Şehit Yakınları İle Gazi Ve Vazife Malullerinin Aylıkları ile Maddi Ve Manevi Tazminatları
(Bedensel Zararlara İlişkin Haklar)
1. İdare hukuku ilkelerine ve T.C. Anayasasının 125 inci maddesine göre, idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu kapsamda şehit yakınları ile gazi ve vazife malullerine ödenecek aylıklar ile maddi ve manevi tazminatlara ilişkin düzenlemeler aşağıdadır.
5434 sayılı Kanunun 65’inci maddesine göre hap malullerinin ; Eksilen vücut organlarının, son usullere göre yapılması mümkün sunileriyle tamamlattırılacağı ve gerekirse tamir ettirileceği, gerekirse yurt dışında parasız tedavi ettirileceği, ihtiyaç varsa parasız barındırılacağı ve yardım ettirileceği, Sandıkça harcanacak paraların faturası karşılığında hazineden alınacağı,
72’nci maddesine göre; ‘vazife malullüğü veya 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren olaylar sebebiyle hayatlarını kaybetmiş bulunan iştirakçilerle bunlardan aylık almaktayken ölenlerin, baba veya analarına; vazife malulü erbaş ve erlere veya ya da bunlardan aynı sebeplerle aylık almakta iken ölenlerin ana veya babalarına; aylık bağlanacağı, ödenecek aylığın Bakanlar Kurulunca artırılması halinde, bağlanan aylıkta meydana gelecek farklar ile dul ve yetimlerle beraber aylık bağlanması halinde, baba veya anaya bağlanan aylıklar da sosyal güvenlik kurumlarınca Hazineden tahsil edileceği,
Ek 77’nci maddesine göre , ” 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun, 2453 sayılı Yurt Dışında Görevli Personele Nakdi Tazminat Verilmesi ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun, 2629 sayılı Uçuş, Paraşüt, Denizaltı, Dalgıç ve Kurbağa Adam Hizmetleri Tazminat Kanunu ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu (Ek ibare; 19/06/2010-6000 S. K/13, mad), Denizlerde ve Yurt Yüzeyinde Görülen Patlayıcı Madde ve Şüpheli Cisimlere Uygulanacak Esaslara İlişkin Kanun kapsamındaki görevler ile ayrıca barışta veya olağanüstü hallerde yapılan eğitim, tatbikat ve manevralar ile (Değişik ibare. 19/06/2010-6000 S.K/13 mad.) birlik halinde intikaller veya mayın dahil patlayıcı madde arama ve temizleme faaliyetlerinin bilfiil yapılması sırasında, bu harekat ve hizmetlerin sebep ve etkileriyle hayatlarını kaybedenlerin dul ve yetimleri ile malul olanlara, bunların ölümleri halinde de dul ve yetimlerine bu Kanuna göre bağlanan aylıkların , emsalleri esas alınarak her yıl kademe ilerlemesi her üç yılda bir derece yükselmesi işlemine tabi tutularak yükseltileceği, başkasının yardım ve desteği olmadan yaşamak için gereken hareketleri yapamayacak derecede malûl olanlara, asgari ücretin net tutarı, aylıklarıyla birlikte ayrıca ödeneceği, bu maddeye göre yapılan ödemelerin faturası karşılığında Hazineden tahsil edileceği,
Ek 79 uncu madde sine göre tütün ikramiyesi olarak, ;Harp malullerine, Şehit dul ve yetimlerine emniyet ve asayiş hizmetlerinde Silahlı Kuvvetlerle birlikte veya ayrı olarak görevlendirilenlerden bu görevlerin çeşitli sebep ve tesirleriyle vazife malûlü sayılan jandarma ve emniyet mensupları ile sivil görevlilere veya görevlerin ifası sırasında, bu görevlerin çeşitli sebep ve tesirleriyle ölenlerin dul ve yetimlerine emekli Sandığı tarafından ek ödeme yapılacağı, Harp veya vazife malûlü olanlara hayatta bulundukları sürece, ölen malûlün dul ve yetim aylığı bağlanacaklara eşit miktarda paylaştırılmak suretiyle yardım olarak ödeneceği, bu maddeye göre yapılan ödemelerin hazineden tahsil edileceği,
2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanunun 4’üncü maddesine göre ; nakdi tazminat almaya hak kazananlardan sakatlananlara görev malullüğü aylığı bağlanacağı, ölenlerin kendilerine bağlanması gereken görev malullüğü aylığının, dul ve yetimlerine intikal ettirileceği, 2330 sayılı kanun kapsamında sosyal güvenlik kurumlarınca bağlanan aylıkların, %25 artırılarak ödeneceği, ayrıca bu kanun kapsamında kak kazananlara nakdi tazminat bağlanacağı,
Herhangi bir sosyal güvenlik kurumuna tabi olmayanların sakat kalmaları halinde, öğrenim durumlarına göre 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun değişik 36 ncı maddesi hükümlerine göre belirlenecek giriş derece ve kademeleri üzerinden (Öğrenimi bulunmayanların ilkokul mezunu gibi) kendilerine, ölümlerinde dul ve yetimlerine 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre T.C. Emekli Sandığınca görev malullüğü aylığı %25 artırılarak bağlanacağı, Bu Kanun hükümlerine göre ödenecek nakdi tazminat ile bağlanacak emekli aylığı uğranılan maddi ve manevi zararların karşılığı olacağı, ve yargı mercilerinde maddi ve manevî zararlar karşılığı olarak kurumların ödemekle yükümlü tutulacakları tazminatın hesabında bu kanun hükümlerine göre ödenen nakdi tazminat ile bağlanmış bulunan aylıkların gözönünde tutulacağı, 2330 sayılı kanun kapsamında bağlanan aylıkların %25 fazlasının SGK tarafından hazineden tahsil edileceği,
3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamında yaralanan, sakatlanan, ölen veya öldürülenler hakkında 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanacağı, uygulanır. Ayrıca; Malul olanlarla, ölenlerin aylığa müstahak dul ve yetimlerine bağlanacak aylığın toplam tutarının, bunların görevde olan emsallerinin almakta oldukları aylıklardan az olamayacağı, yaşamak için gereken hareketleri yapamayacak ve başkasının yardım ve desteğine muhtaç olacak derecede malûl olanlar ile ölenlerin dul ve yetimlerine en yüksek devlet memuru aylığı üzerinden, 30 yıl hizmet yapmış gibi emekli ikramiyesi ödeneceği , bu bent hükümlerine göre ilgililere fazla olarak yapılan ödemeler, faturası karşılığı ilgili sosyal güvenlik kuruluşlarınca Hazineden tahsil edileceği, kamu konutundan yararlanmayanlar ve özel tahsisli konutlarda oturanların istekleri halinde ikametgah olarak kullanacakları yurtiçindeki taşınmazın kira bedelinin on yıl süre ile Devletçe karşılanacağı, Malûl olanlar ile ölenlerin dul ve yetimleri, Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığınca kendilerine verilen tanıtım kartlarını ibraz etmeleri durumunda, kamu kurum ve kuruluşlarına ait bütün hastanelerde muayene ve tedavi edileceği, yaşamak için gerekli hareketleri yapmaktan aciz olanlar ile kimsesizlerin, kamu kurum ve kuruluşlarına ait, bunlar bulunmadığı takdirde özel rehabilitasyon ve bakım merkezleri, yurtlar ve huzurevlerinde parasız olarak veya masrafları devlet tarafından karşılanmak üzere barındırılacağı ve baktırılacağı düzenlenmiştir.
2008 yılından sonra TSK ve J. Gn K.lığı bünyesine katılan personel için 5434 sayılı kanunda mevcut düzenlemeler benzer düzenlemeler 5510 sayılı kanunda da mevcuttur.
2. Bilindiği üzere İdare hukuku ilkelerine ve T.C. Anayasasının 125 inci maddesine göre, idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu kapsamda yukarıda bahsettiğimiz ödemelerin maddi ve manevi zararın belirlenmesinde nasıl dikkate alınacağı ve hangi ödemelerin denkleştirme kapsamında yapılacak ödemeden düşüleceği hususu önem arz etmektedir. İdarenin eylem ve işlemleri neticesinde ortaya çıkan bedensel zararlar ile destekten yoksun kalma (ölüm) halindeki zararların hesaplanmasında Türk Borçlar Kanunu 55/2’de ‘’ kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemelerin gözetilemeyeceği (zarardan düşülemeyeceği/denkleştirilemeyeceği)’’ düzenlenmiştir.
İdari yargıda 01 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren Türk Borçlar Kanununun 55/1’inci maddesi yürürlüğe girmeden önce, Sosyal Güvenlik Kurumunca bağlanan aylıklardan, prim karşılığı olmayanlar (Zorunlu askerlik hizmetini yapan er ve erbaşlar gibi yükümlülere bağlanan aylıklar) yarar kabul edilmekte, prim karşılığı bağlanan aylıklardan, idarenin sorumluluğunu gerektiren olay olmasa dahi bağlanacak olan kısım yarar kabul edilmemekte, sadece idarenin sorumluluğunu gerektiren olay nedeniyle fazladan bağlanan kısmı, örneğin vazife malullüğü aylığı ile adi maluliyet aylığı arasındaki fark yarar olarak kabul edilip zarar ve tazminattan indirilmekteydi. 2012 tarihli düzenlemeye göre sosyal güvenlik ödemelerinden rücu edilebilenler zarar ve tazminattan indirilebilecek, rücu edilemeyenler ise zarar ve tazminattan indirilemeyecektir. Bu kapsamda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 55/2’inci maddesindeki; “Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez. Hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamaz veya azaltılamaz.” hükmünde yer alan, “Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile” ibaresinin, Anayasanın 2., 10., 40., 125., 129. ve 141’inci maddelerine aykırı olduğu kanısına varılarak AYİM tarafından Anayasa Mahkemesine itiraz yoluyla götürülmüştür. Anayasa mahkemesi tarafından iptal talebi 2014/96 E ve 2014/90 Karar sayılı kararla reddedilmiştir.
1’inci durumda, A isimli asker şahıs, terör eylemi sonucu, aylık bağlanmayı gerektirecek derecede yaralanıp sakatlanmıştır. A isimli asker şahsa 3713 ve bu Kanunun yaptığı atıf dolayısıyla 2330 sayılı Kanun uyarınca vazife malullüğü aylığı bağlanacak, bağlanan aylıklar, %25 artırılarak ödenecek, ölümlerinde dul ve yetimlerine görev malullüğü aylığı %25 artırılarak bağlanacak, ödenecek nakdi tazminat ile bağlanacak emekli aylığı uğranılan maddi ve manevi zararların karşılığı olarak yargı mercilerinde tazminatın hesabında göz önünde tutulacak, %25 fazlası ile bağlanan aylıklardaki bu fazlalık hazineden SGK tarafından tehsil edilecektir.
2’inci durumda, A isimli asker şahıs üçüncü bir şahsın kasıtlı veya taksirli bir eylemi sonucu aylık bağlanmayı gerektirecek derecede yaralanıp sakatlanmıştır. A isimli askeri şahsa vazife malullüğü aylığı bağlanacaktır. Bu durumda üçüncü kişinin sorumluluğu olduğundan rücü edilmesi yasal zorunluluk olduğundan rücü edilebilir bu zararın indirilmesi gerektiği düşünülmüştür. Fakat bu zararın üçüncü kişiden tahsili zor ve uzun olacağından zararın karşılanmayacağı/ veya fiilen geç karşılanacağı değerlendirilmiştir.
3’üncü durumda, A isimli asker şahıs kamu görevlisinin kasıtlı veya taksirli bir eylemi sonucu aylık bağlanmayı gerektirecek derecede yaralanıp sakatlanmıştır. A isimli asker şahsa vazife malullüğü aylığı bağlanacaktır. Bu durumda zararı veren kamu görevlisinin mahkumiyeti olduğu takdirde kendisine rücu edilenilecektir. Zararın ödenecek miktarının belirlenmesinde bu hususun dikkate alınması gerekecektir. Oysa bu durumunda yargılama sonrasında ortaya çıkacağı ve kusur oranının belirlenmesi hususununda ayrıca sorun teşkil edeceği vurgulanmıştır.
4’inci durumda, A isimli asker şahıs kamu görevlisi veya üçüncü kişinin kasıtlı ve taksirli eylemi olmaksızın aylık bağlanmayı gerektirecek derecede yaralanıp sakatlanmıştır. A isimli asker şahsa vazife malullüğü aylığı bağlanacaktır. Burada rücu söz konusu olmayacak ve haklarının tamamına kolaylıkla ulaşacaktır. Bu durumda diğer yukarıda belirtilen seçeneklerle arasında 4. durumun lehine bir sonuç ortaya çıkacaktır.
3. Anayasa Mahkemesi AYİM döneminde TBK 55./2. fıkrasının iptaline yönelik itirazı esastan inceleyerek Türk Borçlar Kanunu’nun 55. maddesinin ikinci fıkrasının Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE aşağıdaki gerekçelerle karar vermiştir.
Anayasa Mahkemesine göre özetle: Anayasa’da idarenin sorumluluğuna ilişkin temel ilkeler belirlenmesine karşın, sorumluluğun esasları ile zararın ne şekilde tespit edileceğine ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu konuda bir yasa da bulunmadığından idarenin eylem ve işlemlerinden doğan sorumluluğunun kapsamı ile bu eylem ve işlemlerden kaynaklanan zararın belirlenmesinde gözetilecek esaslar yargı içtihatlarıyla şekillenmiştir. Kanun’un 55. maddesinin ikinci fıkrasında, idari eylem ve işlemlerden veya idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerden kaynaklanan ölüme ve vücut sakatlığına bağlı zararlara ilişkin istem ve davalarda da Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulanacağı kural altına alınmıştır. Borçlar Kanunu’na yapılan atfın sadece zarar miktarının belirlenmesine ilişkin hükümlerle sınırlı olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Kuralın, idarenin sorumluluk esasları yönünden de Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulanmasını zorunlu kılması söz konusu değildir. Buna göre, idari eylem ve işlemlerden kaynaklanan ölüme ve vücut sakatlığına bağlı zararlardan dolayı idarenin sorumluluğu, itiraz konusu kuralın yürürlüğe girmesinden önce olduğu gibi yargı içtihatlarıyla oluşturulan kusur ve kusursuz sorumluluk ilkelerine göre belirlenecek, uğranılan zararın miktarı ise itiraz konusu kural uyarınca Borçlar Kanunu hükümlerine göre hesaplanacaktır. Dolayısıyla, itiraz konusu kuralın idarenin sorumluluğunu Borçlar Kanunu’nda sayılan kusur ve kusursuz sorumluluk sebepleriyle sınırladığı söylenemez. Şeklinde tespitte bulunarak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 55. maddesinin ikinci fıkrasının Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, karar vermiştir.
4. Aktüerya hesabında son durum nasıldır?
Danıştay 10. Daire Başkanlığının 29 Kasım 2021 tarih ve 2017/1888 E ve 2021/5926 K sayılı güncel kararında effor kaybı tazminatının aktif ve pasif dönemler için ayrı ayrı net asgari ücret üzerinden hesap edilmesi gerektiği, nakdi tazminat ve tütün ikramiyesinin tazminattan indirilerek denkleştirme yapıldığı görülmektedir.
Av. Yalçın TORUN
Web sitemizde yayımlanan yukarıdaki yazılı metnin, eser sahipliği hakları Av. Yalçın TORUN’a aittir. Bu yazılı metin hak sahipliğinin tespiti amacıyla zaman içerikli elektronik imza ile muhafaza edilmektedir. Sitemizdeki yazılı metinler avukat meslektaşlarımız tarafından dilekçelerinde serbestçe kullanılabilir, fakat metinlerin tamamının, bir kısmının veya özetinin atıf yapılmaksızın başka web sitelerinde yayınlanmasına iznimiz yoktur.
