Kamu Hizmetinin Büyük Kısmının Tamamlanmış Olmasına Rağmen Kıdem Tazminatına Hak Kazanılmayan Şekilde Görevden Çıkarılma Nedeniyle Emekli İkramiyesi Alınamaması Anayasa’ya Aykırı Bulundu

 

Başvuru, birleştirilen hizmet süreleri üzerinden emeklilik aylığı bağlananlara emekli ikramiyesi ödenebilmesi için kamudaki görevin kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona erme koşulu aranması nedeniyle mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak ayrımcılık yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

Başvurucu, emekli aylığına hak kazanmak için gereken 25 yıllık hizmet süresinin 23 yılını 5434 sayılı Kanun ile 5510 sayılı Kanun’un 4/1-(c) maddesi kapsamında kamuda geçirmiş, kalan kısmını ise diğer sosyal güvenlik kurumlarında hizmet birleştirmesi yoluyla tamamlamıştır. Ancak kamudaki görevi kıdem tazminatına hak kazanmayacak şekilde sona erdiğinden, emekli ikramiyesi talebi reddedilmiştir.

Mahkemece emekli ikramiyesi yönünden, tamamen kamu hizmeti kapsamında çalışarak emekli olanlarla, hizmet birleştirmesi yoluyla emekli olanların benzer durumda oldukları kabul edilmiştir. Buna rağmen, mevcut düzenlemeler hizmet birleştirmesi yoluyla emekli olanlara ikramiye ödenmesini, kamudaki görevinin kıdem tazminatına hak kazanma şartlarını taşıyarak sona ermesine bağlamaktadır. Bu durum, özellikle kamudan çıkarılan bireylerin emekli ikramiyesi almasını fiilen engellemektedir.

Anayasa Mahkemesi, daha önce benzer şekilde 2829 sayılı Kanun ile 5434 sayılı Kanun’un 89. maddesinde yer alan “son defa Emekli Sandığına tabi görevde bulunma” şartını, eşitlik ilkesine aykırı bularak iptal etmiştir. Bu iptalin ardından 6270 sayılı Kanun ile yapılan düzenlemeyle, sosyal güvenlik kurumları arasındaki ayrım kaldırılmış; ancak bu kez kamu görevinden kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde ayrılma koşulu getirilmiştir.

Somut olayda başvurucunun hizmet süresinin büyük bir kısmının kamu kurumlarında geçmiş olması dikkate alındığında, emekli ikramiyesi yönünden kamu görevlisi statüsünde bulunan diğer kişilerle benzer konumda olduğu açıktır. Buna rağmen, yalnızca son hizmet süresinin diğer sosyal güvenlik kurumları kapsamında tamamlanmış olması ve görevden çıkarılma nedeniyle ikramiye ödenmemesi, nesnel ve makul bir temele dayanmayan bir farklı muamele teşkil etmektedir.

Anayasa Mahkemesi; sosyal güvenlik sisteminin bir kamu güvencesi olduğunu, bu sistem kapsamında yer alan kişilerin eşit şekilde korunmaları gerektiğini ve kamu makamlarının takdir yetkisini ayrımcılığa yol açacak şekilde kullanamayacağını vurgulamıştır. Bu çerçevede, başvurucunun kamu hizmetinin çok büyük bir kısmını kamuda geçirmiş olmasına rağmen, yalnızca sınırlı bir kısmın başka kurumlarca karşılanmış olması ve görevden çıkarılma sebebiyle emekli ikramiyesinden yararlandırılmamasının, başvurucuya aşırı ve orantısız bir külfet yüklediği değerlendirilmiştir.

Başvurucunun kamu hizmeti süresinin çok büyük bir bölümünü kamuda geçirmiş olmasına rağmen, yalnızca son kısmının hizmet birleştirmesi ile tamamlanması nedeniyle ikramiye alamamasının orantısız bir külfet doğurduğu ve benzer durumda olanlarla arasında adil olmayan bir farklılık yarattığı değerlendirilmiştir.

Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak Anayasa’nın 10. maddesinde güvence altına alınan ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine karar verilmiştir.

Stj.Av.Şirin ÇAKIR

Av.Yalçın TORUN

Uyarı; Web sitemizde yayımlanan yukarıdaki yazılı metnin, eser sahipliği hakları Stj.Av.Şirin ÇAKIR,  ve Av.Yalçın TORUN’a aittir. Bu yazılı metin hak sahipliğinin tespiti amacıyla zaman içerikli elektronik imza ile muhafaza edilmektedir. Sitemizdeki yazılı metinler avukat meslektaşlarımız tarafından dilekçelerinde serbestçe kullanılabilir, fakat metinlerin tamamının, bir kısmının veya özetinin atıf yapılmaksızın başka web sitelerinde yayınlanmasına iznimiz yoktur.

Scroll to Top
'); w.document.close(); w.print(); });$(document).ready(function() { init(); });})(jQuery);