Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Vinter ve Diğerleri/Birleşik Krallık Kararı
(Umut Hakkı )
Müebbet Hapis Cezası ile cezalandırılan mahkumların ölünceye kadar mahkum olması,hak ihlali- işkence yasağı ve kötü muamele yasağının ihlali- sonucunu oluşturur mu ? Umut Hakkı şartlı tahliye içermeyen müebbet hapis mahkûmlarının serbest bırakılması için umut sağlayabilir mi ?
İngiltere ve Galler’de, cinayet suçu zorunlu müebbet hapis cezasını gerektirmektedir. Bahse konu Vinter ve diğerleri davasında üç başvuranın hepsi , cinayet suçundan suçlu bulunduktan sonra müebbet hapis cezasına çarptırılmışlardır. AİHM’e yaptıkları başvuruda, başvuranlar müebbet hapis cezalarının tahmilinin cezalarının gerçekte Sözleşme’nin 3. maddesinin ihlaline yol açacak şekilde azaltılamayacağı anlamına gelmesinden şikayet etmişlerdir.
AİHM’nin Müebbet Hapis Cezasına Yaklaşımı
İnsan Hakları Mahkemesi müebbet hapis cezalarını üç gruba ayırarak değerlendirmektedir. Bunlar , asgari süre çekildikten sonra tahliyeye liyakat kazanılabilen müebbet hapis cezası, şartlı tahliye ihtimali olmaksızın mahkemenin takdiriyle verilen müebbet hapis cezası (yani, kanunda öngörülen bir cezadır, fakat uygulanmadan önce yargısal karar gerektirir); ve şartlı tahliye ihtimali olmaksızın yargıca takdir hakkı verilmeksizin hükmedilen zorunlu müebbet hapis cezasıdır. Bu cezalardan ilkinin uygulanmasında mahkemeye göre Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 3. Maddesinde düzenlenen ve Hiç kimse işkenceye veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamaz şeklindeki normun ihlali mümkün olmamaktadır. İkinci türden müebbet hapis cezaları için takdiri bir müebbet hapis cezası, bir mahkeme tarafından bütün ilgili hafifletici ve ağırlaştırıcı nedenler iyice değerlendirdikten sonra verilmişse, verildiği zaman anında 3. madde sorunu ortaya çıkamaz.” Şeklinde tespitte bulunmuştur. İkinci tip müebbet hapis cezalarında başvurucunun devam eden hapsedilmesinin artık herhangi bir cezalandırma amacı ile haklı kılınamaması ve cezanın fiilen ve hukuken indirim yapılamaz oluşu durumunda ise 3. maddenin ihlali durumu söz konusu olabilecektir. Üçüncü tip ceza; şartlı tahliye ihtimali olmaksızın zorunlu müebbet hapis cezası bakımından, mahkeme cezanın büyük oranda orantısız olup olmaması bakımından ciddi denetim ypılması gerektiğini, böyle bir cezanın kendisinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile bağdaşmaz olmadığına ve işkence yasağı sorununun ancak başvurucunun devam eden hapsedilmesinin artık herhangi bir cezalandırma amacı ile haklı kılınamaması ve cezanın fiilen ve hukuken indirim yapılamaz oluşu durumunda ortaya çıkacağını ifade etmiştir.
AİHM suç ile büyük orantısız bir cezanın Sözleşme’nin 3. maddesini ihlal edebileceğine hükmetmektedir. Mahkemeye göre sözleşmeci devletler, özellikle insan öldürme gibi çok ciddi suçlardan dolayı yetişkin suçlulara müebbet hapis cezası vermekte serbesttirler: böyle bir cezanın yetişkin suçlulara uygulanması tek başına Sözleşme’nin 3. veya başka bir maddesi tarafından yasaklanmamıştır. Örneğin, bir müebbet hapis mahkûmu iç hukukta serbest bırakılmasının değerlendirilmesi hakkına sahipse, fakat topluma tehlike oluşturmaya devam ettiği gerekçesiyle tahliyesi reddedilmişse, 3. madde ile ilgili hiçbir sorun ortaya çıkmayacağı mahkemece değerlendirilmektedir. Ulusal hukuk müebbet hapis cezasının hafifletilmesi, affedilmesi, sonlandırılması veya şartlı tahliye edilmesi amacıyla gözden geçirilmesi ihtimalini sağlamışsa, 3. madde ihlal edilmemiş olacaktır.
Mahkemeye göre şartlı tahliye içermeyen bir müebbet hapis mahkûmu, serbest bırakılma ümidi olmaksızın ve cezasının gözden geçirilmesini isteme ihtimali olmadan hapsedilirse, suçunu asla telafi edememe riski bulunmaktadır: mahkûm cezaevinde ne yaparsa yapsın, rehabilitasyon yoluyla gelişimi ne kadar olağanüstü olursa olsun, cezası sabit ve gözden geçirilemez kalacaktır. Gerçek şu ki, cezalandırma zamanla daha yüksek hale gelmektedir: mahkûm ne kadar çok yaşarsa, ceza o kadar uzun olur. Böylece, şartlı tahliye içermeyen müebbet hapis cezası, uygulanma zamanında hak edilmiş bir ceza olsa bile, zamanın geçmesiyle birlikte adaletin ve orantılı cezalandırmanın zayıf bir güvencesi haline gelmektedir. Mahkemeye göre bir kişiyi en azından bir gün özgürlüğünü tekrar kazanma şansı vermeksizin zor kullanarak özgürlüğünden mahrum etmek, insan onuru hükmüyle bağdaşmaz olacaktır. Mahkeme müebbet hapis cezasının uygulanmasından sonra yirmi beş yılı geçmeyecek bir gözden geçirmeyi ve sonrasında da periyodik gözden geçirmeyi güvence altına alan özel bir mekanizma kurulmasına açıkça destek verdiğini beyan etmiştir.
AİH Sözleşmesine Taraf Olan Ülkelerde Müebbet Hapis Cezasına İlişkin Düzenlemeler
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine taraf olan ülkelerin mevzuatına bakıldığında, müebbet hapis cezasının olmadığı dokuz ülke bulunmaktadır. Bunlar Andorra, Bosna ve Hersek, Hırvatistan, İspanya, Karadağ, Norveç, Portekiz, San Marino ve Sırbistantır. Bu ülkelerdeki en yüksek hapis cezası Norveç’teki yirmi bir yıl ile Bosna-Hersek’teki kırk beş yıl arasında değişmektedir. Hırvatistan’da itiyadi suçlar durumda, elli yıl hapis cezası uygulanabilmektedir.
Diğer taraftan müebbet hapis cezasının uygulandığı ülkelerin çoğunluğunda, mahkûmların kanunla saptanan belli asgari cezaları çekmesinden sonra, cezanın gözden geçirilmesi bakımından özel bir mekanizma bulunmaktadır. Hüküm hukuku ve pratiği ile bütünleşmiş bu tür bir mekanizma, otuz iki ülkenin mevzuatında öngörülmüştür: Arnavutluk (25 yıl), Almanya (15 yıl), Avusturya (15 yıl), Azerbaycan (25 yıl), Belçika (sabıkalılar için 19 yıldan 23 yıla kadar), Bulgaristan (20 yıl), Çek Cumhuriyeti (20 yıl), Danimarka (12 yıl), Ermenistan (20 yıl), Eski Yugoslavya Cumhuriyeti Makedonya (15 yıl), Estonya (30 yıl), Finlandiya (12 yıl), Fransa (normal olarak 18 yıl fakat belli insan öldürme suçları bakımından 30 yıl), Gürcistan (25 yıl), İrlanda (belli tipteki insan öldürme suçları dışında, 7 yıl sonra Şartlı Tahliye Kurulu tarafından ön inceleme), İsveç (10), İsviçre (10 yıla indirilebilir 15 yıl), İtalya (26 yıl), Kıbrıs (12 yıl), Letonya (25 yıl), Lihtenştayn (15 yıl), Lüksemburg (15 yıl), Macaristan (mahkeme aksine karar vermedikçe 20 yıl), Moldova (30 yıl), Monako (15 yıl), Polonya (25 yıl), Romanya (20 yıl), Rusya (25 yıl), Slovakya (25 yıl), Slovenya (25 yıl), Türkiye (24 yıl, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası için 30 yıl ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının toplam cezası için 36 yıl) ve Yunanistan (20 yıl) olarak düzenlenmiştir. Birleşik Krallık bakımından, Mahkeme, İskoçya’da, müebbet hapis cezası verildiğinde, belirlenecek sürenin mahkûmun doğal yaşam süresini aşma olasılığı olsa da, yargıcın asgari cezayı belirlemesi gerekmektedir. Müebbet hapis cezası mahkûmları için hiçbir şartlı tahliye hükmü içermeyen beş ülke bulunmaktadır: İzlanda, Hollanda, Litvanya, Malta ve Ukrayna. Bu ülkeler, müebbet hükümlülerine, bakanlık, başkanlık ya da kraliyet affı yoluyla müebbet hapis cezalarının hafifletilmesi için başvurma izni vermektedir. Müebbet hapis cezası İzlanda’da bir ceza olarak hala mevcut olmasına karşın, asla uygulanmamıştır. İngiltere ve Galler’e ilaveten, şartlı tahliye sisteminin bulunduğu fakat yine de şartlı tahliyeden yararlanamayacak olması bakımından belli suçlar veya cezalar bakımından özel hükümler getiren altı ülke vardır. Bu ülkeler: Bulgaristan, Macaristan, Fransa, Slovakya, İsviçre (cinsel veya şiddet suçluları tehlikeli ve tedavi edilemez kabul edilmektedir: bakınız yukarıda 44. paragrafta belirtilen İÖK raporu) ve Türkiye.
AİHM ‘nin Kararı
Mahkeme yukarıda belirtilen ilkeler kapsamında müebbet hapis cezası ile cezalandırılan başvurucuların, kendi bireysel davalarında, devam eden tutulmaları bakımından, artık hiçbir meşru cezalandırma amacı bulunmadığını savunmaya çalışmadıklarını vurgulamıştır. Başvurucular aynı zamanda cezalandırma ve caydırıcılık gerekleri yerine getirilmiş olsa bile, tehlikelilik gerekçesiyle hala tutulmaya devam edileceklerinin mümkün olabileceğini de kabul etmişlerdir. Başvurucuların davalarındaki herhangi bir ihlal bulgusu, kendilerine derhal salıverilme umudu verecek şekilde anlaşılamayacağını da belirtmiştir. Vinter kararında AİHM, Sözleşmenin 3. Maddesinin ihlal edildiğine karar vermiş ve başvuruculardan birinci başvuranın lehine adil tazminata hükmetmiştir. Diğer başvuranlar tazminat talebinde bulunmamışlardır.
Web sitemizde yayımlanan yukarıdaki yazılı metnin, eser sahipliği hakları Av.Yalçın TORUN’a aittir. Bu yazılı metin hak sahipliğinin tespiti amacıyla zaman içerikli elektronik imza ile muhafaza edilmektedir. Sitemizdeki yazılı metinler avukat meslektaşlarımız tarafından dilekçelerinde serbestçe kullanılabilir, fakat metinlerin tamamının, bir kısmının veya özetinin atıf yapılmaksızın başka web sitelerinde yayınlanmasına iznimiz yoktur.
