Alacağın Geç Tahsil Edilmesi Durumunda Enflasyon Nedeniyle Para Değer Kaybettiğinden, Borçludan Aşkın Zararın Tazmini İstenebilir mi?
A.Giriş
Günümüzde en çok karşılaşılan sorunlardan biri özellikle para alacaklarında alacağın geç tahsil edilmesi nedeniyle alacaklının alacağının değer kaybetmesidir. Her ne kadar alacak için faiz talep edilebilse de faiz oranları düşük olduğundan çoğu zaman alacaklı alacağını tahsil etse de zarara uğramaktadır. Yüksek enflasyonist dönemde borcunu ödemeyerek, düşük temerrüt faizinden yararlanan borçlu ise haksız kazanç elde etmektedir. Alacaklının uğradığı zararı tahsil edebilmek için ise aşkın zarar hükümlerinden faydalanmak gerekmektedir.
B.Aşkın Zarar Nedir?
Aşkın zarar Türk Borçlar Kanunu madde 122’de açıklanmıştır. Buna göre;
“Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür.”
Düzenlemeden görüldüğü üzere eğer alacaklı faiz ile karşılanamayan bir zarara uğramış ise borçludan bu zararın giderilmesini isteme hakkına sahiptir. Borçlu bu yükümlülüğünden ancak kusursuz olduğunu ispatlayarak kurtulabilir. Bu konuda emsal teşkil eden güncel bir Yargıtay Kararı ise şu şekildedir;
“Somut olayda, davacının davalı kooperatifin üyesi olduğu, kooperatifçe kendisine tahsis edilen konutun davalının borcundan dolayı satıldığı, davalı tarafından davacıya 28.08.2017 tanzim, 29.12.2017 vade tarihli senet verildiği, senedin vadesinde ödenmediği ve davacının 08.02.2018 tarihinde icra takibine geçtiği, davacının icra takip sonucu alacağını 24.07.2023 tarihinde tahsil ettiği, temerrüt tarihi olan 29.12.2017 tarihinden alacağın tahsil edildiği 24.07.2023 tarihine kadar ülkemizdeki enflasyon oranları, yabancı paranın değer artışı, altın fiyatlarının artışı, vadeli mevduat faiz oranları, devlet tahviline verilen faiz oranı, asgari ücret artışı gibi ekonomik göstergeler yine o dönem içerisindeki yasal faiz oranları dikkate alındığında, davacı alacaklının parasının değerini sabit tutmak ve kazanç sağlamak için bir çabada bulunmasının hayatın olağan akışına da uygun olduğu, en azından paranın değer kaybını önlemek için döviz, altın, vadeli mevduat hesabı, devlet tahvili gibi yatırımlara yönelmesinin doğal olduğu kanaatine varılmakla, davacı alacaklının temerrüt faiz oranı üzerinde aşkın zararı (munzam) oluştuğunun kabulü gerekir. Mahkemece konusunda uzman bilirkişi veya bilirkişi kurulundan yukarıda belirtilen ekonomik unsurlar dikkate alınarak oluşturulan sepet hesabına göre davacı alacaklının temerrüt faizini aşan bir zarara uğrayıp uğramadığı tespit edilerek, varsa bu zarar miktarından da davacı tarafından tahsil edilen temerrüt faiz miktarı çıkartılarak, davacının munzam zarar miktarı bulunup davacı alacaklının aşkın zararının (Munzam) tahsiline karar verilmesi gerekirken, davacının somut olarak zararını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.“(Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2024/3534 E., 2025/15 Karar Sayılı ve 13.01.2025 Tarihli Kararı)
C.Aşkın Zarar Nasıl Hesaplanır ?
Yargısal içtihatlarda, borçlunun kötüniyetli bir başka deyişle direngen tavrı nedeniyle alacaklının alacağına geç kavuşması halinde aşkın(munzam) zararın nasıl hesaplanması gerektiği açıklanmış olup, emsal içtihatlar şu şekildedir;
“Ülkemizde yaşanan ve herkes tarafından bilinen enflasyon, artan fiyatlar, döviz artışı vs. gibi olgular nedeniyle her zaman alacaklıların zararının temerrüt faizi ile karşılanması mümkün olmayacağından, mahkemece gecikme halinde temerrüt faizini aşan zararın varlığı karine olarak kabul edilip bu karinenin aksi davalı borçlu tarafından kanıtlanmadığı, alacaklılar vekillerinin 15.06.2010 tarihli ibranameleri alacağın dayanağı olan davada hükmedilen alacak miktarı ve icra takibine konu olan alacak, harç, icra masrafları ve vekâlet ücreti ile ilgili olup munzam zararla ilgili borçlunun ibra edildiğini kabule yeterli olmadığından öncelikle munzam zarar talep edilen alacakla ilgili temerrüt tarihinden tahsil tarihine kadar geçen süredeki enflasyon verilerini gösterir TEFE, TÜFE-ÜFE oranları, banka vadeli mevzuat faiz oranları, döviz kurları, devlet tahvil faiz oranları, işçi ücretleri ve diğer yatırım araçları ile ilgili getiri bilgilerinin resmi kurumlardan sorulup tesbit edildikten sonra, yeniden oluşturulacak munzam zarar hesabı konusunda uzman bilirkişi kurulundan, tahsiline karar verilen davacılar alacağının temerrüt tarihinde bu yatırım araçlarından oluşacak sepete yatırılması ve değerlendirilmesi halinde tahsil tarihlerinde asıl alacakla birlikte getirisinin ulaşabileceği miktar ile tahsiline hükmedilen asıl alacak ve bu alacak için temerrüt tarihinden tahsil tarihlerine kadar davacıların tahsil edebilecekleri ve tahsil ettikleri faiz miktarı ve toplam miktar ve bu şekilde bulunacak toplam miktarlar arasındaki fark konusunda gerekçeli, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınıp değerlendirilerek faizle karşılanamayan zarar konusunda sonucuna uygun bir karar verilmesi yerine eksik inceleme ile davanın reddi doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur.” (Y. 15. HD., 04.03.2019, 2018/1494 esas, 2019/932 karar; Y. 11. HD., 27.06.2019 tarih, 2018/193 esas, 2019/4929 karar; Y. 15. H. D., 6.12.2018 tarih, 2018/3765 esas, 2018/4907 karar; Y. 15. H.D., 25.4.2018 tarih, 2017/2736 esas, 2018/1742 karar.)
D.Aşkın Zarar Hesabında Dikkate Alınan Veriler

E.Sonuç
Yüksek enflasyon dönemlerinde aşkın zarar kurumu, sadece alacaklının bireysel menfaatini değil; hukuk düzeninin öngörülebilirlik, dürüstlük (TBK m.2) ve mülkiyet hakkının etkin korunması (Anayasa m.35) ilkelerini de koruyan bir “denge freni”dir. Temerrüdün, borcun geç ödenmesinin borçlu için bir kazanç modeline dönüşmesini engeller; alacaklı açısından ise paranın zaman içinde eriyen değerine karşı hukuki bir “telafi kanalı” açar. Bu nedenle TBK m.122, ekonomik dalgalanmaların yoğunlaştığı dönemlerde, borçlar hukukunun teknik bir hükmü olmaktan çıkarak, doğrudan doğruya anayasal adil denge tartışmasının parçası hâline gelir.
Av.Meryem KILIÇ
Av. Yalçın TORUN
Uyarı; Web sitemizde yayımlanan yukarıdaki yazılı metnin, eser sahipliği hakları Av.Meryem KILIÇ ve Av.Yalçın TORUN’a aittir. Bu yazılı metin hak sahipliğinin tespiti amacıyla zaman içerikli elektronik imza ile muhafaza edilmektedir. Sitemizdeki yazılı metinler avukat meslektaşlarımız tarafından dilekçelerinde serbestçe kullanılabilir, fakat metinlerin tamamının, bir kısmının veya özetinin atıf yapılmaksızın başka web sitelerinde yayınlanmasına iznimiz yoktur.
