Vergi Usul Kanununun kapsamı kanunun 1. maddesinde belirlenmiştir. Kanun gümrük ve tekel vergileri dışında, genel bütçeye giren vergi, resim ve harçlar ile il özel idarelerine ve belediyelere ait vergi, resim ve harçlar hakkında uygulanmaktadır. Kanunun 8. Maddesine göre vergi mükellefi vergi kanunlarına göre kendisine vergi borcu terettübeden gerçek veya tüzel kişi, vergi sorumlusu, verginin ödenmesi bakımından, alacaklı vergi dairesine karşı muhatap olan kişidir. Vergi mükelleflerinin ve sorumlularının gerçek ve tüzel kişilerden oluşacağı kanun metninden anlaşılmaktadır. Kanun kapsamına giren vergi mükellefleri ve sorumları olan gerçek kişiler vergiyi doğuran olayla ilgili olarak, vergi yükümlülüğünün yerine getirilmesi maksadıyla vergi idarelerine ve diğer kurum ve kuruluşlara taşınmaz bilgileri, araç bilgileri, ticari ve ekonomik durumlarıyla ilgili bilgileri paylaşmak yükümlülüğü altındadırlar. Ayrıca Kanunun 8. Maddesinde Türkiye Cumhuriyeti tabiyetinde bulunan her gerçek kişi ile tüzel kişilere bir vergi numarası verileceği de düzenlenmiştir. Bu bilgiler kişisel veriler kapsamında olup, Vergi Usul Kanunu 5. Maddesi ile bahse konu bilgilerin mahremiyetinin ve gizliliğinin sağlanmasına yönelik düzenleme getirilmiştir.
Kanunun “Vergi Mahremiyeti” başlıklı 5. maddesinde ki düzenleme gerçek kişiler için kişisel verilerin korunmasına yönelik bir düzenlemedir. Kanunun 5. maddesinde vergi muameleleri ve incelemeleri ile uğraşan memurların, vergi mahkemeleri, bölge idare mahkemeleri ve Danıştay’da görevli olanların, vergi kanunlarına göre kurulan komisyonlara iştirak edenler; vergi işlerinde kullanılan bilirkişilerin, görevleri dolayısıyla, mükellefin ve mükellefle ilgili kimselerin şahıslarına, muamele ve hesap durumlarına, işlerine, işletmelerine, servetlerine veya mesleklerine müteallik olmak üzere öğrendikleri sırları veya gizli kalması lazım gelen diğer hususları ifşa edemezler ve kendilerinin veya üçüncü şahısların nef’ine kullanamayacakları hüküm altına alınmıştır. Bahse konu yasak, yukarıda yazılı kimselerin, bu görevlerinden ayrılsalar dahi devam edecektir. Maddede bahse konu yasaklamaya bazı sınırlamalar da getirilmiştir. Bu kapsamda vergi güvenliğini sağlamak amacıyla Gelir Vergisi mükelleflerinin yıllık Gelir Vergisi, sermaye şirketlerinin Kurumlar Vergisi beyannamelerin de gösterdikleri matrahları (zarar dahil) ve beyanları üzerinden tarh olunan Gelir ve Kurumlar Vergileri ile mükelleflerin ad ve unvanları, bağlı oldukları vergi dairelerince beyannamelerin verildiği yıl içinde dairenin münasip yerlerine asılacak cetvellerle ilan olunacak ve mükellefin bağlı bulunduğu teşekkül varsa, bu ilan orada da yapılacaktır. Mükelleflerin vergi tarhına esas olan beyanları, kesinleşen vergi ve cezaları ile vadesi geçtiği halde ödenmemiş bulunan vergi ve ceza miktarları Maliye Bakanlığınca açıklanabilecektir. Maliye Bakanlığı bu yetkisini mahalline devredebilir. Ayrıca, kamu görevlilerince yapılan adli ve idari soruşturmalar ile ilgili olarak talep edilen bilgi ve belgeler ile bankalara, yapacakları vergi tahsiline yönelik bilgiler verilebilir. Bu bilgilerin verilmesine ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığınca belirlenir. Sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenledikleri veya kullandıkları vergi inceleme raporuyla tespit olunanların, kanunla kurulmuş mesleki kuruluşlarına ve 3568 sayılı Kanunla kurulan birlik ve meslek odalarına bildirilmesi vergi mahremiyetini ihlal sayılmayacaktır. Fakat kendilerine bilgi verilen kişi ve kurumlar da bu madde yazılı yasaklara uymak zorundadırlar. Maliye Bakanlığı bilgilerin açıklanmasıyla ilgili usulleri belirlemeye yetkilidir. Kamu kurum ve kuruluşları tarafından ilgili kanunları uyarınca mükelleflerden talep edilebilen, kurum ve kuruluşların görevleriyle doğrudan ilgili ve görevlerinin ifası için zorunluluk ve süreklilik arz eden bilgilerin, bu kurum ve kuruluşlara verilmesi vergi mahremiyetinin ihlali sayılmayacak, bu durumda, kendilerine bilgi verilenler, yukarıda belirtilen yasaklara uymak zorunda olup, bu bilgilerin muhafazasını sağlamaya yönelik tedbirleri almakla yükümlüdürler. Maliye Bakanlığı, bu fıkra uyarınca verilecek bilgilerin kapsamı ile bilgi paylaşımına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.
Danıştay 4. Dairesi 2013/928 E ve 2013/6240 K sayılı kararında ‘’Mükelleflerin özel hayatlarının gizliliğinin korunması öncelikle anayasal bir haktır. Anayasanın temel hak ve ödevler kısmında düzenlenen 20’inci maddesi de, genel olarak mahremiyete ilişkin hükümler içermektedir. Madde metninde; herkesin, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahip olduğu, özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamayacağı, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlakın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak, usulüne göre verilmiş hakim kararı olmadıkça, yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça, kimsenin üstünün, özel kağıtlarının ve eşyasının aranamayacağı ve bunlara el konulamayacağı, son fıkrasında ise, herkesin, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahip olduğu, bu hakkın, kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsadığı, kişisel verilerin, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebileceği, kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usullerin kanunla düzenleneceği belirtilmiş, 26’ncı maddesinde, herkesin, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahip olduğu, bu hürriyetin resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsadığı, bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayımların izin sistemine bağlanmasına engel olmadığı, bu hürriyetlerin kullanılmasının, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabileceği ifade edilmiştir. Yukarıda belirtildiği üzere kişilerin özel hayatlarıyla ilgili bilgilerin gizliliğinin korunması Anayasal temel hak ve özgürlükler kapsamında güvence altına alınmıştır. Vergilendirme işlemi sırasında da bu hakkın korunması için vergi hukukunda vergi mahremiyeti ilkesine yer verilmiştir. Vergi Usul Kanununun 5’inci maddesi ile vergi mahremiyetine uymak zorunda olan kişilerin, görevleri dolayısıyla mükellef veya mükellefle ilgili kişilerin şahıslarına ilişkin olarak elde ettikleri ve gizli kalması gereken bilgileri açıklamaları, kullanmaları ve üçüncü şahıslara kullandırmaları yasaklamış-tır. Vergi mahremiyeti mükellefler açısından kendilerine ait gizli bilgileri güvenle vergi dairesine verebilmelerini sağlamaktadır. Bu nedenle mükellefler hakkında kendilerine ait bilgilerin verilmemesi bu madde kapsamına sokulamaz.” şeklinde tespitte bulunarak mükelleflerin kendilerine ait bilgileri verebilmeleri ve bahse konu bilgilerin güvencelerinin sağlanması amacıyla vergi mahremiyetinin getirildiğini ve vergi mahremiyetinin mükelleflerin kişisel verilerin vergi dairesine verilmemesine olanak sağlamadığını belirtmiştir.
Vergi Usul Kanununun 148. Maddesinde “Kamu idare ve müesseseleri, mükellefler veya mükelleflerle muamelede bulunan diğer gerçek ve tüzel kişiler, Maliye Bakanlığının veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanların isteyecekleri bilgileri vermeye mecburdurlar. Bilgiler yazı veya sözle istenilir. Sözle istenen bilgileri vermeyenlere keyfiyet yazı ile tekit ve cevap vermeleri için kendilerine münasip bir mühlet tayin olunur.” düzenlemesi mevcuttur. Kanunun 148. maddesindeki düzenlemeye 151. Madde ile istisnalar getirilmiştir. Bu kapsamda 151. madde de hekimlerden, diş hekimlerinden, dişçilerden, ebelerden ve sağlık memurlarından hastaların hastalıklarının nevi’ine müteallik bilgilerin istenemeyeceği, müvekkil adlariyle vekalet ücretlerine ve giderlerine ayrıca avukatlık veya dava vekilliği sıfatı dışındaki sıfatları dolayısıyla muttali oldukları ahval ve hususlar dışında avukatlardan ve dava vekillerinden kendilerine tevdi olunan işler veya görevleri dolayısıyla muttali oldukları ahval ve hususların bildirilmesinin istenemeyeceği, Posta, Telgraf ve Telefon İdaresinin muhabereler hakkında tutmaya mecbur olduğu mahremiyete zarar verecek belgelerin istenemeyeceği, bunlar dışında kendilerinden bilgi istenilen gerçek ve tüzel kişilerin bilgi vermekten kaçınamayacakları düzenlenmiştir.
Kanunun 152. Maddesinde mükellef ve sorumluların ölümlerinin icra nüfus tapu memurları, Sulh Yargıçları, konsolosluklar ve mahalle ve köy muhtarlıklarınca , vergi dairelerine bildirilmeleri dışında kamu idare ve müesseseleri, mükellefler veya mükelleflerle muamelede bulunan diğer gerçek ve tüzel kişiler tarafından verilen bilgilerin istihbarat arşivlerinde gizli olarak saklanacağı, bu arşivlerden kimlerin ve ne suretle faydalanabileceği Maliye Bakanlığınca tesbit Kanuna göre, Maliye Bakanlığının topladığı bu bilgilerin saklanmasında gizlilik esastır. Ancak Kanuna göre bilgilerin saklanma usul ve esaslarının belirlenmesi idarenin takdirine bırakılmış olup, bu husus temel haklara ilişkin konuların kanunla düzenlenmesi konusundaki anayasal kurala aykırıdır[1].
| UYARI |
| Yayımlanan metinlerin, eser sahipliği hakları Av. Yalçın TORUN’a aittir. Bu yazılı metinler hak sahipliğinin tespiti amacıyla zaman içerikli elektronik imza ile muhafaza edilmektedir. Yazılı metinler avukat meslektaşlarımız tarafından dilekçelerinde serbestçe kullanılabilir, fakat metinlerin tamamının, bir kısmının veya özetinin atıf yapılmaksızın başka basılı eserlerde ve web sitelerinde yayınlanmasına iznimiz yoktur. Av. Yalçın TORUN |
[1] İbrahim KORKMAZ, Kişisel Verilerin Ceza Hukuku Kapsamında Korunması, Doktora Tezi Ankara Üniversitesi 2019, s.338
