İdare Mahkemesi, Özel Hayata İlişkin Fiillerden Dolayı Disiplin Cezası Verilemeyeceğine Karar Verdi
ÖZET: İdare Mahkemesi; “Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak” disiplinsizliği sebebiyle devlet memurluğundan çıkarma işlemine tabi tutulan davacının, özel hayatına ilişkin olan fiillerin disiplin suçu olarak değerlendirilerek cezalandırılmasını, Anayasa’nın 20. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8. maddesi uyarınca ‘özel hayata saygı hakkının’ ihlali sonucunu doğuracağından dava konusu işlemin iptaline karar verdi.
T.C.
…
İDARE MAHKEMESİ
ESAS NO : …
KARAR NO : …
DAVACI :
VEKİLİ : AV. YALÇIN TORUN
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVANIN ÖZETİ : Davacı tarafından, ……….. Komutanlığı emrinde … uzman çavuş olarak görev yapmakta iken, 657 Sayılı Kanun’un 125/E(g) maddesindeki “Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak” fiilini işlediğinden bahisle “Devlet Memurluğundan çıkarma” cezası ile cezalandırılmasına dair … Yüksek Disiplin Kurulu’nun … tarih ve … Dosya, … Karar No’lu kararının; telefon görüşmesinin özel hayatın gizliliği hakkı kapsamında idarece herhangi bir idari işleme sebep teşkil edemeyeceği, özel hayatına müdahale edildiği, özel hayatına ilişkin telefon görüşmesinin, yerine getirdiği kamu görevine engel bir durum olmadığı iddialarıyla hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek iptali istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ : Davacının … ………. Komutanlığı emrinde görev yapmaktayken, … Tarihinde … olduğu, … bilinen … isimli erkek şahsın … adlı sosyal medya platformu üzerinden canlı yayın açtığı, davacının da görevde olduğu gece saat … sıralarında telefon ile arayarak söz konusu kişi ile canlı yayın esnasında konuştuğu, anılan görüşmede kendisini … olarak tanıttığı görev yaptığı yer, görevi, kurumu ve kendisi hakkında bilgiler verdiği, konuşma sırasında erkeklere cinsel yönden ilgisinin olduğu, erkek erkeğe ilişki denemek istediğini söylediği, iddiaları hakkında disiplin soruşturması başlatıldığı, yapılan soruşturma sonucu davacının eyleminin sübut bulduğunun anlaşıldığı, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren … İdare Mahkemesi’nce duruşma için önceden belirlenerek taraflara bildirilen … tarihli duruşmaya davacı … ve vekili … ‘ın geldiği, davalı idareyi temsilen gelen olmadığı görülerek açılan duruşmada, gelen tarafa usulüne uygun söz hakkı verilip açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilip dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü:
Dava, davacı tarafından, ………. Komutanlığı emrinde …de uzman çavuş olarak görev yapmakta iken, 657 Sayılı Kanun’un 125/E(g) maddesindeki “Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak” fiilini işlediğinden bahisle “Devlet Memurluğundan çıkarma” cezası ile cezalandırılmasına dair … Yüksek Disiplin Kurulu’nun … tarih ve … Dosya, … Karar No’lu kararının iptali istemiyle açılmıştır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/E-(g) maddesinde; “Memurluk sıfatıyla bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak.” fiili devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmıştır.
Anayasa’nın “Özel Hayatın Gizliliği” başlıklı 20. maddesinin birinci fıkrasında; “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz” hükmüne yer verilmiştir.
Öte yandan, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Özel ve Aile Hayatına Saygı Hakkı” başlıklı 8. maddesinde; “(1) Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir. (2) Bu hakların kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi; ancak, müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir” düzenlemesine yer verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacının …… Komutanlığı emrinde görev yapmaktayken, … Tarihinde … olduğu, … isimli erkek şahsın … adlı sosyal medya platformu üzerinden canlı yayın açtığı, davacının da görevde olduğu gece saat … sıralarında telefon ile arayarak söz konusu kişi ile canlı yayın esnasında konuştuğu, anılan görüşmede kendisini … olarak tanıttığı görev yaptığı yer, görevi, kurumu ve kendisi hakkında bilgiler verdiği, konuşma sırasında erkeklere cinsel yönden ilgisinin olduğu, erkek erkeğe ilişki denemek istediğini söylediği, iddiaları hakkında disiplin soruşturması başlatıldığı, yapılan disiplin soruşturması sonucu düzenlenen … tarihli disiplin soruşturma raporunda özetle; davacının telefon ile aradığı … isimli erkek şahıs ile erkek erkeğe cinsel birliktelik yaşamak konusunda konuştuğu ve anlaştığı, ………. personeli olduğu yönünde bilgiler verdiği, karşısındaki şahsın bu konuyu “…” şeklinde dalga geçtiği, mevcut yaşanan bu durumun ………. personeli ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici bir hareket olduğu değerlendirilerek davacının 657 sayılı Kanun’un 125/E-(g) maddesi uyarınca devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılması teklifinin getirildiği, getirilin teklif doğrultusunda … Yüksek Disiplin Kurulu’nun … tarih ve … Dosya, … Karar No’lu kararı ile davacının devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılması üzerine anılan işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Disiplin yaptırımları, kamu düzenini korumak, kamu idarelerinin verimli, süratli ve etkin bir biçimde çalışmasını sağlamak ve kamu görevlilerinin onur ve saygınlığını korumak amacıyla tesis edilmektedir.
Özel hayat ise; bireylerin kendi bireyselliklerini geliştirebilecekleri ve diğer kişilerle en mahrem ilişkilere girebilecekleri bir alandır. Bu mahremiyet alanı, Devletin müdahale edemeyeceği veya meşru amaçlarla asgari düzeyde müdahale edebileceği özel bir alanı kapsamaktadır.
Anayasa Mahkemesi’nin 03/04/2014 tarihli ve 2013/1614 başvuru numaralı kararında özetle; “Özel hayat, geniş bir kavram olup kapsayıcı bir tanımının yapılması oldukça zordur. Bu kapsamda korunan hukuki değer esasen kişisel bağımsızlık olup, bu koruma herkesin istenmeyen bütün müdahalelerden uzak, kendine özel bir ortamda yaşama hakkına sahip olduğuna işaret etmekle birlikte, özel hayat kavramının herkesin kişisel yaşamını istediği şekilde sürdürme ve dış dünyayı bu alandan uzak tutma kavramına indirgenemeyeceği açıktır.
Özel hayat, öncelikle bireylerin kendi bireyselliklerini geliştirebilecekleri ve diğer kişilerle en mahrem ilişkilere girebilecekleri kavramsal ve fiziksel bir alana işaret etmektedir. Bu mahremiyet alanı, Devletin müdahale edemeyeceği veya meşru amaçlarla asgari düzeyde müdahale edebileceği özel bir alanı kapsamaktadır.
Bireyin mahremiyet hakkının mekânı, kural olarak özel alandır. Ancak özel yaşamın korunması hakkı bazı durumlarda kamusal alana da genişleyebilir. Zira meşru beklenti kavramı, bireylerin mahremiyetlerinin kamusal alanda da bazı koşullar altında korunmasını mümkün kılmaktadır.
Anayasa’nın 20. maddesinde, herkesin özel hayatına saygı gösterilmesi hakkına sahip olduğu ve özel hayatın gizliliğine dokunulamayacağı belirtilmekte olup, bu düzenlemede yer verilen özel hayatın gizliliği hakkı, Sözleşme’nin 8. maddesi çerçevesinde özel yaşama saygı hakkı kapsamında güvence altına alınan hakka karşılık gelmektedir. Bireyin mahremiyet alanının ve bu alanda cereyan eden eylem ve davranışlarının da kişinin özel yaşamı kapsamında olduğu açıktır. Mahremiyet hakkı ve bu alana ilişkin bilgilerin gizliliğinin korunması Anayasa Mahkemesi tarafından da, Anayasa’nın 20. maddesi kapsamında değerlendirilmektedir. Zira, kişinin mahremiyet alanının gizliliği ve bu alana saygı gösterilmesi hakkı, bireyin kişisel güvenliği, varlığı ve kimliği için gerekli olan en temel haklardan biri olduğu” yönünde değerlendirmelere yer verilmiştir.
Uyuşmazlık konusu olayda, dava konusu işlemin davacının, görev yaptığı yeri ve mesleğini de söyleyerek, … erkek bir şahısla telefonda erkek erkeğe cinsel birliktelik yaşamak amacıyla konuşmasından dolayı tesis edildiği, davacının söz konusu konuşmaların sosyal medyada yayınlandığından haberinin olduğu yönünde bir bilgi ve belgenin bulunmadığı, yaptığı telefon konuşmalarının konuştuğu şahıs tarafından ifşa edileceği yönünde davacının haberinin olduğunu ortaya koyan somut bir delil bulunmadığı, söz konusu fiilin davacının mesleki faaliyeti ile ilgisi olmayan, mahremiyet alanına dahil olup özel yaşamı kapsamında kalan eylemler olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davacının özel hayatına ilişkin olan söz konusu fiillerin disiplin suçu olarak değerlendirilerek davacının dava konusu işlem ile cezalandırılmasının, Anayasa’nın 20. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8. maddesi uyarınca ‘özel hayata saygı hakkının’ ihlali sonucunu doğuracağı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin iptaline karar verildi.
Av.Yalçın TORUN
Web sitemizde yayımlanan yukarıdaki yazılı metnin, eser sahipliği hakları Av.Yalçın TORUN’a aittir. Bu yazılı metin hak sahipliğinin tespiti amacıyla zaman içerikli elektronik imza ile muhafaza edilmektedir. Sitemizdeki yazılı metinler avukat meslektaşlarımız tarafından dilekçelerinde serbestçe kullanılabilir, fakat metinlerin tamamının, bir kısmının veya özetinin atıf yapılmaksızın başka web sitelerinde yayınlanmasına iznimiz yoktur.
