Adli Yardım Talebi Mahkemece Yeterli İnceleme Yapılmadan Reddedilemez 

 

Anayasa Mahkemesinin  04.11.2025 tarihli ve 2022/5097 başvuru numaralı Serdar Tuzluca kararı

1. GİRİŞ

Bu karar özeti, Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü tarafından verilen 2022/5097 başvuru numaralı kararın anayasal incelemesini içermektedir. Başvuru, cismani zarar nedeniyle açılan tazminat davasında adli yardım talebinin reddedilmesi sebebiyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. OLAYIN ARKA PLANI

Başvurucu, uğradığı cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat davası açmış ve dava harç ve giderlerini karşılayamayacağı gerekçesiyle adli yardım talebinde bulunmuştur.

İstanbul 18. Asliye Hukuk Mahkemesi, başvurucunun sigortalı olarak çalıştığı ve ödeme gücünden yoksun olduğunu kanıtlayacak yeterli belge sunmadığı gerekçesiyle adli yardım talebini reddetmiştir. Başvurucu, aktif SGK kaydının bulunmadığını ve gözünden yaralanması nedeniyle çalışma gücünü kaybettiğini belirterek karara itiraz etmiştir.

İtiraz mercii olan İstanbul 19. Asliye Hukuk Mahkemesi, başvurucunun aktif SGK kaydı bulunmamakla birlikte Gelir İdaresi Başkanlığında aktif mükellef kaydı bulunduğunu belirterek itirazı kesin olarak reddetmiştir.

Başvurucu bunun üzerine bireysel başvuruda bulunmuştur.

3. HUKUKİ SORUN

Adli yardım talebinin, başvurucunun sunduğu mali durum belgeleri yeterince değerlendirilmeden reddedilmesi, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkını ihlal eder mi?

 4. HUKUKİ DEĞERLENDİRME

  • Müdahalenin Varlığı

Mahkeme, adli yardım talebinin reddedilmesinin, dava harç ve giderlerinin baştan ödenmesini gerektirdiğini ve bu durumun mahkemeye erişim hakkına müdahale teşkil ettiğini kabul etmiştir.

  •  Kanunilik ve Meşru Amaç

Ret kararı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 334 ve devamı maddelerine dayanmaktadır. Bu nedenle müdahalenin kanuni dayanağı bulunmaktadır.

Harç ve yargılama gideri yükümlülüğünün, gereksiz dava açılmasını önleme ve yargı sisteminin etkin işlemesini sağlama amacına yönelik olduğu, dolayısıyla meşru bir amaca dayandığı değerlendirilmiştir.

  •  Ölçülülük İncelemesi

Anayasa Mahkemesi ölçülülük incelemesinde özellikle şu hususlara vurgu yapmıştır:

  • Adli yardım kurumu, ödeme gücü olmayan kişilerin mahkemeye erişimini güvence altına almak için öngörülmüştür.
  • Başvurucu; mal varlığı bulunmadığını, gelir getirici bir işte çalışmadığını ve çalışma gücünü kaybettiğini belirterek taşınmaz ve taşınır kaydı olmadığına dair belgeler ile SGK hizmet dökümünü sunmuştur.
  • Mahkemeler, başvurucunun sunduğu belgeleri bütüncül biçimde değerlendirmemiştir.
  • Sadece aktif vergi mükellefi kaydının bulunması gerekçe gösterilerek adli yardım talebinin reddedilmesi yeterli ve ikna edici bir değerlendirme olarak görülmemiştir.

Mahkeme, başvurucunun gerçek ödeme gücü araştırılmadan ve sunduğu belgeler birlikte değerlendirilmeden verilen ret kararının orantısız bir müdahale oluşturduğunu tespit etmiştir.

Sonuç olarak müdahalenin ölçülü olmadığı ve başvurucuya aşırı bir külfet yüklediği değerlendirilmiştir.

5. MAHKEMENİN KARARI

Anayasa Mahkemesi;

  • Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine,
  • İhlalin sonuçlarının giderilmesi için yeniden yargılama yapılmasına,
  • Manevi tazminat talebinin reddine,
  • 40.000 TL vekâlet ücretinin başvurucuya ödenmesine

oybirliğiyle karar vermiştir.

6. KARARIN HUKUKİ ÖNEMİ

Bu karar, özellikle şu yönlerden önem taşımaktadır:

  • Adli yardımın anayasal güvencesi: Adli yardım talebinin değerlendirilmesinde şekli değil maddi gerçekliğe dayalı inceleme yapılması gerektiği vurgulanmıştır.
  • Mahkemeye erişim hakkının etkin korunması: Ekonomik yetersizlik nedeniyle dava hakkının fiilen kullanılamaz hâle getirilmemesi gerektiği açıkça ortaya konmuştur.
  • Gerekçeli karar yükümlülüğü: Mali durum belgeleri birlikte değerlendirilmeden verilen ret kararlarının ölçüsüz olabileceği belirtilmiştir.

7. SONUÇ

İncelenen kararda Anayasa Mahkemesi, adli yardım talebinin yeterli inceleme yapılmadan reddedilmesinin mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir.

Karar, ekonomik imkânsızlıkların bireylerin hak arama özgürlüğünü ortadan kaldırmaması gerektiğini ve adli yardım mekanizmasının anayasal bir güvence niteliği taşıdığını ortaya koyması bakımından önemlidir.

Scroll to Top