KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI KANUNUNDA KABAHATLERE KARŞI UYGULANAN YAPTIRIMLAR VE YAPTIRIMLARA KARŞI HUKUKİ ÇARELER
1.Genel
Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun 18. maddesinde yukarıda belirtilen kabahatlerden aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmeyen veri sorumlularına 5.000 Türk lirasından 100.000 Türk lirasına kadar, veri güvenliğine ilişkin yükümlülükleri yerine getirmeyen veri sorumlularına 15.000 Türk lirasından 1.000.000 Türk lirasına kadar, Kurul tarafından verilen kararları yerine getirmeyen veri sorumlularına 25.000 Türk lirasından 1.000.000 Türk lirasına kadar, Veri Sorumluları Siciline kayıt ve bildirim yükümlülüğüne aykırı hareket eden veri sorumlularına 20.000 Türk lirasından 1.000.000 Türk lirasına kadar, idari para cezası verileceği düzenlenmiştir. İdari para cezalarında alt sınır ve üst sınırın arasındaki miktar çok fazla olduğu görülmektedir. Bu kapsamda , idari para cezasının miktarı belirlenirken işlenen kabahatin haksızlık içeriği ile veri sorumlusunun ekonomik durumu ve kusuru birlikte göz önünde bulundurulacaktır. . Kabahatler Kanunun 17. Maddesi gereği idari para cezaları kanun yoluna başvurmadan önce ödeyen kişiden bunun dörtte üçü tahsil edilecektir. Peşin ödeme, kişinin bu karara karşı kanun yoluna başvurma hakkını etkilemeyecektir. Veri sorumlusunun ekonomik durumunun müsait olmaması halinde, idari para cezasının, ilk taksitinin peşin ödenmesi koşuluyla, bir yıl içinde ve dört eşit taksit halinde ödenmesine karar verilebilecek ve taksitlerin zamanında ve tam olarak ödenmemesi halinde, idari para cezasının kalan kısmının tamamı tahsil edilecektir.
2.Yaptırımlara Karşı Hukuki Çareler
KVK Kurulu tarafından verilen idari para cezaları, Anayasamızın 125. Maddesinde mevcut bulunan “İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır. “ düzenlemesi gereği yargısal denetime tabidir. Yargı denetimine tabi olacağı yönünde kuşku bulunmayan idari yaptırımlara karşı, denetimin idari yargıda mı yoksa adli yargıda mı gerçekleşeceği konusu önem arz etmektedir. 6698 sayılı Kanuna ilişkin kanun tasarısının 18. maddesi 4. fıkrasında “İlgililer Kurulca verilen idari yaptırım kararlarına karşı idare mahkemelerinde dava açabilirler “ düzenlemesi mevcutken, bahse konu 4. fıkra alt komisyon tarafından kanun tasarısının metninden çıkarılmış ve çıkarılma gerekçesi “tasarının 18’inci maddesinin dördüncü fıkrası, maddede düzenlenen kabahatler hakkında uygulanacak yaptırımlar hakkında idare mahkemelerinde dava açma usulünden vazgeçilmesi ve bu konuda 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanununun benimsediği usulün uygulanması amacıyla metinden çıkarılmış ve madde yapılan değişiklik doğrultusunda kabul edilmiştir” şeklinde beyan edilmiştir. Kabahatlere ve kabahatler için uygulanacak idari yaptırımları düzenleyen İdari yaptırımlara ilişkin 5326 Sayılı Kabahatler Kanunun Genel kanun niteliği başlıklı 3. maddesinde “(1) Bu Kanunun; a) İdarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümleri, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde, b) Diğer genel hükümleri, idarî para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında, uygulanır” düzenlemesi bulunmaktadır. KVKK’da idari yaptırımlara karşı idari yargı yoluna gidileceğine ilişkin özel bir hüküm bulunmamaktadır. Bu durumda yargısal denetim adli yargıda ve 5326 sayılı Kabahatler Kanununda belirlenen usul ve esaslara göre yapılacaktır. 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 27. maddesi 1. fıkrasında “ (1) İdari para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin idari yaptırım kararına karşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde, sulh ceza mahkemesine başvurulabilir. Bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması halinde idari yaptırım kararı kesinleşir.” düzenlemesi mevcuttur. 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanuna eklenen Ek Madde 1 ile “Kanunlarda sulh ceza mahkemesi veya sulh ceza hakimine yapılan atıflardan, idari yaptırım kararlarına karşı yapılan başvurulara, ……ve kanunlarda sulh ceza mahkemesince veya hakimince verilmesi öngörülen karar veya işlemlere ilişkin olanlar sulh ceza hakimine,…….yapılmış sayılır” düzenlemesi gereği sulh ceza hakimlikleri yetkili kılınmıştır. Fakat 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 27. maddesinde idari yaptırım kararının verildiği işlem kapsamında aynı kişi ile ilgili olarak idari yargının görev alanına giren kararların da verilmiş olması halinde; idari yaptırım kararına ilişkin hukuka aykırılık iddiaları bu işlemin iptali talebiyle birlikte idari yargı merciinde görüleceği de düzenlenmiştir. İdari para cezası ile birlikte sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilmesi durumunda idari yargı görevli olacaktır[1]. İdari para cezası kesinleşmeden idarece para cezasının tahsiline yönelik ödeme emri düzenlenmesi durumunda kesinleşmeyen idari para cezasının tahsiline yönelik ödeme emrinin iptali istemiyle idari yargıda iptal davası açılabilecektir[2].
Av.Yalçın TORUN
[1] Danıştay 15. D. 2015/7832 E ve 2016/217 K sayılı kararı “Trafik idari para cezalarından doğan uyuşmazlıklarda görevli mahkemeler 5326 sayılı Kanunun 27/1 maddesi hükmü uyarınca sulh ceza mahkemeleri olmakla birlikte, gerek 2918, gerekse 5326 sayılı Kanun hükümleri göz önüne alındığında; bir idari işlem olan sürücü belgesinin geri alınmasına ilişkin işlemlerden doğan uyuşmazlıklarda görevli mahkemelerin idari yargı mercii olduğu tartışmasız olup, 5326 sayılı Kanunun 27/8 maddesinde yer alan “idari yaptırım kararının verildiği işlem kapsamında aynı kişi ile ilgili olarak idari yargının görev alanına giren kararların da verilmiş olması halinde, idari yaptırım kararına ilişkin hukuka aykırılık iddialarının bu işlemin iptal talebiyle birlikte idari yargı merciinde görüleceği” düzenlemesi uyarınca da dava konusu işlemlerden doğan uyuşmazlıkta İdare Mahkemesince işin esası incelenerek bir karar verilmesi gerekirken, uyuşmazlığın görüm ve çözümünde sulh ceza mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar verilmesinde hukuka uyarlık görülmemiştir.”
[2] Danıştay 8. D 2014/1807 E ve 2014/6582 K sayılı Kararı
UYARI
Web sitemizde yayımlanan yukarıdaki yazılı metnin, eser sahipliği hakları Av.Yalçın TORUN’a aittir. Bu yazılı metin hak sahipliğinin tespiti amacıyla zaman içerikli elektronik imza ile muhafaza edilmektedir. Sitemizdeki yazılı metinler avukat meslektaşlarımız tarafından dilekçelerinde serbestçe kullanılabilir, fakat metinlerin tamamının, bir kısmının veya özetinin atıf yapılmaksızın başka web sitelerinde yayınlanmasına iznimiz yoktur.
