T.C
ANKARA
- İDARE MAHKEMESİ
ESAS NO: 2019/…
KARAR NO: 2021/739
DAVACI :
VEKİLİ : AV. YALÇIN TORUN
DAVALI : JANDARMA GENEL KOMUTANLIĞI
VEKİLİ :
DAVANIN ÖZETİ : 2017 yılı Jandarma Genel Komutanlığı sözleşmeli uzman erbaş sınavına katılarak başarılı olan ve mülakat aşamalarını da tamamlayan ve fakat güvenlik soruşturması olumsuz sonuçlandığından ataması yapılmayan, müteakiben yargı kararı üzerine göreve başlayan davacı tarafından, yoksun kaldığı mâli haklara karşılık -ıslah sonrası- ….TL tazminatın aylıkların ödenme tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ : Davacı hakkında Cumhuriyet Başsavcılığı’nın dosyası kapsamında ”Kasten Yaralama, Tehdit, Hakaret ve 6136 sayılı Yasaya Muhalefet” suçlarından yapılan soruşturmanın derdest olduğu, güvenlik soruşturması sonucunun olumsuz olması nedeniyle atamasının yapılmadığı, idarenin tazminat sorumluluğunu gerektiren şartların gerçekleşmediği, bir işlemin hukuka aykırı bulunarak iptal edilmesinin idarenin hizmet kusuru olduğunu göstermeyeceği, hizmet kusuru olabilmesi için tespit edilen aykırılığın ağır ve önemli olması gerektiği beyan edilerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
KARARIN ÖZETİ: Güvenlik soruşturması yapılırken ulaşılan bilgi ve kanaatin somut, güvenilir, teyit edilebilir nitelikte olması, kamu idarelerince bir karar verilmeden önce güvenlik soruşturması sonucunda elde edilen bilgi notunun doğruluğunun ilgili kurum ve kuruluşlardan teyîd edilmesi; soyut ve gerçek dışı ithamlarla bireylerin hak kaybına uğratılmaması için zaruret iktiza etmektedir. Uyuşmazlıkta, 2017 yılı Jandarma Genel Komutanlığı uzman erbaş temini kapsamında yapılan sınavlardan başarılı olan davacının idarece teyîd edilmeyen yanlış/yanıltıcı bir bilgi notuna istinaden atamasının yapılmadığı, işlemin hukuka aykırı olduğunun da yargı kararı ile ortaya konulduğu görülmektedir. Bu bağlamda, mahkeme kararı ile hukuka aykırı olduğu tespit edilen atamama işleminde idarenin hizmet kusurunun bulunduğunun kabulü ile aynı kadroya yerleştirilen emsallerine göre görevine geç başlayan davacıya yoksun kaldığı parasal hakların ödenmesi hukukun ve hakkaniyetin gereği olup davanın kabulüne karar verilmiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara 15. İdare Mahkemesi’nce dava dosyası incelendi gereği görüşüldü.
Dava, güvenlik soruşturması olumsuz sonuçlandığından ataması yapılmayan, müteakiben yargı kararı üzerine göreve başlayan davacının, yoksun kaldığı mâli haklara karşılık -ıslah sonrası- …..TL tazminatın, aylıkların ödenme tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Anayasa’nın 125. maddesinin son fıkrasında, idarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 12. maddesinde; İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştay’a ve İdare ve Vergi Mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi, ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya Kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilecekleri hükme bağlanmıştır.
Bilindiği üzere; idarenin malî sorumluluğunun türlerinden birisi olan kusurlu sorumluluk, hizmet kusuru kavramı ile açıklanmaktadır. Buradaki kusur kavramı ise özel hukuktaki kast, ihmal, dikkatsizlik gibi öznel unsurlar ile tanımlanmamakta, idare tarafından
yürütülen bir hizmetin kurulmasında, düzenlenmesinde ya da işletilmesindeki bozukluk ve aksaklık şeklinde nesnel bir tanımlama yapılarak, (kişiselleştirilebilen bir kusurun varlığı aranmaksızın) hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi gibi hâllerden doğan zararların tazmininde idarenin kusurlu sorumluluğu ilke ve esasları uygulanmaktadır.
Dolayısıyla bir olayda idarenin kusurlu sorumluluğundan bahsedilebilmesi için, öncelikle ortada hizmet kusuru teşkil eden bir durumun varlığı gerekmektedir.
İdarenin hukuki sorumluluğundan söz edebilmek için, ortada bir zararın bulunmasının yanında, bunun idareye yüklenebilen bir işlem veya eylemden doğması, başka bir deyişle zararla idari faaliyet arasında nedensellik bağının kurulabilmesi gerekir. Zararla idari faaliyet arasında nedensellik bağının bulunmaması, zararın idari faaliyetten doğmadığını gösterir. Zararın oluşmasında zarara uğrayanın ya da üçüncü kişinin kusurunun bulunması halinde ise idarenin tazmin sorumluluğunun ortadan kalkacağı ya da kusur ölçüsünde azalacağı açıktır.
Dava dosyasının incelenmesinden;
– 2017 yılı Jandarma Genel Komutanlığı uzman erbaş temini kapsamında adayların seçme sınavlarının yapıldığı, sınavlarda başarılı olanların olumlu sağlık raporu almasını müteakip güvenlik soruşturmasının başlatıldığı,
– Güvenlik soruşturması kapsamında davacı hakkında; Cumhuriyet Başsavcılığı’nın dosyası kapsamında ”Kasten Yaralama, Tehdit, Hakaret ve 6136 sayılı Yasaya Muhalefet” suçlarından yapılan soruşturmanın derdest olduğu bilgisine ulaşıldığı, bu bilgi notuna istinaden güvenlik soruşturması olumsuz kabul edilen davacının atamasının yapılmadığı,
– Söz konusu işlemin iptali istemiyle açılan davada, Ankara 13. İdare Mahkemesi’nin E.2018/…-K.2018/… sayılı kararı ile “…..Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan gelen bilgi ve belgelerden davacının Cumhuriyet Başsavcılığı’nın doyasında müşteki sıfatıyla yer aldığı, bu dosyada yetkisizlik kararı verilerek dosyanın yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderildiği, bunun dışında davacı hakkında yetkisizlik kararı veren Cumhuriyet Başsavcılığı’nda soruşturmanın söz konusu olmadığı, yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan gelen bilgi ve belgelerden yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı’nın dosyasında davacının müşteki sıfatıyla yer aldığının görüldüğü, davalı idarece güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlanmasına gerekçe olarak gösterilen yetkisizlik kararı veren Cumhuriyet Başsavcılığı’nın belirtilen sayılı dosyasında davacı hakkında soruşturmanın bulunduğuna ve derdest olduğuna ilişkin bir bilgi ve belge sunulmadığı görülmüştür.” yolundaki gerekçe ile hukuka aykırı bulunan işlemin iptaline karar verildiği,
– İlk derece mahkemesi kararının istinaf aşamasında Ankara Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesi’nce tasdîk edildiği, kesin olarak verilen kararın ../../2019 tarihinde davacıya tebliğini müteakip süresi içinde vâki taleple bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Davacının güvenlik soruşturmasının olumsuz olarak değerlendirildiği tarihte yürürlükte olan mevzuat incelendiğinde; güvenlik soruşturması yapılacak ilgili hakkında araştırma yapılacak konuların belirlendiği, soruşturmanın kapsamının ortaya konulduğu, bu soruşturma ve araştırma sonucu elde edilecek bilgi ve belgelerin hangi alanlara tekabül edeceği, neyi ispata elverişli olacağının belirlendiği görülmekte olup, ancak bu konularda olumsuzluğu tespit edilenlerin güvenlik nedeniyle TSK kadrolarına atanamayacağı açıktır.
Diğer taraftan, güvenlik soruşturması yapılırken ulaşılan bilgi ve kanaatin somut, güvenilir, teyit edilebilir nitelikte olması, kamu idarelerince bir karar verilmeden önce güvenlik soruşturması sonucunda elde edilen bilgi notunun doğruluğunun ilgili kurum ve kuruluşlardan teyîd edilmesi; soyut ve gerçek dışı ithamlarla bireylerin hak kaybına uğratılmaması için zaruret iktiza etmektedir.
Uyuşmazlıkta, 2017 yılı Jandarma Genel Komutanlığı uzman erbaş temini kapsamında yapılan sınavlardan başarılı olan davacının idarece teyîd edilmeyen yanlış/yanıltıcı bir bilgi notuna istinaden atamasının yapılmadığı, işlemin hukuka aykırı olduğunun da yargı kararı ile ortaya konulduğu görülmektedir.
Bu bağlamda, mahkeme kararı ile hukuka aykırı olduğu tespit edilen atamama işleminde idarenin hizmet kusurunun bulunduğunun kabulü ile aynı kadroya yerleştirilen emsallerine göre görevine geç başlayan davacıya yoksun kaldığı parasal hakların ödenmesi hukukun ve hakkaniyetin gereğidir.
Mahkememizin ../../2020 tarihli ara kararı ile davalı idareden, emsali personelin göreve başlatıldığı tarih ile davacının göreve başladığı tarih arasında, davacının yoksun kaldığı mâli hakların hesaplanması, toplam ödenecek net miktarı da gösteren hesap tablosunun bir suretinin Mahkememize gönderilmesi, Sosyal Güvenlik Kurumundan da açıkta kalınan süreye ilişkin sigorta kaydının gönderilmesi istenilmiştir.
Davacının mahrum kaldığı mâli hakların hesaplanması teknik bilgi gerektirdiğinden dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve bilirkişi raporunda; davacının emsalinin göreve başladığı ../../2018 tarihi ile kendisinin göreve başladığı ../../2019 tarihi arasında alması gereken ücret toplamından, belirtilen tarihler arasında SSK kapsamında çalıştığı işyerlerinden elde etmiş olduğu net gelirlerin çıkarılması ile mahrum kaldığı ücret toplamı ….TL olarak hesaplanmıştır.
Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, davalı idarece rapora itiraz edilmiş ise de yerinde ve yetrli görülen rapor hükme esas alınmıştır.
Davacı tarafından başlangıçta ….TL olan tazminat miktarı, artırılmak suretiyle talep ….. TL olarak ıslah edilmiştir.
Bu durumda, …….TL maddi tazminat talebinin, …….TL’sinin dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle, kalan kısmının ıslah dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle,
1) Davanın kabulüne;
2) …… TL maddi tazminatın, …… TL’sinin dava tarihinden, kalan ….. TL’sinin ıslah dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine,
3) Hükmedilen miktar üzerinden hesaplanan …..TL nispi karar harcından peşin alınan …. TL tutarın mahsubu ile kalan ….. TL harcın 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 28. maddesinin 1/a fıkrası uyarınca davacıya tamamlattırılmasına,
4) Yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
5) Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen maddi tazminat miktarı üzerinden belirlenen ….. TL nispi vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
6) Artan posta giderinin kararın kesinleşmesini müteakip davacıya iadesine,
Kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 gün içinde Ankara Bölge İdare Mahkemesi’nde istinaf yolu açık olmak üzere, tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Web sitemizde yayımlanan yukarıdaki yazılı metnin, eser sahipliği hakları Av.Meryem KILIÇ’a ve Av.Yalçın TORUN’a aittir. Bu yazılı metin hak sahipliğinin tespiti amacıyla zaman içerikli elektronik imza ile muhafaza edilmektedir. Sitemizdeki yazılı metinler avukat meslektaşlarımız tarafından dilekçelerinde serbestçe kullanılabilir, fakat metinlerin tamamının, bir kısmının veya özetinin atıf yapılmaksızın başka web sitelerinde yayınlanmasına iznimiz yoktur.
