Kıyıların Kamusal Niteliği ve Kıyılarda Yapılaşma Yasağı: Mevzuat, Uygulamalar
Giriş
Kıyılar, Anayasa ve özel kanunlarla devletin hüküm ve tasarrufu altına alınmış, tüm yurttaşların eşit ve serbest bir biçimde kullanımına açık kılınmış kamusal alanlardır. Ancak Türkiye’de özellikle yaz aylarında turizm bölgelerinde kıyıların hukuka aykırı biçimde özel mülkiyet iddiasıyla sınırlandırıldığı, ücretli hale getirildiği veya erişimin engellendiği çok sayıda uygulama gözlemlenmektedir. Bu yazıda kıyıların hukuki statüsü, yapılaşma yasağı, kıyı kenar çizgisi ve sahil şeridi kavramları ile birlikte 2025 yılı itibarıyla bu tür hukuka aykırılıklara karşı uygulanabilecek yaptırımlar ele alınacaktır.
1.Kıyıların Hukuki Statüsü
1.1. Anayasa ve Kıyı Kanunu
T.C. Anayasası’nın 43. maddesine göre, kıyılar devletin hüküm ve tasarrufu altındadır ve bunlardan yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir. 3621 sayılı Kıyı Kanunu’nun 5. ve 6. maddeleri de kıyıların herkesin eşit ve serbestçe kullanımına açık olduğunu açıkça belirtmektedir. Bu nedenle kıyılar özel mülkiyete konu olamaz ve bu alanlarda yapılaşma yasaklanmıştır.
1.2. Kamu Malı Niteliği
Kıyılar, tanımı gereği kamu malı niteliğinde olup hiçbir şekilde özel mülkiyetin konusu yapılamaz. Bu kamusal nitelik, yalnızca devletin yetkili kıldığı kamu kurumları tarafından kamu yararı çerçevesinde planlama ve kullanım izni verilmesini mümkün kılmaktadır. Ancak bu izinler dahi kıyının özel bir kişi veya işletmeye tahsisi anlamına gelmemekte; kamu yararı çerçevesinde geçici ve belirli koşullara bağlı kullanım olanağı tanımaktadır.
2.Kıyı, Kıyı Kenar Çizgisi ve Sahil Şeridi Kavramları
Kıyılarda yapılaşma yasağının kapsamı ve sınırları, üç temel kavramla tanımlanmaktadır:
2.1. Kıyı Çizgisi
Kıyı çizgisi, deniz, göl veya akarsuların taşkın olmayan olağan su seviyesinin kara ile birleştiği noktadır. Bu çizgi, doğal sınırdır ve dalgalanmalarla değişmez. Kıyı çizgisi deniz yönünde yapılaşmaya tamamen kapalıdır. Örneğin Lara Plajı gibi kumsallar, yıl boyu su seviyesindeki doğal değişimlere rağmen bu sabit çizgiyle sınırlandırılır.
2.2. Kıyı Kenar Çizgisi
Kıyı kenar çizgisi, kıyı çizgisinden başlayarak kara yönünü uzanan ve doğal özellikleri itibarıyla (kumluk, sazlık, bataklık vb.) kıyı sayılan alanın sınırını belirler. Bu çizgi teknik komisyonlarca tespit edilir ve yapılaşma açısından hukuki sınırı teşkil eder. İzmir İnciraltı bölgesinde yapılan tespitlerde, bataklık alanlar da bu çizgiye dahil edilerek yapı yasağı getirilmiştir.
2.3. Sahil Şeridi
Kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönüne doğru 100 metreye kadar uzanan alan sahil şeridi olarak tanımlanır. Bu alanda özel mülkiyet mümkün olmakla birlikte, yapılaşma ciddi sınırlamalara tabidir. Otel, konut, yazlık gibi kalıcı yapılar yasaktır; yalnızca günübirlik ve kamuya açık tesislere izin verilebilir. Akyaka örneğinde olduğu gibi, otel projeleri bu gerekçeyle iptal edilmektedir.
3.Kıyılarda Yapılaşma, İşgal ve Engelleme Eylemlerine İlişkin 2025 Yılı İtibarıyla Yaptırımlar
3.1. Kıyıya İzinsiz Yapı Yapılması
3621 sayılı Kıyı Kanunu’nun 6. maddesine göre kıyı alanları yapılaşmaya kapalıdır. Bu alanda inşa edilen izinsiz yapılar 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 42. maddesi kapsamında işleme tabiidir. Bu ceza, kıyı alanında yapıldığı takdirde Kıyı Kanunu’nun 15. maddesi gereği bir kat artırılarak uygulanır.
2025 yılı itibarıyla yeniden değerleme oranı %43,93’tür. Bu orana göre, III. sınıf A grubu yapı için birim ceza 387,8 TL/m²’dir. 100 m²’lik bir yapı için ceza yaklaşık 38.780 TL olup, kıyıda gerçekleşmesi halinde bu ceza iki katına çıkarılmaktadır.
Ayrıca, Türk Ceza Kanunu’nun 184. maddesi gereği ruhsatsız yapılaşma “imar kirliliğine neden olma” suçu kapsamında değerlendirilir ve 1 ila 5 yıl arasında hapis cezası öngörülür.
3.2. Tel Örgü, Duvar, Çit ile Erişimin Engellenmesi
Kıyı Kanunu’nun 6. ve 8. maddelerine göre kıyı alanında tel örgü, duvar, çit gibi fiziki engeller oluşturulamaz. Bu fiil için Kıyı Kanunu’nun 15. maddesi uyarınca 2.000 ila 10.000 TL arasında idari para cezası öngörülmüş olup, 2025 yılı itibarıyla bu rakam 2.879 TL ile 14.393 TL arasında değişmektedir.
Eğer bu engeller halkın sahile girişini doğrudan engelliyorsa, Türk Ceza Kanunu’nun 109. maddesi uyarınca “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçu gündeme gelebilir. Bu suçun cezası 1 ila 3 yıl arası hapis cezasıdır.
3.3. Özel Plaj ve Üyelere Özel Alan Uygulamaları
Kanunen kıyılar tüm vatandaşların eşit ve serbest kullanımına açık olmak zorundadır. Bir plajın “sadece üyeler” ya da “müşteriler” için kullanımına açılması hem Anayasa’nın 43. maddesine hem de Kıyı Kanunu’nun 6. maddesine aykırıdır. Ayrıca plajı kullanabilmek için şezlong kiralama gibi zorunluluklar öne sürülmesi ya da işletmenin sunduğu ürünlerden tüketilmesi gerektiği gibi zorunluluklar tamamen hukuka aykırı olup tel örgü ve benzeri uygulamalarla birlikte değerlendirildiğinde idari para cezası uygulanır. Ayrıca fiilen giriş engelleniyorsa TCK 109. Madde uygulanabilir.
3.4. Kaçak İskele, Baraka, Platform Kurulması
Kıyı ve sahil şeridinde izinsiz olarak inşa edilen iskele, baraka ve platformlar da 3621 sayılı Kanun’un 6. ve 7. maddelerine aykırıdır. Bu tür yapılaşmalar için İmar Kanunu’nun 42. maddesi uyarınca uygulanacak m² bazında ceza hesaplamaları kıyı alanında iki katı olarak uygulanır. Örneğin 50 m²’lik bir baraka için 2025 yılında ceza yaklaşık 38.780 TL’dir.
Ayrıca, TCK 184. madde kapsamında ruhsatsız yapı inşasından dolayı hapis cezası gündeme gelebilir.
4.Tesis ve Kıyı Yapıları İçin Gerekli İzinler
Kıyı alanlarında iskele, duş, gölgelik, tuvalet gibi günübirlik tesislerin yapılabilmesi için aşağıdaki kurumlardan izin alınması gerekir. Bu yapılar sabit olmamalı, kamuya açık olmalı ve imar planlarına işlenmiş olmalıdır.
4.1. Gerekli Kurumlar ve Süreç
| Kurum / Birim | Görev / Yetki |
| Valilik (İl İdare Kurulu) | Kıyı kenar çizgisi tespiti |
| Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü | İzin verilmesi ve teknik onay |
| Belediye | İmar planı yapımı, yapı ruhsatı ve yapı denetimi |
| Kültür ve Turizm Bakanlığı | Turizm bölgelerinde izin ve ruhsat süreci (gerekirse) |
| Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı | Yalnızca liman, marina ve büyük iskele projelerinde |
Yapı ruhsatı alınmadan ve imar planında gösterilmeden kıyıya hiçbir yapı yapılamaz. Ayrıca bu yapıların sabit olmaması, sökülebilir nitelikte olması gerekir. Kıyının özel şahıs ya da işletme lehine tahsisi söz konusu olamaz.
5.Başvuru ve Denetim Mekanizmaları
Vatandaşlar kıyılarda karşılaştıkları hukuka aykırı durumları şu idari makamlara bildirebilir:
- İlgili belediyeler (zabıta birimleri)
- İl valilikleri (Çevre ve Şehircilik İl Müdürlükleri)
- Cumhuriyet Savcılıkları
Ayrıca kıyı kenar çizgisi dışında kalan sahil şeritleri ve izinli yapılaşma alanları da ilgili planlara aykırı biçimde kullanılıyorsa, iptal davaları ve yürütmeyi durdurma başvuruları gerçekleştirilebilir.
6.Yargı Kararları
6.1. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi – İznik Gölü Örneği
Bir davada, Hazine tarafından açılan tapu iptali ve terkini istemine ilişkin dava, mahkemece taşınmazın kesinleşmiş kıyı kenar çizgisi içinde kaldığı gerekçesiyle kabul edildi. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay tarafından ise, kıyı kenar çizgisi tespiti usulüne uygun ve idari makamların denetim yetkisi dahilinde olduğu belirtilerek istinaf ve temyiz başvuruları reddedilmiştir; dolayısıyla tapu iptaline ve terkine dair kararlar usul ve yasa yönünden uygun bulunmuştur.
6.2. Anayasa Mahkemesi – Ayvalık / Altınova Kararı (B. No: 2018/2739)
Tapulu taşınmazların, 1977’de onaylanan kıyı kenar çizgisi içinde kalması sonucu inşaat izinlerinin iptal edilmesi ve mülk sahiplerine tazminat ödenmemesi üzerine açılan talepler reddedilmiştir. AYM, 15.12.2021 tarihli gerekçeli kararında:
- Kıyı kenar çizgisinin kesinleşmesiyle özel mülkiyet hakkının fiilen ortadan kalkabileceğini
- Kamu yararı ile mülkiyet hakkı arasında adil denge gözetilmesi gerektiğini
- İdarenin, kamulaştırma veya tazminat yükümlülüğünü yerine getirmediğini belirlemiştir. Bu karar, mülkiyet hakkının korunması ve bireysel mağduriyetlerin giderilmesine yönelik önemli bir örnek teşkil etmektedir.
6.3. Yargıtay Ceza Genel Kurulu – Çeşme / Şezlong Engelleme
Çeşme’de bir plaj işletmesinin, Eşref Kaya isimli vatandaşı “şezlong kiralamadan plaja alınmazsın” diyerek alıkoyması üzerine açılan ceza davasında:
- İlk derece mahkemesi işletme yetkililerine 1 yıl 8 ay hapis cezası verilmiştir.
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu bu cezayı onamış, hatta şezlong dayatmasının hukuka aykırı olduğunu teyit etmiştir.
- Kararda: “Plajlar kamuya açık olup, vatandaş kendi havlusunu serip denize girebilir” ifadesi vurgulanmıştır. Bu karar, TCK 109 kapsamında “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçunun kıyıda uygulanan fiziki engellemedi içerebileceğinin net örneğidir.
6.4. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (E: 2004/1-731 K: 2004/749 T.22.12.2004)
Bu kararda Yargıtay, kıyı ve kıyı kenar çizgilerinin kamu malı niteliğini teyit ederek:
- “Deniz kıyıları, mahiyetleri gereği halkın yararlanacağı yerlerdir.” ifadesiyle kıyıların bireylere kapatılamayacağına dikkat çekmiştir.
- “İdari makamlar, plajı halka kapatamaz veya tahsis edemez.” hükmüyle belediyelerin veya idarenin herhangi bir gerekçeyle kıyıyı özel kişilere veremeyeceğini vurgulamıştır.
- Kıyı kenar çizgisinin fiziksel olarak değiştirilmesinin (örneğin doldurma veya kurutma yoluyla) hukuken mümkün olmadığını açıkça belirtmiştir.
7.Sonuç
Kıyılar, toplumun ortak kullanımına açık kamu mallarıdır ve bu özelliği Anayasa, Kıyı Kanunu ve ilgili diğer mevzuatlarla açık şekilde korunmaktadır. Kıyılarda yapılan hukuka aykırı yapılaşmalar, engellemeler ve sınırlamalar hem idari para cezaları hem de cezai yaptırımlarla karşılık bulmaktadır. Bu alanların korunması yalnızca idarenin değil, vatandaşın da hakkı ve sorumluluğudur. Bu nedenle herkesin bu hakları bilmesi ve gerektiğinde hukuki yollarla savunması, kıyıların kamusal niteliğinin korunması açısından büyük önem taşımaktadır.
Av.Yalçın TORUN
Kaynaklar: 3621 sayılı Kıyı Kanunu (md.5-6), T.C. Anayasası md.43, Yargıtay içtihatları ve ilgili idari düzenlemeler ışığında derlenmiştir.
Uyarı; Web sitemizde yayımlanan yukarıdaki yazılı metnin, eser sahipliği hakları Av.Yalçın TORUN’a aittir. Bu yazılı metin hak sahipliğinin tespiti amacıyla zaman içerikli elektronik imza ile muhafaza edilmektedir. Sitemizdeki yazılı metinler avukat meslektaşlarımız tarafından dilekçelerinde serbestçe kullanılabilir, fakat metinlerin tamamının, bir kısmının veya özetinin atıf yapılmaksızın başka web sitelerinde yayınlanmasına iznimiz yoktur.
