12. Yargı Paketi — Kapsamlı Hukuki Değerlendirme

HUKUKTA GÜNDEM

12. Yargı Paketi

“Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda

Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”

Kapsamlı Hukuki Değerlendirme

Hazırlayan: Av. Yalçın Torun

Değerlendirme Tarihi: 24 Haziran 2026

Yasama Aşaması: TBMM Adalet Komisyonu (görüşmeler 24 Haziran 2026’da başladı)

İçindekiler

İçindekiler

Doğrulama Notu ve Kaynak Çerçevesi

Genel Değerlendirme ve Normatif Çerçeve

1. Duruşmalar Arasındaki Süreye Üç Aylık Sınır

2. E-Duruşma ve SEGBİS Kapsamının Genişletilmesi

3. İdari Yargıda Tek Hâkim Uygulamasının Genişletilmesi

4. İstinaf ve Temyiz Süreçlerinde Köklü Değişiklikler

5. Belirsiz Alacak Davasının Kaldırılması

6. İdare Aleyhine Kararların İcrası: Ön Başvuru Zorunluluğu

7. Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) Kapsamının Daraltılması

8. Miras (İzale-i Şuyu) Davalarında Satış Usulünün Düzenlenmesi

9. Kanuni Faiz Oranının Yeniden Düzenlenmesi

10. Bilirkişiye Gereksiz Başvuruya Disiplin Yaptırımı

11. Danıştay Daire Sayısının Korunması

12. Dijital Arama, Kopyalama ve İmha Güvenceleri

13. Pakette Yer Alan Diğer Önemli Düzenlemeler

14. Yasama Süreci ve Yürürlük Takvimi

Sonuç ve Değerlendirme

Kaynakça ve Doğrulanan İçtihat Künyeleri

Anayasa ve Uluslararası Sözleşme Hükümleri

Doğrulanan Yüksek Mahkeme Kararları

Mevzuat Çerçevesi (Teklifle Değişiklik Öngörülen Başlıca Kanunlar)

Haber ve İkincil Kaynaklar

Doğrulama Notu ve Kaynak Çerçevesi

Bu değerlendirme, internet ortamından derlenen tespitlerin resmî ve güvenilir kaynaklarla sınanması sonucunda hazırlanmıştır. Kanun teklifinin künyesi ve içeriği; Anadolu Ajansı kaynaklı haberler (memurlar.net), TBMM Adalet Komisyonu gündem duyuruları ve teklif metnine ilişkin ikincil kaynaklar üzerinden kontrol edilmiştir.

Sunuş tarihi: Teklif TBMM Başkanlığı’na 22 Haziran 2026 tarihinde sunulmuştur.

Yasama aşaması: Teklif 30 maddeden oluşmakta olup yaklaşık 12 ayrı kanunda değişiklik öngörmektedir. TBMM Adalet Komisyonu’ndaki görüşmeler 24 Haziran 2026 tarihinde başlamıştır. Bu nedenle teklif, bu metnin hazırlandığı tarih itibarıyla komisyon aşamasındadır; komisyon metni Genel Kurul görüşmelerinde değişebilir.

Genel Değerlendirme ve Normatif Çerçeve

12. Yargı Paketi, Türk yargı reformu sürecinin kapsamlı adımlarından birini oluşturur. “Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” adını taşıyan 30 maddelik bu paket, yargılamaların makul sürede tamamlanmasını, adaletin hızlandırılmasını ve yargıya güvenin artırılmasını amaçlamaktadır. Teklifin temel yönelimi, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün, 141. maddesinin son fıkrasında öngörülen “davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması” ilkesiyle ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesindeki adil yargılanma güvencesiyle bütünleşik biçimde hayata geçirilmesidir.

Anayasa’nın 36. maddesi herkesin meşru vasıta ve yollardan yararlanarak yargı mercileri önünde dava açma hakkına sahip olduğunu hükme bağlamaktadır. Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuru içtihadında uzun yargılama sürelerini bu madde kapsamında ihlal saymaktadır; nitekim Güher Ergun ve Diğerleri kararında (B. No: 2012/13, 2/7/2013) yaklaşık on bir yıl süren bir yargılamada makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği tespit edilmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de Eckle/Almanya kararından (B. No: 8130/78, 15/7/1982) bu yana Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca makul süre ilkesini istikrarla uygulamaktadır. Bu çerçevede teklifin temel amacı isabetlidir; ancak uygulanabilirliği, hâkim sayısı ve iş yükü gibi yapısal sorunlara verilecek yanıta bağlıdır.

1. Duruşmalar Arasındaki Süreye Üç Aylık Sınır

Yargılama sürelerinin makul ölçüde kısaltılması, adil yargılanma hakkının ayrılmaz bir bileşenidir. Teklif, hukuk yargılamasında iki duruşma arasındaki sürenin kural olarak üç ayı geçemeyeceğini öngörmektedir (HMK m. 147’ye ilişkin değişiklik). Bilirkişi incelemesi veya istinabe gibi zorunlu hâllerde hâkim, gerekçesini tutanağa yazarak bu süreyi uzatabilecektir. Bu düzenleme, AİHM’in Eckle/Almanya (B. No: 8130/78, 15/7/1982) kararıyla yerleşen ve Anayasa Mahkemesi’nin Güher Ergun ve Diğerleri (B. No: 2012/13, 2/7/2013) kararında benimsenen makul süre ilkesini somutlaştırmaktadır. Uygulamada duruşma aralıklarının altı ayı, hatta bir yılı aşması hak arama özgürlüğünü fiilen işlevsizleştirmekteydi; üç aylık üst sınır bu sorunu gidermeyi hedeflemektedir. Bununla birlikte, hâkimlerin iş yükü azaltılmadan salt süre sınırı getirilmesinin pratikte ne ölçüde uygulanabileceği, yasama sürecinde tartışılması gereken kritik bir sorundur. Sonuç olarak, üç aylık sınır makul sürede yargılanma hakkını güçlendiren isabetli bir adımdır; etkinliği ise yapısal iş yükü tedbirleriyle desteklenmesine bağlıdır.

2. E-Duruşma ve SEGBİS Kapsamının Genişletilmesi

Adil yargılanma hakkı, tarafların yargılamaya etkin katılımını zorunlu kılar ve bu katılım teknoloji aracılığıyla da sağlanabilir. Teklif, ön inceleme duruşmalarının da ses ve görüntü nakli yoluyla yapılabilmesine olanak tanımakta (HMK m. 149’a ilişkin değişiklik), böylece SEGBİS üzerinden duruşmaya katılımın kapsamını genişletmektedir. İkrar, yemin, feragat, davayı kabul, sulh ve davayı geri alma gibi tasarruf nitelikli beyanlar bakımından ıslak imza güvencesi korunmaktadır. Bu düzenleme, uzak illerden Ankara veya İstanbul’daki mahkemelere katılmak zorunda kalan avukatlar açısından hem erişim kolaylığı hem de usul ekonomisi bakımından önemli bir ilerleme sağlar. Dolayısıyla e-duruşma kapsamının genişletilmesi, mahkemeye erişim hakkını teknolojik araçlarla güçlendiren yerinde bir düzenlemedir.

3. İdari Yargıda Tek Hâkim Uygulamasının Genişletilmesi

Mahkemelerin iş yükünü azaltmak, Anayasa’nın 141. maddesinin son fıkrasındaki “davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması” ilkesinin doğal gereğidir. Teklif, idare mahkemelerinde tek hâkimle karara bağlanacak dava türlerinin kapsamını genişletmektedir. Düzenleyici işlemlere karşı açılan davalar hariç olmak üzere, 2026 yılı için konusu 486.000 TL’yi aşmayan iptal ve tam yargı davaları tek hâkimde görülecektir. Ayrıca öğrencilerin disiplin, sınıf geçme, not, yurt ve burs işlemleri (ilişik kesme ve uzaklaştırma hariç); kamu görevlilerinin geçici görevlendirme, yolluk, lojman, izin ve uyarma cezası işlemleri ile muhtaçlık aylıklarına ilişkin uyuşmazlıklar da tek hâkim tarafından çözümlenecektir.

Kamu görevlileri ve askerî personel açısından bu düzenleme özellikle dikkat çekicidir. Geçici görevlendirme, yolluk ve lojman davalarının tek hâkimle görülmesi süreçleri hızlandıracak; ancak karmaşık hukuki sorunlar içeren uyuşmazlıklarda heyetin kollektif değerlendirmesinden yoksun kalma riskini de beraberinde getirecektir. Tek hâkimle görülen davalarda güvenceyi sağlayan temel araç istinaf yoludur; bu nedenle hak güvencesinin korunması bakımından istinaf denetiminin etkin işleyişi kritik önemdedir. Sonuç itibarıyla tek hâkim uygulamasının genişletilmesi sürat ilkesine hizmet etmekle birlikte, etkin istinaf denetimiyle dengelenmelidir.

4. İstinaf ve Temyiz Süreçlerinde Köklü Değişiklikler

Kanun yollarının etkin işlemesi, hukuk devleti ilkesinin ve Anayasa’nın 142. maddesinin ayrılmaz bir parçasıdır. Teklifle bölge idare mahkemesine yeni bir yetki tanınmaktadır (İYUK m. 45’e ilişkin değişiklik): ilk derece mahkemesi kararının sonucu hukuka uygun olmakla birlikte gerekçesi hatalı veya eksik ise, bölge idare mahkemesi gerekçeyi değiştirerek istinaf başvurusunu reddedebilecektir. Böylece sırf gerekçe hatası nedeniyle dosyaların uzaması önlenecektir.

Yargıtay’ın bozma yetkisi de yeniden düzenlenmektedir (HMK m. 371’e ilişkin değişiklik). Buna göre, bölge adliye mahkemelerinin istinaf incelemesinden geçen kararlar, yalnızca görevsizlik veya yetkisizlik gerekçesiyle Yargıtay tarafından bozulamayacaktır. (Derlenen metindeki ifade düzeltilmiştir: düzenleme, bozmayı bu gerekçeyle sınırlamaz; aksine bu gerekçeyle bozma yapılmasını engellemektedir.) Bu değişiklik, dosyaların Yargıtay ile ilk derece mahkemesi arasında gidip geldiği “bozma sarmalı” pratiğini sona erdirmeyi amaçlar. Aynı doğrultuda, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının ceza dairesi kararlarına karşı Ceza Genel Kurulu’na itiraz yetkisinin kapsamı, hak arama hürriyetini genişletecek biçimde yeniden belirlenmektedir (CMK m. 308’e ilişkin değişiklik). Bu düzenlemeler bütün olarak kanun yollarındaki usul tıkanıklığını gidermeye yönelik isabetli adımlardır.

5. Belirsiz Alacak Davasının Kaldırılması

Hukuk usulünde köklü bir değişiklik getiren bu düzenleme, belirsiz alacak davasına ilişkindir. Teklif, HMK m. 107’de düzenlenen belirsiz alacak davasını yürürlükten kaldırmakta; bu davanın sağladığı yararları kısmi dava kurumuna aktarmaktadır. Buna göre kısmi dava açan davacı, ıslah yoluna başvurmaksızın ve iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sonuna kadar alacağın kalan kısmını talep edebilecek; zamanaşımı ilk dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılacaktır. Bu değişiklik, Yargıtay’ın belirsiz alacak davasının kapsamına ilişkin yıllar içinde gelişen ve uygulamada belirsizlik yaratan içtihadını sadeleştirmeyi amaçlamaktadır. Borçlar hukuku ve iş hukuku uygulayıcıları açısından doğrudan sonuçlar doğuracak bu düzenlemenin, geçiş hükümleri ve derdest davalar bakımından yasama sürecinde ayrıntılı tartışılması gerekmektedir.

6. İdare Aleyhine Kararların İcrası: Ön Başvuru Zorunluluğu

Mahkeme kararlarının idarece uygulanmaması ciddi bir hak ihlali oluşturmaktadır. Anayasa’nın 138. maddesinin son fıkrası, yasama ve yürütme organları ile idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğunu hükme bağlamaktadır; AİHM, Hornsby/Yunanistan kararıyla (B. No: 18357/91, 19/3/1997) bir yargı kararının icrasını adil yargılanma hakkının ayrılmaz parçası saymıştır; Anayasa Mahkemesi de Kenan Yıldırım ve Turan Yıldırım kararında (B. No: 2013/711, 3/4/2014) kararı uygulamaktan kaçınan idarenin Anayasa’nın 35. maddesindeki mülkiyet hakkını ihlal ettiğini tespit etmiştir.

Teklifle, idare aleyhine hükmedilen para alacakları (vekâlet ücreti ve yargılama giderleri dâhil) için doğrudan icra takibine geçilmeden önce idareye yazılı başvuru yapılması ve banka hesap numarası bildirilmesi zorunlu hâle getirilmektedir (İİK m. 34/a’ya ilişkin değişiklik). İdareye tanınan bir aylık ödeme süresi içinde ödeme yapılmazsa, ancak o zaman cebrî icraya başvurulabilecektir. Bu düzenleme devlet kurumlarını gereksiz icra takiplerinden koruyor görünse de alacaklı açısından bir geciktirme mekanizması da yaratabilmektedir. Uygulamanın hak arama özgürlüğünü kısıtlamaması için, bir aylık ödeme süresinin kesin ve istisnasız biçimde işletilmesi şarttır.

7. Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) Kapsamının Daraltılması

HAGB uygulaması, insan hakları alanında uzun süredir eleştirilen bir kurumdur. Teklif kapsamında HAGB; işkence ve eziyet suçları ile kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında kötü muamele kabul edilebilecek suçlar bakımından uygulanmayacaktır (CMK m. 231’e ilişkin değişiklik). Anayasa’nın 17. maddesi kimseye işkence ve eziyet yapılamayacağını, kimsenin insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir muameleye tabi tutulamayacağını güvence altına alır. Bu düzenleme, işkence ve kötü muamele suçlarında HAGB nedeniyle faillerin fiilen cezasız kalması sorununa çözüm getirmektedir. Dolayısıyla HAGB kapsamının bu suçlar yönünden daraltılması, devletin işkence yasağına ilişkin pozitif yükümlülükleriyle uyumlu, yerinde bir adımdır.

8. Miras (İzale-i Şuyu) Davalarında Satış Usulünün Düzenlenmesi

Taşınmazın değerinin çok altında satılması, mülkiyet hakkını zedeleyen kronik bir sorundur. Teklife göre, tüm paydaşların mirasçı olduğu ortaklığın giderilmesi satışlarında, taşınmaz için düzenlenecek birinci açık artırma yalnızca mirasçılar arasında ve bir defaya mahsus yapılacaktır (İİK m. 114’e ilişkin değişiklik). Bu özel artırmada teklif bedeli, taşınmazın muhammen kıymetinin yüzde yüzü ile satış masraflarından az olamayacaktır. Mirasçılar arasında alıcı çıkmaması hâlinde ikinci artırma herkese açık biçimde yapılacaktır. Mülkiyet hakkını güvence altına alan Anayasa’nın 35. maddesi ile AİHS’e Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesi çerçevesinde bu güvence, mirasçıların taşınmazlarını piyasa değerinin çok altında kaybetmesini önleyen koruyucu bir mekanizma işlevi görür. Bu yönüyle düzenleme, mülkiyet hakkının etkin korunmasına hizmet eden olumlu bir yeniliktir.

9. Kanuni Faiz Oranının Yeniden Düzenlenmesi

Yüksek enflasyon ortamında alacaklının reel kayba uğramaması, mülkiyet hakkının bir gereğidir. Teklif, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un kanuni faize ilişkin hükmünü yeniden düzenlemektedir (m. 1). Buna göre, Türk Borçlar Kanunu ile Türk Ticaret Kanunu’na göre faiz ödenmesi gereken hâllerde miktar sözleşmeyle belirlenmemişse, ödeme yıllık olarak Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde sekseni üzerinden yapılacaktır. Düzenleme, kanuni faiz tabanını güncel ekonomik koşullara yaklaştırmakta ve alacaklının değer kaybını sınırlamayı amaçlamaktadır. Bu yönüyle yeni faiz ölçütü, alacaklının reel kaybını azaltan dengeleyici bir düzenlemedir.

10. Bilirkişiye Gereksiz Başvuruya Disiplin Yaptırımı

Hukuki nitelendirme yetkisi münhasıran hâkim ve savcıya aittir. Teklif, hâkimlik ve savcılık mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulmasını disiplin yaptırımına bağlamakta ve bu hâlde uyarma cezası öngörmektedir (2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu m. 63’e ilişkin değişiklik). Böylece bilirkişilik kurumunun yalnızca teknik ve özel uzmanlık gerektiren alanlarla sınırlı kalması amaçlanmaktadır. Bu düzenleme, yargılama süreçlerini geciktiren ve yargı masraflarını artıran gereksiz bilirkişi uygulamasına somut bir çözüm getirir. Sonuç olarak gereksiz bilirkişi başvurusunun disipline bağlanması, hâkimin hukuki nitelendirme yetkisini pekiştiren ve usul ekonomisine hizmet eden bir tedbirdir.

11. Danıştay Daire Sayısının Korunması

İdari yargının işlerliği, daire sayısının iş yüküyle orantılı tutulmasını gerektirir. Teklif, 2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun geçici 27. maddesinde değişiklik yaparak, daire sayısının kademeli olarak azaltılmasına ilişkin süreyi dört yıl uzatmaktadır. Ayrıca daire sayısının azalmaması nedeniyle, boşalan her iki üyelik için bir üye seçimi yapılması uygulamasından 23/7/2030 tarihine kadar vazgeçilmektedir. Bu düzenleme, idari yargının hızlandırılması hedefiyle ilk bakışta çelişir görünmekle birlikte, mevcut iş yüküyle daire sayısını azaltmanın ciddi tıkanıklıklara yol açabileceği gözetildiğinde pragmatik bir tercih olarak değerlendirilebilir. Dolayısıyla daire sayısının korunması, idari yargıdaki iş yükü gerçekliğini gözeten dengeleyici bir düzenlemedir.

12. Dijital Arama, Kopyalama ve İmha Güvenceleri

Dijital delillere erişim, özel hayatın gizliliği ve kişisel verilerin korunması güvenceleriyle dengelenmelidir. Teklif, CMK’nın bilgisayarlarda arama, kopyalama ve el koymaya ilişkin hükmünü yeniden düzenlemektedir (CMK m. 134’e ilişkin değişiklik). Buna göre, somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka surette delil elde etme imkânının bulunmaması hâlinde, hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı, dijital araç ve kütüklerde arama, kopya çıkarma ve bunların metin hâline getirilmesine karar verecektir. Cumhuriyet savcısının kararı 24 saat içinde hâkim onayına sunulacak; hâkim de en geç 24 saat içinde kararını verecektir. Sürenin dolması veya hâkimin aksine karar vermesi hâlinde çıkarılan kopyalar ve çözümü yapılan metinler derhal imha edilecektir. Anayasa’nın 20. maddesindeki özel hayatın gizliliği ve kişisel verilerin korunması hakkı çerçevesinde bu düzenleme, dijital aramaya yargısal denetim ve süre güvencesi getiren önemli bir koruma sağlar.

13. Pakette Yer Alan Diğer Önemli Düzenlemeler

Pakette, başkaca düzenlemeler de bulunmaktadır. Bunlar arasında, noterlik evrak ve defterlerinin adli mercilerce incelenmesi ile elektronik ortamda güvenli elektronik imzayla gönderilmesine ilişkin düzenleme (1512 sayılı Noterlik Kanunu m. 55); moleküler genetik incelemelerden elde edilen verilerin kimlikten arındırılarak özel sistemde saklanması ve kovuşturmaya yer olmadığı, beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararlarının kesinleşmesinde derhal, diğer hâllerde belirli süre sonunda imha edilmesine ilişkin DNA verisi düzenlemesi (CMK m. 80’e ilişkin değişiklik); vesayet altındaki malların elektronik ortamda satışı (TMK ilgili maddeleri); kaçak sanığın yargılamanın yenilenmesi talebine ilişkin düzenleme ve bölge adliye mahkemesi kararlarına karşı temyiz yoluna ilişkin değişiklikler yer almaktadır. Önemle belirtmek gerekir ki, Adalet Bakanlığı yetkililerinin açıklamalarına göre paket genel af veya infaz indirimi içermemektedir. Bu düzenlemeler, paketin yalnızca usul ekonomisiyle değil, kişisel veri güvencesi ve adli işlemlerin dijitalleşmesiyle de ilgili geniş bir kapsama sahip olduğunu göstermektedir.

14. Yasama Süreci ve Yürürlük Takvimi

Teklifin yasalaşması, TBMM Adalet Komisyonu ve Genel Kurul aşamalarının tamamlanmasına bağlıdır. Teklif 22 Haziran 2026 tarihinde TBMM Başkanlığı’na sunulmuş; Adalet Komisyonu’ndaki görüşmelere 24 Haziran 2026 tarihinde başlanmıştır. Bu metnin hazırlandığı tarih itibarıyla teklif komisyon aşamasındadır; komisyonda kabul edilen metin Genel Kurul’a sevk edilecektir. İktidar grubunun açıklanan hedefi, teklifin adli tatil (20 Temmuz 2026) öncesinde Genel Kurul’dan geçirilmesidir; bu bir hedef olup kesinlik taşımamaktadır. Yürürlük bakımından farklı maddeler için kademeli takvim öngörülmektedir: Danıştay’a ilişkin düzenlemenin 23/7/2026 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde; ses-görüntü nakli ve elektronik satışa ilişkin bazı maddelerin yayımdan üç ay sonra; diğer maddelerin ise yayımı tarihinde yürürlüğe girmesi planlanmaktadır. Komisyon ve Genel Kurul görüşmelerinde madde metinlerinin değişebileceği gözetilerek, nihai metnin Resmî Gazete’de yayımlanacak hâli esas alınmalıdır.

Sonuç ve Değerlendirme

12. Yargı Paketi, Türk yargı sisteminin kronik sorunlarına — uzun yargılama süreleri, gereksiz bilirkişi uygulaması, idare aleyhine kararların gecikmeli icrası ve kanun yollarındaki usul tıkanıklıkları — kapsamlı yanıtlar üretmeye çalışmaktadır. Anayasa’nın 36. maddesi (hak arama özgürlüğü), 141. maddesinin son fıkrası (davaların süratle sonuçlandırılması) ve AİHS’in 6. maddesi (adil yargılanma) çerçevesinde değerlendirildiğinde, teklifin temel yönelimi isabetlidir.

Bununla birlikte iki kritik soru yanıt beklemektedir. Birincisi, duruşma aralığına getirilen üç aylık sınır, hâkim sayısı ve iş yükü tedbirleri alınmadan nasıl uygulanacaktır? İkincisi, tek hâkimle görülecek davaların kapsamının genişletilmesi, heyet denetiminden yoksun bırakma riskini etkin istinaf denetimiyle nasıl dengeleyecektir? Bu soruların Adalet Komisyonu görüşmelerinde derinlemesine tartışılması, paketin amacına ulaşması bakımından zorunludur. Nitekim teklif komisyon aşamasında olduğundan, madde metinleri yasama sürecinde değişebilir; bu değerlendirme, doğrulanmış güncel verilere dayanmakla birlikte nihai kanun metniyle yeniden karşılaştırılmalıdır.

Kaynakça ve Doğrulanan İçtihat Künyeleri

Anayasa ve Uluslararası Sözleşme Hükümleri

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, m. 17, 20, 35, 36, 138, 141, 142.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, m. 6; Ek 1 No’lu Protokol, m. 1.

Doğrulanan Yüksek Mahkeme Kararları

AİHM, Eckle/Almanya, B. No: 8130/78, 15/7/1982 (makul sürede yargılanma).

AİHM, Hornsby/Yunanistan, B. No: 18357/91, 19/3/1997 (mahkeme kararının icrası adil yargılanmanın parçasıdır).

AYM, Güher Ergun ve Diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013 (makul sürede yargılanma hakkının ihlali).

AYM, Kenan Yıldırım ve Turan Yıldırım, B. No: 2013/711, 3/4/2014 (mahkeme kararının uygulanmamasının mülkiyet hakkını ihlali).

Mevzuat Çerçevesi (Teklifle Değişiklik Öngörülen Başlıca Kanunlar)

2004 s. İcra ve İflas Kanunu; 1512 s. Noterlik Kanunu; 2575 s. Danıştay Kanunu; 2576 s. Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun; 2577 s. İdari Yargılama Usulü Kanunu; 2659 s. Adli Tıp Kurumu Kanunu; 2802 s. Hâkimler ve Savcılar Kanunu; 3095 s. Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun; 4721 s. Türk Medeni Kanunu; 5271 s. Ceza Muhakemesi Kanunu; 6098 s. Türk Borçlar Kanunu; 6100 s. Hukuk Muhakemeleri Kanunu.

Haber ve İkincil Kaynaklar

TBMM — Kanun Teklifleri (resmî sayfa)

Anadolu Ajansı — 12. Yargı Paketi TBMM’de

memurlar.net — 12. Yargı Paketi: Teklifte yer alan maddeler

memurlar.net — Komisyonda görüşülme tarihi (24 Haziran 2026)

Scroll to Top
');w.document.close();w.print();});$(document).ready(function(){init();});})(jQuery);