Türk Hukukunda Şehitlik ve Kimlerin Şehit Olarak Nitelendirilebileceği

 

1.Giriş

 

Şehitlik toplumda saygıyla anılan, gerek maddi olgularıyla gerekse manevi olgularıyla her anlamda önem teşkil eden yüce bir mertebedir. Şehitlik kavramının pek çok farklı tanımı ve nitelendirmesi mevcut olsa da Türk Hukukunda “şehitlik” kurumunun net bir tanımı yapılmamıştır. Yani hangi durumlarda kimlerin şehit sayılacağına ilişkin mevzuatta bir düzenleme yer almamakta ve şehitlik kavramının sınırlarına ilişkin bağlayıcı bir tanım bulunmamaktadır.[1]Ancak “şehitlik” kavramının yanı sıra mevzuatta düzenlenen ve sınırları belirlenmiş olan “vazife malullüğü” kavramının varlığı söz konusudur. Bu açıdan “şehitlik” ve “vazife malullüğü” kurumlarının mevzuattaki yeri ve birbirleriyle olan ilişkileri önem teşkil etmektedir.

2.Türk Hukuk Mevzuatında Şehitlik

 

Mevzuatımızda “şehitlik” mertebesine ilişkin bağlayıcı bir tanım ve düzenleme bulunmamaktadır. Her ne kadar yasalarda ve daha alt hukuk normu olan Tüzük ve Yönetmeliklerde “şehit” kavramı tanımlanmamış ise de, askerlik hizmetini ifa ederken vefat eden askerlerin olayın oluş şekline göre hak ve menfaatleri sosyal güvenlik yasaları ve özel kanunlarla düzenlenmiştir.1 Bu düzenlemeler ışığında kimlerin şehit olarak nitelendirilebileceği, kimlere şehitlik belgesi ve buna bağlı olan hakların verilebileceği hususları olayın özelliklerine göre yargı organları tarafından açıklığa kavuşturulabilmektedir. “Şehitlik” kavramına yönelik olan ve yargı organlarının kimlerin şehit sayılabileceği yönünde tespit yapabilmesini kolaylaştıran bu hükümler:

3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun, 21. maddesi “Kamu görevlilerinden yurtiçinde ve yurtdışında görevlerini ifa ederlerken veya sıfatları kalkmış olsa bile bu görevlerini yapmalarından dolayı terör eylemlerine muhatap olarak yaralanan, sakatlanan, ölen veya öldürülenler hakkında 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümleri uygulanır.” hükmü,

Atıf yapıldığı üzere 2330 sayılı Nakdî Tazminat Kanunu’nun, 3. maddesi; “Bu kanun kapsamına girenlerden; Ölenlerin kanuni mirasçılarına, en yüksek Devlet memuru brüt aylığının (Ek gösterge dâhil) 100 katı tutarında…” hükmü,

5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu’nun, Ek-Madde 77. Maddesi; “Bu Kanunun 56’ncı maddesi ile mülga 45’inci ve 64’üncü maddelerine, 5510 sayılı Kanunun 47’nci maddesine ve 2330 sayılı Kanuna veya 2330 sayılı Kanun hükümleri uygulanarak aylık bağlanmasını gerektiren kanunlara göre harp veya vazife malullüğü aylığı üzerinden aylık bağlananların bu aylıkları, aşağıdaki esaslar dahilinde yükseltilir.” hükmü,

MSY 439-1(A) MSB Şehitlik Yönergesinin 2’nci bölüm 4’üncü maddesinde sayılan hükümler,

12.11.2016 tarih ve 29886 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Şehitlik Yönetmeliği’nin “Şehitliğe defnedilecek kişiler” başlıklı 3. maddesinin birinci fıkrasında sayılan hükümlerdir.

Ayrıca bu konuda T.B.M.M ’nin 927 sayılı yorum kararı ile 4992 sayılı Kanuna ek 5107 sayılı kanunun 2’nci maddesinin tefsirine lüzum ve zaruret olmadığına dair Heyeti Umumiye kararı da bulunmaktadır. Bu kararlarda, “harpte veya eşkıya müsademesinde her nev’i düşman silahı tesiri ile derhal vefat edenler ile harpte yaralanıp tedavi sırasında veya icra olunan cerrahi ameliyat neticesinde vefat edenlerin şehit sayılacağı…” belirtilmiştir.

Belirtilmelidir ki bu hükümler arasından Şehitlik Yönetmeliği ve Şehitlik Yönergesi büyük önem teşkil etmektedir. Şehitliklere kimlerin defnedilebileceğini detaylı olarak düzenlemekte olan bu iki hüküm mahkeme kararlarında karar gerekçesi olarak vücut bulabilmektedir. Yargı organları burada şehitliklere defnedilebilecek olan kişilerin şehitlik mertebesine erişen kişiler olduğunu değerlendirmek suretiyle şehitliğe defnedilebilme özelliklerine haiz olma durumuna göre kişilerin şehit sayılıp sayılamayacağına karar vermektedir.

3.Vazife Malullüğü ve Şehitlik Arasındaki İlişki

 

“Şehitlik” kavramının tanımının mevzuatta doğrudan yer almadığı, ancak şehitlerin sahip olduğu haklara ve şehit yakınlarının faydalanabileceği haklara ilişkin pek çok hükmün bulunduğu bir hukuk sisteminde boşlukların doldurulabilmesi adına “şehitlik” kurumuna eşdeğer sayılabilecek bir kuruma ihtiyaç vardır. Bu noktada 5510 sayılı Kanunda tanımlanmış ve kimlerin bu sıfata haiz olacağı yine aynı kanun hükmüyle belirlenmiş olan “vazife malullüğü” ve “harp malullüğü” kurumları karşımıza çıkmaktadır.

Tanımlanacak olursa:

5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 4.maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamındaki sigortalıların yani kamu görevlilerinin vazifelerini yaptıkları sırada veya vazifeleri dışında görevlendirildikleri herhangi bir kamu idaresine ait başka işleri yaparken bu işlerden veya kurumlarının menfaatini korumak maksadıyla bir iş yaparken ya da idarelerince sağlanan bir taşıtla işe gelişi ve işten dönüşü sırasında veya işyerinde meydana gelen kazadan dolayı malul hale gelmelerine vazife malullüğü ve bunlara uğrayanlara da “vazife malulü” denir.

Subay, astsubay, uzman jandarma, uzman erbaş ile Türk Silahlı Kuvvetlerince görevlendirilen 5510 sayılı Kanunun 4‘üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamındaki sigortalılardan;

– Harpte fiilen ateş altında,

– Harpte, harp bölgelerindeki harp harekât ve hizmetleri sırasında, bu harekât ve hizmetlerin sebep ve etkileriyle,

– Harpte veya harbe hazırlık devresinde her çeşit düşman silahlarının etkisiyle,

– Askeri harekâtı gerektiren iç tedip ve sınır hareketleri sırasında, bu hareketlerin sebep ve etkisiyle,

– Barışta veya olağanüstü hallerde, emir veya görev ile uçuş yapan uçucularla hangi meslek ve sınıftan olursa olsun emirle görevli olarak uçakta bulunanlardan uçuşun havadaki ve yerdeki sebepleriyle ve yine emir ve görev ile dalış yapan dalgıçlarla, hangi meslek ve sınıftan olursa olsun emirle görevli olarak denizaltı gemisinde veya dalgıç kıtasında bulunanlardan denizaltıcılığın veya dalgıçlığın çeşitli sebep ve etkileriyle,

– Anayasanın 92’nci maddesi veya Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler uyarınca Türk Silahlı Kuvvetlerinin yabancı ülkelere gönderilmesini gerektiren durumlarda, birliklerin bulundukları yerlerden hareketlerinden itibaren yurt içinde, yurt dışında, yabancı ülkelerde veya yurda dönüş sırasında, vazife malulü olanlara, “harp malulü” denir.[2]

Bu tanımlar doğrultusunda şehit olma hallerine göre şehitlerin “vazife malulü” veya “harp malulü” sıfatına haiz olacağı anlaşılmaktadır. Ancak uygulamada vazife malullüğü ve şehit sayılma davaları birbirine etki edebilecek nitelikte olsalar da iki ayrı dava şeklinde görülmektedir. Nitekim İdare Mahkemesi kişinin şehit sayılabilmesi adına MSB Şehitlik Yönergesi ve Şehitlik Yönetmeliğinde yer alan şartlara dikkat ediyorken vazife malullüğü davasında mahkeme 5510 sayılı Kanunun 47.maddesini dikkate alarak karar vermektedir.

4.Şehitler ve Şehitliklere Defnedilebilecekler

 

Bir kişiyi “şehit” olarak nitelendirebilmek ve o kişiye şehitlik belgesi verilebilmesi adına yargı organları tarafından yapılan değerlendirmelerde genel olarak MSY 439-1(A) MSB Şehitlik Yönergesinin 2’nci bölüm 4’üncü maddesi ve 12.11.2016 tarih ve 29886 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Şehitlik Yönetmeliği’nin “Şehitliğe defnedilecek kişiler” başlıklı 3. maddesi esas alınmaktadır.

Keza İdare Mahkemesi tarafından bir kimsenin şehit sayılabilmesi için Şehitlik Yönergesi hükümlerine uygun olarak ölmesi gerektiği belirtilmektedir. İdare Mahkemesi bu bağlamda birçok davada MSB Şehitlik Yönergesine atıfta bulunarak müteveffanın şehitliğe defnedilebilmesi ve aynı zamanda şehadet belgesi (şehitlik belgesi) verilebilmesi adına Şehitlik Yönergesinde yer alan şekilde vefat etmiş olmasını dikkate almaktadır.

MSB Şehitlik Yönergesinin 4. maddesinde sayılan ve “şehit” olarak adlandırabileceğimiz, şehitliklere defnedilebilecek olan kişiler;

Şehitliklere; Kara, Deniz, Hava Kuvvetleri Komutanlıkları ve Jandarma Genel Komutanlığı ile Sahil Güvenlik Komutanlığına mensup asker ve sivil kişilerden aşağıda belirtilen durumlarda olanlar defnedilir:

  1. Harpte fiilen ateş altında ölenler, ya da yaralanıp tedavisi sırasında bu yaranın sebep ve tesiri ile ölenler veya geride bulunulup da, düşman silahlarının tesiriyle ölenler ya da yaralanıp tedavi sırasında bu yaranın sebep ve tesiriyle ölenler,
  2. İç güvenlik görevlerinde (Disiplinsizlik ve ihmali görülenler hariç) veya terör ve anarşi ile mücadelede ölenler ya da yaralanıp tedavi sırasında bu yaranın sebep ve tesiri ile ölenler,
  3. Eğitim, atış, tatbikat, manevra gibi görevleri yapan asker kişilerden; görev yaptıkları sırada veya yetkili makamlarca görevlendirilmeleri nedeniyle, sabit görev yerlerinden ayrıldıktan sonra, vuku bulan bir olayda ölenler veya yaralanıp da sonradan bu yaranın sebep ve tesiriyle ölenler,
  4. Kaçakçılığın men ve takibinde fiilen çatışma sırasında ölenler, ya da yaralanıp tedavi sırasında bu yaranın sebep ve tesiriyle ölenler,
  5. Hudut emniyet hizmetlerinde iken silahlı çatışma sırasında veya hudut emniyet hizmetinin ifasına yönelik diğer faaliyetler sırasında kaza ve olaylarda ölenler ya da yaralanıp tedavi sırasında bu yaranın sebep ve tesiriyle ölenler, (Disiplinsizlik ve ihmali görülenler hariç)
  6. Ailesi arzu ettiği takdirde, ölen milli savunma bakanları, orgeneraller ve oramiraller
  7. Türk Silahlı Kuvvetleri Mensubu veya Türk Silahlı Kuvvetlerinden ayrılanlardan (emekli, istifa vb.) daha önce Türk Silahlı Kuvvetleri Mensubu olmaları gerekçesiyle terör eylemlerine muhatap olarak ölenler,
  8. Herhangi bir askeri tesis, kışla ve binanın vs. yangın, sel, deprem, heyelan, Çığ gibi doğal afetlere maruz kalması nedeniyle ölenler,
  9. Hangi meslek sınıfından olursa olsun; vazifeli olarak askeri uçak veya askeri maksatla kullanılan uçak, helikopter, gemi ve denizaltının herhangi bir sebep ve etki ile düşmesi, batması, infilak etmesi sonucu bu vasıtalarda bulunanlardan ölenler (Disiplinsizlik ve ihmali görülenler hariç),…’’ olarak belirlenmiştir.

Yine 12.11.2016 tarih ve 29886 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Şehitlik Yönetmeliği’nin “Şehitliğe defnedilecek kişiler” başlıklı 3. maddesinin birinci fıkrası da bu hususa ilişkin bir düzenleme olup aşağıdaki şekildedir:

“(1) Aşağıdaki kişiler şehitliklere defnedilir.

  1. a) Millî Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı, Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlıklarında görev yapan subay, sözleşmeli subay, astsubay, sözleşmeli astsubay, uzman erbaş ile sözleşmeli erbaş ve erler, Jandarma Genel Komutanlığında Jandarma Hizmetleri Sınıfında ve Sahil Güvenlik Komutanlığında Sahil Güvenlik Hizmetleri Sınıfında bulunan kamu personeli ile sözleşmeli subay ve astsubaylar, uzman erbaşlar ve sözleşmeli erbaş ve erler, Emniyet Teşkilatında Emniyet Hizmetleri Sınıfında bulunan kamu personeli, Millî İstihbarat Teşkilatı mensupları ile askerlik yükümlülüğünü yerine getiren yedek subay, erbaş ve erlerden;

1) 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun mülga 45’inci ve 64’üncü maddeleri veya 56’ncı maddesi ile 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 47’nci maddesinde sayılan durumlarda,

2) 3/11/1980 tarihli ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanunun 2’nci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (c), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde sayılanlardan, aynı bentlerde sayılan durumlar ile aynı Kanunun 1’inci maddesinde sayılan durumlarda,

3) 23/4/1981 tarihli ve 2453 sayılı Yurt Dışında Görevli Personele Nakdi Tazminat Verilmesi ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanunun 1’inci maddesinde sayılanlardan, aynı maddede sayılan durumlarda,

4) 18/12/1981 tarihli ve 2566 sayılı Bazı Kamu Görevlilerine Nakdi Tazminat Verilmesi ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanunun 1’inci maddesinde sayılanlardan, aynı maddede sayılan durumlarda,

5) 28/2/1982 tarihli ve 2629 sayılı Uçuş, Paraşüt, Denizaltı, Dalgıç ve Kurbağa Adam Hizmetleri Tazminat Kanununun 1’inci maddesinde sayılanlardan, aynı Kanunun 13’üncü maddesinde sayılan durumlarda,

6) 25/10/1983 tarihli ve 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu kapsamında görevlendirilenlerden, aynı Kanunun 28’inci maddesinde sayılan durumlarda,

7) 1/11/1983 tarihli ve 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanununun 17’nci maddesinde sayılan durumlarda,

8) 28/2/1985 tarihli ve 3160 sayılı Emniyet Teşkilâtı Uçuş ve Dalış Hizmetleri Tazminat Kanununun 1’inci maddesinde sayılanlardan, aynı Kanunun 10’uncu maddesinde sayılan durumlarda,

9) 10/11/1988 tarihli ve 3497 sayılı Kara Sınırlarının Korunması ve Güvenliği Hakkında Kanunun 1’inci maddesinde sayılan birliklerde görev yapanlardan, aynı Kanunun 3’üncü maddesinde sayılan durumlarda,

10) 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 21’inci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ile aynı fıkranın (h) bendinde sayılanlardan, aynı maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesi ile ikinci fıkrasında sayılan durumlarda,

11) 24/2/2000 tarihli ve 4536 sayılı Denizlerde ve Yurt Yüzeyinde Görülen Patlayıcı Madde ve Şüpheli Cisimlere Uygulanacak Esaslara İlişkin Kanunun 12’nci maddesinde sayılanlardan, aynı maddede sayılan durumlarda, hayatını kaybettiği değerlendirilenler.

  1. b) Merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri ile sosyal güvenlik kurumlarında görev yapan ve (a) bendi kapsamında yer almayan kamu personelinden;

1) 5434 sayılı Kanunun mülga 64’üncü maddesi ile 5510 sayılı Kanunun 47’nci maddesinin sekizinci fıkrasında sayılan durumlarda,

2) 2330 sayılı Kanunun 2’nci maddesinin 1’inci fıkrasının (a), (b), (c), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde sayılanlardan, aynı bentlerde sayılan durumlar ile aynı Kanunun 1’inci maddesinde sayılan durumlarda,

3) 2453 sayılı Kanunun 1’inci maddesinde sayılanlardan, aynı maddede sayılan durumlarda,

4) 2566 sayılı Kanunun 1’inci maddesinde sayılanlardan, aynı maddede sayılan durumlarda,

5) 2935 sayılı Kanun kapsamında görevlendirilenlerden, aynı Kanunun 28’inci maddesinde sayılan durumlarda,

6) 3713 sayılı Kanunun 21’inci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde sayılanlardan, aynı maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesi ile ikinci fıkrasında sayılan durumlarda,

7) 4536 sayılı Kanunun 12’nci maddesinde sayılan kişilerden, aynı maddede sayılan durumlarda, hayatını kaybettiği değerlendirilenler.

  1. c) Geçici ve gönüllü köy korucularından;

1) 18/3/1924 tarihli ve 442 sayılı Köy Kanununun 74’üncü maddesinin dördüncü fıkrasında sayılan durumlarda,

2) 2330 sayılı Kanunun 2’nci maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlardan, aynı bentlerde sayılan durumlar ile aynı Kanunun 1’inci maddesinde sayılan durumlarda,

3) 2935 sayılı Kanun kapsamında görevlendirilenlerden, yetkili makamlarca görevlendirildikleri resmen belgelenmek şartıyla, aynı Kanunun 28’inci maddesinde sayılan durumlarda,

4) 3713 sayılı Kanunun 21’inci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinde sayılanlardan, aynı maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesi ile ikinci fıkrasında sayılan durumlarda,

5) 4536 sayılı Kanunun 12’nci maddesinde sayılan kişilerden aynı maddede sayılan durumlarda, hayatını kaybettiği değerlendirilenler.

ç) (a), (b) ve (c) bentleri dışında kalanlardan;

1) 2330 sayılı 2’nci maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlardan, aynı bentlerde sayılan durumlar ile aynı Kanunun 1’inci maddesinde sayılan durumlarda,

2) 2935 sayılı Kanun kapsamında görevlendirilen veya çalışma yükümlülüğüne tabi tutulanlardan, yetkili makamlarca görevlendirildikleri veya çalışma yükümlülüğüne tabi tutuldukları resmen belgelenmek şartıyla, aynı Kanunun 28’inci maddesinde sayılan durumlarda,

3) 3713 sayılı Kanunun 21’inci maddesinin birinci fıkrasının (j) bendinde sayılanlardan, aynı bentte sayılan durumlarda,

4) 4536 sayılı Kanunun 12’nci maddesinde sayılan kişilerden, yetkili makamlarca görevlendirildikleri resmen belgelenmek şartıyla, aynı maddede sayılan durumlarda,

5) Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumuna ait fabrika, işletme, müessese veya bağlı ortaklıklarda görevli olanlardan, 3713 sayılı Kanunun ek 1’inci maddesinin ikinci fıkrasının (ç) bendinde sayılan durumlarda, hayatını kaybettiği değerlendirilenler.

  1. d) 3713 sayılı Kanunun 21’inci maddesinin birinci fıkrasının (i) bendinde sayılanlardan, aynı bentte sayılan durumlarda hayatını kaybettiği değerlendirilenler.
  2. e) (a), (b), (c), (ç) ve (d) bentlerinde sayılan durumlarda yaralananlardan daha sonra bu yaralanmanın sebep ve tesiri ile hayatını kaybettiği değerlendirilenler.”

5.Sonuç

 

Sonuç olarak, kamuoyunda kutsal bir yeri olan ve vatana hizmet uğruna canını vermiş olanlara has bir mertebe olan “şehitlik” kurumunun sınırları ve kimlerin şehit sayılacağı hususu mevzuatımızda net bir şekilde belirlenmemiştir. Ancak bu noktada şehitlerin şehit olma durumlarına göre 5510 sayılı Kanunun 47.maddesinde düzenlendiği üzere “vazife malullüğü” kapsamına girdiği, bu kanun hükmü uyarınca “vazife malulü” veya “harp malulü” olarak şehitlere ve şehit yakınlarına tanınan pek çok sosyal yardımdan ve haktan faydalanabilmesi mevcuttur.

“Vazife malulü” veya “harp malulü” olup bu kişilere tanınan haklardan faydalanıyorken aynı zamanda müteveffanın resmi anlamda “şehit” olarak anılması adına şehit sayılma davası da açılabilmektedir. Yargı organları ise bir kişiyi “şehit” sayabilmek adına MSB Şehitlik Yönergesi ve Şehitlik Yönetmeliği’nde belirlenmiş olan şehitliklere defnedilebilecek kişilerin aynı zamanda “şehit” sayılacağı yönünde hüküm kurmaktadır.

 

Stj. Av. Nurullah ÖZÜN & Av. Yalçın TORUN

 

 

Kaynakça

 

  1. BAĞCI, Mehmet & EKMEKÇİ, Ömer (2014). Maluliyet ve Vazife Maluliyeti, İstanbul, s.312-357
  2. ÖRÜCÜ, Yunus (2019). Türk Sosyal Güvenlik Hukukunda asker kişilerin vazife malullüğü sigortası, Ankara, s.206
  3. ŞAHİN, Mehmet Yaşar (2019). Türkiye’de Şehitlik ve Gazilik Kavramları İle Sağlanan Haklar
  4. İlgili Mevzuat

Uyarı

 

Web sitemizde yayımlanan yukarıdaki yazılı metnin, eser sahipliği hakları Av.Yalçın TORUN’a ve Stj. Av.Nurullah ÖZÜN’e aittir. Bu yazılı metin hak sahipliğinin tespiti amacıyla zaman içerikli elektronik imza ile muhafaza edilmektedir. Sitemizdeki yazılı metinler avukat meslektaşlarımız tarafından dilekçelerinde serbestçe kullanılabilir, fakat metinlerin tamamının, bir kısmının veya özetinin atıf yapılmaksızın başka web sitelerinde yayınlanmasına iznimiz yoktur.

Scroll to Top