1. Giriş ve Genel Değerlendirme

Türkiye’ye yabancı sermaye girişini artırmak ve mevcut yatırım ortamını iyileştirmek amacıyla TBMM Başkanlığı’na sunulan “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”, sekiz temel kanunda köklü değişiklikler öngörmekte ve Türk vergi ile yatırım hukukunda yeni bir dönemin kapılarını aralamaktadır.

Teklifin anayasal çerçevesini Anayasa’nın 73. maddesi (vergi ödevi ve kanuniliği ilkesi), 35. maddesi (mülkiyet hakkı) ve 48. maddesi (çalışma ve sözleşme özgürlüğü) oluşturmaktadır. Anayasa’nın 73/3. fıkrası uyarınca vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulup değiştirileceği kuralına uygun biçimde, teklifteki bütün vergisel düzenlemeler kanun metni olarak kaleme alınmıştır.

2. Amme Alacaklarının Tahsil Usulünde Yeni Tecil Rejimi (6183 Sayılı Kanun)

2.1. Anayasal Dayanak

Amme alacaklarına ilişkin düzenleme yetkisi, Anayasa’nın 73. maddesi kapsamında vergi kanunlarına özgü kanunilik ilkesiyle doğrudan bağlantılıdır. Anayasa’nın 73/4. fıkrası Cumhurbaşkanı’na vergi oranlarında belirli sınırlar dahilinde değişiklik yetkisi tanımakta; teklif de bu çerçevede teminat tutarının artırılıp azaltılması yetkisini Cumhurbaşkanı’na bırakmaktadır.

2.2. Kanuni Düzenleme

6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 48. maddesi değiştirilerek amme alacağının vadesinde ödenmesinin veya haczin tatbikinin borçluyu çok zor duruma düşüreceği hallerde yazılı başvuru ve teminat şartıyla tecil imkânı tanınmaktadır. Değişiklikle azami tecil süresi 36 aydan 72 aya çıkarılmakta; teminat muafiyeti ise alacaklı tahsil daireleri itibarıyla borç toplamının 1 milyon Türk Lirası’nı aşmadığı durumlara özgülenmektedir. Bu tutarın üzerindeki kısım için teminat zorunluluğu, aşan kısmın yüzde ellisi olarak belirlenmektedir. Cumhurbaşkanı’na söz konusu tutarı on katına kadar artırma, yarısına kadar indirme ve alacaklı amme idareleri itibarıyla farklı tutar belirleme yetkisi verilmektedir.

2.3. İçtihat Çerçevesi ve Değerlendirme

Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, borçluyu çok zor duruma düşürme kavramını geniş yorumlamakta ve bu koşulun varlığının somut ekonomik göstergelerle kanıtlanmasını yeterli saymaktadır. 6183 sayılı Kanun’un 48. maddesinin uygulanmasında Danıştay, tecil taleplerinin reddine ilişkin idari kararların gerekçeden yoksun olmasını hukuka aykırılık sebebi olarak değerlendirmiştir. Tecil süresinin 72 aya çıkarılması, özellikle KOBİ niteliğindeki amme borçluları açısından nakit akışı baskısını önemli ölçüde hafifletecektir.

3. Veraset ve İntikal Vergisinde İndirimli Oran (7338 Sayılı Kanun)

Anayasa’nın 73. maddesi, vergilerin mali güce göre alınmasını ve vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımını emretmektedir. 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu’na eklenen yeni hükümle, Gelir Vergisi Kanunu kapsamında Türkiye dışında elde edilen kazanç ve iratlar nedeniyle gelir vergisinden muaf tutulanlara özgü bir indirimli veraset oranı ihdas edilmektedir. Bu kişilerin söz konusu istisnadan yararlandıkları süre içinde veraset yoluyla edinecekleri mallara uygulanacak vergi oranı yüzde 1 olarak belirlenmiştir.

4. Gelir Vergisi Kanunu’nda Yapılan Düzenlemeler (193 Sayılı Kanun)

4.1. Teknogirişim Şirketlerinde Pay Senedi İstisnası

193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun teknogirişim pay senedi istisnasına ilişkin hükmü değiştirilerek istisnanın üst sınırı ilgili yıldaki brüt ücretin iki katı olarak yeniden belirlenmektedir. Pay senetleri iktisap tarihinden itibaren iki yıl içinde elden çıkarılırsa istisna edilen verginin tamamı; üç ile dört yıl arasında elden çıkarılırsa yüzde yetmiş beşi; beş ile altı yıl arasında elden çıkarılırsa yüzde yirmi beşi gecikme faiziyle birlikte işverenden tahsil edilmektedir. Altı yılı aşan elde tutma süresi cezai yaptırım doğurmamaktadır.

4.2. Yurt Dışından Elde Edilen Kazanç ve İratlarda 20 Yıllık Vergi İstisnası

193 sayılı GVK’ya eklenen “Yurt Dışından Elde Edilen Kazanç ve İratlar İçin Vergi İstisnası” başlıklı yeni maddeyle, son üç takvim yılında Türkiye’de ne ikametgâhı ne de vergi mükellefiyeti bulunmayan gerçek kişilerin Türkiye’ye yerleşmelerinin ardından yurt dışından elde ettikleri kazanç ve iratlar 20 yıl boyunca gelir vergisinden istisna tutulmaktadır. Bu kişilerin Türkiye’de daha önce sahip oldukları gayrimenkul ya da menkul sermaye iradı nedeniyle vergi mükellefiyetinin bulunması istisna hakkını ortadan kaldırmamaktadır. Hüküm, 1 Ocak 2026’dan itibaren Türkiye’ye yerleşmiş sayılanlara uygulanmaktadır.

4.3. Nitelikli Hizmet Merkezi Personeline Gelir Vergisi İstisnası

4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu kapsamında nitelikli hizmet merkezi olarak faaliyet gösteren kurumlarda istihdam edilen nitelikli hizmet personelinin ücretlerinin brüt asgari ücretin üç katını aşmayan kısmı gelir vergisinden istisna tutulmaktadır. İstanbul Finans Merkezi’nde faaliyet gösteren nitelikli hizmet merkezleri bakımından bu sınır brüt asgari ücretin beş katına yükseltilmektedir.

5. Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu’nda Nitelikli Hizmet Merkezi Düzenlemesi (4875 Sayılı Kanun)

Anayasa’nın 48. maddesi teşebbüs kurma özgürlüğünü güvence altına almakta; 167. maddesi ise devlete piyasaların sağlıklı işlemesini ve dış ticareti düzenleme görevi yüklemektedir. 4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu’na eklenen yeni hükümle “nitelikli hizmet merkezi” kavramı ilk kez tanımlanmaktadır. Buna göre nitelikli hizmet merkezi; en az üç farklı ülkede aktif olarak faaliyet gösteren ilişkili şirket veya şirketler topluluğuna hizmet sunmak amacıyla kurulan ve yıllık hasılatının en az yüzde seksenini yurt dışındaki ilişkili şirketlerden elde eden sermaye şirketlerini kapsamaktadır.

Bu merkezler; finansal danışmanlık, stratejik yönetim danışmanlığı, risk yönetimi, nakit ve likidite yönetimi, fonlama ve borçlanma işlemleri, yatırım ve sermaye yapısı planlaması, bütçeleme, finansal raporlama ve analiz, uluslararası muhasebe ve uyum, denetim, dijital dönüşüm ve teknoloji danışmanlığı, hukuk danışmanlığı, tanıtım, marka yönetimi ile insan kaynakları ve eğitim hizmetlerini sunabileceklerdir.

6. Kurumlar Vergisi Kanunu’nda Yapılan Düzenlemeler (5520 Sayılı Kanun)

6.1. Transit Ticaret Kazançlarında Yüzde 95 İndirim

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nda yapılan değişiklikle, yurt dışından satın alınan malların Türkiye’ye getirilmeksizin yurt dışında satılmasından sağlanan kazançlar için indirim oranı yüzde doksanbeş olarak belirlenmektedir. İstanbul Finans Merkezi katılımcıları bakımından bu oran yüzde yüze yükselmektedir. İndirimden yararlanabilmek için kazancın yıllık kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi gereken tarihe kadar Türkiye’ye transfer edilmiş olması ve aracılık faaliyetinde satıcı ile alıcının Türkiye’de bulunmaması zorunludur.

6.2. Nitelikli Hizmet Merkezi Kazançlarında İndirim ve 20 Dönem Sınırı

Nitelikli hizmet merkezi olarak faaliyet gösteren kurumların münhasıran bu faaliyetlerinden yurt dışında elde ettikleri kazançlara yönelik indirim oranı yüzde doksanbeş; İstanbul Finans Merkezi’ndeki nitelikli hizmet merkezleri için ise yüzde yüzdür. Bu indirim, kazancın Türkiye’ye transfer edilmesi koşuluyla faaliyete geçilen hesap döneminden başlamak üzere yirmi hesap dönemiyle sınırlıdır. Düzenleme 1 Ocak 2026’dan itibaren başlayan vergilendirme dönemlerine uygulanmaktadır.

6.3. İmalat ve İhracat Kazançlarında İndirimli Kurumlar Vergisi Oranı

Üretim ve ihracatın teşviki amacıyla yüzde yirmibeş olan genel kurumlar vergisi oranı, imal ettikleri malları doğrudan ihraç eden imalatçı kurumların münhasıran imalat ihracatından elde ettikleri kazançlara yüzde dokuz, ihracat yapan kurumların münhasıran ihracattan elde ettikleri kazançlara ise yüzde ondört olarak uygulanacaktır. Bu indirimli oranlar aracılı ihracat modellerini de kapsamakta ve 2027 vergilendirme döneminden itibaren geçerli olmaktadır.

7. Yurt Dışı Varlık Barışı (5520 Sayılı Kanun Eklemesi)

Gerçek ve tüzel kişilerin yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları 31 Temmuz 2027 tarihine kadar banka veya aracı kurumlara bildirilebilecektir. Bildirilen varlıkların bildirimin yapıldığı tarihten itibaren iki ay içinde Türkiye’deki hesaplara transfer edilmesi gerekmektedir.

Banka ve aracı kurumlar, bildirilen varlıkların değeri üzerinden yüzde beş oranında peşin vergi tahsil etmekle yükümlüdür. Ancak bu oran; vadeli hesaplarda veya devlet iç borçlanma senetlerinde en az beş yıl bulundurma taahhüdü halinde yüzde sıfır, dört yıl için yüzde bir, üç yıl için yüzde iki, iki yıl için yüzde üç, bir yıl için yüzde dört olarak kademelenmektedir. Bildirilen varlıklara isabet eden tutarlara ilişkin olarak herhangi bir vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmayacaktır.

8. Teknogirişim Şirketlerine Yönelik Özel Düzenlemeler (6550 Sayılı Kanun)

6550 sayılı Kanun’da yapılan değişiklikle, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nca verilen “Teknogirişim” rozetini taşıyan halka açık olmayan şirketlerin paya dönüştürülebilir borç sözleşmelerine dayanan şarta bağlı sermaye artırımlarında 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun ilgili hükümleri uygulanmayacaktır. Bu yaklaşım, uluslararası girişim sermayesi ekosisteminde yaygın biçimde kullanılan SAFE ve dönüştürülebilir senet modellerinin Türk hukukuna uyarlanmasını kolaylaştırmaktadır. Ayrıca Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu kapsamında kuluçka girişimcisi olmaya hak kazanmış girişimcilerin kurduğu dijital şirketler, kuruluş tarihinden itibaren üç yıla kadar TOBB oda ve borsa aidatlarından muaf tutulmaktadır.

9. İstanbul Finans Merkezi’ne Sağlanan Teşviklerin Genişletilmesi (6412 Sayılı Kanun)

İstanbul Finans Merkezi Kanunu’nda yapılan değişikliklerle; yurt dışı tecrübesi olan personelin istihdamı halinde uygulanan gelir vergisi indirimi tüm katılımcıları kapsayacak biçimde genişletilmekte, katılımcı belgesi alarak İFM’de finansal faaliyette bulunan kuruluşların kazançlarına uygulanan yüzde yüz kurumlar vergisi indiriminin geçerlilik süresi 2047 yılına uzatılmakta ve kuruluş ile izin işlemleri için finansal faaliyet harçlarından sağlanan muafiyet 5 yıldan 20 yıla çıkarılmaktadır.

10. Genel Değerlendirme ve Sonuç

İncelenen kanun teklifi, Türkiye’nin uluslararası yatırım ortamı bakımından yapısal bir dönüşümü hedeflemektedir. Anayasa’nın 73. maddesiyle belirlenen kanunilik ilkesine uygun biçimde kaleme alınan teklif; birden fazla kanunda eş zamanlı değişiklikler öngörmekte ve bütünlüklü bir yatırım teşvik mimarisi sunmaktadır. 20 yıllık gelir vergisi istisnası, yüzde doksanbeş kurumlar vergisi indirimi ve nitelikli hizmet merkezi modeli bir arada değerlendirildiğinde, Türkiye’nin küresel sermaye ve insan kaynakları rekabetinde güçlü bir alternatif haline geldiği anlaşılmaktadır. İstanbul Finans Merkezi katılımcılarının elde ettiği üst düzey avantajlar ise İstanbul’u bölgesel finans merkezi olarak konumlandırma stratejisine somut hukuki içerik kazandırmaktadır.

Bu bilgi notu yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Bireysel hukuki danışmanlık için Torun Hukuk Bürosu ile iletişime geçiniz.

Scroll to Top
'); w.document.close(); w.print(); });$(document).ready(function() { init(); });})(jQuery);