Anayasa Mahkemesi Tam Yargı Davasında Miktar Artırımı Üzerinden Faiz Başlangıç Tarihinin Ayrı Belirlenmesi Nedeniyle Etkili Başvuru Hakkının İhlaline Karar Verdi

 

Başvurucu, geçirdiği ameliyat sonrası belden aşağısının felç kaldığını, bunun idarenin hizmet kusurundan kaynaklandığını belirterek maddi ve manevi tazminat talebiyle tam yargı davası açmıştır. Dava kapsamında yapılan bilirkişi incelemelerinde, ameliyatla oluşan sonuç arasında illiyet bağının bulunduğu, başvurucunun %100 oranında malul kaldığı, çalışamaz hale geldiği ve bakım ihtiyacı olduğu tespit edilmiştir. Bu doğrultuda hesap bilirkişisi, başvurucunun kazanç kaybını ve bakım muhtaçlığı giderlerini belirlemiş; Mahkeme, 340.000 TL maddi ve 70.000 TL manevi tazminata hükmetmiştir.

Ancak başvurucu, bilirkişi raporlarında hesaplanan tutarın üzerinde bir zararının olduğuna işaretle, dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren 2577 sayılı Kanun’un 16. maddesi uyarınca 69.420 TL tutarında miktar artırım talebinde bulunmuştur. Danıştay, bu artırımı kabul ederek dosyayı Mahkemeye göndermiş, Mahkeme de artırılan bu miktarı davalı idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek faizle birlikte başvurucuya ödenmesine karar vermiştir. Ancak Danıştay, artırılan tutar yönünden faizin başlangıç tarihi olarak idareye yapılan ilk başvuru tarihini değil, miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği tarihi esas alınması gerektiği yönünde karar vermiştir. Böylece artırılan tazminat miktarı yönünden faiz başlangıç tarihi yaklaşık dokuz yıl ileriye ötelenmiştir.

Başvurucu, aynı zarara ilişkin tek bir olgu nedeniyle tazminata hükmedildiği halde, faiz başlangıç tarihlerinin bölünmesi nedeniyle maddi kayba uğradığını ve bu uygulamanın etkili başvuru hakkını zedelediğini ileri sürerek bireysel başvuruda bulunmuştur. Anayasa Mahkemesi, söz konusu farklı faiz başlangıç tarihi uygulamasının tıbbi ihmal sonucu oluşan zararın tam giderimi ilkesini zedelediğini, miktar artırımı müessesesinin fiilen etkisiz hâle getirildiğini ve başvurucunun zararının tam olarak karşılanmadığını tespit etmiştir. Ayrıca Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 2024 tarihli kararında da dava dilekçesindeki taleple artırılan miktar arasında faiz yönünden ayrım yapılamayacağı yönünde içtihat birliğine gidildiği belirtilmiştir.

Bu gerekçelerle Anayasa Mahkemesi, maddi ve manevi varlığın korunması hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

 

Stj.Av.Şirin ÇAKIR

Av.Yalçın TORUN

Uyarı; Web sitemizde yayımlanan yukarıdaki yazılı metnin, eser sahipliği hakları Stj.Av.Şirin ÇAKIR,  ve Av.Yalçın TORUN’a aittir. Bu yazılı metin hak sahipliğinin tespiti amacıyla zaman içerikli elektronik imza ile muhafaza edilmektedir. Sitemizdeki yazılı metinler avukat meslektaşlarımız tarafından dilekçelerinde serbestçe kullanılabilir, fakat metinlerin tamamının, bir kısmının veya özetinin atıf yapılmaksızın başka web sitelerinde yayınlanmasına iznimiz yoktur.

 

Scroll to Top