18 Yaşından Küçükken İşlenen Hırsızlık Dahil Hiçbir Suç Memuriyete Engel Değildir
1.Giriş
Çocukların yargılanmasındaki amaç, suçun işlenmesinin önlenmesi veya mağdurun haklarının korunması değil, çocuğun içinde bulunduğu ortamdan çıkarılıp korunması, suç işlemeyi bir yaşam biçimi haline getirmesinin önlenmesi yani çocuğun iyileştirilmesidir. Ülkemiz, 20-30 Eylül l990 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Merkezinde toplanan Çocuklar için Dünya Zirvesinde “Çocuk Haklarına Dair Sözleşme”yi imzalamış, anılan sözleşme 27/0l/l995 tarihinde yürürlüğe girerek Anayasa’nın 90. maddesine göre iç hukuk normu halini almıştır. Anılan Sözleşme kapsamında, yürürlüğe giren 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu ile çocuğun bir suçu işlediği değil, bir suça sürüklendiği kabul edilmiştir. Bu yaklaşım, çocuğu suç işleyen bir suçlu olarak görmeyip, onun suça sürüklendiğini kabul ederek, bir anlamda fail çocuğu da suçun mağduru konumunda kabul etmekte, doğal olarak da suça sürüklenen çocuğun cezalandırılmasını değil, korunmasını temel amaç olarak kabul etmektedir. İşte bu nedenle çocuklara(18 yaşından küçüklere) verilecek cezalarda TCK madde 53’te yer alan düzenleme uyarınca hak yoksunluğu(belli bir kamu hizmetini yapmaktan yoksun bırakılma) kararı verilememektedir.
2.Çocukluk Döneminde İşlenen Suçlara Özgü HAGB Kararlarının Hukuki Sonuçları
Belli bir kamu hizmetini yapmaktan yasaklanamayan (TCK 53) çocuklar hakkında, 18 yaşından küçükken işlenen herhangi bir suça ait kayıt, mesela çocuk hakkında verilen “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” kararı idari makamlar nezdinde bir idari işleme sebep teşkil edemeyeceğinden bu kayıtların idari makamlara bildirilmesi de hukuka aykırı olacaktır. Bu hususa ilişkin özellikle Adli Sicil Kanunu’nda yer alan düzenleme de önem arz etmektedir. 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nun ‘Arşiv bilgilerinin istenmesi’ başlıklı 10/3. maddesinde; “Onsekiz yaşından küçüklerle ilgili adlî sicil ve arşiv kayıtları; ancak soruşturma ve kovuşturma kapsamında değerlendirilmek üzere Cumhuriyet başsavcılıkları, hâkim veya mahkemelerce istenebilir.” kuralına yer verilmiştir. Adli Sicil Kanunu’nun bu hükmü ile Kanun Koyucu, suç işleyen küçüklerin topluma kazandırılmasını amaçlamış, bu yüzden de küçüklerle ilgili sabıka kayıtlarının kullanılmayacağı, başka bir ifade ile küçüklerin sabıka kayıtları esas alınarak bir idari işlem tesis edilemeyeceği, bu kişilerin sabıka kayıtlarının ancak soruşturma ve kovuşturma kapsamında değerlendirilmek üzere Cumhuriyet Başsavcılıkları hâkim ve mahkemelerce istenebileceği hüküm altına alınmıştır
İdareler bu kayıtlara ulaşmaya yetkili olmadıklarından bu kayıtların idareler ile paylaşılmaması ve bu kayıtlar nedeniyle nedeniyle bir idari işlem tesis edilmemesi gerekir. Yani bu kayıtlara dayanılarak, sözleşme feshi işlemi ya da güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandırılması vb. bir idari işlem tesisi mümkün değildir. Aksi durumda idarenin hukuka aykırı işlemi doğacak ve bu işlem yargı denetimi sonunda iptal edilebilecektir.
Bu konuda tarafımızca takip edilen bir dosyada verilen, önem arz eden emsal karar şu şekildedir;
“Olayda; davacının sözleşmesinin feshine dayanak olarak gösterilen bilgi ve belgelerin incelenmesinden, binanın eklentileri içinde muhafaza altına alınmış eşya hakkında hırsızlık, konut dokunulmazlığını ihlal ve mala zarar verme suçlarını işlediğinden bahisle .. Asliye Ceza Mahkemesine dava açıldığı, yapılan yargılama sonucunda anılan Mahkemenin … tarih ve E:…., K:…. sayılı kararıyla hırsızlık suçunu işlediği sabit olduğundan 3 yıl, 14 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, konut dokunulmazlığını ihlal suçundan 1 yıl, 1 ay, 10 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına, mala zarar verme suçundan ise 66 gün adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, konut dokunulmazlığını ihlal ve mala zarar verme suçları yönünden 5271 sayılı Kanunun 231.maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, karar verildiği, söz konusu kararlara yapılan itiraz ve temyiz başvurularının reddine karar verilerek hükmün kesinleştiği anlaşılmaktadır. Uyuşmazlıkta, davacının on sekiz yaşından küçükken işlediği ileri sürülen fiilleri nedeniyle yapılan yargılama neticesinde verilen davacının mahkumiyetine ilişkin kaydın temin edilmesi suretiyle ve bu kayıt esas alınarak davacının sözleşmesinin feshedildiği anlaşılmaktadır. Kişinin on sekiz yaşından önce işlediği fiiller nedeniyle hakkındaki adli sicil ve kayıtların ancak soruşturma ve kovuşturma kapsamında değerlendirilmek üzere Cumhuriyet başsavcılıkları, hakim veya mahkemelerce istenebileceği yolundaki kanuni düzenleme karşısında, davalı idarece bu Kanun hükmüne aykırı olarak ve Anayasa’nın 20. maddesinde yer alan özel hayata saygı hakkı ihlal edilerek elde edilen adli kayıtlara dayanılarak tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.”(… İdare Mahkemesi E:2021/…, K:2022/…)
3.Sonuç
Çocukluk döneminde işlenen suçlar yüz kızartıcı suçlar olsa dahi bu suçlara ilişkin sabıka kayıtları (Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması kararı dahil) paylaşılamayacak, hukuki sonuç doğuramayacak ve güvenlik soruşturmalarında dikkate alınmayacaktır.
Av. Meryem Kılıç & Av. Yalçın TORUN
UYARI
Web sitemizde yayımlanan yukarıdaki yazılı metnin, eser sahipliği hakları Av.Yalçın TORUN’a aittir. Bu yazılı metin hak sahipliğinin tespiti amacıyla zaman içerikli elektronik imza ile muhafaza edilmektedir. Sitemizdeki yazılı metinler avukat meslektaşlarımız tarafından dilekçelerinde serbestçe kullanılabilir, fakat metinlerin tamamının, bir kısmının veya özetinin atıf yapılmaksızın başka web sitelerinde yayınlanmasına iznimiz yoktur.
