Hazırlayan: Avukat Yalçın TORUN
Kısa Özet
Devlet memurları ile Emniyet, Jandarma ve Sahil Güvenlik personeli, aldıkları disiplin cezasının belirli bir süre sonra özlük dosyasından silinmesini isteyebilir. Bu süre uyarma ve kınama cezaları için 5 yıl, diğer cezalar için 10 yıldır. Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapan subay, astsubay, uzman erbaş ve sözleşmeli personel için ise 6413 sayılı Kanun’da böyle bir imkân düzenlenmemiştir. Danıştay Sekizinci Dairesi 30.12.2025 tarihli kararında, silinme düzenlemesi bulunmamasını hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerine aykırı bulmuştur. Bu makale, askeri personelin bu karara ve Anayasa’ya dayanarak nasıl silinme talebinde bulunabileceğini açıklamaktadır.
İçindekiler
3. Kanuni Dayanak: 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu
4. Kanuni Dayanak: 7068 Sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Kanunu
5. Kanuni Dayanak: 6413 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu
6. İçtihat: Anayasa Mahkemesi Kararları
7. İçtihat: Yargıtay ve Danıştay Kararları
8. İçtihat: Bölge İdare Mahkemesi ve İdare Mahkemesi Kararları
9. Kamu Denetçiliği Kurumu Kararları
10. Tüzük, Yönetmelik ve Yönerge Düzeyinde Durum
1. Giriş ve Temel Tez
Türk hukukunda disiplin cezalarının özlük dosyasından silinmesi, kamu görevlisinin statüsüne göre üç farklı rejime tabidir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun, silinmeyi süreye ve başvuruya bağlı olarak açıkça düzenlemektedir. 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu ise bu konuda hiçbir hüküm içermemektedir.
Bu farklılığın pratik sonucu ağırdır. Aynı nitelikteki bir fiil nedeniyle uyarma cezası alan bir polis memuru veya jandarma astsubayı, beş yıl sonra cezasının silinmesini isteyebilir. Kara, Deniz veya Hava Kuvvetlerinde görev yapan bir astsubay ise aynı talebi dayandırabileceği bir kanun hükmüne sahip değildir. Bu personelin cezası, 6413 sayılı Kanun’un 30. maddesi uyarınca terfi, atama, yurt dışı görev ve özellikli görevlere seçim gibi işlemlerde meslek hayatı boyunca dikkate alınmaya devam etmektedir.
Makalenin temel tezi şudur: 6413 sayılı Kanun’daki silinme boşluğu, Anayasa’nın 2. maddesindeki hukuki güvenlik ve belirlilik ilkeleriyle, 13. maddesindeki ölçülülük ilkesiyle ve 20. maddesinin üçüncü fıkrasındaki kişisel verilerin silinmesini talep etme hakkıyla bağdaşmamaktadır. Danıştay Sekizinci Dairesi’nin 30.12.2025 tarihli, E. 2022/2815, K. 2025/10571 sayılı kararı, silinme düzenlemesi bulunmamasının tek başına hukuka aykırılık sebebi olduğunu kabul ederek bu tezi doğrudan desteklemektedir.
Sonuç olarak disiplin cezalarının silinmesi, statüye göre farklılaşan ve askeri personel aleyhine açık bir boşluk barındıran bir hukuki kurumdur; bu boşluğun anayasal ilkeler ve güncel içtihat ışığında incelenmesi gerekmektedir.
2. Anayasal Dayanak
Disiplin cezasının süresiz olarak özlük dosyasında tutulması, bir temel hakkın sınırlanması niteliğindedir. Bu nedenle silinme meselesi, öncelikle Anayasa’nın temel hak ve hukuk devleti hükümleri ışığında değerlendirilmelidir.
Kişisel verilerin silinmesini talep etme hakkı. Anayasa’nın 20. maddesinin üçüncü fıkrası, “Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir.” şeklinde düzenlemektedir. Disiplin cezası kaydı, belirli bir kişiye ait olan ve onun mesleki itibarını doğrudan etkileyen bir kişisel veridir. Bu kaydın süresiz işlenmesi için kanunda açık bir dayanak ve süre sınırı bulunmalıdır.
Hukuk devleti, hukuki güvenlik ve belirlilik. Anayasa’nın 2. maddesi, “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.” şeklinde düzenlemektedir. Danıştay Sekizinci Dairesi bu maddeden türeyen hukuki güvenlik ilkesinin “hukuk normlarının öngörülebilir olmasını” gerektirdiğini belirtmiş ve silinme düzenlemesinin yokluğunu bu ilkeye aykırı bulmuştur (Danıştay 8. D., E. 2022/2815, K. 2025/10571, T. 30.12.2025).
Kanunla sınırlama ve ölçülülük. Anayasa’nın 13. maddesi, “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” şeklinde düzenlemektedir. Anayasa’nın 128. maddesinin ikinci fıkrası da, “Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir.” şeklinde düzenlemektedir. Bir disiplin cezasının hiçbir süre sınırı olmadan kişinin kariyerini etkilemesi, amaç ile araç arasındaki makul dengeyi bozmaktadır.
Unutulma hakkı. Anayasa’da açıkça düzenlenmeyen unutulma hakkı, Anayasa Mahkemesi tarafından Anayasa’nın 5., 17. ve 20. maddeleri birlikte değerlendirilerek tanınmıştır. Anayasa Mahkemesi, Anayasa’nın 5. maddesindeki “insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak” ödevinin devlete pozitif bir yükümlülük yüklediğini kabul etmiştir (AYM [GK], N.B.B. Başvurusu, B. No. 2013/5653, T. 03.03.2016, § 47).
Yargı denetimi ve askeri istisna. Anayasa’nın 125. maddesinin birinci fıkrası, “İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır.” şeklinde düzenlemektedir. Anayasa’nın 129. maddesinin üçüncü fıkrası, “Disiplin kararları yargı denetimi dışında bırakılamaz.” şeklinde; dördüncü fıkrası ise, “Silahlı Kuvvetler mensupları ile hâkimler ve savcılar hakkındaki hükümler saklıdır.” şeklinde düzenlemektedir. Bu istisna, 6413 sayılı Kanun’un 43. maddesinin subay, astsubay, uzman erbaş ve sözleşmeli erbaş ve erlere verilen uyarma, kınama ve hizmete kısmi süreli devam cezalarını yargı denetimi dışında tutmasının anayasal dayanağıdır. Yargı denetimine kapalı bir cezanın etkisini sınırlayabilecek tek hukuki araç, cezanın belirli bir süre sonra silinmesidir. Bu nedenle silinme kurumu, askeri personel bakımından diğer kamu görevlilerine göre daha da büyük önem taşımaktadır.
Sonuç olarak Anayasa, disiplin cezası kaydının kanunla, belirli ve ölçülü biçimde tutulmasını ve ilgiliye bu kaydın silinmesini talep etme imkânı tanınmasını gerektirmektedir.
3. Kanuni Dayanak: 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu
Devlet memurları bakımından disiplin cezalarının silinmesi, kanunla açıkça düzenlenmiş, süreye ve başvuruya bağlı bir kurumdur. Bu düzenleme, diğer kamu görevlisi rejimleri için de temel karşılaştırma ölçütüdür.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “Disiplin cezalarının bir süre sonra özlük dosyasından silinmesi” başlıklı 133. maddesinin birinci fıkrası, “Disiplin cezaları memurun özlük dosyasına işlenir. Devlet memurluğundan çıkarma cezasından başka bir disiplin cezasına çarptırılmış olan memur uyarma ve kınama cezalarının uygulanmasından 5 sene, diğer cezaların uygulanmasından 10 sene sonra atamaya yetkili amire başvurarak, verilmiş olan cezalarının özlük dosyasından silinmesini isteyebilir.” şeklinde düzenlemektedir. Aynı maddenin ikinci fıkrası, “Memurun, yukarıda yazılan süreler içerisindeki davranışları, bu isteğini haklı kılacak nitelikte görülürse, isteğinin yerine getirilmesine karar verilerek bu karar özlük dosyasına işlenir.” şeklinde düzenlemektedir. Üçüncü fıkra ise kademe ilerlemesinin durdurulması cezasının silinmesinde disiplin kurulunun mütalaasının alınmasını şart koşmaktadır.
Silinme süresi yalnızca bir başvuru süresi değildir; aynı zamanda cezanın hukuki etkisinin de sınırıdır. 657 sayılı Kanun’un 125. maddesinin ikinci fıkrası, “Disiplin cezası verilmesine sebep olmuş bir fiil veya halin cezaların özlük dosyasından silinmesine ilişkin süre içinde tekerrüründe bir derece ağır ceza uygulanır.” şeklinde düzenlemektedir. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu da tekerrür hükmünün ancak “cezanın sicilden silinmesine ilişkin süre içinde” işlenen fiiller bakımından uygulanabileceğini esas almıştır (Danıştay İDDK, E. 2024/2766, K. 2025/1062, T. 15.05.2025). Bu düzenleme, kanun koyucunun cezanın etkisini zamanla sınırladığını açıkça göstermektedir.
Bu hükümler dört unsur içermektedir:
- Kapsam: Devlet memurluğundan çıkarma dışındaki bütün cezalar silinebilir.
- Süre: Uyarma ve kınama için 5 yıl, diğer cezalar için 10 yıl gerekir. Süre, cezanın verildiği tarihten değil, “uygulanmasından” itibaren işler.
- Başvuru: Silme işlemi resen yapılmaz; memurun atamaya yetkili amire başvurması gerekir.
- Takdir: İdare, memurun bu süre içindeki davranışlarının talebi “haklı kılacak nitelikte” olup olmadığını değerlendirir. Bu takdir yetkisi yargı denetimine tabidir.
Sonuç olarak 657 sayılı Kanun’a tabi memur, uyarma ve kınama cezaları için 5 yıl, diğer cezalar için 10 yıl geçtikten sonra başvuruyla silinme talep edebilir; bu süre aynı zamanda cezanın tekerrür bakımından hukuki etkisinin de sınırını oluşturmaktadır.
4. Kanuni Dayanak: 7068 Sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Kanunu
Kolluk personeli bakımından silinme kurumu, 657 sayılı Kanun’daki modelin kolluk disiplin rejimine taşınmış biçimidir. Bu nedenle Jandarma ve Sahil Güvenlik teşkilatındaki asker statülü personel de bugün silinme hakkına sahiptir.
7068 sayılı Kanun’un 2. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, Kanun’un “Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı teşkilatlarında görev yapan subay, astsubay, sözleşmeli subay, sözleşmeli astsubay, uzman jandarma, uzman erbaş, sözleşmeli erbaş ve sözleşmeli erler ile diğer sınıflardaki memurları” kapsadığını düzenlemektedir. Aynı maddenin ikinci fıkrası ise, “Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı emrine verilen yükümlü erbaş ve erler hakkında 31/1/2013 tarihli ve 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu hükümleri uygulanır.” şeklinde düzenlemektedir.
7068 sayılı Kanun’un 7. maddesinin beşinci fıkrası, “Devlet memurluğundan çıkarma ya da meslekten çıkarma cezalarından başka bir disiplin cezasına çarptırılmış olanlar, uyarma ve kınama cezalarının uygulanmasından başlayarak beş yıl, diğer cezaların uygulanmasından başlayarak on yıl geçtikten sonra, atamaya yetkili amire başvurarak verilmiş olan disiplin cezalarının özlük dosyasından silinmesini isteyebilir. İlgilinin bu süreler içerisindeki davranışları, bu isteğini haklı kılacak nitelikte görülürse söz konusu ceza özlük dosyasından silinir.” şeklinde düzenlemektedir. Kanun’un 34. maddesinin birinci fıkrası da, “Bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde 657 sayılı Kanunun disipline ilişkin hükümleri uygulanır.” şeklinde düzenlemektedir.
Geçmişte 6413 sayılı Kanun’a göre verilmiş cezaların durumu, 7068 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesi ile çözülmüştür. Bu maddenin birinci fıkrası, “Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/3/1979 tarihli ve 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre resen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezaları bu Kanun hükümleri uyarınca verilmiş addolunur.” şeklinde düzenlemektedir. Bu hüküm sayesinde, jandarma personeline askeri mevzuata göre verilmiş eski cezalar da 7. maddenin beşinci fıkrası uyarınca silinebilir hale gelmiştir. Danıştay İkinci Dairesi de bu geçiş hükmünü ve lehe hükmün disiplin hukukunda uygulanmasını esas almıştır (Danıştay 2. D., E. 2021/9224, K. 2024/1714, T. 14.03.2024).
Sonuç olarak Emniyet, Jandarma ve Sahil Güvenlik personeli, 7068 sayılı Kanun’un 7. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca uyarma ve kınama için 5 yıl, diğer cezalar için 10 yıl sonra silinme talep edebilir; bu hak, geçici 1. madde uyarınca geçmişte 6413 sayılı Kanun’a göre verilmiş cezaları da kapsamaktadır.
5. Kanuni Dayanak: 6413 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu
6413 sayılı Kanun, disiplin cezalarının silinmesine ilişkin hiçbir hüküm içermemektedir. Kanun’un 49 maddelik konsolide metninde silinme kurumu yer almamakta, bu nedenle Kanun’a tabi personelin silinme talebini dayandırabileceği açık bir kanun hükmü bulunmamaktadır.
6413 sayılı Kanun’un 2. maddesi, “Bu Kanun; askeri hâkimler hariç subaylar, astsubaylar, uzman erbaşlar, sözleşmeli erbaş ve erler, erbaş ve erler ile askeri öğrencileri kapsar.” şeklinde düzenlemektedir. Kanun’un 30. maddesinin birinci fıkrası, “Disiplin cezaları ve diğer idari yaptırımlara ilişkin bilgi ve belgeler, ilgililerin şahsi dosyalarına konularak muhafaza edilir ve kayıt altına alınır.” şeklinde düzenlemektedir. Aynı maddenin üçüncü fıkrası ise, “Disiplin cezaları ve diğer idari yaptırımlar, nitelik ve niceliklerine uygun olarak; personel hakkında yapılacak sicil, terfi, atama, ayırma, ilişik kesme, sözleşme feshi, özellikli görevlere seçim ve benzeri idari işlemlerde göz önünde bulundurulur.” şeklinde düzenlemektedir. Kanun, kaydın ne kadar süre tutulacağını belirlememektedir.
Buna karşılık 6413 sayılı Kanun, cezaların bazı sonuçlarını belirli sürelerle sınırlamaktadır:
- Madde 14/1: Disiplinsizliğin işlendiği tarihten geriye doğru iki yıl içinde aynı disiplinsizlikten disiplin cezası alınmış olması veya bir yıl içinde aynı derece cezayı gerektiren başka disiplinsizliklerden iki defa ceza alınmış olması hâlinde, Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası hariç, bir derece ağır ceza verilir.
- Madde 21/1: En son alınan cezanın kesinleştiği tarihten geriye doğru bir yıl içinde on sekiz ceza puanı veya toplam on iki ceza; beş yıl içinde otuz beş ceza puanı veya toplam yirmi beş ceza, disiplinsizliği alışkanlık hâline getirme sayılır ve ayırma cezasına esas alınır.
- Madde 39/1: Disiplin amirleri, disiplinsizliği öğrenmelerinden itibaren bir ay ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren iki yıl geçtikten sonra disiplin cezası veremez.
Bu hükümler önemli bir tutarsızlığa işaret etmektedir. Kanun koyucu, cezanın ağırlaştırma ve ayırma bakımından etkisini bir, iki ve beş yılla sınırlamıştır. Buna karşın aynı cezanın 30. madde uyarınca terfi, atama ve görev seçimlerinde kullanılması süresiz bırakılmıştır. Ayrıca 7068 sayılı Kanun’un 34. maddesindeki gibi 657 sayılı Kanun’a genel bir atıf hükmü 6413 sayılı Kanun’da bulunmamaktadır; Kanun’un 48. maddesi yalnızca 477 sayılı Kanun’a yapılan atıfları düzenlemektedir.
Sonuç olarak 6413 sayılı Kanun’a tabi personelin cezası süresiz olarak dosyada kalmakta ve bu personel, silinme talebini dayandırabileceği açık bir kanun hükmünden yoksun bulunmaktadır.
6. İçtihat: Anayasa Mahkemesi Kararları
Anayasa Mahkemesi kararları, disiplin hukukunda kanunilik ve belirlilik ilkesinin ve unutulma hakkının anayasal temelini oluşturmaktadır. Bu kararlar, silinme kurumunun kanunla ve öngörülebilir biçimde düzenlenmesi gerektiğini göstermektedir.
N.B.B. Başvurusu. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, unutulma hakkının Anayasa’da açıkça düzenlenmediğini, ancak Anayasa’nın 5. maddesinin devlete yüklediği pozitif yükümlülük, 17. maddesindeki şeref ve itibarın korunması hakkı ve 20. maddesindeki kişisel verilerin korunması hakkı birlikte değerlendirildiğinde bu hakkın anayasal güvence altında olduğunu kabul etmiştir (AYM [GK], N.B.B. Başvurusu, B. No. 2013/5653, T. 03.03.2016, § 47). Kamu Denetçiliği Kurumu, bu kararı disiplin cezalarına uygulamış ve disiplin cezalarının da unutulma hakkı kapsamında kişisel veri sayılması gerektiğini belirtmiştir (KDK, B. No. 2022/9421, T. 28.11.2022, § 19).
Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü kararı. Anayasa Mahkemesi, 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu’nun disiplin suçlarının tüzükle düzenlenmesine imkân veren 83. maddesinin birinci cümlesini iptal etmiştir. Mahkeme, bu kuralın bireylerin hangi somut fiile hangi yaptırımın bağlandığını belirli bir açıklık ve kesinlikte öngörmelerine imkân tanımadığını, bu nedenle Anayasa’nın 38. maddesindeki suçta kanunilik ilkesine ve 128. maddesinin ikinci fıkrasındaki kanuni düzenleme ilkesine aykırı olduğunu kabul etmiştir (AYM, E. 2015/85, K. 2016/3, T. 13.01.2016; Erzurum BİM 1. İDD, E. 2017/4975, K. 2018/307, T. 22.03.2018 kararındaki aktarımdan). Bu kararın ardından kolluk disiplin rejimi 7068 sayılı Kanun ile kanun düzeyinde yeniden kurulmuş ve silinme hükmü de kanun metnine alınmıştır.
Yükseköğretim Kanunu kararı. Anayasa Mahkemesi, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun öğrenci disiplin suç ve cezalarını düzenleyen 54. maddesinin (a) bendini iptal etmiştir. Mahkeme, disiplin suç ve cezaları arasında yeterli bağlantının kurulmadığı bir alanda idareye yönetmelikle düzenleme yetkisi verilmesini belirlilik ve yasama yetkisinin devredilmezliği ilkeleriyle bağdaşmaz bulmuştur (AYM [GK], E. 2022/54, K. 2022/99, T. 08.09.2022).
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi içtihadı, disiplin cezalarına ilişkin temel kuralların ve bu cezaların kişisel veri olarak tutulma sınırlarının kanunla, belirli ve öngörülebilir biçimde düzenlenmesini zorunlu kılmaktadır.
7. İçtihat: Yargıtay ve Danıştay Kararları
Danıştay içtihadı, silinme düzenlemesinin bulunmamasını hukuki güvenlik, belirlilik ve ölçülülük ilkelerine aykırı kabul eden bir çizgiye ulaşmıştır. Silinme uyuşmazlıkları idari yargının görev alanında olduğundan, bu konuda Yargıtay kararı bulunmamaktadır. Lexpera veri tabanında yapılan aramalarda da konuya ilişkin bir Yargıtay kararına rastlanmamıştır.
Danıştay Sekizinci Dairesi’nin emsal kararı. Davacı, bir vakıf üniversitesinin hukuk fakültesinde öğrenciyken kopya çektiği gerekçesiyle 28.06.2019 tarihinde uyarma cezası almıştır. Cezanın silinmesi talebi üniversite tarafından reddedilmiş, Kamu Denetçiliği Kurumu öğrenci lehine tavsiye kararı vermiş, Yükseköğretim Kurulu ise yönetmelik değişikliği talebine cevap vermemiştir. Danıştay Sekizinci Dairesi, öğrenci disiplin cezalarının “ne şekilde, nerede ve ne kadar süre tutulacağı” konusunda mevzuatta açıklık bulunmadığını ve öğrencilerin bu nedenle “korunmasız bırakıldıklarını” tespit etmiştir. Daire, anlık hatalar nedeniyle alınan cezaların neredeyse bir ömür boyu dosyada saklanmasının “anlaşılabilir ve kabul edilebilir bir yanı bulunmadığını” ve düzenleme eksikliğinin hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerine aykırı olduğunu belirtmiştir. Daire ayrıca 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu uyarınca adli sicil kayıtlarının dahi belli bir süre sonra silindiğini hatırlatmış ve hukuki boşluğun kişinin aleyhine işletilemeyeceğini kabul etmiştir. Daire, kanun ve yönetmeliklerde bu konuyu düzenleyen hükümlerin bulunmamasını Anayasa’nın 2. ve 13. maddelerine ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne Ek 1 No.lu Protokol’ün 2. maddesine aykırı bularak ret işlemlerini iptal etmiştir (Danıştay 8. D., E. 2022/2815, K. 2025/10571, T. 30.12.2025).
Karar oyçokluğuyla verilmiştir. Karşı oyda, Anayasa Mahkemesi’nin 2547 sayılı Kanun’un 54. maddesini iptal etmesinden sonra kanun koyucunun konuyu 7437 sayılı Kanun ile yeniden düzenlediği belirtilmiş ve silinme işlemlerinin “ancak Yasama Organı tarafından” düzenlenebileceği görüşü savunulmuştur. Karşı oy, boşluğun varlığını inkâr etmemekte, yalnızca çözümün yasama organına ait olduğunu ileri sürmektedir. Kararın Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nda temyiz incelemesi açıktır; kesinleşip kesinleşmediği bilgisine ulaşılamamıştır.
Bu karar öğrenciler hakkında verilmiştir. Ancak gerekçesi statüye bağlı değildir. Daire, silinme düzenlemesi bulunmamasını doğrudan Anayasa’nın 2. ve 13. maddelerine aykırı bulmuştur. Bu gerekçe, 6413 sayılı Kanun’a tabi askeri personel için de aynı güçle geçerlidir. Hatta askeri personel bakımından durum daha ağırdır. Öğrencinin cezası mezuniyetle etkisini büyük ölçüde yitirirken, askerin cezası 6413 sayılı Kanun’un 30. maddesi uyarınca her terfi ve atamada yeniden karşısına çıkmaktadır.
Silinme süresinin hukuki etkisi. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 657 sayılı Kanun’un 125. maddesinin ikinci fıkrasındaki tekerrür kuralını uygularken, tekerrürün ancak önceki cezanın “sicilden silinmesine ilişkin süre içinde” aynı fiilin işlenmesi hâlinde söz konusu olacağını esas almıştır. Kurul, bu kapsamda Danıştay Onikinci Dairesi’nin bozma kararı doğrultusunda ısrar kararını bozmuştur (Danıştay İDDK, E. 2024/2766, K. 2025/1062, T. 15.05.2025; Danıştay 12. D., E. 2022/1154, K. 2024/883, T. 27.02.2024). Bu içtihat, silinme süresinin cezanın etkisini zaman bakımından sınırlayan bir güvence olduğunu göstermektedir.
7068 sayılı Kanun’a geçişte lehe hüküm. Danıştay İkinci Dairesi, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün 14. maddesinde yer alan ve “cezaların özlük dosyasından silinmesine ilişkin süre içinde” tekrarlanan fiillere bir derece ağır ceza öngören düzenlemenin 7068 sayılı Kanun’a alınmadığını tespit etmiştir. Daire, ceza hukuku kökenli “lehe olan hükmün uygulanması” ilkesinin disiplin cezaları bakımından da geçerli olduğunu kabul ederek ilk derece kararını bozmuştur (Danıştay 2. D., E. 2021/9224, K. 2024/1714, T. 14.03.2024). Aynı Daire, 7068 sayılı Kanun ile disiplin suçu olmaktan çıkarılan bir fiil nedeniyle verilen cezayı da hukuka aykırı bulmuş ve bu yönde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun E. 2018/1314, K. 2019/2098; E. 2019/2706, K. 2020/765 ve E. 2020/3248, K. 2021/145 sayılı kararlarına atıf yapmıştır (Danıştay 2. D., E. 2021/8656, K. 2023/4777, T. 18.10.2023).
Silinme talebinin geciktirilmesi. Bir uzman jandarma çavuş, 7068 sayılı Kanun’un 7. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca yaptığı silinme başvurusunun iki yıl boyunca sonuçlandırılmaması nedeniyle tazminat davası açmıştır. İlk derece mahkemesi, idarenin yönetmelik çalışmalarını tamamlamamış olmasının ağır hizmet kusuru oluşturmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiş; Danıştay İkinci Dairesi ise temyiz isteminin süresinde yapılmaması nedeniyle verilen ret kararını onamıştır (Danıştay 2. D., E. 2022/765, K. 2022/998, T. 03.03.2022). Bu karar, silinme talebine karşı tazminat yolunun değil, ret veya zımni ret işlemine karşı iptal davasının daha etkili olduğunu göstermektedir.
6413 sayılı Kanun’daki boşlukların 657 sayılı Kanun’a kıyasla doldurulması. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 6413 sayılı Kanun’un 40. maddesinin ikinci fıkrasındaki savunma süresine ilişkin bölge idare mahkemeleri arasındaki aykırılığı gidermiş ve hükmün yürürlükte olduğuna karar vermiştir. Karşı oy ise 6413 sayılı Kanun’da bir boşluk oluştuğunu ve bu boşluğun 657 sayılı Kanun’un 130. maddesine kıyasen doldurulması gerektiğini savunmuştur (Danıştay İDDK, E. 2023/44, K. 2024/11, T. 04.04.2024). Bu karar silinmeye ilişkin değildir. Ancak 6413 sayılı Kanun’daki boşlukların 657 sayılı Kanun’a kıyasla doldurulması düşüncesinin Danıştay içinde savunulduğunu göstermektedir.
Sonuç olarak Danıştay içtihadı, silinme düzenlemesinin yokluğunu hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerine aykırı kabul etmekte ve silinme süresini cezanın hukuki etkisinin sınırı olarak görmektedir; bu içtihat, 6413 sayılı Kanun’a tabi personelin silinme talebi için en güçlü dayanaktır.
8. İçtihat: Bölge İdare Mahkemesi ve İdare Mahkemesi Kararları
Bölge idare mahkemesi ve idare mahkemesi kararları, silinme talebinin esasa girilerek değerlendirilmesi gerektiğini, ancak talebin doğru hukuki dayanakla ve süresinde yapılmasının şart olduğunu göstermektedir.
Talebin esastan incelenmesi zorunluluğu. Bir jandarma yüzbaşı, 6413 sayılı Kanun döneminde aldığı kınama cezasının silinmesini istemiş; Jandarma Genel Komutanlığı bu talebi “cezanın kaldırılmasına ilişkin bir adli veya idari karar bulunmadığı” gerekçesiyle reddetmiştir. Mardin 2. İdare Mahkemesi, idarenin 7068 sayılı Kanun’un 7. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca bir değerlendirme yapmadan talebi reddetmesini eksik inceleme olarak nitelendirmiş ve bu kısmı iptal etmiştir (Mardin 2. İdare Mahkemesi, E. 2018/1555, K. 2019/1418, T. 13.09.2019). Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi ise davacının asıl talebinin silinme değil, cezanın yok hükmünde sayılması olduğunu belirterek taleple bağlılık ilkesi gereğince bu hükmü kaldırmıştır. Aynı kararda idare, talep tarihinde beş yıllık sürenin henüz dolmadığını da ileri sürmüştür (Gaziantep BİM 5. İDD, E. 2020/295, K. 2020/808, T. 08.06.2020). Bu kararlar, silinme başvurusunun 7068 sayılı Kanun’un 7. maddesinin beşinci fıkrasına açıkça dayandırılması ve süre dolduktan sonra yapılması gerektiğini göstermektedir.
Dayanak kanunun iptali silinme sebebi değildir. Bir polis memuru, Anayasa Mahkemesi’nin 3201 sayılı Kanun’un 83. maddesinin birinci cümlesini iptal etmesi üzerine, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’ne göre verilmiş cezalarının silinmesini istemiştir. Van 1. İdare Mahkemesi, Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının geriye yürümediğini ve 682 sayılı KHK’nin geçici maddeleriyle eski cezaların muhafaza edildiğini belirterek davayı reddetmiş; Erzurum Bölge İdare Mahkemesi bu kararı onamıştır (Van 1. İdare Mahkemesi, E. 2016/1101, K. 2017/383, T. 21.02.2017; Erzurum BİM 1. İDD, E. 2017/4975, K. 2018/307, T. 22.03.2018). Bu karar, silinme talebinin cezanın hukuka aykırılığına değil, kanunda öngörülen süre ve davranış ölçütüne dayandırılması gerektiğini göstermektedir.
Sonuç olarak ilk derece ve istinaf kararları, idarenin silinme talebini esasa girmeden reddedemeyeceğini, ancak talebin kanuni süre dolduktan sonra ve doğru hukuki dayanakla yapılması gerektiğini ortaya koymaktadır.
9. Kamu Denetçiliği Kurumu Kararları
Kamu Denetçiliği Kurumu kararları, uygulamadaki idari tutumu ve takdir yetkisinin nasıl kullanıldığını göstermesi bakımından önemlidir. Kurum, 6413 sayılı Kanun’daki boşluğu açıkça belirlilik ilkesine aykırı bulmuştur.
Milli Savunma Bakanlığı uygulaması. Askeri Fabrikalar Genel Müdürlüğünde görevli bir astsubay kıdemli başçavuş, 2009 yılında aldığı cezanın kayıtlardan silinmesini istemiştir. İdare, 477, 1632 ve 6413 sayılı Kanunların hiçbirinde cezaların silinmesine ilişkin bir düzenleme bulunmadığını savunmuştur. Kurum başvuruyu reddetmiştir; ancak aynı kararda 6413 sayılı Kanun’da “cezaların makul bir süre sonunda silinmesi ile ilgili düzenlemenin bulunmadığı, dolayısıyla hukuki belirlilik ilkesiyle bağdaşmadığı” tespitini yapmıştır. Ret kararının asıl sebebi, başvuranın 2011 ve 2024 yıllarında yeni disiplin cezaları almış olmasıdır (KDK, B. No. 2025/8944, T. 05.11.2025, § 2.4–2.5, 13–15).
Jandarma Genel Komutanlığı uygulaması. Bir jandarma astsubayı, 2008 yılında 1632 sayılı Kanun’a göre aldığı oda hapsi cezasının silinmesini istemiştir. İdare, takdir yetkisinin kullanımı için İçişleri Bakanı Oluru ile inceleme esasları belirlendiğini açıklamıştır. Bu esaslara göre cezanın uygulandığı tarihten itibaren uyarma ve kınama cezaları (1632 ve 477 sayılı Kanunlardaki tevbih ve şiddetli tevbih ile 6413 sayılı Kanun’daki uyarma ve kınama dahil) için 5 yıl, diğer cezalar (oda hapsi, göz hapsi, aylıktan kesme, hizmete kısmi süreli devam ve hizmet yerini terk etmeme dahil) için 10 yıl boyunca hiçbir disiplin cezası almamış olmak aranmaktadır. Başvuran, oda hapsi cezasından yaklaşık dört yıl sonra uyarma cezası aldığı için bu şartı sağlayamamış; Kurum da idarenin takdir yetkisini hukuka uygun kullandığına karar vermiştir (KDK, B. No. 2023/20736, T. 06.06.2024, § 2.4–2.7, 15–17).
Unutulma hakkı ve tavsiye kararı. Kurum, bir üniversite öğrencisinin başvurusu üzerine, öğrenci disiplin cezalarına ilişkin sicillerin tutulması ve belli koşullar çerçevesinde silinebilmesi için açık ve net düzenleme yapılmasını Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına tavsiye etmiştir. Kurum bu kararda ölçülülük ilkesine ve Anayasa Mahkemesi’nin unutulma hakkına ilişkin kararına dayanmıştır (KDK, B. No. 2022/9421, T. 28.11.2022, § 18–19).
Sonuç olarak Kamu Denetçiliği Kurumu, 6413 sayılı Kanun’daki boşluğu belirlilik ilkesine aykırı bulmakta, silinme taleplerinde ise belirleyici ölçüt olarak “süre içinde yeni ceza almamış olmak” şartını aramaktadır.
10. Tüzük, Yönetmelik ve Yönerge Düzeyinde Durum
Silinme konusu, askeri personel bakımından alt düzey düzenlemelerle de çözülmemiştir. Kolluk alanında ise uygulama, kanunun verdiği takdir yetkisinin idari bir onayla somutlaştırılması yoluyla yürütülmektedir.
- Tüzük: Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün “Yinelenme” başlıklı 14. maddesi, cezanın ağırlaştırılması için “cezaların özlük dosyasından silinmesine ilişkin süre”yi ölçüt olarak almaktaydı. 7068 sayılı Kanun bu kurala yer vermemiş; Danıştay bu durumu lehe hüküm olarak değerlendirmiştir (Danıştay 2. D., E. 2021/9224, K. 2024/1714, T. 14.03.2024). Askeri personel için silinmeyi düzenleyen bir tüzük bulunmamaktadır.
- Yönetmelik: 6413 sayılı Kanun’un 49. maddesi, “Disiplin soruşturması ve tahkikat usul ve esasları, disiplin cezalarının verilmesi ve yerine getirilmesine ilişkin usul ve esaslar ile bu Kanunun uygulanmasına yönelik diğer hususlar Milli Savunma Bakanlığınca çıkarılan yönetmelikler ile düzenlenir.” şeklinde düzenlemektedir. Yapılan araştırmada, bu yetkiye dayanılarak çıkarılmış ve silinmeyi düzenleyen bir yönetmelik hükmü tespit edilememiştir. Kaldı ki kişisel veri işlemenin sınırları, Anayasa’nın 13. ve 20. maddeleri ile Anayasa Mahkemesi’nin E. 2022/54, K. 2022/99 sayılı kararındaki yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesi gereğince kanunla belirlenmelidir.
- Bakan Oluru: Jandarma Genel Komutanlığı, 7068 sayılı Kanun’un 7. maddesinin beşinci fıkrasındaki takdir yetkisinin kullanımı için İçişleri Bakanı Oluru ile inceleme esasları belirlemiştir. Bu esaslar, ilgili süre içinde hiçbir disiplin cezası almamış olmayı aramaktadır (KDK, B. No. 2023/20736, T. 06.06.2024, § 2.4–2.7).
- Yönerge: JGY 52-13 (A) Jandarma Genel Komutanlığı Yurt Dışı Geçici Görevler Yönergesi, yurt dışı görevlere seçimde ceza puanlarını 6413 sayılı Kanun’un (2) sayılı Disiplin Ceza Puanlarını Gösteren Çizelgesi esas alınarak hesaplamaktadır (KDK, B. No. 2023/20736, T. 06.06.2024, § 16). Silinmemiş her ceza, yurt dışı görev seçiminde puan kaybına yol açmaktadır.
Sonuç olarak alt düzey düzenlemeler askeri personel için silinme yolu açmamakta, kolluk personeli için ise kanundaki genel ölçütü bir idari onayla somutlaştırmaktadır.
11. Değerlendirme ve Uygulamaya Yönelik Öneriler
6413 sayılı Kanun’a tabi personelin silinme talebi, kanunda açık hüküm bulunmasa da hukuken savunulabilir bir taleptir. Bu talep, anayasal ilkelere, kişisel verilerin korunması mevzuatına ve Danıştay içtihadına dayandırılabilir.
Kıyas ve makul süre ölçütü. 6413 sayılı Kanun’da 657 sayılı Kanun’a genel atıf hükmü bulunmadığından, 657 sayılı Kanun’un 133. maddesi askeri personele doğrudan uygulanamaz. Ancak 657 sayılı Kanun’un 133. maddesi ile 7068 sayılı Kanun’un 7. maddesinin beşinci fıkrası, kanun koyucunun kamu görevlileri için benimsediği “makul süre” ölçütünü açıkça ortaya koymaktadır. İdare, silinme talebini değerlendirirken bu 5 ve 10 yıllık süreleri yol gösterici olarak dikkate almalıdır.
Kişisel verilerin korunması. 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun 7. maddesinin birinci fıkrası, “Bu Kanun ve ilgili diğer kanun hükümlerine uygun olarak işlenmiş olmasına rağmen, işlenmesini gerektiren sebeplerin ortadan kalkması hâlinde kişisel veriler resen veya ilgili kişinin talebi üzerine veri sorumlusu tarafından silinir, yok edilir veya anonim hâle getirilir.” şeklinde düzenlemektedir. Aynı maddenin ikinci fıkrası, diğer kanunlardaki silme hükümlerini saklı tutmaktadır. 6413 sayılı Kanun’da özel bir silme hükmü bulunmadığından, genel hüküm olan 6698 sayılı Kanun’un 7. maddesine dayanılabilir. İdare buna karşı Kanun’un 28. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendindeki istisnayı ileri sürebilir. Ancak bu istisna, millî savunma ve güvenlik amacıyla kanunla görevlendirilmiş kurumların yürüttüğü “önleyici, koruyucu ve istihbari faaliyetler” ile sınırlıdır. Sıradan bir disiplin cezasının özlük dosyasında tutulmasının bu kapsamda olduğu kolayca kabul edilemez.
Başvuru ve dava yolu. Uygulamada izlenebilecek yol şudur:
- Uyarma ve kınama için 5 yıl, diğer cezalar için 10 yıl geçmesi beklenir. Bu süre içinde yeni ceza alınmamış olması, talebin kabul şansını belirgin biçimde artırır (KDK, B. No. 2023/20736 ve B. No. 2025/8944).
- Personelin bağlı olduğu kuvvet komutanlığına veya Milli Savunma Bakanlığına yazılı başvuru yapılır. Başvuruda Anayasa’nın 2., 13. ve 20/3. maddelerine, 6698 sayılı Kanun’un 7. maddesine ve Danıştay 8. D., E. 2022/2815, K. 2025/10571 sayılı karara dayanılır.
- Başvurunun reddi veya 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 10. maddesi uyarınca altmış gün içinde cevap verilmemesi hâlinde iptal davası açılır. Silinme talebinin reddi, cezanın kendisinden bağımsız yeni bir idari işlemdir. Bu nedenle 6413 sayılı Kanun’un 43. maddesindeki yargı yolu sınırlamasının bu işleme uygulanmaması gerektiği savunulabilir. Bu husus, askeri personel bakımından henüz Danıştay tarafından doğrudan karara bağlanmamıştır.
- Alternatif olarak Kamu Denetçiliği Kurumu’na başvurulabilir. Kurum kararlarında belirtildiği üzere bu başvuru, idari işleme karşı dava açma süresini durdurur ve süre Kurum kararının tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye devam eder (KDK, B. No. 2025/8944, § 17).
Kanun değişikliği önerisi. Kalıcı çözüm, 6413 sayılı Kanun’a 7068 sayılı Kanun’un 7. maddesinin beşinci fıkrasına paralel bir hüküm eklenmesidir. Bu hüküm; uyarma, kınama ve hizmete kısmi süreli devam cezaları için 5 yıl, diğer cezalar için 10 yıl süre öngörmeli, Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezasını kapsam dışında tutmalı ve “haklı kılacak davranış” ölçütünü süre içinde yeni ceza almamak gibi nesnel şartlara bağlamalıdır.
Sonuç olarak 6413 sayılı Kanun’a tabi personel, kanuni boşluğa rağmen anayasal ilkelere, 6698 sayılı Kanun’a ve Danıştay içtihadına dayanarak silinme talebinde bulunabilir; kalıcı çözüm ise kanun koyucunun 7068 sayılı Kanun’daki modeli 6413 sayılı Kanun’a taşımasıdır.
12. Sonuç
Disiplin cezalarının silinmesi, 657 ve 7068 sayılı Kanunlara tabi personel için 5 ve 10 yıllık sürelere bağlı kanuni bir haktır; 6413 sayılı Kanun’a tabi askeri personel için ise kanuni dayanağı bulunmayan bir taleptir. Bu eşitsizlik, aynı kamu hizmeti ilişkisi içinde statüye göre farklı bir “unutulma” rejimi yaratmaktadır.
Anayasa’nın 2., 13. ve 20. maddeleri, kişisel veri niteliğindeki disiplin kaydının süresiz tutulmasına izin vermemektedir. Danıştay Sekizinci Dairesi’nin E. 2022/2815, K. 2025/10571 sayılı kararı ile Kamu Denetçiliği Kurumu’nun B. No. 2025/8944 sayılı kararı, silinme düzenlemesinin bulunmamasını hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerine aykırı bulmuştur. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu da silinme süresini cezanın hukuki etkisinin sınırı olarak kabul etmektedir.
Sonuç olarak askeri personel, 657 ve 7068 sayılı Kanunlardaki 5 ve 10 yıllık süreleri ölçüt alarak silinme başvurusu yapabilir ve reddi hâlinde iptal davası açabilir; ancak bu alandaki belirsizliği kalıcı olarak giderecek olan, 6413 sayılı Kanun’a açık bir silinme hükmü eklenmesidir.
13. Kaynakça
Mevzuat
- 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, md. 2, 5, 13, 17, 20, 125, 128, 129.
- 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, md. 125, 133.
- 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu, md. 2, 14, 21, 30, 39, 43, 48, 49.
- 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun, md. 2, 7, 34, geçici md. 1.
- 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, md. 7, 28.
- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, md. 10.
Anayasa Mahkemesi Kararları
- AYM [GK], E. 2022/54, K. 2022/99, T. 08.09.2022.
- AYM [GK], N.B.B. Başvurusu, B. No. 2013/5653, T. 03.03.2016.
- AYM, E. 2015/85, K. 2016/3, T. 13.01.2016.
Danıştay Kararları
- Danıştay 8. D., E. 2022/2815, K. 2025/10571, T. 30.12.2025.
- Danıştay İDDK, E. 2024/2766, K. 2025/1062, T. 15.05.2025.
- Danıştay İDDK, E. 2023/44, K. 2024/11, T. 04.04.2024.
- Danıştay 2. D., E. 2021/9224, K. 2024/1714, T. 14.03.2024.
- Danıştay 12. D., E. 2022/1154, K. 2024/883, T. 27.02.2024 (Danıştay İDDK, E. 2024/2766 kararındaki aktarımdan).
- Danıştay 2. D., E. 2021/8656, K. 2023/4777, T. 18.10.2023.
- Danıştay 2. D., E. 2022/765, K. 2022/998, T. 03.03.2022.
Bölge İdare Mahkemesi ve İdare Mahkemesi Kararları
- Gaziantep BİM 5. İDD, E. 2020/295, K. 2020/808, T. 08.06.2020.
- Mardin 2. İdare Mahkemesi, E. 2018/1555, K. 2019/1418, T. 13.09.2019 (Gaziantep BİM kararındaki aktarımdan).
- Erzurum BİM 1. İDD, E. 2017/4975, K. 2018/307, T. 22.03.2018.
- Van 1. İdare Mahkemesi, E. 2016/1101, K. 2017/383, T. 21.02.2017 (Erzurum BİM kararındaki aktarımdan).
Kamu Denetçiliği Kurumu Kararları
- KDK, B. No. 2025/8944, T. 05.11.2025.
- KDK, B. No. 2023/20736, T. 06.06.2024.
- KDK, B. No. 2022/9421, T. 28.11.2022.
Kararların tamamı Lexpera veri tabanından ve Danıştay resmî kaynaklarından okunarak doğrulanmıştır. “Aktarımdan” ibaresiyle gösterilen kararların künyeleri, ilgili üst mahkeme kararının metninden alınmıştır.
