Disiplin Hukukunda Savunma Hakkına Saygı İlkesi

 

1.Savunma Hakkının Kapsamı

 

Savunma hakkı hepimizin sahip olduğu en temel haklardan biridir. Savunma hakkının temeli hukuk devleti ilkesine ve irade özgürlüğüne dayanmaktadır. Bu bağlamda ilgilinin savunma hakkına saygı duyulması da hukuk devleti ilkesinin bir gereğidir. Savunma hakkı kapsamında kişi savunmasının kapsamını ve savunma araçlarını kendi iradesiyle özgürce belirleyebilecek ve her koşulda bir savunma yapabilme hakkına sahip olacaktır. Savunma hakkına saygı ilkesi ise ilgilinin savunma hakkının ihlal edilmemesini ve kısıtlanmaması gerektiğini temellendirmektedir.

Savunma hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde “hak arama hürriyeti” bağlamında herkesin sahip olduğu bir hak olarak düzenlenmiştir. Yine Anayasa’nın 129/2. Maddesinde mevcut bulunan “Memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemez.” düzenlemesi gereği disiplin soruşturmalarında da  memurlar ve diğer kamu görevlilerinin savunma hakkına sahip oldukları açıktır. Bu bağlamda savunma hakkının sadece yargı organları karşısında sahip olunan bir hak olmadığı ve disiplin hukuku içerisinde de önemli bir yere sahip olduğu anlaşılmaktadır.

Peki disiplin soruşturmalarındaki “savunma isteme” işleminde ilgilinin idareye sunduğu beyan gerçekten savunma olarak kabul edilebilir mi? Bu sorunun cevabı gerek Danıştay’ın yerleşik içtihatlarında, gerekse öğretide açıkça yer almaktadır. Soruşturmacının soruşturulandan aldığı savunma beyanı savunma olarak değil ifade olarak kabul edilmektedir. Disiplin soruşturmasında yalnızca savunması alınarak disiplin yaptırımı uygulanan kişinin savunma hakkını kullandığından bahsetmek mümkün olmayacaktır. İlgiliden alınan savunma, ifade niteliğinde bir beyan olup savunmanın yerini tutmamakta ve sadece bu ifadeye başvurularak kişinin savunma hakkı kapsamındaki diğer haklarını gözetmeden yaptırım uygulanması savunma hakkına saygı ilkesini de ihlal etmektedir.

Savunma hakkı dar anlamda savunma hakkı ve geniş alamda savunma hakkı olmak üzere iki farklı şekilde tanımlanmaktadır.

a.Dar Anlamda Savunma Hakkı

 

Dar anlamda savunma hakkı, kişinin yetkili mercii önünde üzerine atılan suçu işlemediğini, fiilin hukuka aykırı olmadığını, bazı kanuni nedenlerle cezalandırılmaması gerektiğini veya iddia edildiğinden daha az cezayı hak ettiğini ileri sürmesidir. Disiplin hukukunda ise iddia karşısında yapılan savunma olarak tanımlanabilir.

b.Geniş Anlamda Savunma Hakkı

 

Geniş anlamda savunma hakkı, kişini, devlet ya da bireyler tarafından kendi varlığına yöneltilen eylem ve işlemlere karşı kendisini korumak için hür türlü yasal yola başvurması veya yasal imkânlardan faydalanmasıdır. Disiplin hukukunda ise ilgiliye yaptırım uygulandığı ana kadar yaşanan süreçte ilgilinin talebi reddetme hakkı, bilgi sahibi olma hakkıyla birlikte kararın değiştirilmesi için her türlü hukuki başvuru imkanının varlığı olarak tanımlanabilir. Ancak doktrinde yargılama hukukundaki savunma ile disiplin yargılamasındaki savunma kavramlarının aynı nitelikte olmadığı yönünde görüşler bulunmaktadır. Bu noktada savunma hakkının sadece yargı erki ile bağlı olduğunun kabul edildiği fakat yasama ve yürütme erkine bağlı olduğunun kabul edilmediği takdirde idarenin yargı dışı hukuki denetiminde mağduriyetler ve hak kayıpları oluşacaktır.

2.İlgili Mevzuat

 

Anayasa

Madde 36 – Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.

Madde 129/2 – Memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemez.

Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu

Madde 40 – (1) Bu Kanunun 13 üncü maddesinin altıncı fıkrasında düzenlenen istisna haricinde disiplin amirleri veya disiplin kurulları tarafından savunma alınmadan disiplin cezası verilemez.

(2) İsnat olunan hususlar ile savunma için verilen süre açıkça ve yazılı olarak ilgiliye bildirilir. Üç iş gününden az ve on iş gününden fazla olmamak üzere verilecek süre içinde savunmasını yapmayan personel savunma hakkından vazgeçmiş sayılır. Savunması istenen kişinin talebi hâlinde, toplamda on iş gününü geçmeyecek şekilde savunma için ilave süre verilebilir.

Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun

Madde 31- (1) Disiplin amirleri veya disiplin kurulları tarafından savunma alınmadan disiplin cezası verilemez.

(2) Disiplin amirince veya yetkili disiplin kurulu başkanı ya da görevlendireceği kurul üyelerinden biri tarafından ilgiliden savunma istenir. Savunma için verilen süre yedi günden az olamaz. Süresi içinde savunmasını yapmayan personel, savunma hakkından vazgeçmiş sayılır.

(3) Hakkında disiplin soruşturması yapılan personel, ikinci fıkra gereğince kendisinden savunma istenmesinden itibaren soruşturma evrakını inceleme hakkına sahiptir.

(4) Hakkında meslekten çıkarma cezası veya Devlet memurluğundan çıkarma cezası istenen personel, soruşturma evrakını incelemeye, tanık dinletmeye, disiplin kurulunda sözlü veya yazılı olarak kendisi veya vekili vasıtasıyla savunma yapma hakkına sahiptir.

Devlet Memurları Kanunu

Madde 130 – Devlet memuru hakkında savunması alınmadan disiplin cezası verilemez. Soruşturmayı yapanın veya yetkili disiplin kurulunun 7 günden az olmamak üzere verdiği süre içinde veya belirtilen bir tarihte savunmasını yapmıyan memur, savunma hakkından vazgeçmiş sayılır.

3.Savunmanın Şekli ve Süresi

 

Savunma hakkı mevzuatımızda hem Anayasa’da hem de pek çok kanunda düzenlenmiştir. Savunmanın nasıl olması gerektiğine ve savunma süresine ilişkin çeşitli hükümler mevcuttur. Devlet Memurları Kanunu m. 130/2 uyarınca savunma yapabilmesi adına sanığa tebligat yapıldığı tarihten itibaren en az yedi gün süre verilmesi gerekmektedir. Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun’un 31/2. maddesinde de savunma süresi en az yedi gün olarak belirtilmiştir. Bu süre asgari olup daha uzun bir süre verilmesi ya da belirli bir tarih öngörülmesi de mümkündür. Kendisine tanınan sürede savunma yapmayan memurun savunma hakkından feragat ettiği kabul edilmektedir. Ancak soruşturmacının savunmanın ne zaman yapılacağına ilişkin bir tarih veya belirli bir süre belirtmediği durumlarda Devlet Memurları Kanununda belirlenmiş olan yedi günlük sürenin dolması nedeniyle ilgili memurun savunmasının kabul edilmemesi halinde ilgilinin mağdur edilmesi söz konusu olacaktır. Soruşturmacının savunma süresini belirtmediği hallerde oluşacak mağduriyetlerin giderilebilmesi adına memurun savunma hakkını daha sonradan da kullanabilmesi gerekmektedir.

TSK bünyesinde görev yapan askeri personeller açısından ise TSK Disiplin Kanunu m.40/2 uyarınca Yüksek disiplin kurulunun görevine giren disiplinsizliklerde üç iş gününden, diğer disiplinsizliklerde ise iki iş gününden az ve her hâlde beş iş gününden fazla olamayacaktır. Savunması istenen kişinin talebi hâlinde ilave savunma süresi verilebilir. Ancak, ilk verilen savunma süresi ile ilave verilen savunma süresinin toplamı beş iş gününü geçemeyecektir. Bu kanun hükmünden anlaşılacağı üzere TSK personelleri ve memurlara savunma yapabilmeleri için tanınan süre farklılık göstermektedir.

Savunma sözlü ya da yazılı olarak yapılabilir. Ancak sözlü yapılan savunmanın zapta geçirilmesi ve ilgililer tarafından imzalanması gerekmektedir. Soruşturma yapma ve ilgilinin savunmasını alma yönünden yetkisiz kişiler tarafından soruşturma yapılması hukuka aykırıdır. Soruşturulanın savunmasının alınmaması da önemli bir usul hatası olup disiplin işlemini hukuka aykırı kılmaktadır. Savunması alınmadan hakkında disiplin yaptırımı uygulanan askeri personellerin ve memurların savunma hakkının ve savunma hakkına saygı ilkesinin ihlal edildiği gerekçesiyle dava açabilmesi mümkündür.

4.Örnek Kararlar

 

“İdari bir işlemin herhangi bir unsurunda görülen çok ağır derecede hukuka aykırılıklar ya da esaslı bir unsurdan yoksun olması anlamına gelen “yokluk” halinde işlem hiç yapılmamış, hukuk yaşamında doğmamış gibi değerlendirilir. Yokluk teorisine göre, işlemlerde “geçerlilik” koşulları ile “varlık” koşullarının birbirinden ayırt edilmesi gerekir. Birincisinin oluşmaması halinde işlem sadece “iptal edilebilir” nitelikte iken, varlık koşullarının oluşmaması halinde işlem yoktur. İşlemin oluşması için gerekli olan kurucu unsurların işlemde bulunması bir zorunluluk ve bizatihi işlemin varlık sebebidir. “

(… İdare Mahkemesi E.2000/493, K.2001/562, T. 25.06.2001)

“…Dava konusu disiplin cezası değerlendirildiğinde; davacının …disiplin tecavüzü nedeniyle „10 gün göz hapsi‟ cezası ile cezalandırıldığı yazılı ise de; söz konusu ceza verilmezden evvel davacıya savunma hakkı tanındığı, verilen cezanın davacıya tebliğ edildiği ve cezanın infaz edildiğine dair herhangi bir belgenin bulunmaması, davacının dilekçesinde herhangi bir suç işlediğine dair ne şifahen ne de yazılı olarak bir bildirimde bulunulmadığını, ayrıca bu konuda kendisinden savunma alınmadığı gibi cezalandırıldığı konusunda da herhangi bir bildirim yapılmadığını ve söz konusu cezayı çekmediğini iddia ettiği halde, davalı idarenin bunlara dair hiçbir açıklama getirmediği gibi tebellüğ belgelerini de ibraz etmemesi neticesinde, söz konusu ceza verilmezden evvel davacıya savunma hakkı tanınmadığı, verilen cezanın davacıya tebliğ edilmediği ve cezanın infaz edilmediği, anlaşılmaktadır. Mesele bu şekilde ortaya konduğunda, mevcut belgelere göre savunma hakkı tanınmaksızın tesis edilen disiplin cezasının, şekil unsuru yönünden ağır ve apaçık hukuka aykırı bulunmakla yok hükmünde sayılmasının gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.”

(… İdare Mahkemesi E.2004/677, K.2005/505, T. 07.04.2005)

“…Davacının cezası ile ilgili olarak savunma ekinde bir örneği gönderilen, içinde başka personelin de zikredildiği ve “saç nedeniyle bir gün oda hapsi” şeklindeki bilgiyi ihtiva eden miadlı evrak olarak gönderilen… ceza bildirim çizelgesinden başka hiçbir kayıt ve belgenin bulunmadığı, davacının cezasının nereden kaynaklandığını belirten tutanak, savunma yazısı, cezanın bizzat kendisi, infaz yazıları vs. gibi, böyle bir cezanın varlığını belirten hiçbir belgenin bulunmadığı, bu nedenle söz konusu işlemin maddi anlamda yok olduğu gözetilerek… hüküm verilmiştir.”

(… İdare Mahkemesi E.2009/282, K.2009/1074, T. 22.10.2009)

“Belirtilen güvencenin, amacına uygun şekilde sağlanması için, ilgili kamu görevlisinin hakkındaki iddiaları, bu iddiaların dayandığı delilleri, üzerine atılı fillerin hukuki nitelendirmesini ve önerilen disiplin cezasını öğrenmesi sağlanarak, savunma yapmasına imkan tanınmasının hukuken zorunlu olduğu anlaşılmaktadır. Bütün bu hususlar kendisine bildirilmeyen memurun, gerektiği gibi savunma yapamayacağı, dolayısıyla kendisine tanınmış savunma hakkını kullanamayacağı açıktır.”

(İDDK  E. 2007/1846, K. 2011/66, T. 17.2.2011)

“…soruşturma raporuyla hakkında Devlet memurluğundan çıkarılma cezası önerisi getirilen ve bu öneri uyarınca savunması istenen kamu görevlisine ve vekiline yapılacak savunmaya esas olmak üzere soruşturma raporu ve eklerinden istenen belgelerin bir örneğinin verilmemesinin savunma hakkının hukuka aykırı olarak kısıtlanması sonucunu doğurduğu…”

(D. 1.Daire E. 2008/721, K. 2008/800, T. 27.6.2008)

Av. Yalçın TORUN

 

Uyarı

Web sitemizde yayımlanan yukarıdaki yazılı metnin, eser sahipliği hakları Av.Yalçın TORUN’a aittir. Bu yazılı metin hak sahipliğinin tespiti amacıyla zaman içerikli elektronik imza ile muhafaza edilmektedir. Sitemizdeki yazılı metinler avukat meslektaşlarımız tarafından dilekçelerinde serbestçe kullanılabilir, fakat metinlerin tamamının, bir kısmının veya özetinin atıf yapılmaksızın başka web sitelerinde yayınlanmasına iznimiz yoktur.

Scroll to Top