KARAR ÖZETİ: Anayasa Mahkemesi’nin 19/02/2020 günlü, E:2018/163, K:2020/13 sayılı kararı ile; 7148 sayılı Kanun’un 29. maddesiyle 4045 sayılı Güvenlik Sorusturması, Bazı Nedenlerle Görevlerine Son Verilen Kamu Personeli ile Kamu Görevine Alınmayanların Haklarının GeriVerilmesine ve 1402 Numaralı Sıkıyönetim Kanununda Degisiklik Yapılmasına Iliskin Kanun’un 1. maddesine eklenen ikinci fıkranın Kişisel verilerin korunması kapsamında Anayasa’nın 13 ve 20. Maddelerine aykırı olduğuna ve iptaline kararverilmistir.Anayasa Mahkemesi kararında belirtildigi üzere yeterli güvenceleri saglayacak yeni bir yasal düzenleme yapılması durumunda davacının durumunun davalı idarece makul bir süre içinde yeniden degerlendirmeye tabi tutularak, bu degerlendirmenin sonucunda davacının uyusmazlıga konu kamu görevine atanıp atanamayacagına iliskin yeniden bir islem tesis edilmesi gerektigi kuskusuzdur. Ayrıca, yeni yasal düzenleme uyarınca yapılacakdegerlendirmenin sonucunda davacı açısından yine olumsuz bir sonucun ortaya çıkması
halinde, bunun yargısal denetiminin mümkün olması nedeniyle, davacının durumunun
yeniden değerlendirilmesi davacıyı güvencesiz bırakmadıgı gibi, Anayasa Mahkemesinin
aktarılan gerekçesi karsısında bu durum, bir hak ihlali de dogurmamaktadır.
TC.
ANKARA
BÖLGE IDARE MAHKEMESI
1.IDARI DAVA DAIRESI
ESAS NO : 2020/….
KARAR NO : 2020/….
ISTINAF ISTEMINDE BULUNAN DAVACI :
VEKILI : Av. Yalçın TORUN
DAVALILAR : 1. JANDARMA GENEL KOMUTANLIGI
2. IÇISLERI BAKANLIGI
ISTEMIN ÖZETI : 2017 yılında Jandarma Genel Komutanlıgı
tarafından yapılan Asayis-Komando Branslı Sözlesmeli Uzman Erbas sınavında basarılı olan
davacı tarafından, hakkında yapılan güvenlik sorusturmasının Yönetmelikte yer alan sartlara
uymadıgından bahisle atamasının yapılmamasına iliskin isleminin iptaline karar verilmesi
istemiyle açılan davada; davacı hakkında tesis edilen islemin,milli güvenligin saglanması
görevini yerine getirmeyi amaçlayan Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev alacak personelde
birtakım özel kosulların aranmasının gerekmesiyle ortaya çıktıgı, davacının kamu
hizmetlerine girme hakkını etkileyecek biçimde degerlendirmeye alınmasının ilgili kamu
hizmetinin önemi ve niteligi dikkate alındıgında kabulü gerekecegi, kaldı ki davalı idarenin
bu hususta (açıktan atama) genis takdir yetkisi bulundugu ve daha uygun personel tercih
edebilecegi dikkate alındıgında tespit edilen bu bilgi kapsamında davacı hakkında olumsuz
kanaate ulasılarak adaylıgının sonlanrılması takdirine dava konusu islemde hukuka aykırılık
bulunmadıgı gerekçesiyle davanın reddine iliskin olarak ilk derece mahkemesi kararının;
hukuka, temel hak ve .zgürlüklere aykırı oldugu, verilen kararın Anayasa’ya ve Avrupa Insan
Hakları Sözlesmesi hükümlerine uygun olmadıgı, hak ihlali dogurdugu ileri sürülerek
kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMALARIN ÖZETI : Mahkeme kararında hukuka aykırılık
bulunmadıgı ileri sürülerek, istinaf isteminin reddi gerektigi savunulmustur.
TÜRKMILLETIADINA
Karar veren Ankara Bölge Idare Mahkemesi 1. Idari Dava Dairesince, 2577 sayılı Yasanın
degisik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek geregi g.rüsüldü :
Dava; 2017 yılında Jandarma Genel Komutanlıgı tarafından yapılan Asayis-Komando Branslı
Sözlesmeli Uzman Erbas sınavında basarılı olan davacı tarafından, hakkında yapılan güvenlik
sorusturmasının Yönetmelikte yer alan sartlara uymadıgından bahisle atamasının
yapılmamasına iliskin islemin iptali istemiyle açılmıstır.
4045 sayılı Güvenlik Sorusturması, Bazı Nedenlerle Görevlerine Son Verilen Kamu
Personeli ile Kamu Görevine Alınmayanların Haklarının Geri Verilmesine ve 1402 Numaralı
Sıkıyönetim Kanununda Degisiklik Yapılmasına Iliskin Kanun’un 1. maddesinde, “Güvenlik
Sorusturması ve Arsiv Arastırması; kamu kurum ve kuruluslarında, yetkili olmayan kisilerin
bilgi sahibi olmaları halinde devlet güvenliginin, ulusal varlıgın ve bütünlügün, iç ve dıs
menfaatlerin zarar görebilecegi veya tehlikeye düsebilecegi bilgi ve belgelerin bulundugu
gizlilik dereceli birimler ile Genelkurmay Baskanlıgı, Milli Savunma Bakanlıgı, jandarma,
emniyet, sahil güvenlik ve istihbarat teskilatlarında çalıstırılacak kamu personeli ve ceza
infaz kurumları ve tutukevlerinde çalısacak personel hakkında yapılır.
(Ek:18/10/2018-7148/29 md.) Güvenlik sorusturması ve arsiv arastırması yapmakla görevli
birimler, güvenlik sorusturması ve arsiv arastırması kapsamında bakanlıklar ile kamu kurum
ve kurulusları arsivlerinden ve elektronik bilgi islem merkezlerinden bilgi ve belge almaya,
4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesinin besinci
ve 231 inci maddesinin onü.üncü fıkraları kapsamında tutulan kayıtlara ulasmaya,
Cumhuriyet bassavcılıkları tarafından yürütülen sorusturma sonuçlarını, kovusturmaya yer
olmadıgına dair kararlar ile kesinlesmis mahkeme kararlarını almaya yetkilidir.
Devletin güvenligini, ulusun varlıgını ve bütünlügünü iç ve dıs menfaatlerinin zarar
görebilecegi veya tehlikeye düsebilecegi bilgi ve belgeler ile gizlilik dereceli kamu personeli
ile meslek gruplarının tespiti, birim ve kısımların tanımlarının yapılması, güvenlik
sorusturmasının ve arsiv arastırmasının usul ve esasları ile bunu yapacak merciler ve üst
kademe yöneticilerinin kimler oldugu Cumhurbaskanınca yürürlüge konulacak yönetmelik ile
düzenlenir.” hükmüne yer verilmistir.
Içisleri Bakanlıgı, Jandarma Genel Müdürlügü bünyesinde çalıstırılması için uzman
erbas temini kapsamında yapılan sınavlarda basarılı olan davacının atamasının yapılacagı
Içisleri Bakanlıgı ve Jandarma Genel Komutanlıgı 4045 sayılı Kanunun 1. maddesinin 1.
fıkrası kapsamında oldugundan, dava konusu islem yukarıda belirtilen mevzuat hükmü
uyarınca 4045 sayılı Kanunun yukarıda s.zü edilen 2. fıkrası hükmüne dayanılarak tesis
edilmistir.
Anayasa Mahkemesi’nin 19/02/2020 günlü, E:2018/163, K:2020/13 sayılı kararı ile;
“Anayasa’nın 20. maddesinin birinci fıkrasında herkesin özel hayatına ve aile hayatına saygı
gösterilmesini isteme hakkına sahip oldugunun, özel hayatın ve aile hayatının gizliligine
dokunulamayacagının belirtildigi; son fıkrasında da herkesin, kendisiyle ilgili kisisel verilerin
korunmasını isteme hakkına sahip oldugu, bu hakkın; kisinin kendisiyle ilgili kisisel veriler
hakkında bilgilendirilmeyi, bu verilere erismeyi, bunların düzeltilmesini veya silinmesini
talep etme ve amaçları dogrultusunda kullanılıp kullanılmadıgını ögrenmeyi de kapsadıgı,
kisisel verilerin, ancak kanunda .ng.rülen hallerde veya kisinin açık rızasıyla islenebilecegi,
kisisel verilerin korunmasına iliskin esas ve usullerin kanunla düzenlenecegi belirtilerek,
kisisel verilerin korunmasının, özel hayata saygı gösterilmesini isteme hakkı kapsamında
güvenceye kavusturulmus oldugu, kisisel verilerin korunmasını isteme hakkının, insan
onurunun korunması ve kisiligini serbestçe gelistirebilmesi hakkının özel bir biçimi olarak
bireyin hak ve .zgürlüklerini kisisel verilerin islenmesi sırasında korumayı amaçladıgı,
Anayasa Mahkemesinin yerlesik kararlarında belirtildigi üzere “…adı, soyadı, dogum tarihi
ve dogum yeri gibi bireyin sadece kimligini ortaya koyan bilgiler degil; telefon numarası,
motorlu tasıt plakası, sosyal güvenlik numarası, pasaport numarası, özgeçmis, resim, g.rüntü
ve ses kayıtları, parmak izleri, IP adresi, e-posta adresi, hobiler, tercihler, etkilesimde
bulunulan kisiler, grup üyelikleri, aile bilgileri, saglık bilgileri gibi kisiyi dogrudan veya
dolaylı olarak belirlenebilir kılan tüm verilerin…” kisisel veri olarak kabul edildigi; bu
baglamda, güvenlik sorusturması ve arsiv arastırmasıyla elde edilen verilerin kisisel veri
niteliginde oldugu, dava konusu kuralın, güvenlik sorusturması ve arsiv arastırması yapmakla
görevli birimler tarafından güvenlik sorusturması ve arsiv arastırması kapsamında kisilerin
kisisel veri niteligindeki özel hayatı, is ve sosyal yasamıyla ilgili bilgilerinin alınmasına,
hakkındaki suç isledigine dair iddiaların degerlendirildigi Cumhuriyet savcılıgı, hâkim veya
mahkeme kararlarının tutuldugu kayıtlara ulasılmasına ve bu kayıtların kullanılmasına imkân
tanıması nedeniyle kisisel verilerin korunmasını isteme hakkına sınırlama getirdigi,
Anayasa’nın 20. maddesi uyarınca kisisel verilerin ancak kanunda .ng.rülen hâllerde veya
kisinin açık rızasıyla islenebilecegi, Anayasa’nın 13. maddesinde de “Temel hak ve
hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen
sebeplere baglı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın s.züne ve
ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve .l.ülülük ilkesine
aykırı olamaz.” hükmüne yer verilerek temel hak ve .zgürlüklerin ancak kanunla
sınırlanabileceginin ifade edildigi, Anayasa’nın 13. ve 20. maddeleri uyarınca kisisel verilerin
korunmasını isteme hakkını sınırlamaya yönelik kanuni bir düzenlemenin seklen var
olmasının yeterli olmayıp yasal kuralların keyfilige izin vermeyecek sekilde belirli,
ulasılabilir ve .ng.rülebilir düzenlemeler niteliginde olması gerektigi, esasen temel hakları
sınırlayan kanunun bu niteliklere sahip olmasının, Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye
baglanan hukuk devleti ilkesinin de bir geregi oldugu, hukuk devletinde, kanuni
düzenlemelerin hem kisiler hem de idare y.nünden herhangi bir duraksamaya ve kuskuya yer
vermeyecek sekilde açık, net, anlasılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu
otoritelerinin keyfî uygulamalarına karsı koruyucu önlem içermesi gerektigi, Kanunda
bulunması gereken bu niteliklerin hukuki güvenligin saglanması bakımından da zorunlu
oldugu,zira bu ilkenin, hukuk normlarının .ng.rülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve
islemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven
duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılacagı; dolayısıyla, Anayasa’nın
13. ve 20. maddelerinde sınırlama .l.ütü olarak belirtilen kanunilik ilkesinin, Anayasa’nın 2.
maddesinde güvenceye baglanan hukuk devleti ilkesi ısıgında yorumlanması gerektigi,
Anayasa’nın 129. maddesinin birinci fıkrasında, memurlar ve kamu görevlilerinin Anayasa ve
kanunlara sadık kalarak faaliyette bulunma yükümlülüklerinin düzenlendigi, belirtilen husus
gözetilerek kamu görevinde çalıstırılacak kisiler bakımından güvenlik sorusturması ve arsiv
arastırması yapılması y.nünde düzenlemeler getirilmesinin kanun koyucunun takdir
yetkisinde oldugu, ancak bu alanda düzenleme öngören kuralların kamu makamlarına hangi
kosullarda ve hangi sınırlar içinde tedbirler uygulama ve özel hayata saygı gösterilmesini
isteme hakkına yönelik müdahalelerde bulunma yetkisi verildigini yeterince açık olarak
göstermesi ve muhtemel k.tüye kullanmalara karsı yeterli güvenceleri saglaması gerektigi,
kuralda güvenlik sorusturması ve arsiv arastırması yapmakla görevli olanların bu kapsamda
kisisel veri niteligindeki bilgilere ulasması .ng.rülmüsken Kanun’da bu bilgilerin ne sekilde
kullanılacagına, hangi mercilerin sorusturma ve arastırmayı yapacagına, bu bilgilerin ne
suretle ve ne kadar süre ile saklanacagına, ilgililerin söz konusu bilgilere itiraz etme
imkânının olup olmadıgına, bilgilerin bir müddet sonra silinip silinmeyecegine, silinecekse
bu sırada izlenecek usulün ne olduguna, yetkinin k.tüye kullanımını önlemeye yönelik nasıl
bir denetim yapılacagına iliskin herhangi bir düzenlemenin yapılmadıgı, diger bir ifadeyle
güvenlik sorusturması ve arsiv arastırmasının yapılmasına ve elde edilecek verilerin
kullanılmasına iliskin keyfilige izin vermeyecek sekilde belirli ve .ng.rülebilir kanuni
güvenceler belirlenmeksizin, kuralla güvenlik sorusturması ve arsiv arastırması yapmakla
görevli olanların bu sorusturma ve arastırma kapsamında kisisel veri niteligindeki bilgileri
almakla yetkili olduklarının belirtildigi, güvenlik sorusturması ve arsiv arastırması sonucunda
kisisel veri niteligindeki bilgilerin alınmasına, kullanılmasına, islenmesine yönelik
güvenceler ve temel ilkeler kanunla belirlenmeksizin bunların alınmasına ve kullanılmasına
izin verilmesinin Anayasa’nın 13. ve 20. maddeleriyle bagdasmadıgı, açıklanan nedenlerle
kuralın Anayasa’nın 13. ve 20. maddelerine aykırı oldugu” belirtilmek suretiyle,7148 sayılı
Kanun’un 29. maddesiyle 4045 sayılı Güvenlik Sorusturması, Bazı Nedenlerle Görevlerine
Son Verilen Kamu Personeli ile Kamu Görevine Alınmayanların Haklarının Geri
Verilmesine ve 1402 Numaralı Sıkıyönetim Kanununda Degisiklik Yapılmasına Iliskin
Kanun’un 1. maddesine eklenen ikinci fıkranın Anayasa’ya aykırı olduguna ve iptaline karar
verilmistir.
Anayasa Mahkemesi’nin bu kararı 28/04/2020 günlü, 31112 sayılı Resmi Gazete’de
yayımlanmıstır. Anayasa Mahkemesi bu düzenlemeyi iptal ederken ileri tarihli bir yürürlük
süresi öngörmemistir. Dolayısıyla, anılan karar Resmi Gazetede yayımlandıgı tarihte
yürürlüge girmistir.
Anayasa Mahkemesinin s.zü edilen kararı ile iptal edilen yasa kuralı(4045 sayılı Kanunun 1.
maddesinin ikinci fıkrası)dısında, farklı statüde görev yapan kamu görevlileri ile ilgili olarak
güvenlik sorusturması ve/veya arsiv arastırması yapılmasını öngören baska yasal
düzenlemeler bulunmaktadır. Ancak bu yasal düzenlemelerden, 657 sayılı Kanunun
48/1-A-8. bendi, 29/11/2019 günlü, 30963 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Anayasa
Mahkemesinin 24/07/2019 günlü, E:2018/73, K:2019/65 sayılı kararı ile; 399 sayılı Kanun
Hükmünde kararnamenin 7. maddesinin 1-f bendi ise , 30/4/2020 tarihli ve 31114 sayılı
Resmi Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 19/2/2020 tarihli ve E:2018/91,
K:2020/10 sayılı kararı ile Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmistir. Ayrıca, 6191 sayılı
Sözlesmeli Erbas ve Er Kanunu’nun 3. maddesinin “Sözlesmeli erlik için aranacak
niteliklerin” düzenlendigi 3.fıkrasınının (f) bendinde; “Güvenlik sorusturması olumlu
sonuçlanmıs olmak; güvenlik sorusturmasının sonucunun henüz gelmedigi hallerde arsiv
arastırması olumlu sonuçlanmıs olmak” hükmü yer almakta olup, Dairemizin 27/02/2020
günlü E:2020/849 sayılı kararı ile anılan düzenlemenin Anayasa’nın 13., 20. ve 128.
maddelerine aykırı oldugundan bahisle iptali istemiyle itiraz yolu ile Anayasa Mahkemesine
basvurulmustur. Bu basvuru hakkında Anayasa Mahkemesi henüz esastan bir karar
vermemistir.
Öte yandan,12/04/2000 tarihli ve 24018 sayılı Resmi Gazete’deyayımlanan “Güvenlik
Sorusturması ve Arsiv Arastırması Yönetmeligi” de 4045 sayılı Kanun’un 1. maddesine
dayanılarak çıkarılmıs bulunmaktadır.
Dava konusu edilen islemin dayanagını olusturan yasa kuralı (7148 sayılı Kanun’un 29.
maddesiyle 4045 sayılı Kanun’un 1. maddesine eklenen ikinci fıkranın), yukarıda
bahsedildigi üzere Anayasa Mahkemesi’nce iptal edildiginden, Anayasa Mahkemesi kararının
geriye yürümesi ve söz konusu karardan önce yürürlükte olan Anayasaya aykırı kurala göre
tesis edilen islemlere karsı açılan ve halen g.rülmekte olan davaların (olayımızda oldugu
gibi), Anayasa Mahkemesi kararından ne sekilde etkilenecegi hususunun öncelikle açıklıga
kavusturulması gerekmektedir.
Anayasa’nın 153.maddesinin 3.fıkrası, “Kanun, Cumhurbaskanlıgı kararnamesi veya Türkiye
Büyük Millet Meclisi I.tüzügü yada bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmi Gazete’de
yayımlandıgı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal
hükmünün yürürlüge girecegi tarihi ayrıca kararlastırabilir. Bu tarih, Resmi Gazete’de
yayımlandıgı günden baslayarak bir yılı geçemez”; 5. fıkrası, “Iptal kararları geriye
yürümez”; 6. fıkrası ise, “Anayasa Mahkemesi Kararları Resmi Gazete’de hemen yayımlanır
ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kisileri baglar.”
kurallarını içermektedir. Anayasa Mahkemesince bir kanunun veya kanun hükmünde
kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal
edilmis oldugu bilindigi halde eldeki davaların Anayasa’ya aykırılıgı saptanmıs olan kurallara
göre g.rüsülüp ..zümlenmesi, Anayasa’nın üstünlügü prensibine ve hukuk devleti ilkesine
aykırı düsecegi için uygun g.rülemez. Aksine bir durum, Anayasa’nın 153. maddesinde yer
alan Anayasa Mahkemesi kararlarının baglayıcı oldugu y.nündeki hükme aykırılık olusturur.
Öte yandan, Anayasanın 153. maddesinin 5. fıkrasında yer alan ve iptal kararlarının geriye
yürümezligine iliskin bulunan kural, iptal edilen hükümlere göre kazanılmıs olan hakların
ortadan kaldırılmasına veya toplumun huzurunun bozulmasına yol açacak sonuçları önlemek
amacıyla kabul edilmis olup, bu kuralın mutlak anlamda anlasılıp uygulanamayacagı açıktır.
Yargıtay’ın bir kararında belirtildigi üzere; Türk Anayasa sisteminde benimsenen iptal
kararının geriye yürümezligi kuralının getirilis amacı, kazanılmıs hakları ve hukuksal
güvenligi ortadan kaldırıcı ya da toplumun adalet anlayısını zedeleyici sonuçlar
dogurmasından kaygı duyulmasını önlemek, devlete olan güven duygularını sarsmamak,
devlet yasamında hukuk kargasasına neden olmamak, hukuk güvenligini ve istikrarını
saglamak olarak özetlenebilir. (Yargıtay 8.Hukuk Dairesi’nin 22/12/2011 tarih ve
E:2010/508, K:2011/7468 sayılı kararı) Bu bakımdan iptal kararlarının geriye yürümezligi
ilkesi, kabul edilen önemli bir ilkedir. Nitekim, Anayasa Mahkemesi, 12/12/1989 tarihli ve
E:1989/11, K:1989/48 sayılı kararında, “Türk Anayasa sisteminde Devlete güven ilkesini
sarsmamak ve ayrıca Devlet yasamında bir karmasaya neden olmamak içiniptal kararlarının
geriye yürümezligi kuralı kabul edilmistir. Böylece, hukuksal ve nesnel alanda sonuçlarını
dogurmaz bulunan durumların iptal kararlarının yürürlüge girecegi güne kadarki dönem için
geçerli sayılması saglanmıstır.” denilmek suretiyle konunun önemi vurgulanmıstır.
AnayasaMahkemesi’nin 19/12/1989 tarihli ve E:1998/14, K: 1989/49 sayılı karında da aynen;
“bir hukuk kuralının yürürlügü sırasında, bu kurala uygun bir biçimde tüm sonuçlarıyla kesin
olarak edinilmis hakların korunmasının Hukuk Devleti’nin geregi oldugu” vurgulanmaktadır.
Aktarılan Anayasa Mahkemesi kararları, iptal kararlarının geriye yürümezligi kuralının
kazanılmıs olan hakların ortadan kaldırılmasını önlemek amacıyla getirilen bir kural
oldugunu açıkça ortaya koymaktadır.
Anayasa Mahkemesi’nin bahsedilen kararları ile aynı yönde olmak üzere Danıstay’ın
kararlarında da istikrarlı bir sekilde, “iptal kararlarının geriye yürümeyecegi” kuralının,
kazanılmıs hakarı saklı tutmak, hukuki istikrarı ve hukuk güvenligini saglamak ve kamu
idaresini korumak amacıyla getirildigi ve anılan kuralın belirtilen amaca uygun olarak
yorumlanıp uygulanması gerektigi g.rüsü benimsenmistir. (Danıstay 8.Daire E:1967/153,
K:1968/2783; Danıstay 10.Daire E:1996/9928, K:1999/2597; Danıstay 2.Daire E:2004/1545,
K:2005/1886; Danıstay 2.Daire E:2004/7423, K:2005/113; Danıstay IDDK E: 2007/2326,
K:2008/1724; Danıstay IDDK E:2010/2292, K:2013/3366; Danıstay IDDK E:2013/826,
K:2015/1654; Danıstay 5.Daire E:2010/6456, K:2013/5790; Danıstay 4.Daire E:2011/2546,
K:2011/3384, Danıstay 3.Daire E:2015/31, K:2015/4299)
Belirtilen hukuksal durumun dogal sonucu olarak, bir kanun ya da kanun hükmünde
kararnamenin uygulanması nedeniyle dava açmak durumunda kalan ve Anayasa’nın 153.
maddesi uyarınca itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine basvurulmasını isteme hakkına sahip
olan kisilerin de,olayımızda oldugu gibi, hak ve menfaatlerini ihlal eden kuralın iptal davası
veya itiraz yoluyla daha önce yapılan basvuru sonucunda Anayasa Mahkemesinceiptal
edilmis olması halinde iptal hükmünün hukuki sonuçlarından yararlanmaları gerektigi açıktır.
Nitekim 4045 sayılı Kanunun 1.maddesi uyarınca yapılan güvenlik sorusturması ve arsiv
arastırmasına dayanılarak tesis edilen islemlere karsı açılan davalarda kesinlesen ret kararları
üzerine bireysel basvuru yolu ile Anayasa Mahkemesine yapılan basvuru üzerine Anayasa
Mahkemesinin vermis oldugu24/07/2019 tarihli E:2019/73, K:2019/65 sayılı F.Sarman ve
T.Duman kararında,4045 sayılı Kanun’un ve bu Kanun uyarınca çıkarılan Güvenlik
Sorusturması veArsiv ArastırmasıYönetmeligi’nin kisisel verilerin korunması kapsamında da
özel hayata saygı hakkının güvencelerini saglayacak hükümlerden yoksunoldugu, bu nedenle
kanunilik ilkesine uygun olmadıgı vebasvurucularınanılan hakkının ihlal edildigi sonucuna
varılarak, yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneginin ilgili Mahkemelere
gönderilmesinekarar verildigi g.rülmektedir.
Bu nedenle, 4045 sayılı Kanunun 1.maddesinin2.fıkrasının yürürlükte oldugu dönemde
anılan yasahükmüne dayanılarak tesis edilen dava konusu islemin, Anayasa Mahkemesinin
s.zü edilen iptal kararı ile ortaya çıkan hukuki durum nedeniyle yasal dayanaktanyoksun hale
geldigi ve bu baglamda, Anayasa Mahkemesininbireysel basvuru üzerinevermis oldugu
yukarıda bahsedilen F.Sarman ve T.Duman kararında açıklandıgı üzere özel hayata saygı
hakkı içinde yer alan kisisel verilerin korunması hakkının somut olayda ihlal edildigi
sonucuna ulasıldıgından, dava konusu islemde hukuka uygunluk g.rülmemistir.
Öte yandan; Anayasa’nın 129. maddesinin birinci fıkrasında, memurlar ve kamu
görevlilerinin Anayasa ve Kanunlara sadık kalarak faaliyette bulunma yükümlülükleri
düzenlenmistir. Ayrıca, 657 sayılı Kanunda ve kurumların tabi oldugu kendi özel
mevzuatında bu sadakat yükümlülügünün yanı sıra kamu görevlilerine tarafsızlık ve devlete
baglılık yükümlülükleri de getirilmistir. S.zü edilen Anayasa Mahkemesi kararında da
açıklandıgı üzere, belirtilen hususlar gözetilerek kamu görevlerine atanacak kisiler
bakımından bir takım sartlar getirilmesi ve bu kapsamdakamu görevinde çalıstırılacak kisiler
bakımından güvenlik sorusturması ve arsiv arastırması yapılması y.nünde düzenlemeler
getirilmesi dogaldır. Bu sekilde aranan nitelikler ve kanunda .ng.rülen kısıtlamalar, kamu
hizmetinin etkin ve saglıklı bir sekilde yürütülmesi amacına yöneliktir. Dolayısıyla, idarenin
kamu görevine atanacak kisilerin tabi olacagı güvenlik sorusturması ve arsiv arastırması
konusunda kanunla temel çerçeveyi ortaya koyan kurallar getirmesi elbette mümkündür.
Avrupa Insan Hakları Mahkemesi (AIHM), devletlerin milli güvenligin korunması amacını
gerçeklestirmede sahip oldukları takdir yetkisinin genis oldugunu kabul etmektedir. AIHM,
Sözlesme’ye taraf devletin milli güvenligi korumak için yetkili ulusal makamlarına ilk olarak
kisiler hakkında bilgi toplama ve halka açık olmayan siciller tutma, ikinci olarak milli
güvenlik bakımından önemli kadrolarda çalısmak isteyen adayların bu ise uygunlugunu
takdir ederken bu bilgiyi kullanma yetkisi veren kurallara sahip olmaları gerektiginde kusku
bulunmadıgını belirtmektedir. (Leander/Isveç, SB.No: 9248/81, 26/3/1987)
Anayasa Mahkemesinin kararlarına ve AIHM içtihatlarına göre; kamu görevine atanmadan
önce kisilerin güvenlik sorusturması ve arsiv arastırmasının yapılmasını öngören kural
getirilmesi kanun koyucunun takdir yetkisindedir. Ancak, bu alanda düzenleme getiren
kuralların kamu makamlarına hangi kosullarda ve hangi sınırlar içinde tedbir uygulama ve
özel hayatın gizliligine yönelik müdahalelerde bulunma yetkisi verildigini yeterince açık
göstermesi ve olası k.tüye kullanmalara karsı yeterli güvenceleri saglaması gerekir.
Bu baglamda, Anayasa Mahkemesi’nin s.zü edilen iptal kararının gerekçesi dikkate
alındıgında, Anayasa Mahkemesi güvenlik sorusturmasının hiçbir sekilde yapılmayacagını
degil, aksine söz konusu Anayasa Mahkemesi kararında, kamu hizmetlerinin özellikleri
oldugu ve bu hizmetleri gören idare ajanlarının da özel statülere baglı bulundugunun bilinen
bir gerçek oldugu, memurlarda yasalarca aranan niteliklerin ve onlar hakkında yasalarda
.ng.rülen kısıtlamaların, kamu hizmetinin etkin ve esenlikli bir biçimde yürütülmesi amacına
yönelik oldugu, bu nedenle kamu hizmetine girmede görevin gerektirdigi nitelikler
dolayısıyla getirilen sınırlamalar ile ilgili kamu hizmeti arasında gerçeklere uyan, nesnel ve
zorunlu bir neden sonuç iliskisi kurulmasının zorunlu oldugu açıklanmak suretiyle kamu
görevlisi olacak kisilerde bir takım kosulların aranmasının ve bu kapsamda ilgililer hakkında
güvenlik sorusturması yapılmasının kanun koyucunun takdirinde oldugunun vurgulandıgı
g.rülmektedir. Dolayısıyla bahsedilen karar, güvenlik sorusturması detaylarının kanunda
gösterilmesi, kisisel verileringüvenligine ve özel hayatın gizliligine iliskin güvenceleri
saglayan kuralların kanunda yer alması kosuluyla güvenlik sorusturmasının ve arsiv
arastırmasının yapılabilecegini ortaya koymustur.
Diger yandan; bakılan davada, Anayasa Mahkemesi kararının Resmi Gazete’de yayımlandıgı
tarihten önce dava konusu islemin hukuka aykırı oldugunu tespit eden, dolayısıyla
uyusmazlıgın esası y.nünden verilen bu nedenle de davacının atanması sonucunu doguracak
nitelikte bir karar (yürütmenin durdurulması ya da iptal kararı) bulunmamaktadır.
Belirtilen hukuki çerçevede konu incelendiginde, dava konusu islemin dayanagı yasa
kuralının Anayasa Mahkemesi’nce iptal edilmesi nedeniyle dava konusu islemin iptali
y.nünde verilen is bu kararın, davacının hiç bir isleme gerek olmadan dogrudan kamu
görevine atanması sonucunu dogurmayacagı sonucuna ulasılmaktadır.
Anayasa Mahkemesi kararında belirtildigi üzere yeterli güvenceleri saglayacak yeni bir yasal
düzenleme yapılması durumunda davacının durumunun davalı idarece makul bir süre içinde
yeniden degerlendirmeye tabi tutularak, bu degerlendirmenin sonucunda davacının
uyusmazlıga konu kamu görevine atanıp atanamayacagına iliskin yeniden bir islem tesis
edilmesi gerektigi kuskusuzdur. Ayrıca, yeni yasal düzenleme uyarınca yapılacak
degerlendirmenin sonucundadavacı açısından yine olumsuz bir sonucun ortaya çıkması
halinde, bunun yargısal denetiminin mümkün olması nedeniyle, davacının durumunun
yeniden degerlendirilmesidavacıyı güvencesiz bırakmadıgı gibi, Anayasa Mahkemesinin
aktarılan gerekçesi karsısında bu durum, bir hak ihlali de dogurmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; davacı tarafın ISTINAF BASVURUSUNUN KABULÜNE, ilk
derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA; 2577 sayılı Yasanın degisik 45.
maddesinin 4. fıkrası uyarınca esastan incelenen davada, dava konusu islemin IPTALINE;
asagıda d.kümü yapılan, mahkeme ve istinaf safhasına ait toplam 535,35 TL yargılama
giderinin ve hüküm tarihindeki Avukatlık Asgari Ücreti Tarifesine göre 2.040,00 TL
avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacı tarafa verilmesine, posta gideri
avansından artan miktarın istenilmesi halinde istinaf basvurusunda bulunan tarafa iadesine,
………. tarihinde oybirligiyle ve kesin olarak karar verildi.
