Kişisel Sağlık Verileri Hakkında Yönetmelik’te Madde 13 (Düzeltme) ile Madde 13/A (Yeniden Değerlendirme) Ayrımı ve Hatalı Tanılar ile TSK/Jandarmaya Alınmama İşlemleri Bakımından Değerlendirilmesi

Konu: 4/7/2026 tarihli ve 33300 sayılı Resmî Gazete ile Kişisel Sağlık Verileri Hakkında Yönetmelik’te yapılan değişiklikte, Madde 13 (kişisel sağlık verilerinin düzeltilmesi) ile yeni eklenen Madde 13/A (kişisel sağlık verilerinin yeniden değerlendirilmesi) iki ayrı hukuki kuruma ve iki ayrı olguya ilişkindir. Bu yazı, söz konusu maddeleri birbirinden ayırarak, hatalı tanılar ile Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ve Jandarmaya alınmama işlemleri bakımından değerlendirmektedir.

İçindekiler

1. Konu ve Kapsam

Bu yazı, 4/7/2026 tarihli değişiklikle güncellenen Madde 13 ile yeni eklenen Madde 13/A’nın birbirinden farklı iki hukuki kurumu düzenlediğini ortaya koymayı amaçlamaktadır.

Yazının kapsamı, Madde 13’ün konusu olan sehven oluşturulan (hatalı) tanının düzeltilmesi ile Madde 13/A’nın konusu olan geçmişte konulmuş, güncel olmayan tanının yeniden değerlendirilmesi hallerinin ayrı ayrı incelenmesi ve her birinin TSK ile Jandarmaya alınmama işlemleri bakımından doğurduğu sonuçların gösterilmesiyle sınırlıdır. Böylece iki maddenin karıştırılmasından kaynaklanan hataların önüne geçilmesi hedeflenmektedir.

2. Genel Çerçeve: İki Ayrı Olgu, İki Ayrı Madde

Yönetmelik değişikliği, biri mevcut biri yeni olmak üzere iki farklı hükümle iki farklı olguyu düzenlemektedir.

Madde 13, verinin oluşturulması aşamasındaki bir hataya, yani sehven (yanlışlıkla) oluşturulan sağlık verisine ilişkindir; burada tanı ya kişiye ait değildir ya da hiç konulmaması gerekirken yanlışlıkla kayda geçmiştir. Madde 13/A ise verinin oluşturulmasında bir hata bulunmayan, geçmişte usulüne uygun biçimde konulmuş fakat kişinin güncel sağlık durumunu artık yansıtmayan tanıya ilişkindir. İlk halde sorun verinin doğruluğu, ikinci halde ise verinin güncelliğidir. Bu nedenle iki madde, birbirinin yerine geçmeyen tamamlayıcı iki ayrı başvuru yolu oluşturur.

2.1. Madde 13 — Kişisel Sağlık Verilerinin Düzeltilmesi (Sehven Oluşturulan Tanı)

Madde 13, kişiye ait olmayan veya yanlışlıkla kayda geçmiş bir tanının düzeltilmesini düzenleyen bir doğruluk (düzeltme) hükmüdür.

Madde metnine göre ilgili kişi, kendisi hakkında sehven oluşturulan sağlık verilerinin düzeltilmesi için sağlık verisinin oluşturulduğu sağlık hizmeti sunucusunun bağlı bulunduğu il sağlık müdürlüğüne başvurur; il sağlık müdürlüğü yaptığı araştırma sonucunda verinin sehven oluşturulduğu bilgisine ulaşırsa resmî yazıyla Genel Müdürlüğe başvurarak düzeltilmesini ister (Kişisel Sağlık Verileri Hakkında Yönetmelik, m. 13/1). 4/7/2026 tarihli değişikliğin 2. maddesiyle yeniden düzenlenen ikinci fıkra uyarınca, ilgili başvuruyla sınırlı olmak üzere Genel Müdürlükçe tesis edilen işlem sağlık hizmeti sunucusunun kendi veri tabanında da gerçekleştirilir; bu veriyi işleyen diğer kurum ve kuruluşların veri tabanlarında gerçekleştirilmesi ise ilgili mevzuat kapsamında ilgili kurum ve kuruluşça değerlendirilir (Yönetmelik, m. 13/2). Bu hüküm, 6698 sayılı Kanun’un 4. maddesindeki doğruluk ilkesi ile 11. maddesindeki düzeltme hakkının somut uygulamasıdır (6698 SK, m. 4, m. 11/d).

Madde 13 kapsamındaki bir tanı düzeltildiğinde, veri sanki hiç oluşturulmamış gibi sonuç doğuracağından, o tanıya dayanan hiçbir işlem geçerli kalamaz. Bu yol, özellikle başka bir hastaya ait kaydın karışması, mükerrer kayıt veya sistem hatası gibi hallerde uygundur. Bu itibarla Madde 13, verinin kaynağındaki hatayı ortadan kaldıran asıl düzeltme mekanizmasıdır.

2.2. Madde 13/A — Kişisel Sağlık Verilerinin Yeniden Değerlendirilmesi (Güncel Olmayan Tanı)

Madde 13/A, geçmişte doğru biçimde konulmuş ancak kişinin güncel durumunu yansıtmayan tanının, güncel duruma göre yeniden değerlendirilmesini düzenleyen bir güncellik hükmüdür.

Madde metnine göre önceden konulmuş tanıların, kişinin güncel sağlık durumu esas alınarak yeniden değerlendirilmesi için ilgililer sağlık hizmeti sunucularına başvurabilir; bu başvuru, tek hekim tarafından konulan tanılarda üç hekimli sağlık kurulu tarafından, üç hekimli sağlık kurulu ya da tam teşekküllü sağlık kurulu tarafından konulan tanılarda ise yalnızca tam teşekküllü sağlık kurulu tarafından yeniden değerlendirilir ve durum bildirir sağlık kurulu raporu düzenlenir (Yönetmelik, m. 13/A-1). İkinci fıkra uyarınca, tanının kişinin güncel durumunda bulunmadığına ilişkin bir durum bildirir sağlık kurulu raporu varsa, işe giriş süreçleri başta olmak üzere tüm süreçlerde geçmişte alınmış tanılar esas alınamaz (Yönetmelik, m. 13/A-2). Burada geçmiş kaydın yanlışlığı değil, güncelliğini yitirmiş olması esas alınır.

Madde 13/A’da geçmiş tanı fiziki olarak kayıttan silinmez; onun yerine güncel duruma dayalı bir kurul raporu düzenlenerek geçmiş tanının hukuki etkisi ortadan kaldırılır. Bu yol, geçmişte gerçekten konulmuş fakat iyileşme veya durum değişikliği nedeniyle artık geçerli olmayan tanılar için uygundur. Dolayısıyla Madde 13/A, verinin doğruluğunu değil güncelliğini konu alan, tıbbi-idari nitelikte bir yeniden değerlendirme mekanizmasıdır.

2.3. İki Maddenin Karşılaştırması

ÖlçütMadde 13 — DüzeltmeMadde 13/A — Yeniden Değerlendirme
İlgili olguSehven / hatalı / yanlış oluşturulan tanı (kişiye ait olmayan, hiç konulmaması gereken kayıt)Geçmişte usulünce konulmuş, ancak kişinin güncel sağlık durumuna uymayan tanı
AmaçKaydın kendisinin düzeltilmesi; verinin doğruluğunun sağlanmasıGüncel duruma göre yeniden değerlendirme; geçmiş tanının hukuken etkisizleştirilmesi
Başvuru merciiİl sağlık müdürlüğü → (araştırma sonucu) Genel MüdürlükSağlık hizmeti sunucusu: üç hekimli veya tam teşekküllü sağlık kurulu
Değerlendirme ölçütüVerinin sehven oluşturulduğunun araştırmayla tespitiKişinin güncel sağlık durumunun esas alınması
Sonuç belgesiDüzeltme işlemi (kayıt düzeltilir/çıkarılır)Durum bildirir sağlık kurulu raporu
Hukuki etkiYanlış veri kayıttan düzeltilir; sanki hiç konulmamış gibi sonuç doğururKayıt durur; ancak geçmiş tanı işe giriş süreçlerinde esas alınamaz
Kanuni dayanak6698 SK m. 4 (doğruluk) ve m. 11/d (düzeltme)6698 SK m. 4 (güncellik) + tıbbi-idari yeniden değerlendirme

3. Anayasal Dayanak

Her iki madde de ayrı anayasal güvencelerden beslenir; düzeltme hakkı ile güncel duruma göre değerlendirilme hakkı Anayasa’da birlikte korunur.

Anayasa’nın 20. maddesinin üçüncü fıkrası, herkesin kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme; bu veriler hakkında bilgilendirilme, bunlara erişme ve bunların düzeltilmesini ve silinmesini talep etme hakkını güvence altına almaktadır (Anayasa, m. 20/3). Bu hüküm, Madde 13’teki düzeltme hakkının doğrudan anayasal kaynağıdır. Anayasa’nın 17. maddesindeki maddi ve manevi varlığı koruma ve geliştirme hakkı ile 70. maddesindeki kamu hizmetine girmede yalnızca görevin gerektirdiği niteliklerin esas alınması ilkesi ise, güncel olmayan bir tanının kişiyi göreve almada engel sayılamayacağını gösterdiğinden Madde 13/A’nın anayasal temelini oluşturur (Anayasa, m. 17, m. 70). Anayasa’nın 13. maddesindeki ölçülülük ilkesi ile 36 ve 125. maddelerindeki hak arama hürriyeti ve yargı yolu güvencesi her iki yol bakımından da geçerlidir (Anayasa, m. 13, m. 36, m. 125).

Bu çerçevede hatalı tanının düzeltilmesi Anayasa m. 20/3’e, güncel olmayan tanının kişiye engel sayılamaması ise Anayasa m. 70 ve m. 17’ye dayanır. Böylece iki madde, farklı fakat birbirini tamamlayan anayasal güvencelerden güç almaktadır.

4. Kanuni Dayanak

İki maddenin kanuni dayanağı 6698 sayılı Kanun’da yer almakla birlikte, dayandıkları ilkeler farklıdır.

6698 sayılı Kanun’un 3. maddesi sağlık verisini özel nitelikli veri olarak tanımlar; 4. maddesi kişisel verilerin doğru ve gerektiğinde güncel olması ilkesini düzenler (6698 SK, m. 3, m. 4). Madde 13 kapsamındaki düzeltme, 4. maddedeki doğruluk ilkesi ile 11. maddenin (d) bendindeki eksik veya yanlış işlenmiş olması hâlinde bunların düzeltilmesini isteme hakkına dayanır (6698 SK, m. 11/d). Madde 13/A kapsamındaki yeniden değerlendirme ise aynı 4. maddedeki güncellik ilkesine dayanır; verinin geçmişte doğru işlenmiş olması nedeniyle burada bir yanlış işleme değil, güncelliğini yitirmiş bir kaydın güncel duruma göre değerlendirilmesi söz konusudur. İşlenmesini gerektiren sebeplerin ortadan kalkması hâlinde silme talebi bakımından 7. madde, veri sorumlusuna başvuru ve Kurula şikâyet bakımından ise 13 ve 14. maddeler uygulanır (6698 SK, m. 7, m. 13, m. 14).

İdari yargı bakımından 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu belirleyicidir; ret işlemine karşı iptal ve tam yargı davası açılabilir, dava öncesinde idareye başvurulabilir (2577 SK, m. 2, m. 10, m. 11). TSK ve Jandarmaya alımda aranan sağlık şartları ise 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu ile 6191 sayılı Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu ve bunlara bağlı ikincil mevzuatta düzenlenir. Bu itibarla düzeltme yolu doğruluk ilkesine, yeniden değerlendirme yolu ise güncellik ilkesine dayanmakta olup her ikisi de idari yargı denetimine açıktır.

5. Yargı ve Kurul İçtihatları

Yargı ve kurul içtihatları, hem sağlık verisinin doğruluğu hem de güncelliği bakımından bireyin korunması gerektiğini ortaya koymaktadır.

Danıştay Onbeşinci Dairesi, e-Nabız Projesi’ne ilişkin 5/2/2015 tarihli Genelge’nin iptali istemiyle açılan davada, E. 2015/2900, K. 2018/3876 sayılı ve 18/4/2018 tarihli kararıyla, hassas nitelikteki sağlık verilerinin ancak kanunda öngörülen hâllerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebileceğini belirterek Genelge’yi iptal etmiştir (Danıştay 15. D., E. 2015/2900, K. 2018/3876, T. 18/4/2018). Bu karar, sağlık verisinin işlenmesindeki kanunilik güvencesini ortaya koyar.

Anayasa Mahkemesi, H.Ö. bireysel başvurusunda, B. No: 2019/20473 sayılı ve 3/2/2022 tarihli kararıyla, kişisel verilerin korunmasını isteme hakkının (Anayasa m. 20) devlete etkili usul yükümlülüğü yüklediğini vurgulamıştır (AYM, H.Ö. Başvurusu, B. No: 2019/20473, K.T. 3/2/2022). Bu içtihat, hem yanlış hem de güncel olmayan verinin giderilmesi için etkili bir mekanizmaya erişimin anayasal güvence kapsamında olduğunu gösterir.

Kişisel Verileri Koruma Kurulu, geçmiş sağlık verilerinin düzeltilmesine/silinmesine yönelik şikâyetler hakkındaki 6/2/2020 tarihli ve 2020/93 sayılı kararında, konuyu 6698 sayılı Kanun’un 4, 6 ve 11. maddeleri çerçevesinde değerlendirmiş ve verinin doğruluğuna ilişkin uyuşmazlığın esas itibarıyla veriyi işleyen sağlık kuruluşunca çözülmesi gereken bir mesele olduğunu ortaya koymuştur (KVKK, 6/2/2020, 2020/93). Bu yaklaşım hem Madde 13’ün düzeltme mantığını hem de Madde 13/A’nın kurul raporuna dayalı değerlendirme mantığını destekler.

Not: İncelenen uyuşmazlık idari yargının görev alanında olduğundan içtihat bakımından Danıştay ve Anayasa Mahkemesi kararları esas alınmış; konuyla doğrudan ilgili, gerçekliği doğrulanmış bir Yargıtay kararı bulunmadığından, gerçekdışı karar üretilmemesi adına bu başlıkta Yargıtay esas/karar numarası verilmemiştir.

6. Sağlık Yeteneği Yönetmeliği’nin Ruh Sağlığı Bölümü ile İlişki

TSK ve Jandarmaya alımda ruh sağlığı şartları Sağlık Yeteneği Yönetmeliği’nde düzenlenmekte olup, bu şartlar iki maddeyle farklı biçimde ilişkilenir.

Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı Sağlık Yeteneği Yönetmeliği, ruh sağlığı ve hastalıklarını ekindeki Hastalıklar Listesi’nin (EK-C) ilgili bölümünde A, B, C ve D dilimleri üzerinden sınıflandırır (Sağlık Yeteneği Yönetmeliği, EK-C, Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü). Yönetmelikte 13/9/2025 tarihinde yapılan değişiklikle, değerlendirmede geçmiş kayıtların yanında güncel ruhsal muayene ve psikometrik testlerin de esas alınacağı belirginleştirilmiştir. Bir kişiye ait olmayan ya da sehven kaydedilmiş bir ruh sağlığı tanısı Madde 13 kapsamında düzeltilerek; geçmişte konulmuş fakat kişinin güncel durumunu yansıtmayan bir tanı ise Madde 13/A kapsamında durum bildirir raporla yeniden değerlendirilerek bu listeye göre yapılan olumsuz değerlendirmenin dayanağı ortadan kaldırılabilir.

Bu bakımdan Sağlık Yeteneği Yönetmeliği’nin güncel muayeneyi öne çıkaran yaklaşımı, hem Madde 13’ün düzeltme yolu hem de Madde 13/A’nın yeniden değerlendirme yolu ile bağdaşır. Böylece hangi olgunun söz konusu olduğuna göre doğru madde seçilerek, ruh sağlığı tanısına dayalı alınmama işleminin dayanağı bertaraf edilebilir.

7. Değerlendirme: Hangi Olguda Hangi Madde?

Doğru sonuç, somut olayın hatalı tanı mı yoksa güncel olmayan tanı mı olduğunun doğru nitelendirilmesine bağlıdır.

Somut olayda tanı kişiye ait değilse, başka bir hastanın kaydıysa, mükerrerse veya hiç konulmaması gerekirken sisteme yanlışlıkla girilmişse, izlenecek yol Madde 13’tür; bu halde il sağlık müdürlüğüne başvurularak verinin sehven oluşturulduğu tespit ettirilir ve kayıt düzeltilir. Buna karşılık tanı geçmişte gerçekten ve usulünce konulmuş, fakat kişi iyileşmiş ya da durumu değişmişse, izlenecek yol Madde 13/A’dır; bu halde üç hekimli veya tam teşekküllü sağlık kuruluna başvurularak güncel duruma dayalı durum bildirir rapor alınır. İki yol karıştırıldığında, örneğin güncel olmayan bir tanı için sehven oluşturuldu iddiasıyla düzeltme istenmesi hâlinde, başvuru araştırma sonucunda reddedilebilir.

Uygulamada verinin tümüyle silinmesi kamu sağlığı gerekçesiyle çoğu zaman kabul görmemektedir; nitekim KVKK’nın 2020/93 sayılı kararı da bu yöndedir. Bu nedenle güncel olmayan tanılarda hedef, silme değil, Madde 13/A’nın öngördüğü durum bildirir raporla tanının işe girişte esas alınamaz hâle getirilmesidir; gerçekten hatalı tanılarda ise Madde 13’ün düzeltme yolu, tanıyı kaynağında ortadan kaldırdığından daha güçlü sonuç doğurur. Bu itibarla iki maddenin doğru ayrımı, hem başvurunun kabulü hem de TSK/Jandarmaya alınmama işleminin iptali bakımından belirleyicidir.

8. Uygulama Yol Haritası

İzlenecek adımlar, olgunun niteliğine göre iki ayrı hattı takip eder.

Ortak ilk adımda, kişinin sağlık verilerindeki tanı kaydı (e-Nabız/MHRS ve hastane kayıtları üzerinden) tespit edilir; tanının kişiye ait olup olmadığı, hangi hekim veya kurul tarafından ve hangi tarihte konulduğu belirlenir. Tanının sehven/hatalı olduğu değerlendiriliyorsa, Madde 13 hattında il sağlık müdürlüğüne düzeltme başvurusu yapılır ve gerekirse 6698 sayılı Kanun’un 11. maddesi kapsamında veri sorumlusuna, sonuç alınamazsa Kişisel Verileri Koruma Kuruluna başvurulur. Tanının geçmişte konulmuş fakat güncel olmadığı değerlendiriliyorsa, Madde 13/A hattında niteliğine göre üç hekimli veya tam teşekküllü sağlık kuruluna başvurularak durum bildirir sağlık kurulu raporu alınır.

Son adımda, düzeltme sonucu veya lehe durum bildirir rapor, TSK/Jandarma alım sürecindeki idareye 2577 sayılı Kanun’un 10. maddesi kapsamında sunulur; ret işlemi tesis edilmişse süresi içinde iptal davası açılır. Tebliğ tarihinden itibaren dava açma ve itiraz sürelerinin ayrıca hesaplanması gerekir. Bu iki hattın doğru seçilip süresinde izlenmesi, hangi olgu söz konusu olursa olsun geçmiş tanının etkisiz kılınmasını sağlar.

9. Sonuç

Madde 13 ile Madde 13/A, aynı Yönetmelik içinde yer almakla birlikte iki ayrı olguyu düzenleyen iki ayrı hukuki kurumdur ve birbirinin yerine kullanılamaz.

Madde 13, sehven oluşturulan hatalı tanının düzeltilmesine ilişkin bir doğruluk hükmü olup 6698 sayılı Kanun’un 4 ve 11. maddelerine; Madde 13/A ise geçmişte konulmuş fakat güncel olmayan tanının yeniden değerlendirilmesine ilişkin bir güncellik hükmü olup aynı Kanun’un 4. maddesindeki güncellik ilkesine dayanır. Anayasa’nın 20, 17 ve 70. maddeleri, anılan Danıştay, Anayasa Mahkemesi ve Kişisel Verileri Koruma Kurulu kararları ile Sağlık Yeteneği Yönetmeliği’nin ruh sağlığı hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, doğru madde doğru olguya uygulandığında geçmiş tanının hukuki etkisi giderilmekte ve buna dayanan TSK/Jandarmaya alınmama işlemi dayanağını yitirmektedir. Bu nedenle iki maddenin ayrı ayrı ve doğru nitelendirmeyle uygulanması, hem başvurunun başarısı hem de mesleğe alınma hakkının korunması bakımından esaslıdır.

Kaynaklar

  • Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, m. 13, 17, 20, 36, 70, 125.
  • 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, m. 3, 4, 6, 7, 11, 13, 14.
  • 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, m. 2, 10, 11; 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu; 6191 sayılı Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu; 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu.
  • Kişisel Sağlık Verileri Hakkında Yönetmelik (RG 21/6/2019, S. 30808), m. 13; 4/7/2026 tarihli değişiklik (RG S. 33300), m. 1, 2, 3 (13/A).
  • Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı Sağlık Yeteneği Yönetmeliği, EK-C Hastalıklar Listesi, Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü; 13/9/2025 tarihli değişiklik.
  • Danıştay Onbeşinci Dairesi, E. 2015/2900, K. 2018/3876, T. 18/4/2018 (e-Nabız Genelgesi iptali).
  • Anayasa Mahkemesi, H.Ö. Başvurusu, B. No: 2019/20473, K.T. 3/2/2022 (kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı).
  • Kişisel Verileri Koruma Kurulu, 6/2/2020 tarihli ve 2020/93 sayılı Karar.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olayın koşullarına göre ayrıca hukuki değerlendirme yapılması gerekir.

Scroll to Top
Danışma ve Randevu
İçin Tıklayınız
');w.document.close();w.print();});$(document).ready(function(){init();});})(jQuery);