Disiplin Hukuku Bülteni (1 Temmuz – 6 Ekim 2026): Askerî ve Kolluk Disiplin Hukukunda Anayasa Mahkemesi Kararları ve 7587 Sayılı Kanun

Disiplin Hukuku Bülteni
Hukuk ve Danışmanlık
1 Temmuz 2026 – 6 Ekim 2026  |  Resmî Gazete: 33333 · 33373 · 33377  |  Torun Hukuk Bürosu

Hazırlayan: Avukat Yalçın TORUN  |  Bülten Tarihi: 6 Ekim 2026

İÇİNDEKİLER

⚖ TEMMUZ-EKİM DÖNEMİNİN GENEL DEĞERLENDİRMESI — ASKERÎ VE KOLLUK DİSİPLİN HUKUKU

Anayasa Mahkemesi Bu Dönemde Askerî ve Kolluk Disiplin Hukukunda Yasama Organının Takdir Alanını Geniş Tutmuş, Yargısal Denetimin Niteliğini ise Sıkılaştırmıştır

📎 1 Temmuz – 6 Ekim 2026 dönemi | Resmî Gazete 33333, 33373 ve 33377 | AYM norm denetimi ve bireysel başvuru kararları

Hukuki Dayanak: AİHS m.6 ve m.13 | Anayasa m.13, m.36, m.125, m.129, m.148 | 6413 sayılı TSK Disiplin Kanunu m.43 | 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun m.8 | 6216 sayılı Kanun m.40-43 ve m.45-50

Bu dönemde Resmî Gazete’de yayımlanan üç Anayasa Mahkemesi kararı, askerî ve kolluk disiplin hukukunun iki temel sorununu birlikte ele almaktadır: disiplin cezalarına karşı mahkemeye erişim hakkının sınırları ile disiplin yargılamasında idare mahkemelerinin gerekçe yükümlülüğü. Anayasa m.129/3, disiplin kararlarının yargı denetimi dışında bırakılamayacağını kural olarak koymakta; aynı maddenin dördüncü fıkrası ise Silahlı Kuvvetler mensupları hakkındaki hükümleri saklı tutmaktadır. Anayasa Mahkemesi, bu anayasal çerçeveyi norm denetiminde kanun koyucu lehine geniş yorumlamış, bireysel başvuruda ise idare mahkemelerinin denetim yükümlülüğünü somut ve ağır bir standarda bağlamıştır. Dönemin kararları birlikte okunduğunda, askerî ve kolluk personelinin disiplin hukukunda korunmasının ağırlık merkezinin kuralların iptalinden, mevcut kuralların yargı önünde etkili biçimde uygulanmasına kaydığı tespit edilmektedir.

Bültenin birinci bölümü iki norm denetimi kararını incelemektedir. Anayasa Mahkemesi, 6413 sayılı Kanun’un 43. maddesinde yer alan ve uyarma ile kınama cezalarına karşı iptal davası açılmasını engelleyen ibareyi, 2022 yılındaki iki iptal kararının aksine, bu kez Anayasa’ya aykırı bulmamıştır (E.2025/212, K.2026/127). Mahkeme ayrıca 7068 sayılı Kanun’da mal bildiriminde bulunmayan kolluk personeline öngörülen on iki ay uzun süreli durdurma cezasını oybirliğiyle Anayasa’ya uygun bulmuştur (E.2025/265, K.2026/84). İkinci bölüm, meslekten çıkarılan bir polis memurunun gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini tespit eden bireysel başvuru kararını (B.No: 2022/91046) incelemektedir. Üçüncü bölüm, 7587 sayılı Kanun’la Emniyet Teşkilatı personeli yönünden getirilen düzenlemeleri ve dönem kararlarından çıkan uygulama notlarını içermektedir.

⚖ BÖLÜM 1 — AYM NORM DENETIMI KARARLARI

Askerî Personel Hakkında Verilen Uyarma ve Kınama Cezalarına Karşı Doğrudan İptal Davası Açılamaması Mahkemeye Erişim Hakkını Ölçüsüz Biçimde Sınırlamaz

📎 AYM GK, E:2025/212, K:2026/127, 04/06/2026 — RG 17/09/2026, S.33373 | İtiraz yoluna başvuran: Ankara 23. İdare Mahkemesi | 6413 sayılı Kanun m.43/1 “…uyarma, kınama…” ibaresi

Hukuki Dayanak: AİHS m.6/1 ve m.13 | Anayasa m.13, m.36, m.125/1 ve m.129/3-4 | 6413 sayılı Kanun m.11, m.12, m.42 ve m.43/1 (7329 ve 7517 sayılı Kanunlarla değişik) | 657 sayılı DMK m.135 | AYM E.2022/10, K.2022/72 (01/06/2022) ve E.2022/122, K.2022/151 (30/11/2022)

Anayasa Mahkemesi, subay, astsubay, uzman erbaş ile sözleşmeli erbaş ve erler hakkında verilen uyarma ve kınama cezalarına karşı iptal davası açılmasını engelleyen kuralın mahkemeye erişim hakkını ölçüsüz biçimde sınırlamadığına karar vermiştir. Anayasa m.36/1, herkesin meşru vasıta ve yollardan yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma hakkına sahip olduğunu düzenlemektedir. Anayasa m.125/1 idarenin her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yolunun açık olduğunu, m.129/3 ise disiplin kararlarının yargı denetimi dışında bırakılamayacağını hükme bağlamakta; ancak m.129/4, Silahlı Kuvvetler mensupları hakkındaki hükümleri saklı tutmaktadır. İtiraz konusu kural, 6413 sayılı Kanun’un 43. maddesinin birinci fıkrasında yer almakta ve askerî öğrenciler ile erbaş ve erler hakkında verilen disiplin cezaları ile diğer askerî personel hakkında verilen uyarma, kınama ve hizmete kısmi süreli devam cezaları dışındaki disiplin cezalarına karşı iptal davası açılabileceğini öngörmektedir.

Kararın hukuki önemi, Anayasa Mahkemesinin aynı maddeye ilişkin önceki iptal içtihadından ayrılmasında yatmaktadır. Mahkeme, 7329 sayılı Kanun’la değiştirilen 43. maddedeki benzer ibareleri E.2022/10, K.2022/72 sayılı ve 1/6/2022 tarihli kararıyla uyarma ve hizmete kısmi süreli devam cezaları yönünden, E.2022/122, K.2022/151 sayılı ve 30/11/2022 tarihli kararıyla ise subaylar hakkında verilen kınama cezaları yönünden iptal etmişti. Bu iptal kararlarının ortak gerekçesi, hafif disiplin cezalarının birikerek Silahlı Kuvvetlerden ayırma veya sözleşme feshi işlemlerine dayanak oluşturması ve dayanak cezalar denetlenemediği için nihai işlem üzerindeki yargısal denetimin biçimsel kalmasıydı. Kanun koyucu, bu iptal kararlarının ardından 7517 sayılı Kanun’la 43. maddeyi yeniden düzenlemiş ve disiplin ceza puanı veya disiplin ceza sayısı nedeniyle tesis edilen ilişik kesme işlemlerine karşı açılan davalarda, daha önce dava konusu edilemeyen dayanak disiplin cezalarının hukuka uygunluğunun da incelenmesine imkân tanımıştır.

Mahkeme çoğunluğu, bu yeni güvence nedeniyle sınırlamanın ölçülü olduğu sonucuna varmıştır. Çoğunluk gerekçesine göre kural belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir niteliktedir ve kanunilik şartını karşılamaktadır (§ 19). Kural, Anayasa m.129’un kanun koyucuya tanıdığı takdir yetkisi çerçevesinde Türk Silahlı Kuvvetlerinde disiplinin tesisi amacını taşımaktadır ve bu amaç meşrudur (§ 22). Ölçülülük incelemesinde Mahkeme, uyarma ve kınama cezalarının 6413 sayılı Kanun sisteminde en hafif sonuç doğuran disiplin cezaları olduğunu, bu cezalara dayanılarak tesis edilen işlemlere karşı dava açıldığında dayanak cezaların yargı denetiminden geçmeden kesinleştiğinin gözetilmesini engelleyen bir düzenleme bulunmadığını ve 7517 sayılı Kanun’la getirilen değişiklikle ceza puanı veya sayısına bağlı ilişik kesme işlemlerinde dayanak cezaların denetiminin açıkça mümkün kılındığını belirtmiştir (§ 23-27). Mahkeme bu gerekçelerle kuralın Anayasa’nın 13., 36. ve 129. maddelerine aykırı olmadığına karar vermiş; Anayasa m.2 ve m.125 yönünden ayrıca inceleme yapılmasına gerek görmemiştir.

Karşı oy gerekçeleri, uygulamacı açısından çoğunluk gerekçesi kadar önem taşımaktadır. Başkan Kadir Özkaya, 7517 sayılı Kanun’la yapılan değişikliğin önceki iptal kararlarında tespit edilen Anayasa’ya aykırılık hâllerinin yalnızca bir kısmını giderdiğini ve kuralın iptali gerektiğini belirtmiştir. Üyeler Engin Yıldırım, Rıdvan Güleç, Selahaddin Menteş ve Kenan Yaşar ortak karşı oylarında, uyarma ve kınama cezalarının ilgilinin şahsi dosyasına girdiğini; sicil, terfi, atama, özellikli görevlere seçilme, sözleşmenin yenilenmesi, sözleşmenin feshi ve Silahlı Kuvvetlerden ayırma işlemlerinde dikkate alındığını vurgulamıştır. Aynı karşı oy, disiplin ceza puanı veya sayısı dışındaki sebeplerle, örneğin disiplinsizliği alışkanlık hâline getirme gerekçesiyle verilen ayırma cezalarında dayanak uyarma ve kınama cezalarının hukuka uygunluğunun etkili biçimde denetlenemediğini ve disiplin amirine yapılan idari itirazın bağımsız ve tarafsız bir yargısal denetim yerine geçemeyeceğini tespit etmiştir. Üye Yusuf Şevki Hakyemez ise önceki iptal kararındaki aşırı külfet gerekçesinin eldeki kurala da aynen uygulanması gerektiğini belirtmiştir.

Uygulama bakımından bu karar, askerî personelin uyarma ve kınama cezalarına karşı izleyeceği hukuki yolu yeniden şekillendirmektedir. Bu cezalara karşı tek doğrudan başvuru yolu, 6413 sayılı Kanun’un 42. maddesinde düzenlenen ve cezanın tebliğinden itibaren üç iş günü içinde kullanılması gereken üst disiplin amirine itiraz yoludur. Bu nedenle itiraz dilekçesinin, ileride açılacak ilişik kesme davasında dayanak cezanın hukuka aykırılığını ortaya koyacak maddi vakıa ve delilleri eksiksiz içermesi gerekmektedir. İlişik kesme işleminin disiplin ceza puanı veya sayısına dayanması hâlinde dayanak cezaların hukuka uygunluğu 43. madde uyarınca aynı davada incelenecektir; ilişik kesmenin başka bir sebebe dayanması hâlinde ise karşı oyda işaret edilen denetim boşluğu, Anayasa m.36 ve AİHS m.6 ve m.13 temelinde bireysel başvuru konusu yapılabilecektir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 135. maddesi kapsamındaki memurların uyarma ve kınama cezalarına karşı doğrudan iptal davası açabilmesi karşısında, askerî personel yönünden bu farklılığın Anayasa m.129/4’teki saklı tutma hükmüne dayandığı unutulmamalıdır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, 7517 sayılı Kanun’la getirilen dolaylı denetim imkânını yeterli bir güvence sayarak, askerî personel hakkında verilen uyarma ve kınama cezalarına karşı doğrudan iptal davası açılamamasının mahkemeye erişim hakkını ölçüsüz biçimde sınırlamadığına oyçokluğuyla karar vermiştir.

Mal Bildiriminde Bulunmayan Kolluk Personeline On İki Ay Uzun Süreli Durdurma Cezası Öngören Kural Belirlilik, Ölçülülük ve Aynı Fiilden İki Kez Cezalandırılmama İlkelerine Aykırı Değildir

📎 AYM GK, E:2025/265, K:2026/84, 16/04/2026 — RG 07/08/2026, S.33333 | İtiraz yoluna başvuran: Erzurum BİM 4. İdari Dava Dairesi | 7068 sayılı Kanun m.8/5-(a)-(1)

Hukuki Dayanak: AİHS m.8 ve 7 No.lu Protokol m.4 | Anayasa m.2, m.13, m.20, m.35, m.38, m.71 ve m.129 | 7068 sayılı Kanun m.7 ve m.8/5-(a)-(1) | 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu m.6 ve m.10 | Mal Bildiriminde Bulunulması Hakkında Yönetmelik m.8-10

Anayasa Mahkemesi, belirlenen durum ve sürelerde mal bildiriminde bulunmayan kolluk personeline on iki ay uzun süreli durdurma cezası verilmesini öngören kuralın Anayasa’ya aykırı olmadığına oybirliğiyle karar vermiştir. Anayasa m.71, kamu hizmetine girenlerin mal bildiriminde bulunmalarını ve bu bildirimin tekrarlanma sürelerinin kanunla düzenlenmesini emretmektedir. 3628 sayılı Kanun’un 6. maddesi bildirim zamanlarını, 10. maddesi ise süresinde bildirimde bulunmayanlara uygulanacak yaptırımı düzenlemektedir. 7068 sayılı Kanun’un 7. maddesi kolluk personeline uygulanacak disiplin cezalarını saymakta; 8. maddesinin beşinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendi ise belirlenen durum ve sürelerde mal bildiriminde bulunmamayı on iki ay uzun süreli durdurma cezasını gerektiren fiiller arasında düzenlemektedir.

İtiraz yoluna başvuran Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesi, kuralın Anayasa’nın 2., 20., 35., 38. ve 71. maddelerine aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Başvuru gerekçesinde, mal bildiriminde bulunmama fiilinin yeterince belirli olmadığı, cezanın fiilin ağırlığıyla orantısız olduğu, özel hayata saygı hakkına ölçüsüz bir sınırlama getirildiği ve aynı fiil için 3628 sayılı Kanun’da adli yaptırım öngörülmesi karşısında aynı fiilden iki kez cezalandırılmama ilkesinin ihlal edildiği savunulmuştur. Bakılmakta olan dava, mal bildiriminde bulunmayan bir kolluk personeline verilen on iki ay uzun süreli durdurma cezasının iptali istemine ilişkindir.

Mahkeme, kanunilik incelemesinde disiplin cezasına konu fiilin unsurlarının 3628 sayılı Kanun ve ilgili yönetmelik hükümleriyle açıkça belirlendiğini ve kuralın belirsiz olmadığını tespit etmiştir (§ 22-26). Ölçülülük incelemesinde Mahkeme, mal varlığının izlenmesi yoluyla kamu hizmetinde şeffaflığın sağlanması, yolsuzlukla mücadele ve olağan dışı kazançların takibi amaçlarına kuralın elverişli olduğunu, kolluk teşkilatının görevinin hassasiyeti nedeniyle gerekli olduğunu ve cezanın ağırlığının amaçla orantılı olduğunu belirlemiştir (§ 29-33). Aynı fiilden iki kez cezalandırılmama ilkesi yönünden ise Mahkeme, disiplin cezasının cezai nitelik taşımadığını, disiplin hukukunun kamu hizmetinin düzenli işleyişini korumaya yönelik kendine özgü bir yaptırım sistemi olduğunu ve bu nedenle aynı fiilin hem adli hem disiplin yaptırımına konu olmasının Anayasa m.38’e aykırılık oluşturmadığını kabul etmiştir (§ 34-43).

Bu karar, kolluk personelinin savunma ve dava stratejisi bakımından iki sonuç doğurmaktadır. Birincisi, mal bildirimi yükümlülüğünün ihlaline dayanan disiplin soruşturmalarında kuralın Anayasa’ya aykırılığı iddiası artık etkili bir savunma aracı değildir; savunma, fiilin maddi unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediğine, bildirim süresinin başlangıcının doğru tespit edilip edilmediğine ve 3628 sayılı Kanun’un 10. maddesinde öngörülen ihtar usulünün uygulanıp uygulanmadığına yoğunlaşmalıdır. İkincisi, Mahkemenin disiplin yaptırımının cezai nitelik taşımadığına ilişkin tespiti, aynı fiil nedeniyle yürütülen ceza yargılamasının sonucunun disiplin işlemini kendiliğinden hukuka aykırı kılmayacağı anlamına gelmektedir; bu tespit, bültenin ikinci bölümünde incelenen bireysel başvuru kararındaki masumiyet karinesi yaklaşımıyla birlikte değerlendirilmelidir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, mal bildirimi yükümlülüğünün kamu hizmetinde şeffaflığı sağlama işlevini esas alarak, bu yükümlülüğü ihlal eden kolluk personeline on iki ay uzun süreli durdurma cezası öngören kuralı belirlilik, ölçülülük ve aynı fiilden iki kez cezalandırılmama ilkeleri yönünden Anayasa’ya uygun bulmuştur.

Norm Denetimi Kararları — Özet Tablo

Aşağıdaki tablo, dönem içinde Resmî Gazete’de yayımlanan ve askerî ile kolluk disiplin hukukunu doğrudan ilgilendiren norm denetimi kararlarını özetlemektedir.

Esas / Karar NoKarar TürüKonu ÖzetiHüküm

E:2025/212 K:2026/127

04/06/2026 — RG 17/09/2026, S.33373

İtiraz6413 sayılı TSK Disiplin Kanunu m.43/1 — Subay, astsubay, uzman erbaş ve sözleşmeli erbaş/erler hakkında verilen uyarma ve kınama cezalarına karşı iptal davası açılamaması.RET — Anayasa’ya aykırı değil (oyçokluğu; Başkan Özkaya ile Yıldırım, Güleç, Hakyemez, Menteş ve Yaşar karşıoy)

E:2025/265 K:2026/84

16/04/2026 — RG 07/08/2026, S.33333

İtiraz7068 sayılı Kanun m.8/5-(a)-(1) — Belirlenen durum ve sürelerde mal bildiriminde bulunmayan kolluk personeline on iki ay uzun süreli durdurma cezası.RET — Anayasa’ya aykırı değil (oybirliği)

⚖ BÖLÜM 2 — AYM BIREYSEL BAŞVURU KARARI

Meslekten Çıkarma Cezasını Denetleyen İdare Mahkemesi, Ceza Yargılamasındaki Değerlendirmeyi Tekrarlamakla Yetinemez; Fiili Disiplin Hukuku Çerçevesinde ve Masumiyet Karinesini Gözeterek Kendisi Değerlendirmelidir

📎 AYM 2. Bölüm, B.No: 2022/91046, 03/03/2026 — RG 21/09/2026, S.33377 | A.B. (polis memuru) | Gerekçeli karar hakkı — İHLAL (oybirliği)

Hukuki Dayanak: AİHS m.6/1 ve m.6/2 | Anayasa m.36, m.38/4 ve m.141/3 | 6216 sayılı Kanun m.50 | 5271 sayılı CMK m.231 | 2577 sayılı İYUK m.2 | Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü m.8 (işlem tarihinde yürürlükte) — bugün 7068 sayılı Kanun m.8/6

Anayasa Mahkemesi, meslekten çıkarma cezasına karşı açılan iptal davasında idare mahkemesinin başvurucunun esaslı itirazlarını karşılamadan ceza mahkemesinin değerlendirmesini tekrarlamasının gerekçeli karar hakkını ihlal ettiğine oybirliğiyle karar vermiştir. Anayasa m.36 adil yargılanma hakkını, m.141/3 bütün mahkeme kararlarının gerekçeli yazılması zorunluluğunu, m.38/4 ise suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimsenin suçlu sayılamayacağını düzenlemektedir. AİHS m.6/1 ve m.6/2 aynı güvenceleri Sözleşme düzeyinde tanımaktadır. Gerekçeli karar hakkı, mahkemelerin davanın sonucuna etkili olabilecek iddia ve savunmaları karşılamasını ve ulaşılan sonucun hangi delil ve değerlendirmeye dayandığını ortaya koymasını gerektirmektedir.

Olayda başvurucu polis memuru hakkında, bir dolmuş şoförüne sigara aldırdığı iddiasıyla hem ceza soruşturması hem disiplin soruşturması yürütülmüştür. Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi 26/6/2012 tarihinde görevi kötüye kullanma suçundan verdiği hapis cezası hakkında CMK m.231 uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar vermiştir. Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulu 15/3/2013 tarihinde, yetkisini veya nüfuzunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla kötüye kullanma fiilinden meslekten çıkarma cezası vermiştir. Ankara 4. İdare Mahkemesi 30/12/2013 tarihinde (E.2013/1001, K.2013/1784) davayı reddetmiş; Danıştay Beşinci Dairesi 14/12/2017 tarihinde temyiz, Danıştay İkinci Dairesi 13/9/2022 tarihinde karar düzeltme istemini reddetmiştir. Başvurucu, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının hukuki sonuç doğurmadığını, lehine olan tanık anlatımlarının değerlendirilmediğini ve soruşturmanın yalnızca kamera kaydına dayandırıldığını ileri sürmüştür.

Anayasa Mahkemesi, idare mahkemesinin disiplin cezasına konu fiili ve delilleri disiplin hukuku çerçevesinde kendisi irdelemediğini, lehe tanık anlatımlarına neden itibar edilmediğini açıklamadığını ve ceza davasındaki değerlendirmeyi masumiyet karinesini gözetmeksizin tekrarlamakla yetindiğini tespit etmiştir. Mahkemeye göre hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı kesinleşmiş bir mahkûmiyet değildir; bu nedenle idare mahkemesinin, disiplin cezasının dayanağı fiilin sübutunu kendi delil değerlendirmesiyle ve masumiyet karinesini gözeterek ortaya koyması gerekmektedir. İdare mahkemesinin bu yükümlülüğü yerine getirmemesi, Anayasa m.36 kapsamındaki gerekçeli karar hakkını ihlal etmiştir. Mahkeme, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 4. İdare Mahkemesine gönderilmesine ve başvurucuya 664,10 TL harç ile 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.664,10 TL yargılama giderinin ödenmesine hükmetmiştir.

Bu kararın uygulama değeri, meslekten çıkarma cezasına karşı açılan davalarda dilekçe tekniğini doğrudan etkilemesinde yatmaktadır. İhlal tespiti, meslekten çıkarma işleminin hukuka aykırı olduğu anlamına gelmemektedir; delilleri yeniden değerlendirme yetkisi idare mahkemesine aittir. Ancak karar, idare mahkemesinin üç somut yükümlülüğünü ortaya koymaktadır: disiplin fiilinin unsurlarını ceza normundan bağımsız olarak disiplin normu çerçevesinde incelemek, lehe delillerin neden itibar görmediğini açıklamak ve kesinleşmiş mahkûmiyet bulunmayan hâllerde masumiyet karinesini gözetmek. Dava dilekçelerinde bu üç yükümlülüğün her birine ayrı başlık altında ve somut delillerle işaret edilmesi, hem idare mahkemesi hem de olası bireysel başvuru aşaması için gerekli zemini hazırlayacaktır. 7068 sayılı Kanun döneminde aynı fiilin 8. maddenin altıncı fıkrasında meslekten çıkarma cezasını gerektiren fiiller arasında yer alması nedeniyle bu içtihat, Tüzük dönemine ait olaylarla sınırlı kalmayacak ve güncel disiplin uyuşmazlıklarında da uygulanacaktır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, meslekten çıkarma cezasını denetleyen idare mahkemesinin ceza yargılamasındaki değerlendirmeyi tekrarlamakla yetinemeyeceğini, fiili disiplin hukuku çerçevesinde ve masumiyet karinesini gözeterek kendisinin değerlendirmesi gerektiğini hükme bağlamış ve bu yükümlülüğün yerine getirilmemesini gerekçeli karar hakkının ihlali saymıştır.

Bireysel Başvuru Kararı — Özet Tablo

Aşağıdaki tablo, dönem içinde Resmî Gazete’de yayımlanan ve kolluk disiplin hukukunu doğrudan ilgilendiren bireysel başvuru kararını özetlemektedir.

Başvuru No / TarihBaşvurucuKonu ÖzetiSonuç

B.No: 2022/91046

03/03/2026 — RG 21/09/2026, S.33377

A.B. (polis memuru)HAGB ile sonuçlanan ceza yargılamasına konu fiil nedeniyle verilen meslekten çıkarma cezasının iptali davasında idare mahkemesinin başvurucunun esaslı itirazlarını karşılamaması.GEREKÇELİ KARAR HAKKI — İHLAL | Yeniden yargılama | 40.664,10 TL yargılama gideri ve vekâlet ücreti

📋 BÖLÜM 3 — MEVZUAT DEĞIŞIKLIKLERI VE DIĞER GELIŞMELER

7587 Sayılı Kanun, Emniyet Teşkilatında Amir Rütbe Oranlarını Yeniden Belirlemiş ve Sağlık Nedeniyle Ayrılan Personele Genel İdare Hizmetleri Sınıfına Atanma İmkânı Getirmiştir

📎 7587 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun — Kabul: 24/06/2026 — RG 01/07/2026 | 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu m.55 ve geçici m.32

Hukuki Dayanak: Anayasa m.70 ve m.128 | 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu m.55 ve geçici m.32 | 7587 sayılı Kanun m.1-3

7587 sayılı Kanun, Emniyet Teşkilatı personelinin kariyer düzenini doğrudan etkileyen iki değişiklik getirmiştir. Anayasa m.70 kamu hizmetlerine girme hakkını, m.128 ise memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları ve özlük işlerinin kanunla düzenlenmesini güvence altına almaktadır. 7587 sayılı Kanun’un 1. maddesi, 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu’nun 55. maddesindeki amir rütbelerinin toplam personele oranlarını yeniden belirlemiş; 2. maddesi önceki oranlara ilişkin geçici 30. maddeyi yürürlükten kaldırmış; 3. maddesiyle eklenen geçici 32. madde ise Emniyet Genel Müdürlüğü eğitim kurumlarından sağlık şartlarını taşımadıkları gerekçesiyle ilişiği kesilen, yargı kararıyla eğitime devam ederek mezun olan ve polis memuru veya amiri olarak atanan, ancak sonradan sağlık nedeniyle görevinden ayrılan personele, Kanun’un yürürlüğünden itibaren altı ay içinde başvurmaları hâlinde Genel İdare Hizmetleri Sınıfında durumlarına uygun bir unvana atanma imkânı tanımıştır.

Bu düzenleme disiplin hukukunu doğrudan değiştirmemekle birlikte, disiplin uygulamasını iki yönden etkilemektedir. Amir rütbe oranlarının yeniden belirlenmesi, 7068 sayılı Kanun kapsamında disiplin amiri sıfatını taşıyan personel sayısını ve disiplin kurullarının oluşumunu dolaylı olarak etkilemektedir. Geçici 32. madde ise yargı kararıyla mesleğe dönen personelin sağlık nedeniyle ilişiğinin kesilmesi hâlinde kamu hizmetiyle bağının korunmasını sağlamakta ve bu kapsamdaki personelin altı aylık hak düşürücü başvuru süresini kaçırmaması gerekmektedir. Sonuç olarak 7587 sayılı Kanun, Emniyet Teşkilatında rütbe yapısını yeniden düzenleyen ve sağlık nedeniyle ayrılan personel için yeni bir atanma hakkı getiren, disiplin hukukunu dolaylı biçimde etkileyen bir düzenlemedir.

Dönem Kararlarından Çıkan Uygulama Notu: Askerî ve Kolluk Personelinin Disiplin Savunmasında Ağırlık Merkezi İdari İtiraz Aşamasına ve Delil Değerlendirmesine Kaymıştır

📎 6413 sayılı Kanun m.42-43 | 7068 sayılı Kanun m.8 ve m.31 | AYM E.2025/212, K.2026/127; E.2025/265, K.2026/84; B.No: 2022/91046 | AYM 2. Bölüm, B.No: 2016/11722, 15/09/2020 (Barış Koç)

Hukuki Dayanak: AİHS m.6, m.10 ve m.13 | Anayasa m.26, m.36, m.38/4 ve m.129 | 6413 sayılı Kanun m.42 ve m.43 | 7068 sayılı Kanun m.8, m.31 ve m.33

Dönem kararları birlikte değerlendirildiğinde, askerî ve kolluk personelinin disiplin savunmasında ağırlık merkezinin kuralın Anayasa’ya aykırılığı iddiasından, idari itiraz aşamasının etkili kullanılmasına ve delil değerlendirmesine kaydığı tespit edilmektedir. Anayasa Mahkemesi iki norm denetimi kararında da kanun koyucunun Anayasa m.129’a dayanan takdir yetkisini geniş yorumlamış ve disiplin kurallarını iptal etmemiştir. Buna karşılık bireysel başvuru kararında idare mahkemelerinin denetim yükümlülüğünü somutlaştırmış ve delil değerlendirmesindeki eksikliği ihlal saymıştır. Bu iki yönelim, savunma stratejisinin de iki aşamalı kurulmasını gerektirmektedir.

Askerî personel yönünden uyarma ve kınama cezalarına karşı 6413 sayılı Kanun’un 42. maddesindeki üç iş günlük itiraz süresi, cezanın ileride ilişik kesme işlemine dayanak yapılması ihtimaline karşı tek doğrudan savunma fırsatıdır. İtiraz dilekçesi, fiilin unsurlarının oluşmadığına ilişkin maddi vakıaları, tanık ve belge delillerini ve ifade özgürlüğü kapsamında kalan beyanlar söz konusuysa Anayasa m.26 ile AYM’nin Barış Koç kararındaki (B.No: 2016/11722, 15/9/2020) ölçütleri içermelidir. Kolluk personeli yönünden ise 7068 sayılı Kanun’un 31. maddesindeki savunma hakkı ve 33. maddesindeki itiraz usulü aynı işlevi görmekte; meslekten çıkarma cezasını gerektiren fiillerde ceza yargılamasının sonucu ne olursa olsun, disiplin fiilinin sübutunun disiplin hukuku ölçütleriyle ve masumiyet karinesi gözetilerek ayrıca ispatlanması gerektiği B.No: 2022/91046 sayılı kararla teyit edilmiştir.

Sonuç olarak dönemin içtihadı, askerî ve kolluk personelinin disiplin uyuşmazlıklarında başarının, kuralın Anayasa’ya aykırılığına değil, idari itiraz aşamasında eksiksiz bir maddi vakıa ve delil zemini oluşturulmasına ve idare mahkemesinden disiplin hukuku ölçütleriyle bağımsız bir delil değerlendirmesi talep edilmesine bağlı olduğunu göstermektedir.

📚 KAYNAKLAR

1. Anayasa Mahkemesi Kararlar Bilgi Bankası (Resmî)

2. Anayasa Mahkemesi Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası (Resmî)

3. Resmî Gazete, 17/09/2026, S.33373 — AYM E.2025/212, K.2026/127 sayılı karar

4. Resmî Gazete, 21/09/2026, S.33377 — AYM B.No: 2022/91046 sayılı karar

5. Resmî Gazete, 07/08/2026, S.33333 — AYM E.2025/265, K.2026/84 sayılı karar

6. Hukuki Haber — AYM’nin 2025/212 E., 2026/127 K. sayılı kararı (tam metin)

7. Hukuki Haber — AYM’nin 2025/265 E., 2026/84 K. sayılı kararı (tam metin)

8. Hukuki Haber — AYM’nin 2022/91046 başvuru numaralı kararı (tam metin)

9. Memurlar.net — Uyarma ve kınama cezalarına yargı yolu: memura açık, askerî personele kapalı (17/09/2026)

10. Memurlar.net — AYM’den polise uygulanan kademe cezası için kritik karar (07/08/2026)

11. Memurlar.net — AYM’den meslekten çıkarılan polisle ilgili hak ihlali kararı (21/09/2026)

12. Mevzuatın Yeri — TSK personelini ilgilendiren disiplin cezası kararı (17/09/2026)

13. Memurlar.net — Emniyet Teşkilatına dair düzenlemeler de içeren 7587 sayılı Kanun Resmî Gazete’de yayımlandı (01/07/2026)

14. Resmî Gazete, 01/07/2026 — 7587 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun

15. Anayasa Mahkemesi — Askerî personel hakkındaki uyarma ve hizmete kısmi süreli devam cezalarına karşı dava açılmasını engelleyen kuralların iptali (E.2022/10, K.2022/72) basın duyurusu

16. Memurlar.net — Subaylara verilen kınama cezalarına da dava açılabilecek (E.2022/122, K.2022/151)

17. 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu (güncel metin)

18. 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun (güncel metin)

Dipnot: Bu bülten, 1 Temmuz 2026–6 Ekim 2026 döneminde askerî ve kolluk personeli disiplin hukukuna ilişkin gelişmeleri akademik standarda göre analiz etmektedir. İçtihat künyeleri yalnızca Resmî Gazete’de ve Anayasa Mahkemesi kararlar bilgi bankalarında teyit edilmiş gerçek esas, karar ve başvuru numaraları esas alınarak verilmektedir. Bülten genel bilgilendirme amaçlıdır; somut uyuşmazlıklarda hukuki danışmanlık alınması gerekir.

TORUN HUKUK BÜROSU
Avukat Yalçın TORUN
Kızılırmak Mah. 1443. Cadde 1071 Usta Plaza | Çankaya / ANKARA
Yukarı Çık
Danışma ve Randevu
İçin Tıklayınız
');w.document.close();w.print();});$(document).ready(function(){init();});})(jQuery);