“9’UNCU YARGI PAKETİ”  HANGİ DÜZENLEMELERİ GETİRİYOR ?

A.GİRİŞ

Basında “ 9’uncu Yargı Paketi “ olarak anılan 39 maddeden oluşan ”2/2258” Sayılı Kanun Teklifi Adalet Komisyonunda kabul edilerek, TBMM Genel Kurulu’na gönderildi. Genel Kurul gündemine göre 23.07.2024 tarihinde görüşülmesi beklenen kanun teklifi ile İcra İflas Kanunu,  Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu, İdari Yargılama Usulü Kanunu, İş Mahkemeleri Kanunu, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ve Türk Medeni Kanununda  değişiklikler yapılması ve ilave hükümler getirilmesi öngörülmüştür.

B.YAPILMASI ÖNGÖRÜLEN DEĞİŞİKLİKLER

1.Türk Medeni Kanunu’nda Yapılması Öngörülen Değişiklikler

  • Anneye Soybağının Reddi Davası Açma Hakkı Tanınması Öngörülmektedir.

Türk Medeni Kanunu’nun babalık karinesinin düzenlendiği 285 inci maddesine göre, evlilik devam ederken veya evliliğin sona ermesinden başlayarak üç yüz gün içinde doğan çocuğun babası kocadır. Babalık karinesi, Kanunun 286 ncı maddesi uyarınca açılan soybağının reddi davasıyla çürütülebilmektedir. Bu davayı, baba ve çocuk açabilmekteydi ancak Anayasa Mahkemesi 26/7/2023 tarihli ve E: 2023/37; K: 2023/140 sayılı kararıyla bu düzenlemeyi iptal etti. Bu kararda; ana tarafından davacı sıfatıyla çocuğun biyolojik babasının koca olmadığı ileri sürülerek babalık karinesinin çürütülmesi için yargı mercilerine başvurulmasına imkân tanınmamasının etkili başvuru hakkını ihlal ettiği belirtilmişti. Bu kapsamda yapılan yeni düzenleme ile Anneye de soybağının reddi davası açma hakkı tanınması öngörülmektedir.

Madde 286’da yapılan değişiklik;Koca, ana veya çocuk soybağının reddi davasını açarak babalık karinesini çürütebilir. Bu dava, dava açma hakkına sahip diğer kişilere karşı açılır.”

  • Tek Başına Evlat Edinilen Hallerde, Evlat Edinilen Küçüğün Nüfus Kaydına Ana veya Baba Adı Olarak Evlat Edinenin Adının Yazılması Öngörülmektedir.

Türk Medeni Kanunu madde 314’te eşler tarafından birlikte evlât edinme hallinde ayırt etme gücüne sahip olmayan küçüklerin nüfus kaydına ana ve baba adı olarak evlât edinen eşlerin adlarının yazılacağı düzenleme altına alınmıştı. Ancak tek başına evlat edinme halinde evlat edinenin adının nüfus kaydına yazılacağına dair bir düzenleme bulunmamakta idi. Anayasa Mahkemesi 26/7/2023 tarihli ve E: 2023/3; K: 2023/139 sayılı kararıyla eşlerin birlikte evlât edinmesinde, ayırt etme gücüne sahip olmayan küçüklerin nüfus kaydına ana ve baba adı olarak evlât edinen eşlerin adlarının yazılacağı hükmüne yer verildiği, bu hükmün ayırt etme gücüne sahip küçüğün ya da kısıtlının eşler tarafından birlikte evlât edinilmesi, üvey evladın evlât edinilmesi, ergin kişilerin evlât edinilmesinde ve tek başına evlât edinme hallerinde uygulanma imkânı bulmadığı, bunun da aile ilişkisinin gizliliği amacını işlevsiz hale getirebileceği gerekçesiyle hükmü iptal etmişti. Bu kapsamda yapılan yeni düzenleme ile tek başına evlât edinme hallerinde de nüfus kaydının düzeltilmesi öngörülmektedir.

Madde 314’te Yapılan Değişiklik;Ayırt etme gücüne sahip olmayan küçüklerin nüfus kaydına, birlikte evlât edinmede ana ve baba adı olarak evlât edinen eşlerin adları; tek başına evlât edinmede ise ana veya baba adı olarak evlât edinenin adı yazılır. Evlât edinilen diğer kişiler hakkında, talepleri halinde bu hüküm uygulanır.

2.Türk Ceza Kanunu’nda Yapılması Öngörülen Değişiklikler

  • Soruşturması ve Kovuşturması Şikayete Bağlı Hakaret Suçu Nedeniyle Yapılacak Şikayetlerin, Hakaret Tarihinden İtibaren En Geç 2 Yıl İçerisinde Yapılması Öngörülmektedir.

Türk Ceza Kanunu madde 74’e göre soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan suç hakkında yetkili kimse altı ay içinde şikayette bulunmadığı takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. Bu süre, şikayet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar. Kanun teklifinde yer alan düzenleme ile bu şikayet süresine azami süre koyulmak istenmiştir. Bu kapsamda soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan hakaret suçu bakımından şikayet süresinin, her ne suretle olursa olsun fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yılı geçemeyeceği öngörülmektedir.

Madde 73’te yapılan değişiklik; “Ancak, soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan hakaret suçu bakımından şikayet süresi, her ne suretle olursa olsun fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yılı geçemez.”

3.Ceza Muhakemesi Kanunu’nda Yapılması Öngörülen Değişiklikler

  • Sesli, Yazılı Veya Görüntülü Bir İletiyle İşlenen Hakaret Suçunun Uzlaştırma Kapsamından Çıkarılması Öngörülmektedir.

Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 253’te Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlarda şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören gerçek veya özel hukuk tüzel kişisinin uzlaştırılması girişiminde bulunulacağı düzenleme altına alınmıştır. Kanun teklifinde yer alan düzenleme ile takibi şikayete bağlı olan mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle hakaret suçunun işlenmesi halinde uzlaştırma yoluna gidilmeyecektir.

Madde 253/3’ün Şimdiki Hali; “Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda ve ısrarlı takip suçunda (madde 123/A), uzlaştırma yoluna gidilemez.”

Kanun Teklifi ile Öngörülen Yeni Hali;Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda ve ısrarlı takip suçunda (madde 123/A) ve hakaret suçunda (125 inci maddenin ikinci fıkrası) uzlaştırma yoluna gidilemez.”

  • Şüpheli, Mağdur veya Suçtan Zarar Görenin Uzlaştırma Kararını Bildirme Süresinin Uzatılması Öngörülmektedir. Bahse konu süre önceki düzenleme de 3 gün olup, yeni düzenlemeyle 7 güne çıkarılması öngörülmüştür.

Ceza Muhakemesi Kanunu madde 253/4’e göre şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören, kendisine uzlaşma teklifinde bulunulduktan itibaren üç gün içinde kararını bildirmediği takdirde, teklifi reddetmiş sayılmaktadır. Sürenin kısalığı nedeniyle uygulamada yaşanabilecek mağduriyetlerin önüne geçilmesi amaçlanmış ve bu sürenin uzatılması öngörülmüştür.

Madde 253/3’ün Şimdiki Hali; “Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören, kendisine uzlaşma teklifinde bulunulduktan itibaren üç gün içinde kararını bildirmediği takdirde, teklifi reddetmiş sayılır.”

Kanun Teklifi ile Öngörülen Yeni Hali; “Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören, kendisine uzlaşma teklifinde bulunulduktan itibaren yedi gün içinde kararını bildirmediği takdirde, teklifi reddetmiş sayılır.”

  • Uzlaştırma Sağlandığında Soruşturma Konusu Suç Nedeniyle Tazminat Davası Açılmasını Engelleyen Hüküm Değiştirilerek, Uzlaşma Anında Tespit Edilemeyen veya Uzlaşmadan Sonra Ortaya Çıkan Zararlar için Tazminat Davası Açılabilmesi Öngörülmektedir.

Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 253/19’da yer alan “Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz” şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 26/7/2023 tarihli ve E: 2023/43; K: 2023/141 sayılı kararıyla iptal edilmişti. Kararda; uzlaşma görüşmeleri esnasında sağlıklı şekilde belirlenmesi güç veya öngörülmesi mümkün olmayan zararlara ilişkin açılacak davalar yönünden herhangi bir ayrım yapılmaksızın uzlaşmanın sağlanması durumunda tazminat davası açılamayacağının öngörülmesi Anayasaya aykırı bulunmuş, yargının iş yükünün azaltılması amacıyla getirilen bu düzenlemenin mahkemeye erişim hakkına sınırladığı ve makul bir denge kurmadığı belirtilmişti. Söz konusu karar gözetilerek, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan zararlar için tazminat davası açılabilmesi öngörülmektedir.

Madde 253/19’da Yapılan Değişiklik; “Uzlaşmanın sağlanması halinde, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan zararlar hariç, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz”

  • Kamu Davası Açıldıktan Sonra Suçun Uzlaşma Kapsamında Olduğunun Anlaşılması Halinde Dosya, Uzlaştırma Bürosuna Gönderilip de Uzlaşma Sonucunda Edimin Yerine Getirilmesinin İleri Tarihe Bırakılması, Takside Bağlanması veya Süreklilik Arzetmesi Hallerinde; Sanık Hakkında, HAGB Kararı Verilmesi Yerine Davanın Durması Kararı Verilmesi Öngörülmektedir.

Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 254’e göre kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması halinde, kovuşturma dosyası, uzlaştırma bürosuna gönderilir. Uzlaşma gerçekleştiği takdirde, mahkeme, uzlaşma sonucunda sanığın edimini def’aten yerine getirmesi halinde, davanın düşmesine karar verir. Ancak edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik arzetmesi halinde; sanık hakkında, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmektedir. Yeni yasal düzenleme ile HAGB kararı verilmeden, mahkemenin durma kararı vermesi öngörülmektedir. Böylelikle, mevcut düzenlemeye göre sanık hakkında daha aleyhe sonuçlar doğurabilecek nitelikte olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi uygulamasından vazgeçilecektir.

Madde 254/2’nin Şimdiki Hali; “Uzlaşma gerçekleştiği takdirde, mahkeme, uzlaşma sonucunda sanığın edimini def’aten yerine getirmesi halinde, davanın düşmesine karar verir. Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik arzetmesi halinde; sanık hakkında, 231 inci maddedeki şartlar aranmaksızın, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilir. Geri bırakma süresince zamanaşımı işlemez. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildikten sonra, uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde, mahkeme tarafından, 231 inci maddenin onbirinci fıkrasındaki şartlar aranmaksızın, hüküm açıklanır..”

Kanun Teklifi ile Öngörülen Yeni Hali; “Uzlaşma gerçekleştiği takdirde, mahkeme, uzlaşma sonucunda sanığın edimini defaten yerine getirmesi halinde, davanın düşmesine karar verir. Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik arzetmesi halinde durma karan verilir. Durma süresince zamanaşımı işlemez. Uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde, mahkemece yargılamaya kaldığı yerden devam olunur.”

4.İş Mahkemeleri Kanunu’nda yapılması öngörülen değişiklikler

  • Dava Şartı Arabuluculuk Görüşmelerine Katılmayan Tarafın Açılan Davada Kısmen veya Tamamen Haklı Çıkması Durumunda Yargılama Giderlerinin Yarısından Sorumlu Tutulması Öngörülmektedir.

Kanunun 3/12 Maddesinde yer alan “Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur. Ayrıca bu taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmez.” Şeklindeki düzenleme, Arabuluculuk Kanunu’nda yapılması öngörülen değişiklik ile paralel olarak değiştirilmesi öngörülmektedir.

Madde 3/12’nin Şimdiki Hali; “Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur. Ayrıca bu taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmez.”

Kanun Teklifi ile Öngörülen Yeni Hali;Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur. Ayrıca bu taraf lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir.” 

5.Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nda Yapılması Öngörülen Değişiklikler

  • Taşınmazın Devrine veya Taşınmaz Üzerinde Sınırlı Ayni Hak Kurulmasına İlişkin Yapılan Arabuluculuk Görüşmeleri Neticesinde Alınan Anlaşma Belgesine Dayanılarak Tapuda Tescil Yapılabilmesi Öngörülmektedir.

Taşınmazın devrine veya taşınmaz üzerinde sınırlı ayni hak kurulmasına ilişkin uyuşmazlıklar 01 Eylül 2023 tarihinden itibaren arabuluculuğa elverişli hâle getirilmiştir. Bu kapsamda 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’na madde 17/B eklenmiştir. Yeni kanun teklifi ile arabuluculuk neticesinde tarafların anlaşmaya varması halinde, icra edilebilirlik şerhi almak şartıyla hakkın tapuya tescil edilebilmesi öngörülmektedir.

Madde 17/B’ye Eklenmesi Öngörülen Düzenleme; “(6) Anlaşma belgesinin taraflarından biri, icra edilebilirlik şerhi verilmesinden sonra tapu müdürlüğünden tescil talebinde bulunabilir. Tapu müdürlüğünce taşınmaza ilişkin mevzuatta öngörülen gerekli inceleme ve değerlendirme yapıldıktan sonra resmi senet düzenlenmeksizin tescil talebi yerine getirilir.”

  • Dava Şartı Arabuluculuk Görüşmelerine Katılmayan Tarafın Açılan Davada Kısmen veya Tamamen Haklı Çıkması Durumunda Yargılama Giderlerinin Yarısından Sorumlu Tutulması Öngörülmektedir.

Kanunun 18/A Maddesinde yer alan “Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur. Ayrıca bu taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmez.” Şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesi tarafından 14/3/2024 tarihli ve E: 2023/160; K: 2024/77 sayılı kararla iptal edilmiştir. Kararda; yargılamada tamamen haklı çıkan, diğer bir ifadeyle bütünüyle haksız bir sürece maruz kaldığı anlaşılan kişinin, mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmadığı için yargılama giderlerinin tümünden sorumlu tutulmasının ve vekâlet ücretinin tamamından yoksun bırakılmasının kişilere aşırı bir külfet yüklediğine, kamu yararı ile mülkiyet ve mahkemeye erişim hakları arasında gözetilmesi gereken adil dengeyi kişi aleyhine bozduğuna ve bu itibarla orantısız bir sınırlamaya neden olduğuna dikkat çekilmiştir. İptal kararı gözetilerek arabuluculuk toplantısına geçerli bir mazeret sunmaksızın katılmayıp, yargılamada kısmen veya tamamen haklı çıkan tarafın yargılama giderlerinden sorumluluğunun azaltılması, vekil ile temsil edilmesi halinde ise vekalet ücretine hükmedilmesi öngörülmektedir.

Madde 18/A’nın Şimdiki Hali; “Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur. Ayrıca bu taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmez.”

Kanun Teklifi ile Öngörülen Yeni Hali; “Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur. Ayrıca bu taraf lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir.” 

  • Mesleğinde 20 Yıl Kıdeme Sahip Olan Hukuk Fakültesi Mezunlarının Sınava Girmeden Diğer Şartları Taşımaları Kaydıyla Arabulucu Olabilmeleri Öngörülmektedir.

Arabulucular Siciline kayıt şartları kanunun 20.maddesinde sayılmıştır. Düzenlemeyle, arabulucular siciline kaydedilebilmek için arabuluculuk eğitimini tamamlamaları ve gerekli diğer şartları taşımaları durumunda mesleğinde yirmi yıl kıdeme sahip olanların yazılı sınava tabi tutulmayacakları öngörülmektedir.

6.İcra İflas Kanunu’nda Yapılması Öngörülen Değişiklikler

  • Açık Artırmada Teklifler Arasında Bulunması Gereken Fark Malın Kıymetinin Binde Beşinden Ve Bin Türk Lirasından Az Olmayacak Şekilde   Artırılmıştır.

Bilindiği üzere 24/11/2021 tarihli ve 7343 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle, açık artırmaların fiziki ortamda yapılması usulü kaldırılmış ve açık artırmaların tamamen elektronik ortamda yapılması kabul edilmiştir. Elektronik ortamda yapılması öngörülen açık artırmanın usulü madde 111/b’de düzenlenmiştir. Bu kapsamda madde 4.fıkrasında değişiklik yapılması öngörülmüştür.

Madde 111/b-4’ün şimdiki Hali; Teklifler arasındaki fark, satışa çıkarılan malın muhammen kıymetinin binde birinden ve her hâlde yüz Türk lirasından az olamaz.

Kanun Teklifi ile Öngörülen Yeni Hali; Teklifler arasındaki fark, satışa çıkarılan malın muhammen kıymetinin binde beşinden ve her hâlde bin Türk lirasından az olamaz.

  • Açık Artırma Süresinin On Dakikadan Üç Dakikaya Kısaltılması Öngörülmektedir.

İcra İflas Kanunu 111/b maddesinin 6.fıkrasında açık artırmanın yeni teklif verilmesi halinde uzama süresi düzenlenmiştir. Açık artırmaya konu malın en yüksek fiyatı veren alıcıya satılması, bu yapılırken de açık artırmanın sürüncemede kalmaması için sürelerin kısaltılması öngörülmektedir.

Madde 111/b-6’nın şimdiki Hali;Açık artırma süresinin son on dakikası içinde yeni bir teklifin verilmesi hâlinde açık artırma bir defaya mahsus olmak üzere on dakika uzatılır.

Kanun Teklifi ile Öngörülen Yeni Hali;Açık artırma süresinin son on dakikası içinde yeni bir teklifin verilmesi hâlinde açık artırma üç dakika uzatılır. Uzama süresi içinde yeni bir teklif verilmesi hâlinde açık artırma süresi her yeni teklifin verilmesinden itibaren üç dakika uzatılır. Son uzama süresi içinde yeni bir teklif verilmezse mal en yüksek teklif verene ihale edilir. Uzama sürelerinin toplamı bir saati geçemez. Bir saatlik süre Adalet Bakanlığının kararıyla kısaltılabilir, uzatılabilir veya kaldırılabilir ve bu kararlar Bakanlığın resmi internet sitesinde duyurulur.”

  • Bölge Adliye Mahkemesinin Kaldırma Veya Yargıtayın Bozma Kararları Üzerine Yeniden Verilen Kararlar Hakkında Kanun Yoluna Başvuruya İlişkin Parasal Sınırların Sabit Tutulması Öngörülmektedir.

İstinaf ve temyiz kanun yolu başvurularında hükmün verildiği tarihteki parasal sınırlar uygulanmaktadır. İlk karar tarihinde kanun yoluna başvuru imkânı olan dosyada, kaldırma veya bozma karan üzerine verilen yeni karar sonrasında parasal sınırda meydana gelen artış nedeniyle istinaf ve temyiz kanun yoluna başvurma imkanı ortadan kalkabilmektedir. Bu kapsamda, doğabilecek hak kayıplarının önüne geçebilmek ve verilen yeni kararların kaldırma ve bozmaya uygun olup olmadığının denetimini sağlayabilmek amacıyla EK Madde 1’e yeni bir fıkra eklenmesi öngörülmektedir.

Ek Madde 1’e Eklenmesi Öngörülen Düzenleme; “İstinaf ve temyiz kanun yoluna başvuruda esas alman parasal sınırda yeniden değerleme nedeniyle meydana gelen artış, bölge adliye mahkemesinin kaldırma veya Yargıtayın bozma kararlan üzerine yeniden verilen kararlar hakkında uygulanmaz, ilk karar tarihinde geçerli olan parasal sınırlar esas alınır.

7.Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun’da Yapılması Öngörülen Değişiklikler

  • Davanın Açıldığı Tarihte Heyet Olarak Bakılan Davalara Parasal Sınırlar Değişse de Heyet Olarak Bakılmaya Devam Edilmesi Öngörülmektedir.

2576 sayılı Kanunun 7’nci maddesinde tek hâkimle bakılacak davalar düzenlenmektedir. Bu kapsamda idare ve vergi mahkemelerindeki konusu yirmi beş bin (2024 yılı itibarıyla iki yüz yetmiş bin) Türk lirasını aşmayan davalar bu mahkemelerde görev yapan hâkimlerden biri tarafından çözümlenmektedir. Davanın açıldığı tarihteki parasal sınır itibarıyla heyetle bakılan bir davanın, parasal sınırının yeni takvim yılında artması sebebiyle yargılama devam ederken bu kez tek hâkim tarafından bakılması durumu ortaya çıkmaktadır. Bunun engellenmesi amacıyla açıldığı tarihte heyet halinde bakılan bir davaya, parasal sınırın artsa da yine heyet olarak bakılmaya devam edilmesi öngörülmektedir.

Ek Madde 1’e Eklenmesi Öngörülen Düzenleme; “Tek hâkimle çözümlenecek davaların belirlenmesinde dava tarihindeki, miktar artırımı yapılan hâllerde ise artırımın yapıldığı tarihteki parasal sınır esas alınır.”

8.İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda Yapılması Öngörülen Değişiklikler

  • Konusu Otuz Bir Bin Türk Lirasını Aşmayan Vergi Davaları, Tam Yargı Davaları ve İdari İşlemler Hakkında Açılan Davalara Karşı İstinaf Kanun Yolu Kapatılmıştır.

2577 Sayılı Kanun madde 45’te konusu beş bin (2024 itibarıyla otuz bir bin) Türk lirasını geçmeyen vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemlere karşı açılan iptal davaları hakkında idare ve vergi mahkemelerince verilen kararların kesin olduğu ve bu kararlara karşı istinaf yoluna başvurulamayacağını öngören düzenleme Anayasa Mahkemesi’nin 26/10/2023 tarihli ve E: 2023/81; K: 2023/184 sayılı kararıyla iptal edilmişti. Anayasa Mahkemesi bu kararında istinafa tabi kararların belirlenmesine ilişkin parasal sınırın her yıl güncellenmesinden dolayı hangi tarihteki parasal sınıra göre istinaf kanun yoluna başvurulabileceğinin açık, net ve tereddüde yer vermeyecek şekilde düzenlenmemiş olması nedeniyle kuralın kanunilik şartını taşımadığını belirtmişti. Bu iptal kararı sonrası yeni yapılan düzenleme ile yeni istinaf kanun yolu parasal sınırı belirlenmek istenmiştir.

Madde 45’in 1.Fıkrasının 2.Cümlesinde Yapılan Değişiklik; “Ancak, konusu otuz bir bin Türk lirasını geçmeyen vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemlere karşı açılan iptal davaları hakkında idare ve vergi mahkemelerince verilen kararlar kesin olup, bunlara karşı istinaf yoluna başvurulamaz.”

  • Konusu Dokuz Yüz Yirmi Bin Türk Lirasını Aşan Vergi Davaları, Tam Yargı Davaları ve İdari İşlemler Hakkında Açılan Davalara Karşı Temyiz Kanun Yoluna Başvuru Hakkı Tanınması Öngörülmektedir.

2577 Sayılı Kanun madde 46/b’de Konusu yüz bin Türk lirasını aşan vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemler hakkında açılan davalara karşı temyiz kanun yoluna başvurulmasını öngören düzenleme Anayasa Mahkemesi’nin 26/7/2023 tarihli ve E: 2023/36; K: 2023/142 sayılı kararıyla iptal edilmişti. Anayasa Mahkemesi bu kararında temyize tabi kararların belirlenmesine ilişkin parasal sınırın her yıl güncellenmesinden dolayı hangi tarihteki parasal sınıra göre temyiz kanun yoluna başvurulabileceğinin açık, net ve tereddüde yer vermeyecek şekilde düzenlenmemiş olması nedeniyle kuralın kanunilik şartını taşımadığını belirtmişti. Bu iptal kararı sonrası yeni yapılan düzenleme ile yeni temyiz kanun yolu parasal sınırı belirlenmek istenmiştir.

Madde 46’ya Eklenmesi Öngörülen Fıkra; Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemelerinin aşağıda sayılan davalar hakkında verdikleri kararlar, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştayda, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebilir: …b)Konusu dokuz yüz yirmi bin Türk lirasını aşan vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemler hakkında açılan davalar

  • İstinaf İncelemesi Neticesinde İlk Derece Mahkemesi Kararının Kaldırılıp, Bölge İdare Mahkemesi Tarafından Verilen Yeni Kararlara Karşı İki Yüz Yetmiş Bin Türk Lirasını Aşmak Kaydıyla Temyiz Kanun Yoluna Başvuru Hakkı Tanınması Öngörülmektedir.

2577 Sayılı Kanun Madde 46’da temyiz kanun yoluna başvurulabilecek kararlar sayılmıştır. Bu kapsamda anılan maddeye aşağıdaki maddenin eklenmesi öngörülmektedir.

Madde 46’ya Eklenmesi Öngörülen Fıkra; Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemelerinin aşağıda sayılan davalar hakkında verdikleri kararlar, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştayda, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebilir: …c)Konusu iki yüz yetmiş bin Türk lirasını aşıp dokuz yüz yirmi bin Türk lirasını aşmayan vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemler hakkında açılan ve istinaf kanun yolu incelemesinde kaldırma kararı üzerine yeniden karar verilen davalar

  • Her Yıl Belirlenen Parasal Sınırların İstinafta İlk Derece Mahkemesinin Karar Tarihi ve Temyiz İçin Bölge İdare Mahkemesinin Karar Tarihi, Duruşma Talebi İçin İse Dava Açıldığı  Tarihteki Parasal Sınırların Dikkate Alınacağı  Öngörülmüştür.

Yukarıda da bahsedildiği üzere Anayasa Mahkemesi verdiği kararlarda her yıl belirlenen parasal sınırların dava açarken bilinen koşullardan farklı koşullar oluşturması, istinaf ve temyiz başvuru haklarının yasal düzenleme olmaksızın ortadan kalkmasına dikkat çekilmişti. Anayasa Mahkemesi kararı dikkate alınarak parasal sınırların nasıl uygulanacağının yasal düzenleme altına alınması öngörülmüştür.

Ek Madde 1’de Yapılan Değişiklik;  “17 nci madde uyarınca duruşma yapılmasının zorunlu olduğu davaların belirlenmesinde davanın açıldığı; 45 inci ve 46 ncı maddeler uyarınca istinaf veya temyiz yoluna başvurulabilecek kararların belirlenmesinde ise ilk derece mahkemesi veya bölge idare mahkemesince nihai kararın verildiği tarihteki parasal sınır esas alınır. Ancak nihai karar tarihinden sona parasal şuurlarda meydana gelen artış, bölge idare mahkemesinin kaldırma veya Danıştayın bozma karan üzerine yeniden bakılan davalarda uygulanmaz”

9.Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda Yapılması Öngörülen Değişiklikler

  • Bölge Adliye Mahkemesinin Kaldırma veya Yargıtayın Bozma Kararları Üzerine Yeniden Verilen Kararlar Hakkında Kanun Yoluna Başvuruya İlişkin Parasal Sınırların Sabit Tutulması Öngörülmektedir.

Bilindiği üzere istinaf ve temyiz kanun yolu başvurularında hükmün verildiği tarihteki parasal sınırlar uygulanmaktadır. İlk karar tarihinde kanun yoluna başvuru imkânı olan dosyada, kaldırma veya bozma karan üzerine verilen yeni karar sonrasında parasal sınırda meydana gelen artış nedeniyle istinaf ve temyiz kanun yoluna başvurma imkanı ortadan kalkabilmektedir. Bu kapsamda, doğabilecek hak kayıplarının önüne geçebilmek ve verilen yeni kararların kaldırma ve bozmaya uygun olup olmadığının denetimini sağlayabilmek amacıyla EK Madde 1’e yeni bir fıkra eklenmesi öngörülmektedir.

Ek Madde 1’e Eklenmesi Öngörülen Düzenleme; “İstinaf ve temyiz kanun yoluna başvuruda esas alınan parasal sınırda yeniden değerleme nedeniyle meydana gelen artış, bölge adliye mahkemesinin kaldırma veya Yargıtayın bozma kararları üzerine yeniden verilen kararlar hakkında uygulanmaz, ilk karar tarihinde geçerli olan parasal sınırlar esas alınır.”

 

Av.Meryem KILIÇ

Av.Yalçın TORUN

Web sitemizde yayımlanan yukarıdaki yazılı metnin, eser sahipliği hakları Av.Meryem KILIÇ’a ve Av.Yalçın TORUN’a aittir. Bu yazılı metin hak sahipliğinin tespiti amacıyla zaman içerikli elektronik imza ile muhafaza edilmektedir. Sitemizdeki yazılı metinler avukat meslektaşlarımız tarafından dilekçelerinde serbestçe kullanılabilir, fakat metinlerin tamamının, bir kısmının veya özetinin atıf yapılmaksızın başka web sitelerinde yayınlanmasına iznimiz yoktur.

Scroll to Top