VERİ VE KİŞİSEL VERİ KAVRAMLARI

Giriş

Veri kavramının ve bu kavrama verdiğimiz anlamdan yola çıkarak kişisel veri kavramının içeriğinin  belirlenmesi, her somut olayda  insan hakkı ihlalinin olup olmadığının tespiti açısından önemlidir. Veri ve özellikle kişisel veri kavramının içeriği ne kadar  belirsiz olursa, bu kavramlar  dikkate alınarak yapılacak değerlendirmeler ve tespitler de o derece    tartışmalı olacaktır.  Kişisel veri kavramının anlamı  ve kapsamı açıklanırken  uluslararası anlaşmalar, ulusal mevzuat ve mahkeme kararları ile doktrindeki düşünceler aşağıda  detaylı olarak incelenecektir.

Veri

               Türk Dil Kurumu tarafından hazırlanılan  Genel Türkçe Sözlükte ‘’veri’’ kavramı için  birbirine benzer toplam 6  ayrı tanımlama bulunmaktadır.  Bu tanımlamalar  sırasıyla ‘’Bir araştırmanın, bir tartışmanın, bir muhakemenin temeli olan ana öge’’,  ‘’Bir sanat eserine veya bir edebî esere temel olan ana ilkeler’’, ‘’Gözlem ve deneye dayalı araştırmanın sonuçları’’, ‘’Bilgi, data’’, ‘’Bir problemde bilinen, belirtilmiş anlatımlardan bilinmeyeni bulmaya yarayan şey’’, ‘’Olgu, kavram veya komutların, iletişim, yorum ve işlem için elverişli biçimli gösterimi’’ şeklindedir. Son iki tanımlamadan sırasıyla ilki matematik  alanında, sonuncusu ise iletişim alanında yapılan tanımlamalardır.  Veri kavramının tanımı yapılırken benzer kavramlar olan “enformasyon” ve “bilgi”  kavramlarının da  tanımlarının yapılması ve aralarındaki farkın ortaya konulması gerekmektedir. Veri, enformasyon  ve bilgi arasındaki farkın anlaşılması için Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlükte “enformasyon” ve  ‘’bilgi’’ için verilen tanımlamalara bakmak gerekir.  Güncel Türkçe Sözlükte ‘’enformasyonun’’  iki tanımı mevcuttur. Bu tanımlardan  ilki ve daha sık kullanılan anlamı  Güncel Türkçe Sözlükte  ‘’danışma, tanıtma’’ olarak ifade edilmiştir.  Aynı şekilde  Güncel Türkçe Sözlükte  ‘’bilgi’’ kelimesinin  ‘’Kurallardan yararlanarak kişinin veriye yönelttiği anlam’’ olarak tanımlandığı görülmektedir[1].  Kişisel verilere ilişkin  uluslararası İngilizce kaynaklara bakıldığında, ‘’veri’’ kavramının karşılığının ‘’data’’ olduğu görülmektedir. Diğer bir anlatımla ‘’veri’’ kelimesinin İngilizce karşılığı ‘’data’’ kelimesidir. ‘’Data’’ kelimesi İngilizceye Latinceden gelir,  bu sözcük Latincedeki ‘’datum’’un çoğuludur ve Latincedeki anlamı ‘’vermek, dağıtmak, bir şey ayırmak’’ tır.[2]  “Veri”  gerçekler, gözlemler ve ham bilgilerden oluşmaktadır. İşlenmemiş veri kendi başına ciddi bir öneme sahip değildir. Veriler yorumlanıp anlamlandırıldıklarında enformasyona  dönüşürler.  Verinin  yorumlanıp, anlamlandırılmasıyla ortaya çıkan enformasyon  ‘’Kim ?’’, ‘’Ne?’’,  ‘’Ne zaman?’’,  ‘’Ne kadar?’’  gibi sorulara cevap vererek, verinin ait olduğu nesne veya canlıyla ilgili tanıtımda bulunur . Enformasyonun daha detaylı  işleme tabi tutularak bir çeşit Know-How‘ı içeren  talimat ve yönergeleri dönüştürülmesi ile bilgi ortaya çıkar.[3]   Bu açıklamadan da anlaşılacağı üzere veriden, enformasyona,  enformasyondan ise bilgiye ulaşılmaktadır.   Verilerin enformasyona ve bilgiye dönüştürme eylemlerini ve etkinliklerini içeren  veri analizi, veri istatistikleri, veri madenciliği,   veri işleme, vb. kavramlar gittikçe sık kullanılır hale gelmiştir.

Veri Türleri

 

Genel olarak  iki tür veri bulunmaktadır.  Bunlar isim, cinsiyet, etnik özellik,  öğrenci vb. niteliksek veriler (qualitative data) ve  rakamlarla ifade edilen  niceliksek  verilerdir (quantitative  data). Niteliksel verilerin değişkeni nominal değişken olup , niceliksel verilerde değişken,  ölçek olarak ifade edilir.  Bazı veriler ise  ölçek veya nominal değişkenler dışında, birinci ikinci vb. derece gösteren sayılarla ifade edilir.  Derece gösteren bu sayılarla ifade edilen veriler,  bazen yarışmayı birinci kazananı ifade etmek için  veriye çok önemli bir konum sağlarken, bazen de bir düzeni belirlemek için, sıralamada ilk  kullanılacağı belirlemek için kullanılabilir.[4] Bir şirkette  birinci sırada yıllık ellibin Türklirası kazanan kadın bir yöneticiyi belirleyen verileri yukarıdaki kriterlere göre ifade etmek istersek;  bayan olması değişkeni nominal olan niteliksel bir veri, ellibin Türklirası kazancının olması  değişkeni ölçek olan  niceliksel bir veri ve birinci sırada  en fazla gelir kazanması  değişkeni dereceleme olan  bir veridir.

Veri türlerini  basit bir yaklaşımla verinin ilgili olduğu konuları  dikkate alarak belirlemek mümkündür. Veriler ilgili oldukları konulara göre   ekonomik, finansal, özlük, sağlık, sosyal, teknik ticari vb. niteliklere sahip olabilmektedirler.[5] Diğer taraftan  farklı bir  sınıflandırmaya göre veriler,  veri depolarına ilişkin veriler, veri depolarıyla iletişime ilişkin  veriler,  alım satıma ilişkin veriler ile bunların dışında kalan diğer tüm veriler olarak sınıflandırılabilir.   Alım satıma ilişkin veriler,  daha çok tüketici eğilimleri , uçuş rezervasyonları, web sayfaları tercihleri vb. verilerdir. Veri depoları ve  veri depolarıyla iletişime ve alım satıma ilişkin veriler dışında değişik yapıda ve formda birçok veri vardır. Bunları;  tarihe ilişkin kayıtları, menkul kıymetler borsasına ilişkin verileri ve mantık ve zaman döngüsü içerisinde oluşan  olaylara ilişkin verileri içeren zamana  bağlı veriler, kamuya açık alanlarda kamera görüntülerinde olduğu gibi sürekli video görüntüleri  sunan veri akışına  ilişkin veriler,  haritalar gibi mekana ilişkin veriler,   yapı tasarımı, sistem bileşenleri ve entergre devreler gibi mühendislik tasarımlarına ilişkin veriler, yazılı, görsel, işitsel ve video içerikli multimedya verileri,  sosyal ve bilişim ağı üzerinden paylaşılan network tabanlı veriler,  internet üzerinden paylaşılan web tabanlı veriler olarak  sayabiliriz. [6]

KİŞİSEL VERİ KAVRAMI

Tanımı

Kişisel veri kavramına ilişkin yürürlükteki mevzuat kapsamında bir araştırma yapıldığında  başta Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve Kişisel Verilerin Korunması Kanunu olmak üzere, Türk Ceza Kanunu , Ceza Muhakemesi Kanunu, Nüfus Hizmetleri Kanunu, Sermaye Piyasası Kanunu, İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, Türk Ticaret Kanunu, Elektronik Haberleşme Kanunu, Posta Hizmetleri Kanunu, Alenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun, Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesi Hakkında Kanun, İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Hizmetleri Hakkında Kanun vb. birçok kanunda ve bu kanunları dayanak olarak alan bir çok yönetmelikte  kişisel veri kavramının kullanıldığı görülmektedir.  Mevzuatımızdaki ilk Kişisel Veri tanımının ise 05.11.2008 tarihinde yürürlüğe giren Haberleşme Kanunu dayanak alınarak çıkarılan Elektronik Haberleşme Sektöründe Kişisel Verilerin İşlenmesi ve Gizliliğinin Korunması Hakkında Yönetmeliğinin Tanımlar başlıklı 3. maddesinde mevcut olduğu görülmektedir. Yönetmelikte ‘’Kişisel veri: Belirli veya kimliği belirlenebilir gerçek ve tüzel kişilere ilişkin bütün bilgileri,……ifade eder ’’ şeklinde tanımlanmıştır. Bu tanımlamadan görüldüğü üzere kişisel verilerin taşıyıcıları gerçek  ve  tüzel kişilerdir. Kişisel  veri tanımının 24.03.2016 tarihinde yürürlüğe giren Kişisel Verilerin Korunması Kanununda “ Kişisel veri: Kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgiyi,….ifade eder” şeklinde yapılmış olduğu görülmektedir.  Türkiye’nin 6669 sayılı Kanun ile 30.01.2016 tarihinde  kabul ettiği  Kişisel Verilerin Otomatik İşleme Tabi Tutulması Karşısında Bireylerin Korunması Sözleşmesi’nin 2. maddesinde   de  “Kişisel veriler”: Kimliği belirli veya belirlenebilir bir gerçek kişi (“ilgili kişi”) hakkındaki tüm bilgileri ifade eder’’  şeklinde tanımlanmıştır.  Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ve  Kişisel Verilerin Otomatik İşleme Tabi Tutulması Karşısında Bireylerin Korunması Sözleşmesinde veri taşıyıcılarının gerçek kişiler olduğu ifade edilmektedir. [7]

Avrupa Birliği’nin 95/46/EC sayılı Veri Koruma Direktifi’nin (VKD)2/a maddesinde de “kişisel veri”, “belirli ya da kimliği belirlenebilir gerçek kişi (natural person)  ile ilişkilendirilebilen her türlü bilgi” şeklinde tanımlandıktan sonra  “bir kişinin doğrudan veya dolaylı olarak tanımlanabilmesine imkan sağlayan kişinin kimlik numarası, fiziksel, psikolojik, duygusal, ekonomik ve kültürel kimliği veya sosyal kimliği”nin bu kapsamda değerlendirildiği ifade edilmektedir[8].  Bahse konu direktif mevcut veri koruma kurallarının güncellenmesi ve yeni dijital dünyayla kuralların daha uyumlu hale getirilmesi ve direktifteki eksikliklerin giderilmesi, uyuşmazlıkların çözümünde değişim gerekliliği sebebiyle  AB Parlamentosu ve Konseyi’nin 27 Nisan 2016 tarihli ve 2016/679 sayılı Avrupa Birliği  Genel Veri Koruma Tüzüğü (General Data Protection Regulation – GDPR) 94. maddesiyle 25.05. 2018 tarihinden itibaren uygulamadan kaldırılmış ve bu tarihten itibaren  AB  Genel Veri Koruma Tüzüğü (GVKT) yürürlüğe girmiştir. GVKT’nün 4. maddesinde “kişisel veri belirli yada belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin  veriler” şeklinde tanımlanmış olup tanımın devamında “kişinin  doğrudan veya dolaylı olarak belirlenmesine  olanak sağlayan bu kişiye özel   isim,  kimlik numarası,   yer bilgisi,  fiziksel, psikolojik, genetik, zihinsel, ekonomik, kültürel veya sosyal tanımlayıcıları veya  faktörleri” olarak ifade edilmiştir. Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü’nün (OECD) yayınladığı Kişisel Verilerin Korunması Rehber İlkeleri’nde 1/b maddesinde  “kişisel veri”,belirli veya belirlenebilir bir kişiye  (indivudual) ilişkin tüm bilgiler” şeklinde tanımlanmaktadır.[9] Yukarıda ifade ettiğimiz Avrupa Birliği  Direktifi ve Tüzüğü ile OECD  Rehber İlkelerinde kişisel verilerin  taşıyıcılarının “gerçek kişiler” olabileceği anlaşılmaktadır. Her üç belgede geçen  ve kişisel verileri tanımlamakta kullanılan ‘’bilgi’’ sözcüğü yerine orijinal İngilizce metinlerde Türkçeye yerleşmiş bulunan  enformasyon sözcüğünün karşılığı olan ‘’information’’   sözcüğünün kullanıldığı görülmektedir.

Anayasa Mahkemesinin kararlarında , “kişisel veri“, “belirli veya kimliği belirlenebilir olmak şartıyla, bir kişiye ilişkin bütün bilgileri ifade etmektedir. Bu bağlamda adı, soyadı, doğum tarihi ve doğum yeri gibi bireyin sadece kimliğini ortaya koyan bilgiler değil; telefon numarası, motorlu taşıt plakası, sosyal güvenlik numarası, pasaport numarası, özgeçmiş, resim, görüntü ve ses kayıtları, parmak izleri, IP adresi, e-posta adresi, hobiler, tercihler, etkileşimde bulunulan kişiler, grup üyelikleri, aile bilgileri, sağlık bilgileri gibi kişiyi doğrudan veya dolaylı olarak belirlenebilir kılan tüm veriler” kişisel veri olarak kabul edilmektedir (E.2013/122, K.2014/74, 9.4.2014; E.2014/149, K.2014/151, 2.10.2014; E.2013/84, K.2014/183, 4.12.2014; E.2014/74, K.2014/201, 25.12.2014; E.2014/180, K.2015/30, 19.3.2015). Anayasa Mahkemesi kararında da kişisel verilerin taşıyıcılarının gerçek kişiler olacağı vurgulanmaktadır.   5237 sayılı Kanun’un “Kişisel verilerin kaydedilmesi” başlıklı 135. maddesinin gerekçesinde, gerçek kişiyle ilgili her türlü bilginin kişisel veri” olarak kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun  17.06.2015 tarih 2014/56 E, 2015/1679 K sayılı kararında ‘’kişisel veri belli veya belirlenebilir olan gerçek veya tüzel bir kişiye ilişkin her türlü bilgiyi ifade eder.’’ şeklinde tanımlanmıştır. Yargıtay Onikinci Ceza Dairesinin  30.03.2016 tarih ve 2015/4349 E, 2016/5349 K sayılı kararında  ‘’ “kişisel veri” kavramından, kişinin, yetkisiz üçüncü kişilerin bilgisine sunmadığı, istediğinde başka kişilere açıklayarak ancak sınırlı bir çevre ile paylaştığı nüfus bilgileri (T.C. kimlik numarası, adı, soyadı, doğum yeri ve tarihi, anne ve baba adı gibi), adli sicil kaydı, yerleşim yeri, eğitim durumu, mesleği, banka hesap bilgileri, telefon numarası, elektronik posta adresi, kan grubu, medeni hali, parmak izi, DNA’sı, saç, tükürük, tırnak gibi biyolojik örnekleri, cinsel ve ahlaki eğilimi, sağlık bilgileri, etnik kökeni, siyasi, felsefi ve dini görüşü, sendikal bağlantıları gibi kişinin kimliğini belirleyen veya belirlenebilir kılan, kişiyi toplumda yer alan diğer bireylerden ayıran ve onun niteliklerini ortaya koymaya elverişli, gerçek kişiye ait her türlü bilginin anlaşılması’’  gerektiği belirtilmiştir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.06.2014 tarih ve  2012/1514 E, 2014/312 K sayılı kararında kişisel veriler ‘’Bilimsel görüşlerden hareketle kişisel verilerin neler olabileceğini şu başlıkları altında sınıflandırabiliriz. a- Yaşam şekline ilişkin kişisel veriler: Kişilerin üçüncü kişiler tarafından ayırımcılığa uğramaması ve haysiyetinin korunmasıyla ilişkili olarak dini inançları, cinsel tercihleri, etnik kökeni, suç geçmişi, politik eğilimleri ve kişisel özel aktivitelere ilişkin bilgiler.b- Ekonomik ve finansal kişisel veriler: Suçlular tarafından suistimale ve kimlik hırsızlığına hedef olmamak için kişinin mali varlığı, sahip olduğu hisse ve hesaplar, borçları, yaptığı alış verişler, kredi kartlarına ilişkin veriler. Ayrıca sayılan bu bilgiler ile kişinin nerede ve kimlerle bulunduğuna, sağlık bilgilerine ilişkin bilgiler de ortaya çıkarabileceğinden ve varlık bilgisinin toplumsal açıdan da özel sayılmasından dolayı önemi artmaktadır. c- Bilişim alanına ilişkin kişisel veriler: e-postaların bizzat adresleri veya şifreleri, internet ortamında paylaşılan kişisel veriler mahrem olarak değerlendirilebilir. Bunun önemi şu bakımdan artmaktadır, internette gezinti yapan kişi birçok kişisel bilgileri paylaşmakta, bu bilgiler kayıt altına alınmakta, yine internet erişimine ilişkin iz kayıtlarının hizmet sağlayıcı ve sunucu sahipleri tarafından tutulabiliyor olması nedenleriyle artmaktadır. d- Sağlıkla ilgili kişisel veriler: Sağlık verileri kişilerin iş güvenliğini, toplum içindeki statüsünü ve sigorta kapsamını etkileyen hassas bilgilerdir. Ayrıca sağlık verileri kişilerin sosyal yaşantısı ve psikolojik durumları hakkında bilgi edinilmesine neden olabilir. Biyometrik veriler de (kişinin kendine özgü fiziksel veya biyolojik niteliklerine dayalı olarak insanların kimliğini tespit için dijital teknolojiden faydalanma bilimi) kişisel veriler arasındadır. e- Politik kişisel veriler: Toplum içinde yaşayan kişilerin siyasi tercihleri toplum katmanları arasında bilinme halinde ayırımcılığa maruz kalma ihtimali bulunduğundan bu bilgilerde kişisel veridir.’’ şeklinde kişisel verileri türlerine göre sayma yöntemiyle belirlemiştir.

Yargıtay Dördüncü Ceza Dairesi’nin 14.12.2015 tarih 2015/24024 E ve   2015/39927 K sayılı Karında Kişisel veri atıf yöntemiyle, ‘’Elektronik Haberleşme Sektöründe Kişisel Verilerin İşlenmesi ve Gizliliğin Korunması Hakkındaki Yönetmeliğin 3/1-h maddesinde “belirli veya kimliği belirlenebilir gerçek ve tüzel kişilere ilişkin bütün bilgiler” olarak tanımlanmıştır. 01.1981 tarihli ve 108 nolu Kişisel Nitelikteki Verilerin Otomatik İşleme Tabi Tutulması Karşısında Şahısların Korunmasına Dair Uluslararası Sözleşme’nin 2/a maddesinde ise; “Kişisel nitelikteki veriler; kimliği belirtilen veya belirtilebilen gerçek kişiyle ilgili tüm bilgileri ifade eder” denilmiş, 1995 tarihinde yürürlüğe giren Avrupa Topluluğu Veri Koruma Yönergesinin 2. maddesinde de kişisel veri; “doğrudan doğruya ya da dolaylı olarak bir gerçek kişi ile ilintili olabilecek ve onu belirlenebilir kılacak her türlü bilgi” olarak belirtilmiştir. Öğretide de kişisel veri “Bireyin şahsi, mesleki ve ailevi özelliklerini gösteren, o bireyi diğer bireylerden ayırmaya ve niteliklerini ortaya koymaya elverişli her türlü bilgiyi ifade eder” şeklinde tanımlanmaktadır.

Yargıtay 12. Ceza Dairesinin kararlarında “Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun maddi konusunu oluşturan “kişisel veri” kavramından, kişinin, yetkisiz üçüncü kişilerin bilgisine sunmadığı, istediğinde başka kişilere açıklayarak ancak sınırlı bir çevre ile paylaştığı nüfus bilgileri (T.C. kimlik numarası, adı, soyadı, doğum yeri ve tarihi, anne ve baba adı gibi), adli sicil kaydı, yerleşim yeri, eğitim durumu, mesleği, banka hesap bilgileri, telefon numarası, elektronik posta adresi, kan grubu, medeni hali, parmak izi, DNA’sı, saç, tükürük, tırnak gibi biyolojik örnekleri, cinsel ve ahlaki eğilimi, sağlık bilgileri, etnik kökeni, siyasi, felsefi ve dini görüşü, sendikal bağlantıları gibi kişinin kimliğini belirleyen veya belirlenebilir kılan, kişiyi toplumda yer alan diğer bireylerden ayıran ve onun niteliklerini ortaya koymaya elverişli, gerçek kişiye ait her türlü bilginin anlaşılması gerekir. Herkes tarafından bilinen ve/veya kolaylıkla ulaşılması ve bilinmesi mümkün olan kişisel bilgiler de, yasal anlamda “kişisel veri” olarak kabul edilmekte ise de, anılan maddenin uygulama alanının amaçlanandan fazla genişletilerek, uygulamada belirsizlik ve hemen her eylemin suç oluşturması gibi olumsuz sonuçların doğmaması için, maddenin uygulamasında, somut olayın özellikleri dikkate alınarak titizlikle değerlendirme yapılması...”şeklinde açıklanmıştır.

[1] https://sozluk.gov.tr

[2] Necmi GÜRSAKAL, Veri Bilim, Dora Yayınları, Bursa 2019, s,22.

[3] Jen Monis Monino-Soraya Sedkaoui, Big Data,  Open Data and Data Devolepment, British Library Cataloguing, 2017, s,2

[4] Steven Davis – Evelyn Davis,  Data Analysis with SPSS Software : Data Types, Graphs, and Measurement Tendencies, Cognella Acedemic Publishing,  2016, s. 5

[5]  Metin TURAN, Karşılaştırmalı hukukta Kişisel Verilerin Korunması, Adalet Yayınevi, Ankara 2017; s.7.

[6] Jiawei Han, , Micheline Kamber, , and Jian Pei, Data Mining: Concepts and Techniques, Elsevier Science & Technology, 2011, s.14.

[7] 28 Ocak 1981 tarihinde Strazburg’da imzalanan 108 sayılı  “Kişisel Verilerin Otomatik İşleme Tabi Tutulması Karşısında Bireylerin Korunması Sözleşmesi”ni Türkiye Cumhuriyeti 6669 sayılı  Kanun ile  30.01.2016 tarihinde onaylamış ve  sözleşme 18.02.2016 tarihli resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 90. Maddesinde bulunan ‘’Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.’’ düzenlemesi gereği  108 sayılı Sözleşme özel bir önem kazanmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti bu sözleşmeyi onaylarken sözleşmenin 3. Maddesine göre çekincelerini beyanlarıyla birlikte bildirmiştir.  Beyanlar içerisinde   sözleşmenin uygulama alanını  kişisel veri  türüne göre daraltan beyanlar olduğu gibi, sözleşmenin otomatik olmayan yollarla işlenen kişisel verilere de uygulayacağını kabul eden genişletici beyanı da vardır. Türkiye Cumhuriyeti,   sözleşmenin  gerçek kişilerin tamamen kişisel veya aynı konutta yaşayanlarla ilgili faaliyetlerine ilişkin olarak işlenmesine Kanun tarafından öngörülen kamu kayıtlarına, Kanuna uygun olarak kamu bilgisine sunulan bilgilere, devlet kurumlarınca milli güvenlik, savunma ile soruşturma ve suç önleme amacıyla işlenen kişisel verilere  uygulanmayacağını beyan etmiştir.

[8] Direktif’in İngilizce tam metni için bkz. http://eur-lex.europa.eu/LexUriServ/LexUriServ.do?uri=CELEX:31995L0046:EN:HTML, (Erişim Tarihi: 04.04.2020).

[9] http://oecdprivacy .org (Erişim Tarihi 04.04.2020)

 

Av.Yalçın TORUN

UYARI

Web sitemizde yayımlanan yukarıdaki yazılı metnin, eser sahipliği hakları Av.Yalçın TORUN’a aittir. Bu yazılı metin hak sahipliğinin tespiti amacıyla zaman içerikli elektronik imza ile muhafaza edilmektedir. Sitemizdeki yazılı metinler avukat meslektaşlarımız tarafından dilekçelerinde serbestçe kullanılabilir, fakat metinlerin tamamının, bir kısmının veya özetinin atıf yapılmaksızın başka web sitelerinde yayınlanmasına iznimiz yoktur.

 

 

 

Scroll to Top