Açtığımız Davada Danıştay, Kaçakçılık Suçundan Bir Yıldan Az Ceza Alanlar ile İkiden Fazla Suç Kaydı Olanlara Silah Taşıma ve Bulundurma Ruhsatı Verilmemesine Dair Yönetmelik Maddesini İptal Etti
1.Giriş
6136 Sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun Madde 7/5’te hangi suçlardan mahkumiyetin, ateşli silah taşıma ve bulundurma ruhsatı verilmesine engel olacağı hususu düzenlenmiştir. Yine bu kanuna dayanılarak çıkarılan Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmelik madde 16’da silah ruhsatı verilmesini engelleyen haller düzenleme altına alınmıştır. Ancak yönetmelik kanunda yer verilen suçların kapsamını genişletmiş, kanunda öngörülmeyen düzenlemeler ile silah taşıma ve bulundurma ruhsatı alabilecek kişileri sınırlamıştır. Kanunda yer almamasına rağmen yönetmeliğin 16.maddesinin 1.fıkrasının d bendinde her türlü kaçakçılık suçundan mahkumiyet kaydı olanlara, f bendinde ikiden fazla suç kaydı olanlara silah taşıma ve bulundurma ruhsatı verilmeyeceği düzenleme altına alınmıştır. Kanun kapsamını yetki olmaksızın genişleten yönetmelikteki bu düzenlemelerin, normlar hiyerarşisine ve hukuk devletine aykırı olması nedeniyle tarafımızca iptali talebi ile Danıştay’da dava açılmıştır. Danıştay Onuncu Dairesi E.2022/3721, K.2025/5342 sayılı ve 18.11.2025 tarihli kararı ile söz konusu düzenlemelerin iptaline karar vermiştir.
2.Davanın Konusu
Dava; 21/03/1991 tarihli ve 91/1779 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmelik’in 16. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde yer alan “her türlü kaçakçılık” ibaresi ile ” ikiden fazla suçtan dolayı mahkum olanlara.” şeklindeki (f) bendinin iptali ve bu hükümlere dayanılarak tesis edilen silah taşıma ruhsatı verilmemesine ilişkin idari işlemin iptali istemine ilişkindir.
3.Olayın Arka Planı
Davacı (emekli uzman jandarma), görevinden kendi isteğiyle emekliye ayrılmış ve adına kayıtlı silah için taşıma ruhsatı talebinde bulunmuştur.
İdare tarafından yapılan incelemede, davacının çeşitli tarihlerde; hakaret, kasten yaralama, kaçakçılık suçlarından mahkûmiyet kararlarının bulunduğu tespit edilmiştir. Bu mahkûmiyetler gerekçe gösterilerek, Yönetmelik’in 16. maddesinin 1. fıkrasının (d) ve (f) bentleri uyarınca ruhsat talebi reddedilmiştir.
Davacı ise, Yönetmelik hükümlerinin 6136 sayılı Kanun’da öngörülmeyen sınırlamalar getirdiğini, bu nedenle yetki unsuru yönünden hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
4.Hukuki Sorun
Yönetmelik’in 16. maddesinde yer alan “her türlü kaçakçılık” ibaresi ile “ikiden fazla suçtan mahkûm olma” düzenlemesi, 6136 sayılı Kanun’un öngördüğü sınırları aşarak kanuna aykırı bir genişletme niteliği taşımakta mıdır?
Bu hükümlere dayanılarak tesis edilen bireysel işlem hukuka uygun mudur?
5.Hukuki Değerlendirme
6136 sayılı Kanun’un 7. maddesinde silah taşıma ve bulundurma ruhsatı verilmesine engel haller düzenlenmiş; bazı suçlar bakımından mutlak yasak öngörülmüş, diğer suçlar bakımından ise ceza süresi ölçütü esas alınmıştır.
Kanun koyucu, suç türü yerine cezanın süresini esas alarak genel bir sistem kurmuştur. Buna karşılık Yönetmelik’in 16/1-(d) bendinde “her türlü kaçakçılık” ibaresi ile suç türü esas alınmış; (f) bendinde ise herhangi bir ceza süresi aranmaksızın iki ayrı mahkûmiyet yeterli kabul edilmiştir.
Danıştay, bu düzenlemelerin Kanun’da öngörülen sınırları aştığını, idarenin düzenleme yetkisinin tali ve sınırlı olduğunu, normlar hiyerarşisi gereği Yönetmelik’in Kanun’u genişletemeyeceğini vurgulamıştır.
Bu nedenle söz konusu düzenlemelerin yetki unsuru yönünden hukuka aykırı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
6.Mahkemenin Gerekçeli Kararı
Danıştay Onuncu Dairesi;
Yönetmelik’in 16. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde yer alan “her türlü kaçakçılık” ibaresinin,
Yönetmelik’in 16. maddesinde yer alan “ikiden fazla suçtan mahkûm olma” şeklindeki fıkranın (f) bendinin
kanuni sınırları aşarak yeni ve genişletici yasaklar getirdiği gerekçesiyle iptaline karar vermiştir. Mahkemenin iptal kararı sonrası yönetmeliğin 16.maddesi artık şu şekildedir;
“Aşağıda belirtilen kişilere ikinci fıkradaki hükümler saklı kalmak kaydıyla ateşli silah ve mermilerini taşıma ya da bulundurma izni verilmez ve verilmiş ruhsatlar iptal edilir.
a) Ateşli silahla işlenen suçlardan mahkum olanlara.
b) Ruhsatlı silahıyla suç işleyenlere veya silahın muhafazasındaki ihmali ya da kusuru neticesi başkaları tarafından bir suç işlenmesine veya intihar ya da intihara teşebbüs edilmesine neden olanlara.
c) Taksirli suçlar hariç bir yıldan fazla hapis cezasına mahkum olanlara.
d) Zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, her türlü kaçakçılık, bilişim alanındaki suçlar, ihaleye fesat karıştırma, yağma, uyuşturucu, 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 282 nci maddesinin ikinci fıkrası hariç olmak üzere suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, suç işlemek amacıyla örgüt kurma veya yönetme ya da üye olma, insan ticareti, organ ve doku ticareti, kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlikeli olacak biçimde ya da kişilerde korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etme veya patlayıcı madde kullanma, fuhuş, sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme, kasten öldürme, silahla kasten yaralama veya çocukların cinsel istismarı suçlarından en az birinden dolayı mahkum olanlara.
e)(Değişik:RG-11/9/2021-31595-CK-4503/8 md.)26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile 3713 sayılı Kanun kapsamına giren suçlardan mahkûm olanlara.
f) Taksirle veya basın ve yayın yoluyla işlenenler hariç olmak üzere değişik zamanlarda işlediği aynı veya farklı türden ikiden fazla suçtan dolayı mahkum olanlara.
g) Ruhsatlı silahını geçici de olsa başkalarına verdikleri için mahkum olanlara.
h) Kanunun 4 üncü maddesinde yazılı silahlardan birini kullanmak suretiyle suç işleyen ve bu suçtan dolayı mahkum olanlara.
ı) Ruhsatların veriliş nedenleri ortadan kalktığı halde durumu ruhsatı veren makama altı ay içinde bildirmeyen ruhsat sahiplerine.
i) Spor maksatlı olarak spor federasyonlarının demirbaşına kayıtlı silahları amacı dışında kullananlara.
j) Mahkeme kararı ile veya haklarında verilen mahkumiyet kararının sonucu olarak Türk Silahlı Kuvvetlerinden çıkarılanlara, rütbesinin geri alınmasına hükmolunanlar ile 6413 sayılı Kanun hükümleri uyarınca ayırma işlemine tabi tutulanlara, 3269 sayılı Kanunun 16 ncı maddesinin üçüncü fıkrası ve 3466 sayılı Kanunun mülga 15 inci maddesi uyarınca disiplinsizlik ya da ahlaki durum sebebiyle ayırma işlemine tabi tutulanlara, 3269 sayılı Kanunun 12 nci maddesi uyarınca başarısız görülenler ile 3466 sayılı Kanunun 13 üncü ve 16 ncı maddeleri uyarınca ilişikleri kesilenlere veya 1402 sayılı Kanunun 2 nci maddesi gereğince emekli edilenler ile disiplin kurulları ya da mahkeme kararıyla veya kanuni düzenleme ile meslekten ya da Devlet memurluğundan çıkarılanlara veya haklarında verilen mahkumiyet kararı sonucu memuriyetle ilişiği kesilenlere ya da milli güvenliğe tehdit oluşturan terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle kamu görevinden çıkarılanlara.”
Ayrıca, hukuka aykırı düzenlemeye dayanılarak tesis edilen bireysel işlem de iptal edilmiştir.
Mahkeme, özellikle kanunilik ilkesi, belirlilik ilkesi ve normlar hiyerarşisine vurgu yaparak idarenin düzenleme yetkisinin kanunla çizilen çerçeve içinde kalması gerektiğini belirtmiştir.
7.Kararın Hukuk Düzeni Üzerindeki Etkileri
Bu karar, idarenin düzenleyici işlemlerle kanuni çerçeveyi aşamayacağını açık biçimde ortaya koymaktadır.
Özellikle:
Yönetmelikle suç türü esas alınarak genel yasak getirilmesinin,
Ceza süresi aranmaksızın çoklu mahkûmiyetin mutlak engel sayılmasının
kanuna aykırı olduğu tespiti, idarenin düzenleme yetkisini sınırlayan önemli bir içtihat niteliği taşımaktadır.
Karar, hukuk devleti, kanunilik ilkesi ve hukuki güvenlik ilkeleri bakımından emsal teşkil edebilecek niteliktedir. Ayrıca silah ruhsatı rejiminde kanun-yönetmelik ilişkisine dair önemli bir doktrinsel tartışmaya katkı sunmaktadır.
8.Sonuç
Danıştay Onuncu Dairesi, idarenin düzenleme yetkisinin kanunla sınırlı olduğunu vurgulayarak, Yönetmelik’te yer alan ve kanuni sınırları aşan düzenlemeleri iptal etmiştir.
Karar, normlar hiyerarşisi ve kanunilik ilkesi bakımından yerleşik içtihadı pekiştirmekte; birey haklarının idari düzenlemelerle daraltılamayacağını açıkça ortaya koymaktadır.
Bu yönüyle karar, hukuk devleti ilkesinin somut bir yargısal yansıması niteliğindedir.
Av. Yalçın TORUN
Uyarı; Web sitemizde yayımlanan yukarıdaki yazılı metnin, eser sahipliği hakları Av.Yalçın TORUN’a aittir. Bu yazılı metin hak sahipliğinin tespiti amacıyla zaman içerikli elektronik imza ile muhafaza edilmektedir. Sitemizdeki yazılı metinler avukat meslektaşlarımız tarafından dilekçelerinde serbestçe kullanılabilir, fakat metinlerin tamamının, bir kısmının veya özetinin atıf yapılmaksızın başka web sitelerinde yayınlanmasına iznimiz yoktur.
