri tabanında tutulan kayıtların kurumlar ve kamu hizmeti sunan tüzel kişiler ile paylaşımını sağlayan Kimlik Paylaşımı Sistemi de oluşturularak  bilgilerin paylaşımı  olanaklı hale getirilmiştir.

            Nüfus Hizmetleri Kanununun Gizlilik başlıklı 9. maddesinde Nüfus kayıtları ve bu kayıtların tutulmasına dayanak olan belgeler gizli olduğu, bunların yetkili ve sorumlu memurlar ile teftiş ve denetim yetkisi olanlar dışında kimse tarafından görülüp incelenemeyeceği,  mahkemelerin bu hükmün dışında olduğu, bahse konu  bilgileri işleyen memurlar ve Kimlik Paylaşımı Sistemi kapsamında nüfus kayıtlarından faydalanan diğer görevlilerin de bu gizliliğe uymak zorunda oldukları,  bu yükümlülüğün, kamu görevlilerinin görevlerinden ayrılmalarından sonra da devam ettiği düzenlenmiştir.

            KVK Kanunun 2016 yılında kabulü ve yürürlüğe girmesi neticesinde 5490 sayılı Kanunun 45. Maddesinde 19.10.2017 tarihinde 7039 sayılı Kanun ile  değişiklik yapılmış ve kişisel verilerin korunmasına ilişkin KVK kanunu ile uyum sağlamaya çalışılmıştır. Nüfus Hizmetleri Kanununun “Kimlik Paylaşım Sisteminin Kullanılması” başlıklı  45/5 fıkrasına göre  “Genel Müdürlük, kişisel verilerin hukuka aykırı olarak işlenmesini, erişilmesini önlemek ve muhafazasını sağlamak amacıyla uygun güvenlik tedbirlerini alacak ve veri talebinde bulunan kurum ve kamu hizmeti sunan tüzel kişilerin de bu tedbirleri almasını takip edecektir.” [2] Kanunda 45/1’de (Kimlik Paylaşım Sistemi (KPS)   kapsamındaki bilgilerin bakanlıkça  kimlerle paylaşılabileceği düzenlenmiştir. Bakanlık, merkezi veri tabanında tutulan verileri Nüfus Hizmetleri Kanunun’da  belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde kurumlarla; kimlik verilerini, kamu hizmeti sunan tüzel kişilikler, Sigortacılık Kanunu çerçevesinde faaliyette bulunan sigorta ve emeklilik şirketleri, Bankacılık Kanunu çerçevesinde faaliyette bulunan bankalar, Risk Merkezi ve 5411 sayılı Kanunun 73 üncü maddesinin son fıkrası uyarınca bilgi paylaşımı amacıyla kurulmuş şirketler, Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu kapsamındaki finansal kiralama şirketleri ile finansman şirketleri ile,  yerleşim yeri ve diğer adres bilgilerini ise Bakanlıkça belirlenen adrese dayalı kamu hizmeti sunan kuruluşlar, Sigortacılık Kanunu çerçevesinde faaliyette bulunan sigorta ve emeklilik şirketleri, 5Bankacılık Kanunu çerçevesinde faaliyette bulunan bankalar, Risk Merkezi ve 5411 sayılı Kanunun 73 üncü maddesinin son fıkrası uyarınca bilgi paylaşımı amacıyla kurulmuş şirketler, Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu kapsamındaki finansal kiralama şirketleri ve finansman şirketleri ile paylaşmaktadır. İlgili kurum ve kuruluşlar kendi iş ve işlemlerine esas olmak üzere sadece ilgili kişilerin bilgilerini alabilecekler ve aldıkları bilgileri tanımlanmış hizmetlerin yerine getirilmesi dışında başka hiçbir amaçla kullanamayacaklardır.  Kanunun 45. Maddesi serbest piyasa ekonomisinde mal ve hizmet dolaşımını sağlamak için kişisel verilerin, sigorta ve emeklilik şirketleri, bankalar, risk merkezleri, finansal kiralama ve faktöring şirketleri ile paylaşılmasına rıza olmasa dahi olanak sağlayan bir düzenlemedir. Bahse konu düzenlemenin özel hayata saygı hakkıyla mal ve hizmet dolaşımının sağlanması arasında   dengenin kurulması açısından değerlendirmeye tabi tutulması gerektiğini düşünmekteyiz.

            Kanunun 45/2. Maddesinde “Veri paylaşımından yararlanacakları belirlemeye, paylaşımın kapsamına ve hangi yöntemle yapılacağına karar vermek üzere Genel Müdürlük bünyesinde Veri Paylaşımı Kurulu oluşturulur. Veri Paylaşımı Kurulunun çalışma usul ve esasları Bakanlıkça çıkarılan yönetmelikle belirlenir.” düzenlemesi mevcut olup, kişisel verilerden  yararlanacakları belirleme yetkisinin kurula verildiği görülmektedir. Oysa bu konu  anayasanın 20. Maddesinde belirlenen “Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde….işlenebileceği”  ve 13. maddesinde belirlenen “temel hak ve hürriyetlerin  özlerine dokunulmaksızın ……. ve ancak kanunla sınırlanabileceği”  ilkesine aykırılık oluşturduğunu düşünmekteyiz. 

            Kanunun 45. Maddesinde “Bu Kanun ile kurulan veri tabanlarının istatistik amaçlı kullanımında 10/11/2005 tarihli ve 5429 sayılı Türkiye İstatistik Kanunu hükümleri uygulanır.” düzenlemesi mevcut olup, yapılan atıf neticesinde Türkiye İstatistik Kanunu 9. Maddesinde mevcut “Kurum ve kuruluşlar, resmi istatistik üretiminde kullanılmak üzere, kendi görev alanları ile ilgili konularda topladıkları, işledikleri ve sakladıkları kayıt ve diğer veri dosyalarını ve her türlü harita ile uzaktan algılanmış veriyi, belirlenen süre içerisinde ücret talep etmeksizin Başkanlığa vermek veya kullanımına açmakla yükümlüdürler.” düzenlemesi gereği Türkiye İstatistik Kurumu ile paylaşılmaktadır.

2.Adli Sicil Kanunu

            5352 sayılı Adlî Sicil Kanunu 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Kanunun amacı, kesinleşmiş ceza ve güvenlik tedbirlerine mahkûmiyete ilişkin bilgilerin otomatik işleme tâbi bir sistem kullanılarak toplanmasına, sınıflandırılmasına, değerlendirilmesine, muhafaza edilmesine ve gerektiğinde en seri ve sağlıklı biçimde ilgililere bildirilmesine dair usul ve esasları belirlemektir. Türk vatandaşları ile Türkiye’de suç işlemiş olan yabancıların kayıtları da dahil kişisel veri niteliğindeki tüm adlî sicil bilgileri Adalet Bakanlığı Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğündeki Merkezî Adlî Sicilde tutulmaktadır.   Adlî sicile kaydedilecek bilgiler,  kesinleşmiş hapis cezaları, cezaların ertelenmesine ilişkin veriler, adli para cezaları, kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar, belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma,  ceza mahkûmiyetini bütün sonuçlarıyla ortadan kaldıran şikayetten vazgeçme veya etkin pişmanlık dolayısıyla verilen karar, ceza zamanaşımının dolduğunun tespitine ilişkin karar, genel veya özel affa ilişkin kanun; özel affa ilişkin Cumhurbaşkanlığı kararı, Askerî Ceza Kanununa göre verilmiş ferî cezalar, akıl hastalığı nedeniyle hükmedilen güvenlik tedbirlerine ilişkin kararlardır. Disiplin cezaları ile idari para cezaları bu sisteme kaydedilmemektedir. Kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak mahkeme, hâkim veya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenmesi halinde verilmek üzere kaydedilir.

            Adli sicil kayıtları değişik mevzuat tarafından yapılan düzenlemelerle  sıkça kullanılmaktadır. Devlet memurluğuna girişte, belli kamu görevine kabul edilmekte, ceza adalet sisteminde tekerrür hükümlerinin uygulanmasında, seçimlerde adayların niteliklerinin belirlenmesinde, silah ruhsat işlemlerinde vb durumlarda  başvurulan bir sistemdir.  Adlî sicil bilgileri, kullanılış amacı belirtilmek suretiyle, ilgili kişiye veya vekâletnamede açıkça belirtilmek koşuluyla vekiline, kamu kurum ve kuruluşlarına, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına, mahalli adlî sicillerde Cumhuriyet başsavcılıklarınca, kaymakamlıklarca, yurt dışında elçilik ve konsolosluklarca merkezî adlî sicilde ise Adalet Bakanlığı Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce verilmektedir.  Adlî sicildeki bilgileri, cezanın veya güvenlik tedbirinin infazının tamamlanması, ceza mahkûmiyetini bütün sonuçlarıyla ortadan kaldıran şikayetten vazgeçme veya etkin pişmanlık, ceza zamanaşımının dolması, genel af, halinde Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce silinerek, arşiv kaydına alınmaktadır.

Arşiv bilgileri   kullanılış amacı belirtilmek suretiyle, kişinin kendisi veya vekâletnamede açıkça belirtilmiş olmak koşuluyla vekili, bir soruşturma veya kovuşturma kapsamında Cumhuriyet başsavcılıkları, hâkim veya mahkemeler, yetkili seçim kurulları, özel kanunlarda gösterilen hallerde ilgili kamu kurum ve kuruluşları tarafından istenilmektedir.  Kanunda açıkça belirtilmediği takdirde, kişi hakkında alınacak bir karar veya yapılacak bir işlemle ilgili olarak, bir yakınının adlî sicil ve arşiv kayıtları istenemez ve bu bilgiler, kişiyi herhangi bir haktan yoksun bırakmak için dayanak olarak kullanılamaz. Onsekiz yaşından küçüklerle ilgili adlî sicil ve arşiv kayıtları; ancak soruşturma ve kovuşturma kapsamında değerlendirilmek üzere Cumhuriyet başsavcılıkları, hâkim veya mahkemelerce istenebilir.

           

            Kanunun Adlî sicil ve arşiv bilgilerinin gizliliği başlıklı 11. Maddesinde “Adlî sicil ve arşiv bilgileri gizlidir. Bu bilgiler, görevlilerce açıklanamaz ve bu Kanun hükümlerine göre verilen kişi, kurum ve kuruluşlarca veriliş amacı dışında kullanılamaz.” hükmü mevcuttur. 

Kanunun 12. maddesi aşağıdadır. 

“1) Arşiv bilgileri;

a) İlgilinin ölümü üzerine,

 b) Anayasanın 76 ncı maddesi ile Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunlarda bir hak yoksunluğuna neden olan mahkûmiyetler bakımından kaydın arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren;

        1. Yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınması koşuluyla onbeş yıl geçmesiyle,

        2. Yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınması koşulu aranmaksızın otuz yıl geçmesiyle,

c) Diğer mahkûmiyetler bakımından kaydın arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren beş yıl geçmesiyle, tamamen silinir.

2) Fiilin kanunla suç olmaktan çıkarılması halinde, bu suçtan mahkûmiyete ilişkin adlî sicil ve arşiv kayıtları, talep aranmaksızın tamamen silinir.

(3) Kanun yararına bozma veya yargılamanın yenilenmesi sonucunda verilen beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararının kesinleşmesi halinde, önceki mahkûmiyet kararına ilişkin adlî sicil ve arşiv kaydı tamamen silinir.

(4) Akıl hastalığı nedeniyle hükmedilen güvenlik tedbirlerine ilişkin kayıtlar, infazının tamamlanmasıyla tamamen silinir.”

Kanunun 13. Maddesine göre bir suça ilişkin soruşturma ve kovuşturma kapsamında adlî sicil ve arşiv kayıtlarında; mahkeme, hâkim ve Cumhuriyet Başsavcılığı doğrudan doğruya, kolluk ve diğer kamu kurum ve kuruluşları Adalet Bakanının onayı ile, sorgulama yapabilirler. Kamu kurum ve kuruluşları, mevzuatın adli sicil ve arşiv kaydı alınmasını öngördüğü hallerde, Adalet Bakanlığının belirleyeceği usul ve esaslar çerçevesinde ilgili kişiler hakkında adli sicil ve arşiv kayıtlarında sorgulama yapabilirler. Gerçek kişiler de kendileriyle ilgili adli sicil ve arşiv kayıtlarını, Adalet Bakanlığının belirleyeceği usul ve esaslar çerçevesinde ve güvenli kimlik doğrulama araçlarını kullanarak sorgulayabilir, sonucu fiziki veya elektronik ortamda merciine verebilirler.


[1] Berrak YILMAZ, Türk Anayasa Mahkemesi Ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararları Işığında Kişisel Verilerin Korunması, 2019 doktora tezi ,Hacettepe  Üniversitesi, s.261

[2] Berrak YILMAZ, Türk Anayasa Mahkemesi Ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararları Işığında Kişisel Verilerin Korunması, 2019 doktora tezi ,Hacettepe  Üniversitesi, s.261

UYARI
Yayımlanan metinlerin, eser sahipliği hakları Av. Yalçın TORUN’a aittir. Bu yazılı metinler hak sahipliğinin tespiti amacıyla zaman içerikli elektronik imza ile muhafaza edilmektedir. Yazılı metinler avukat meslektaşlarımız tarafından dilekçelerinde serbestçe kullanılabilir, fakat metinlerin tamamının, bir kısmının veya özetinin atıf yapılmaksızın başka basılı eserlerde ve web sitelerinde yayınlanmasına iznimiz yoktur.
Av. Yalçın TORUN

[1] Berrak YILMAZ, Türk Anayasa Mahkemesi Ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararları Işığında Kişisel Verilerin Korunması, 2019 doktora tezi ,Hacettepe  Üniversitesi, s.261

Scroll to Top
Danışma ve Randevu
İçin Tıklayınız
');w.document.close();w.print();});$(document).ready(function(){init();});})(jQuery);