Özel Plaj ve Üyelere Özel Plaj Uygulamalarının Hukuka Aykırılığı ve Bu Soruna İlişkin Çözüm Önerileri
A.Genel Bilgiler
Kıyıların kamusal niteliği: Anayasa md. 43’e göre “Kıyılar, devletin hüküm ve tasarrufu altındadır” ve kullanımında öncelikle kamu yararı gözetilir. Yine Kıyı Kanunu da kıyıların “herkesin eşit ve serbestçe yararlanmasına açık” olduğunu kabul eder. Bu doğrultuda “Kıyılar özel mülkiyete konu olamaz, genellik, eşitlik ve serbestlik ilkeleriyle herkesin ortak kullanımına açık olmalıdırlar”. Yani deniz kıyısı, tanım gereği kamu malıdır ve doğası gereği tüm yurttaşların kullanımına açıktır.
Yapı ve engel yasağı: 3621 sayılı Kıyı Kanunu’nun 6. maddesi kıyı alanına kesin bir biçimde yapı yasağı koyar; “Kıyı, herkesin eşitlik ve serbestlikle yararlanmasına açık olup, buralarda hiçbir yapı yapılamaz; duvar, çit, tel örgü vb. engeller oluşturulamaz”. Bu hüküm uyarınca kıyı boyunca tel örgü çekmek, duvar örmek veya site bahçesi gibi çitle çevirmek yasaktır. Dolayısıyla bir sitenin denize kıyısını çevreleyerek “özel plaj” ilan etmesi hukuken geçersizdir. Ayrıca kıyının doğal yapısı da korunmalı; örneğin kıyıdaki kum, çakıl vb. alınıp başka yerlere nakledilemez.
B.Özel Plaj Kavramı ve Hukuka Aykırılığı
Özel plaj olarak tanımlanan noktalar: Kanunlarımızda “özel plaj” diye bir statü tanımlı değildir. Bir site veya işletme, denize sıfır bir arsa satın almış veya kiralamış olabilir; ancak kıyı şeridi yine kamu malıdır. Yargıtay, bu durumu “Plajlar kamu malıdır ve hiçbir şekilde özel işletme veya kişilere tahsis edilemez” şeklinde netleştirmiştir. Başka bir deyişle, mal sahibi olsa bile kıyı çizgisi önündeki alanı kamunun kullanımından çıkartamaz. İkamet edenlere veya gayrimenkul sahiplerine “özel plaj” hakkı tanıdığını iddia eden siteler, aslında kamuya açık alanda hukuka aykırı bir tecrit oluşturmuş olur. Bu tür uygulamalar Kıyı Kanunu’na açıkça aykırıdır.
Kıyı çekişmesi ve değer artışı: Bazı siteler denize yakınlıklarını öne çıkarıp gayrimenkul fiyatlarını yükseltmeye çalışabilir. Fakat “denize kıyısı var” demek, kıyıyı özel kullanma hakkı vermez. Hatta kıyı kenarı çizgisi ve kıyı kenarı çizgisi içindeki alan zaten idare tarafından planlanır. Böyle bir siteden yahut yapıdan gayrimenkul edinmek isteyenler için hiçbir avantaj teşkil etmez, zaten her vatandaş yasa gereği istedikleri zaman plaja ücretsiz girebilir. Bu tür bir tanıtım, Tüketicinin Korunması Kanunu kapsamında yanıltıcı reklam sayılabilir ve tüketicilerce bu hususta yargı yoluna gidilebilir.
C.Şezlong, Şemsiye ve Plaj Ücretleri
Ücretsiz giriş hakkı: Türk yargısı, son dönemde “şezlong kiralama zorunluluğu” konusuna açıklık getirmiştir. Çeşme’deki bir olayda mahkeme, şezlong kiralamadan plaja giriş yasağını hukuka aykırı bulmuş; Yargıtay da bu hükmü onaylamıştır. Yargıtay kararında açıkça “vatandaşlar plajları kendi getirdikleri ekipmanlarla ücretsiz kullanabilir” denilmiştir. Sonuç olarak hiçbir plaj işletmesi, vatandaşa zorunlu şezlong/şemsiye kiralama dayatması yapamaz. Plajlar kamuya açık olduğundan isteyen istediği gibi havlusunu serip girebilir. Ücretli hizmet (şezlong, şemsiye vb.) sunmak elbette mümkündür ama isteyen almak zorunda değildir. Zorla ücret talebi “vatandaşın temel haklarını ihlal” ettiği için kabul edilmemektedir.
“Şezlong kiralıyoruz” iddiası: Özel işletmeler bazen “biz sadece şezlong kiralıyoruz, plajı kiralamıyoruz” şeklinde bir savunma ile vatandaşa karşı gerekçeler üretebilir. Bu gerekçe yargı tarafından geçerli sayılmamıştır. Plajın işletmeye dahil olduğundan bahsediliyor olsa bile, hukuken kıyıyı çevreleyip vatandaşların kullanımını ihlal etmek yasaktır. Kıyı Kanunu’na göre yapı veya vatandaşların erişmesine engel olan herhangi bir türde çit, turnike, duvar vs. gibi fiziki engellerin dışında ücret talebi, bilet kesilmesi gibi uygulamalar da ortadan kaldırılmalıdır. Dolayısıyla “şezlong kiralayan plaja giriş yapar, kiralamayan giremez” uygulaması hukuksuzdur.
D.Kıyı Alanının Kullanım ve İzinleri
Kıyı kullanımı izni: Kıyı Kanunu’nun 5. ve 6. maddeleri uyarınca, kıyılar kamuya aittir. Kıyıdaki ticari faaliyetler (plaj işletmeleri gibi) Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nca verilecek özel izinlere (irtifak hakkı, tahsis veya kullanım izni vb.) tabidir. Ancak bu izinler kıyıyı satmaz ya da hak veya izin sahiplerini kıyının sahibi yapmaz yalnızca kamu yararı çerçevesinde hizmet sunmalarına olanak verir. İzin alan işletmeler bile, kıyıda duvar veya tel örgü gibi fiziki engeller kuramaz; plaja girişleri yasaklayamaz. Uygulamada belediyeler veya bakanlıklar kıyı tahsisi yapabilse de, tahsis koşullarına aykırı davranan işletmelerin izinleri iptal edilir. Bu düzenlemeler kamu mülkiyetini ortadan kaldırmaz ve vatandaşların erişim hakkını engellemez.
Belediye ve turizm izinleri: Plaj işletmeciliği ve kıyı tesisleri için belediyeden “işletme ruhsatı” yanı sıra Turizm Teşvik Kanunu kapsamındaki “turizm işletme belgesi” gerekebilir. Yani belediye veya bakanlık izniyle şezlong, duş, WC gibi tesisleri kurmak mümkündür. Fakat izin alınsa bile, sözleşme ve yönetmelikler uyarınca ‘halkın ücretsiz erişimi’ önceliklidir. Belediyeler de “halk plajı” (ücretsiz) açmakla yükümlüdür; kamu yararı gözetilerek plajların kamu kullanımına uygun işletilmesini sağlamalıdır. Böylece, özel işletmeler kamuya açık kıyılarda birtakım şahıslara ve zümrelere özel kamuya kapalı alan yaratamaz.
E.Karşılaşılan Sorunlar ve Çözüm Yolları
Uygulama sorunları: Ege sahillerinde (Çeşme, Bodrum, Kuşadası vb.) yaz aylarında bazı siteler kıyıyı çevreleyip “sadece üyeler – müşteriler”e giriş izni verdiği durumlar meydana gelebiliyor. Bu durumda, engellenen vatandaşlar zabıta veya jandarmaya ve Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’ne şikayette bulunabilir. Kıyı Kanunu’nu ihlal eden yapılara karşı yıkım kararı verilebilir; belediye encümeni ceza kesebilir. 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu ile yapılan sözleşmelerde dahi, kanuna aykırı imar ve kıyı ihlali varsa iptal işlemi gündeme gelir. Hukuki uyuşmazlıklar genelde idari (valilik/mahkeme) yollardan çözülür. Ceza kanunu açısından ise, site görevlilerinin kişileri şezlong kiralama dayatmasıyla sahile sokmaması “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçu kapsamında da değerlendirilebilmektedir (Çeşme örneğinde bu yönde değerlendirme yapılmıştır).
Çözüm önerileri: Bu tür sorunları önlemek için öncelikle yerel yönetimler etkin denetim yapmalıdır. İmar planında kıyı kenar çizgisi tespit edilmeli, sahil şeridi korunmalıdır. Özel plaj amaçlı reklam ve uygulamalara hemen müdahale edilmeli, yasaya uygun işletme kuralları hatırlatılmalıdır. Yurttaşlar da haklarını bilmeli; şezlong veya şemsiye kiralama şartına karşı çıkmalı, izinsiz tel örgü, çit vs. gibi durumlarda resmi makamlara başvurma hakkına sahip olduklarını bilmelidir. Herkesin eşit kullanım hakkını korumak için ilgili mevzuat (Kıyı Kanunu, belediye imar planları, turizm kanunları vb.) birlikte uygulanmalı ve ihlaller sıkı yaptırımlarla engellenmelidir.
Sonuç: Türk mevzuatı, kıyıların kamusal kullanımını sıkı şekilde korur. Özel işletmeler veya siteler, deniz kenarını “kendi plajları” ilan edip başkalarını dışlayamaz. Her vatandaş, kıyıya özgürce girme hakkına sahiptir; zorunlu şezlong veya şemsiye kiralamaya yargı merciileri onay vermemektedir. Bu prensiplerin uygulanması, vatandaşların temel hakkını güvence altına almak ve kıyıların ticari amaçlarla yasa dışı ticarileştirilmesini önlemek için esastır.
Av.Yalçın TORUN
Kaynaklar: 3621 sayılı Kıyı Kanunu (md.5-6), T.C. Anayasası md.43, Yargıtay içtihatları ve ilgili idari düzenlemeler ışığında derlenmiştir.
Uyarı; Web sitemizde yayımlanan yukarıdaki yazılı metnin, eser sahipliği hakları Av.Yalçın TORUN’a aittir. Bu yazılı metin hak sahipliğinin tespiti amacıyla zaman içerikli elektronik imza ile muhafaza edilmektedir. Sitemizdeki yazılı metinler avukat meslektaşlarımız tarafından dilekçelerinde serbestçe kullanılabilir, fakat metinlerin tamamının, bir kısmının veya özetinin atıf yapılmaksızın başka web sitelerinde yayınlanmasına iznimiz yoktur.
