DÜŞÜNCE, VİCDAN VE DİN ÖZGÜRLÜĞÜ
Genel Olarak
İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi (18.m) ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (9.m) olduğu gibi Ulusal ve Uluslararası belgelerde düşünce özgürlüğü ile vicdan ve din özgürlüğü genelde birlikte düzenlenmiştir. Bazı ülkelerin Anayasalarında ise tıpkı bizim anayasamızda olduğu gibi düşünce özgürlüğü ile vicdan ve din özgürlüğü ayrı ayrı düzenlenmiştir. Anayasamızın 24. maddesinde din ve vicdan hürriyeti düzenlenirken, 25. maddesinde ise düşünce ve kanaat hürriyeti düzenlenmiştir. Düşünce vicdan ve din terimlerinin birlikte ele alındığında “kişilerin dünyaya karşı topluma karşı ve ister tanrısal bir varlık, üstün bir varlık ya da sırf akıl ve rationalism veya rastlantı olsun, kendi alın yazısını ve dünyanın kaderini belirleyene karşı olanaklı bütün tutumlarını kapsadığı ifade edilmektedir. [1] Bahse konu özgürlüklerin daha anlaşılır hale getirilmesi için düşünce, kanaat ve vicdan terimlerinin anlamlarının ve birbirleri arasındaki farklarının ortaya konulmasında yarar vardır. “Düşünce” insanın bilme yetkisinin karmaşık bir etkinliğine, düşünce- düşünceler ise bu etkinliğin ürünlerine, yani dile getirilen bir tür önermelere işaret etmektedir[2]. Düşünce terimi düşünme etkinliğinin çok çeşitli ürünlerini, fikirleri, anlayışları, kanaatleri, inançları, gereklilik önermelerini kapsamaktadır. Tek kapsamadığı ürün bilgilerdir[3]. Bilgi önermeleri çeşitli yollardan doğrulanabilir ve yanlışlanabilirler. Oysa kanaat ve inançlar kişiseldir, onları taşıyana bağlıdır. Birisi için kanaat olan bir düşünce başkası için inanç konusu olabilir.
Düşünce, vicdan ve din özgürlüğü bir insan hakkı olduğuna göre insan hakkı kavramı ile neyi ifade etmek istediğimizi de burada belirtmekte yarar vardır. İnsan hakkı önceki bölümlerde de ifade edildiği üzere, belirli insansal olanakların gerçekleşebilmesi için normal olarak zorunlu sayılan bir temel koşula ilişkin bir talebi ifade etmektedir. Diğer bir ifadeyle insanın olanaklarını gerçekleştirebilmesini sağlayan temel koşullardır. Bu koşullardan bir kısmı insanın olanaklarını gerçekleştirmesini sağlayan ana koşullar iken bir kısmı ise insanın olanaklarını gerçekleştirebilmesine olanak sağlayan önkoşullarla ilgilidir. Örneğin eğitim ve sağlık hakları önkoşulları içerirken, düşünce vicdan ve din özgürlüğü ise insan türüne özgü belirli bazı olanakların gerçekleştirilmesi için engellenmemeye ilişkin ana koşulları içermektedir. Örneğin kişilerin belirli bir konuda tabuya ters düşen yeni bir düşünce getirmesinin engellenmemesine yönelik ana koşulların sağlanması, mevcut yada geçerli olana ne kadar aykırı olursa olsun yeni fikir ve bilgi getirdiği için o kişinin başka haklarına zarar verilmeyeceği güvencesi bu özgürlük kapsamındadır. Fakat burada ifade etmek istediğimiz, korunması dokunulmaması gereken bu fikri bilgiyi getiren kişi olup, bahse konu fikir ve bilgilerin kendisi değildir. Aksi takdirde ırkçılığa ilişkin söylemlere terör faaliyetlerini öven söylemlere, propaganda içerikli ifadelere dokunulmamasını kastetmiyoruz. Özellikle aynı konudaki bilgiye ters düşen fikirler , diğer insanların haklarına zarar verecek nitelikteki söylem yada fikirler bu hak kapsamında olmayacaktır. Özellikle insan hakları maskesi adı altında organize olarak öğretilen ve propagandası yapılan fikirler bu hak kapsamında korunmayacaktır
[1] Martin Shenin The Decleration of Human Rights . A commentary
[2] İoanna Kuçuradi, İnsan Hakları Kavramları ve Sorunları, Türkiye Felsefe Kurumu, S. 108
[3] İoanna Kuçuradi, İnsan Hakları Kavramları ve Sorunları, Türkiye Felsefe Kurumu, S. 108
Av.Yalçın TORUN
UYARI
Web sitemizde yayımlanan yukarıdaki yazılı metnin, eser sahipliği hakları Av.Yalçın TORUN’a aittir. Bu yazılı metin hak sahipliğinin tespiti amacıyla zaman içerikli elektronik imza ile muhafaza edilmektedir. Sitemizdeki yazılı metinler avukat meslektaşlarımız tarafından dilekçelerinde serbestçe kullanılabilir, fakat metinlerin tamamının, bir kısmının veya özetinin atıf yapılmaksızın başka web sitelerinde yayınlanmasına iznimiz yoktur.
