İnsan Haklarının Felsefi Temeli: Hak, Özgürlük ve İnsan Onuru Ekseninde Kavramsal ve Kuramsal Bir İnceleme
Özet
İnsan hakları söylemi, modern hukuk düzenlerinin temel referanslarından biri olmakla birlikte kavramsal düzeyde çoğu zaman belirsiz, kuramsal düzeyde ise tartışmalıdır. Bu çalışma; (i) “hak” ve “özgürlük/hürriyet” kavramlarının insan haklarıyla ilişkisini, (ii) insan haklarının tanımı, kapsamı ve muhatap yükümlülük sorununu, (iii) insan haklarını temellendirmeye yönelik başlıca teorileri sistematik biçimde ele almakta; son olarak insan onurunu merkeze alan karma bir temellendirme yaklaşımının imkanlarını tartışmaktadır.
Anahtar Kelimeler: İnsan hakları, hak, özgürlük, insan onuru, doğal haklar, faydacılık, yetenekler yaklaşımı, ihtiyaçlar teorisi.
Giriş
İnsan hakları, hem hukuk hem siyaset hem de etik açısından “kurucu” bir dil oluşturur. Ne var ki bu kurucu dilin teorik arka planı yeterince açıklığa kavuşturulmadığında “insan hakları” kavramı, herkesin bildiği varsayılan fakat içeriği kaygan bir slogan haline gelebilir. Bu nedenle insan haklarının felsefi temelleri, hak iddialarının meşruiyetini ve sınırlarını belirleyebilmek bakımından zorunlu bir tartışma alanıdır.¹
I. Hak ve Özgürlük Kavramları ve İnsan Haklarıyla İlişkisi
“Hak” kavramı: İstem, gerekçe ve yükümlülük
“Hak” kavramı, yalnızca bir “menfaat” ya da “çıkar” ifadesi değildir; normatif bir iddiayı ve bu iddiayı destekleyen gerekçeyi içerir. Henry Shue’ya göre hak, “haklı bir istemin ussal temeli”dir: Bir kimsenin hakkının varlığı, o kişinin hakkın özünden yararlanmasını mümkün kılan, toplumca güvence altına alınması gereken geçerli nedenlerin varlığını da ifade eder.² Bu anlamda hak, salt “talep edebilme” değil; talebi makul kılan ilke ve gerekçelerle birlikte düşünülür.
Jack Donnelly ise “hak” kelimesinin iki düzeyli kullanımına dikkat çeker: (i) bir şeyin “haklı/doğru” oluşu (ahlaki anlam), (ii) bir kimsenin “bir hakka sahip olması” (siyasal-hukuki anlam).³ Donnelly’ye göre haklar, belirli taleplere özel bir ağırlık kazandırır ve bu talepleri, muhataplar bakımından bir “yükümlülük” üretir: A’nın B’ye karşı x hakkına sahip olması, B açısından x’e saygı gösterme/yerine getirme yükümlülüğünü doğurur.⁴ Böylece hak, yalnızca “yarar” değil; muhatabı belirlenmiş ödev ilişkisi kuran normatif bir statüdür.
Bu noktada hak kavramını “hukuk”tan koparmak açıklayıcılığı zayıflatır. Zira modern hukuk düzeninde hak, çoğunlukla pozitif normlarla kurumsallaşır. Pozitif hukuk, hak iddiasına “ısrar edilebilirlik” kazandırır: Hakkın ileri sürülmesi, yalnızca iyi niyet çağrısı olmaktan çıkıp hukuki talep haline gelir.⁵ Bununla birlikte hukuk yalnızca metinlerden ibaret değildir; yeni toplumsal durumlar, yazılı normların öngörmediği uyuşmazlıklar yaratabilir. Bu nedenle hukuk uygulaması, hakkın korunması amacıyla yorum, ilke ve içtihat yoluyla “susmama” eğilimindedir.⁶
Toplumsal güvence ve kurumsallık: Hakların “gerçekleşme” boyutu
Hakların en kritik boyutlarından biri “toplumsal güvence”dir. Hak, yalnızca soyut bir iddia değil; o haktan yararlanmayı mümkün kılan kurumsal düzenlemelerin yapılmasını da gerektirir. Bu düzenlemeler bazen yasal normlar, bazen kurumlar, bazen de etkin koruma mekanizmaları şeklinde ortaya çıkar. Shue’nun ifadesiyle temel haklar, yalnızca “müdahale etmeme” değil; aynı zamanda “koruma” ve “yardım/sağlama” gibi pozitif yükümlülükleri de içerir.⁷
Bu çerçeve, hakkın “güçsüz olanı asgari ölçüde koruma” işlevine de işaret eder. Hak söylemi, çoğu kez fiilen kendini koruyamayacak durumda olanların, asgari güvenlik ve saygı alanını kurumsal yoldan elde etmesini hedefler. Bu düşünce, modern insan hakları teorisinin “korunabilirlik” ve “etkinlik” boyutuyla uyumludur.⁸
“İnsan hakları” ile “kişi hakları” ayrımı
İnsan hakları, hukuken kişiye tanınan bütün haklarla özdeş değildir. “Kişi hakları” geniş bir kümedir; sözleşmeden, statüden veya özel hukuktan doğan hakları da kapsar. Buna karşılık insan hakları, kişinin “salt insan olması” nedeniyle sahip olduğu; devlet dahil herkes karşısında ileri sürülebilmesi gereken daha üst nitelikte bir çekirdek haklar alanını ifade eder.⁹ Örneğin kira sözleşmesinden doğan alacak veya kullanım hakkı, sözleşmenin tarafına karşı ileri sürülebilir; ancak herkes karşısında ileri sürülebilecek bir “insan hakkı” niteliği taşımaz.
“Özgürlük/hürriyet” kavramı ve haklarla ilişkisi
Özgürlük/hürriyet, kavramsal olarak hakla iç içe geçse de aynı şey değildir. Özgürlüğün tek ve kuşatıcı bir tanımını üretmenin güçlüğü klasik bir sorundur. Lincoln’e atfedilen biçimiyle “özgürlük” kelimesinin tam bir tarifinin yapılamamış olması, kavramın çok anlamlı doğasına işaret eder.¹⁰ Münci Kapani de hürriyet kavramına tarih boyunca farklı anlamlar yüklendiğini; bağımsızlıktan eşitliğe, özel alan dokunulmazlığından iktidara kadar uzanan bir anlam çeşitliliği bulunduğunu vurgular.¹¹
Montesquieu’nün “kanunların izin verdiği her şeyi yapabilmek” şeklindeki özgürlük tanımı, özgürlüğün hukukla ilişkisini görünür kılar: Kanunun yokluğu özgürlüğün de yokluğu anlamına gelebilir; ancak kanunların aşırı daraltıcı olması da özgürlüğü fiilen anlamsız kılabilir.¹²
Klasik hak sınıflandırmalarından Jellinek’in statü hakları ayrımı, özgürlük–hak ilişkisini sistematik biçimde açıklar: negatif statü hakları (müdahale etmeme alanı), pozitif statü hakları (hizmet/sağlama boyutu) ve aktif statü hakları (siyasal katılım).¹³ Kapani’nin yorumuyla “kamu hürriyetleri”, insan haklarının devlet tarafından tanınmış ve pozitif hukuka girmiş bölümüdür; insan hakları ise ideal-evrensel bir programı, kamu hürriyetleri ise bu programın gerçekleşmiş kısmını ifade eder.¹⁴
Özgürlüğün iki temel anlamı ise Isaiah Berlin’in negatif–pozitif özgürlük ayrımıyla klasikleşmiştir: Negatif özgürlük, müdahale edilmeme alanını; pozitif özgürlük ise “kimin tarafından/ne adına yönetileceğim?” sorusu üzerinden öz-yönetime ilişkin boyutu ifade eder.¹⁵ Bu ayrım, insan haklarının hem özel alanın korunması hem de siyasal düzenin meşruiyeti bakımından iki yönlü bir işlev gördüğünü gösterir.
Kemal Gözler’in yaklaşımı ise özgürlük–hak ayrımını kavramsal düzeyde keskinleştirir: Hürriyet, hukuktan önce gelen tabii/maddi bir olgu olarak düşünülebilirken; hak, hukuk düzeni tarafından tanınan ve kurulan hukuki bir statüdür.¹⁶ Bu ayrım, “özgürlük” söyleminin her zaman “hak” şeklinde kurumlaşmayabileceğini; buna karşılık “hak” iddiasının pozitif düzenle ilişkisinin belirleyici olduğunu gösterir.
II. İnsan Hakları Kavramı: Tanım, Kapsam ve Yükümlülük Sorunu
İnsan haklarının tanımı ve kavramsal risk
İnsan hakları, yaygın kabul gören biçimiyle “kişinin sırf insan olması nedeniyle sahip olduğu haklar”dır. Ne var ki bu formül, açıklayıcı olmakla birlikte eksik kalabilir: “İnsan olduğu için neden hak sahibi?” sorusu temellendirme gerektirir.¹⁷ Ayrıca bazı haklar, yalnızca “insan olma” ile değil “yurttaşlık/ehliyet” statüsüyle daha yakından ilişkili görünebilir. Bu durum, insan haklarının kapsamı tartışmasını sürekli canlı tutar.
David P. Forsythe, insan haklarının dayanağı ve doğasına ilişkin tartışmalarda geniş bir yelpazeye işaret eder: Burke’ün kuşkucu yaklaşımı, Bentham’ın doğal hak eleştirisi, Marx’ın ideoloji eleştirisi ve MacIntyre’ın “hakların mitolojisi” eleştirisi, insan haklarının temellendirilmesinde uzlaşmazlık bulunduğunu gösterir.¹⁸
Muhatap yükümlülük: Devlet mi, birey mi, özel aktör mü?
İnsan haklarının muhatabı geleneksel olarak öncelikle devlettir; çünkü hakların korunması büyük ölçüde kamu gücünün sınırlandırılması ve kamusal yükümlülüklerin kurulmasıyla ilgilidir. Ancak modern dönemde özel aktörlerin (şirketler, silahlı gruplar, platformlar vb.) fiili güçleri arttıkça, insan hakları ihlallerinin yalnızca devletle sınırlı olmadığı görülür. Bu nedenle insan haklarının “yatay etkisi” ve devlet dışı aktörlerin sorumluluğu tartışması önem kazanır.¹⁹
Haklar ve diğer değerler: Sosyal uyum, aile ve çatışma alanları
İnsan hakları söylemine yöneltilen önemli eleştirilerden biri, hak dilinin sosyal ilişkilere “dava dili” sokarak değerleri zedeleyebileceğidir. Aile içi sevgi, saygı, dayanışma gibi değerler, salt hak iddiasına indirgenirse ilişkiler gerilebilir. Buna karşılık ciddi zarar ve istismar durumlarında hakların devreye girmesi, değerlerin başarısızlığa uğradığı yerde asgari koruma mekanizması işlevi görür.²⁰ Haklar, ideal dünyada sürekli başvurulan araç değil; çoğu zaman “koruyucu son çare”dir.
III. İnsan Hakları Teorilerinin Gerekliliği
Yeni teknolojiler, biyoloji, iletişim ve veri işleme alanındaki gelişmeler, hak alanını genişletmekte ve yeni hak iddialarını gündeme getirmektedir. “Unutulma hakkı” gibi tartışmalar, hak iddiasının ölçütlerini belirleme ihtiyacını artırır.²¹ Bu nedenle insan hakları teorileri; hakların kaynağını, kapsamını, çatışma çözüm yöntemlerini ve yükümlülük dağılımını açıklamak bakımından güncelliğini korur.
Siyaset kuramında ideal teori–ideal olmayan teori ayrımı da burada anlamlıdır: İdeal teori, normatif standart kurar; ideal olmayan teori, mevcut koşullarda uygulanabilirlik ve geçiş stratejilerini analiz eder.²² İnsan hakları teorileri, her iki düzeyde de hak söyleminin keyfileşmesini engelleyen bir “ölçüt üretim” fonksiyonu üstlenir.
IV. Başlıca İnsan Hakları Teorileri ve Felsefi Temelleri
Doğal haklar anlayışı
Doğal haklar yaklaşımı, insan haklarının toplumdan ve devletten önce var olduğunu savunur. Locke, tabiat halini “sürekli savaş” olarak değil; doğal yasaların geçerli olduğu bir düzen olarak tasarlar. İnsanlar tabiat halinde yaşam, özgürlük ve mülkiyet gibi haklara sahiptir; ancak bu hakların korunması ve uyuşmazlıkların çözümü için tarafsız bir otoriteye ihtiyaç doğar ve devlet bu yüzden kurulur.²³ Rousseau da toplumsal sözleşmenin amacının bireyin özgürlüğünü ortadan kaldırmak değil; ortak güçle güvence altına almak olduğunu vurgular: Birey, herkesle birleşirken yine de “kendine itaat ederek” özgür kalmalıdır.²⁴
Paine ise kuşaklar arası eşitlik fikriyle doğal hakları güçlendirir: Hiçbir kuşak, sonraki kuşakları sonsuza dek bağlayacak şekilde yönetim kuralları koyma yetkisine sahip değildir; herkes eşit doğal haklarla doğar.²⁵
Türk doktrininde Bahri Savcı, insan haklarını tabiat halindeki özgürlük alanından “sızan” haklar olarak temellendirir; devlet ve toplumun “farazi kurumlar” olduğunu, gerçek acı çeken ve sorumluluk taşıyan varlığın insan olduğunu vurgular. Bu nedenle hukuk düzeninin gayesi, insanın maddi–manevi–fikri gelişimini mümkün kılmaktır.²⁶
Doğal haklara yöneltilen eleştiriler ise, insanın özünde toplumsal olduğu; toplum öncesi “hak” fikrinin metafizik varsayımlara dayandığı ve tarihsel kanıtla desteklenmediği yönündedir. Bentham bu çizgide doğal hakları “saçmalık” olarak görür; ölçütü doğa değil, fayda (haz–acı hesabı) olarak kurar.²⁷
İnsanın doğası (insan cevheri) yaklaşımı
Doğal hukuk çizgisinden ayrılarak insan haklarını insanın doğası/cevheri üzerinden temellendiren yaklaşımlar, “toplumsal sözleşme” varsayımına değil; insanın değerini açıklayan antropolojik–etik bir çerçeveye dayanır. Donnelly’ye göre insan haklarının kaynağı, insanın “ahlaki doğası” ve “onurlu yaşam” fikridir: İnsan hakları, yalnızca hayatta kalmayı değil; insan gibi yaşamanın asgari koşullarını güvence altına alır.²⁸
Yetenekler (capabilities) yaklaşımı
Martha Nussbaum’un yetenekler yaklaşımı, insan haklarını insanın temel yeteneklerini gerçekleştirmesine imkan tanıyan koşullar olarak okur. Yaklaşım, yalnızca kaynak dağıtımını değil; kişinin fiilen yapabilme ve olabilme imkanlarını merkeze alır. “İçsel yetenekler”, “birleştirilmiş yetenekler” ve “temel yetenekler” ayrımı, hakların salt formel tanınma ile değil; fiili imkanlarla tamamlanması gerektiğini gösterir.²⁹
Faydacılık ve adalet teorisi tartışması
Bentham ve J. S. Mill çizgisindeki faydacılık, doğru eylemi “en fazla mutluluk” ölçütüne bağlar. Bu yaklaşım, doğal hakların bilimsel/denetlenebilir olmadığı iddiasıyla hakları ikincilleştirebilir.³⁰ Buna karşılık modern insan hakları kuramı, hakların çoğu kez “çoğunluk faydası”na karşı bireyi koruyan sınır çizgileri olduğunu vurgular. Dworkin’in “haklar siyasal kozlardır” yaklaşımı, bu fikri sistematikleştirir: Kolektif amaç adına bireyin belirli kayıplara uğratılmasını meşrulaştıracak yeterli gerekçe yoksa, bireyin hakkı vardır.³¹
Rawls ise faydacılığa karşı sosyal sözleşmeci bir adalet teorisi geliştirir; “orijinal pozisyon” ve “cehalet peçesi” varsayımı altında seçilecek adalet ilkeleriyle temel özgürlüklerin önceliğini savunur.³²
İhtiyaçlar yaklaşımı
Galtung, insan hakları ile insan ihtiyaçları arasındaki ilişkiyi analiz eder; ihtiyaçları maddi/maddi olmayan ve fail bağımlı/yapı bağımlı şeklinde sınıflandırır. Bu yaklaşım, insan hakları belgelerindeki hakları “hayatta kalma, esenlik, kimlik, özgürlük” ihtiyaçlarıyla ilişkilendirerek okur.³³ Eleştiri ise “ihtiyaç” kavramının sınırlarının belirsiz olması ve her ihtiyacın hak üretip üretemeyeceği sorusunda düğümlenir.³⁴
Ahlaki haklar yaklaşımı
Gewirth, insan haklarını ahlaki haklar kümesi içinde ele alır; insan haklarını gerekçelendirmenin, ahlaki eylem imkanını güvenceye almakla ilişkili olduğunu savunur. Bu yaklaşım, hak çatışmalarında “daha temel” hakların önceliğini açıklama iddiası taşır.³⁵
İnsan onuru teorisi
İnsan onuru, uluslararası metinlerde ve anayasalarda sıkça atıf yapılan; fakat içeriği çoğu kez açıkça tanımlanmayan bir kavramdır. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 1. maddesi “onur ve haklar bakımından eşit doğma” vurgusuyla insan onurunu normatif bir başlangıç noktası haline getirir.³⁶ Kuçuradi’nin çizgisinde insan onuru, tür olarak insanın değerinin bilgisine dayanır; tek tek insan hakları ise bu onurun pratik gerekleridir: İnsan onurunu koruyan muamele talebi, insan hakları talebinin çekirdeğini oluşturur.³⁷ Bu okuma, “onur”u kültürel şeref/itibar kodlarıyla karıştırmama gereğini de doğurur.
V. Çalışmanın Benimsediği Yaklaşım: İnsan Doğası–İnsan Onuru Merkezli Karma Teori
Bu çalışma, insan haklarını temellendirirken “insanın doğası” ile “insan onuru”nu birlikte ele alan karma bir yaklaşımın daha açıklayıcı olduğu kanaatindedir. İnsanı, felsefi antropolojinin sunduğu fenomenler üzerinden (bilen, isteyen, eyleyen, tavır alan, değer duyan, konuşan, özgürleşen, tarihsel varlık vb.) tasvir etmek; insanın diğer canlılar arasındaki özel yerini ve değerini görünür kılar.³⁸ İnsan hakları, bu değerin (onurun) korunmasını sağlayan asgari normatif şartlar olarak anlaşılmalıdır.
Bu yaklaşımın önemli sonucu şudur: İnsan hakları talepleri, çıkar–menfaat taleplerinden ayrılmalıdır. Hak iddiasının ölçütü, bireyin “insan gibi yaşama” imkanını koruyup korumadığıdır. Güncel hak tartışmalarında (örneğin unutulma hakkı) insan onuru, “kılavuz ölçüt” işlevi görerek hem hakların genişletilmesini hem de keyfileşmesini denetleyebilecek bir referans noktası sunar.³⁹
Sonuç
Hak ve özgürlük kavramları, insan haklarının anlaşılmasında zorunlu iki giriş kapısıdır: Hak, normatif istem ve yükümlülük ilişkisi kurar; özgürlük ise müdahalesizlik alanından öz-yönetim tartışmasına uzanan geniş bir çerçeve sunar. İnsan hakları, her ne kadar “salt insan olmak” formülüyle tanımlansa da, bu formülün temellendirilmesi kuramsal tartışmayı kaçınılmaz kılar. Doğal haklar, insan doğası, yetenekler, faydacılık/adalet, ihtiyaçlar, ahlaki haklar ve insan onuru teorileri, bu temellendirmenin farklı yollarını sunar. Çalışmanın önerdiği karma yaklaşım, insanın değerini (onur) insanın fenomenleri üzerinden görünür kılarak insan haklarını bu değerin pratik gerekleri şeklinde konumlandırır.
Dipnotlar
- Michael Freeman, Human Rights: An Interdisciplinary Approach, Polity, 2011, s. 1–6.
- Henry Shue, Basic Rights: Subsistence, Affluence, and U.S. Foreign Policy, 2. bs., Princeton University Press, 1996, s. 13–19.
- Jack Donnelly, Universal Human Rights in Theory and Practice, 3. bs., Cornell University Press, 2013, s. 7–12.
- Donnelly, s. 12–15.
- Wesley N. Hohfeld, “Some Fundamental Legal Conceptions as Applied in Judicial Reasoning”, Yale Law Journal, C. 23, S. 1 (1913), s. 16–30.
- Ronald Dworkin, Taking Rights Seriously, Harvard University Press, 1977, s. 17–31.
- Shue, s. 52–60 (hakların “koruma” ve “yardım/sağlama” boyutu).
- Friedrich Nietzsche’nin güç/koruma tartışmaları için bkz. Friedrich Nietzsche, Ahlakın Soykütüğü Üzerine, çev. (çeşitli baskılar), özellikle I. İnceleme; hak ve güç ilişkisine dair yorum için ayrıca bkz. Donnelly, s. 25–27.
- Donnelly, s. 19–23.
- Özgürlük tanımının güçlüğüne ilişkin klasik tartışma için bkz. Isaiah Berlin, “Two Concepts of Liberty”, Four Essays on Liberty, Oxford University Press, 1969, s. 118–172.
- Münci Kapani, Kamu Hürriyetleri, (çeşitli baskılar), özellikle “Hürriyet Kavramı” bölümü.
- Montesquieu, Kanunların Ruhu, çev. (çeşitli baskılar), XI. Kitap.
- Georg Jellinek, System der subjektiven öffentlichen Rechte, (klasik eser); Türkçe literatürde sınıflandırma için bkz. Kapani, ilgili bölüm.
- Kapani, Kamu Hürriyetleri, “İnsan Hakları–Kamu Hürriyetleri” ayrımı.
- Berlin, s. 121–134.
- Kemal Gözler, Anayasa Hukukunun Genel Teorisi, (çeşitli baskılar), hürriyet–hak ayrımı.
- Freeman, s. 53–60.
- David P. Forsythe, Human Rights in International Relations, 3. bs., Cambridge University Press, 2012, s. 15–25; ayrıca Burke/Bentham/Marx/MacIntyre tartışmalarına ilişkin çerçeve.
- İnsan haklarının yatay etkisi ve devlet dışı aktörler tartışması için bkz. Freeman, s. 112–120.
- Hakların “son çare” işlevi tartışması için bkz. Donnelly, s. 28–34.
- Unutulma hakkı ve ölçüt tartışmaları için Avrupa hukuku bağlamında bkz. (klasik başlangıç) ABAD, Google Spain(C-131/12) kararı ve devam içtihatları; ayrıca veri koruma çerçevesi için GDPR.
- John Rawls, A Theory of Justice, Revised Edition, Harvard University Press, 1999, s. 7–9 (ideal teori tartışmaları ve yöntem).
- John Locke, Second Treatise of Government, Cambridge University Press, 1988, §§ 4–6, 87–89.
- Jean-Jacques Rousseau, Du Contrat Social, Livre I, Chapitres IV–VI.
- Thomas Paine, Rights of Man, Penguin Classics, 1984, s. 50–65.
- Bahri Savcı, İnsan Hakları, AÜSBF Yayınları, (baskıya göre sayfa değişebilir), doğal hak/insan merkezlilik vurguları.
- Jeremy Bentham, “Anarchical Fallacies”, içinde: Rights, Representation, and Reform, (ed. P. Schofield vd.), Oxford University Press, 2002, s. 317–401; ayrıca fayda ölçütü.
- Donnelly, s. 66–74 (insan doğası/ahlaki postulat ve “onurlu yaşam” vurgusu).
- Martha C. Nussbaum, Women and Human Development: The Capabilities Approach, Cambridge University Press, 2000, s. 70–96; ayrıca Creating Capabilities, Harvard University Press, 2011.
- John Stuart Mill, Utilitarianism, (klasik metin), özellikle 2. bölüm; Bentham çizgisi için ayrıca Bentham, ilgili eserler.
- Dworkin, Taking Rights Seriously, s. 184–205 (hakların siyasal koz oluşu).
- Rawls, A Theory of Justice, s. 10–19, 52–65 (orijinal pozisyon/cehalet peçesi ve iki ilke).
- Johan Galtung, “Human Rights in Another Key”, Peace Research yazıları içinde; ihtiyaçlar–haklar eşlemesi tartışmaları (çeşitli derlemeler).
- Freeman, s. 61–70 (ihtiyaç temelli yaklaşımların kavramsal güçlükleri).
- Alan Gewirth, The Community of Rights, University of Chicago Press, 1996, s. 1–35.
- Birleşmiş Milletler, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi (1948), md. 1.
- İoanna Kuçuradi, İnsan Hakları: Kavramları ve Sorunları, (çeşitli baskılar), insan onuru–insan hakları ilişkisi.
- Takiyettin Mengüşoğlu, İnsan Felsefesi, (çeşitli baskılar), felsefi antropoloji ve insan fenomenleri.
- İnsan onuru ölçütüyle hakların sınırı ve yeni hak iddiaları tartışması için bkz. Kuçuradi, ilgili bölümler; ayrıca Freeman, s. 140–150.
Kaynakça (Seçme)
- Bentham, Jeremy, “Anarchical Fallacies”, içinde Rights, Representation, and Reform, Oxford University Press, 2002.
- Berlin, Isaiah, “Two Concepts of Liberty”, Four Essays on Liberty, Oxford University Press, 1969.
- Donnelly, Jack, Universal Human Rights in Theory and Practice, Cornell University Press, 2013.
- Dworkin, Ronald, Taking Rights Seriously, Harvard University Press, 1977.
- Forsythe, David P., Human Rights in International Relations, Cambridge University Press, 2012.
- Freeman, Michael, Human Rights: An Interdisciplinary Approach, Polity, 2011.
- Gözler, Kemal, Anayasa Hukukunun Genel Teorisi, (çeşitli baskılar).
- Kapani, Münci, Kamu Hürriyetleri, (çeşitli baskılar).
- Locke, John, Second Treatise of Government, Cambridge University Press, 1988.
- Mengüşoğlu, Takiyettin, İnsan Felsefesi, (çeşitli baskılar).
- Nussbaum, Martha C., Women and Human Development, Cambridge University Press, 2000; Creating Capabilities, Harvard University Press, 2011.
- Paine, Thomas, Rights of Man, Penguin Classics, 1984.
- Rawls, John, A Theory of Justice, Harvard University Press, 1999.
- Rousseau, Jean-Jacques, Du Contrat Social.
- Shue, Henry, Basic Rights, Princeton University Press, 1996.
- Kuçuradi, İoanna, İnsan Hakları: Kavramları ve Sorunları, (çeşitli baskılar).
- Savcı, Bahri, İnsan Hakları, AÜSBF Yayınları.
Av.Yalçın TORUN
Uyarı; Web sitemizde yayımlanan yukarıdaki yazılı metnin, eser sahipliği hakları Av.Yalçın TORUN’a aittir. Bu yazılı metin hak sahipliğinin tespiti amacıyla zaman içerikli elektronik imza ile muhafaza edilmektedir. Sitemizdeki yazılı metinler avukat meslektaşlarımız tarafından dilekçelerinde serbestçe kullanılabilir, fakat metinlerin tamamının, bir kısmının veya özetinin atıf yapılmaksızın başka web sitelerinde yayınlanmasına iznimiz yoktur.
