Anayasa Mahkemesi Terör Olaylarında Hayatını Kaybedenlerin Mirasçılarının Tazminat İçin İdareye Başvuru Süresini Kısıtlayan Düzenlemeyi İptal Etti
5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun’da terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına ilişkin hususlar düzenlenmiştir. Söz konusu kanuna göre; terör ve terörle mücadele nedeniyle meydana gelen yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde kanunda belirlenen tutarlarda ödeme yapılmaktadır. Bu ödemeler şu şekilde hesaplanmaktadır;
Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın;
a) Yaralananlara altı katı tutarını geçmemek üzere yaralanma derecesine göre,
b) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından üçüncü derece olarak tespit edilenlere dört katından yirmidört katı tutarına kadar,
c) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından ikinci derece olarak tespit edilenlere yirmibeş katından kırksekiz katı tutarına kadar,
d) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından birinci derece olarak tespit edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki katı tutarına kadar,
e) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında,
nakdî ödeme yapılır. İdare kusursuz sorumluluk ilkelerinden sosyal risk ilkesi kapsamında zararı tazmin etmekle yükümlüdür. Sosyal risk ilkesi, terör eylemlerinin yaygınlaşması, kargaşa, savaş gibi hallerde zarara uğrayan vatandaşların zararının idare tarafından karşılanmasını öngören ilkedir. Sosyal risk ilkesinde idare kusurlu değildir. İdare bir arada yaşamın getirdiği riski üstlenmekte ve toplumun geneline yaymaktadır. Eğer bir vatandaş terör eylemleri neticesinde yaralandıysa veya öldüyse meydana gelen zararın idarenin kusuruna mı (örneğin gerekli güvenlik önlemlerinin alınmaması), sosyal risk ilkesine mi dayandığı önem arz etmektedir. Eğer kusura dayanıyorsa bu durumda idare mahkemesinde dava açılması gerekecektir. Buna karşılık sosyal risk ilkesine dayanıyorsa bu durumda yukarıda yer verilen düzenleme uyarınca 5233 Sayılı Kanun kapsamında valiliğe başvuru yapılabilecektir.
5233 Sayılı Kanunun 6.maddesine göre, başvurunun zararın öğrenilmesinden itibaren altmış gün içinde ve her hâlde olayın meydana gelmesinden itibaren bir yıl içinde zararın gerçekleştiği veya zarar konusu olayın meydana geldiği il valiliğine yapılması gerekmektedir. Görüldüğü üzere maddede tazminat talepleri için 1 yıllık hak düşürücü süre öngörülmüştür. Yani idarenin sosyal risk kapsamında zararları tazmin etmesi için zararın meydana gelmesinden itibaren 1 yıllık süre içerisinde başvuru yapılması gerekmektedir.
Halbuki 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu madde 13’te idareye karşı açılacak tam yargı (tazminat) davaları için 5 yıllık hak düşürücü süre öngörülmüştür. Yani meydana gelen zarar sosyal risk ilkesinden değil de idarenin kusurundan (örneğin gerekli güvenlik önlemlerinin alınmaması) kaynaklanıyor ise, bu durumda zararın meydana gelmesinden itibaren 5 yıl içinde dava açılması gerekmektedir.
Terör eylemi neticeisnde zarar gören kişinin, sosyal risk kapsamında zararının tazmin edilmesini istiyorsa en geç 1 yıl içinde Valiliğe başvurması, idarenin kusuru kapsamında zararının tazmin edilmesini istiyorsa en geç 5 yıl içinde dava açması gerekmektedir. Bu noktada kişi, olayda sosyal risk ilkesi mi, yoksa idarenin kusuru mu olduğunu tespit etmek zorunda bırakılmaktadır. İşte Anayasa Mahkemesi bu noktada; kişilerin açtığı davalarda idarenin hizmet kusurunun ya da kusursuz sorumluluk hâllerinin bulunup bulunmadığı yahut sosyal risk ilkesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının ancak yargılama sırasında yapılan araştırma ve değerlendirmelerle ortaya çıkacağını belirtmektedir. Mahkemenin kararının önem arz eden bölümü şu şekildedir;
“Bu itibarla terör olayları nedeniyle zarara uğrayan kişilerin açacakları tam yargı davalarında ilk başta idarenin kusuru bulunup bulunmadığını yahut sosyal risk ilkesinin uygulanıp uygulanmayacağını doğru tespit ederek başvuruda bulunmaları beklenemez. Kural, idarenin kusuru olduğu düşünülerek 2577 sayılı Kanun hükümlerine göre açılmış ve olayın 5233 sayılı Kanun kapsamında kaldığının ancak yargılama sırasındaki araştırma ve değerlendirmelerle açığa kavuşturulduğu durumlarda davanın 5233 sayılı Kanun’un 6. maddesindeki süre koşulu ileri sürülerek reddedilmesine dolayısıyla hak kaybına neden olacak niteliktedir. Kuralda 2577 sayılı Kanun hükümlerine göre açılmış davalar yönünden hak kayıplarını önleyecek asgari güvenceler içeren hükümler de bulunmamaktadır. Dolayısıyla terör olayları nedeniyle zarara uğrayan ilgililerin, 5233 sayılı Kanun’da düzenlenen altmış gün ve bir yıllık sürelere göre mi yoksa 2577 sayılı Kanun’da düzenlenen bir ve beş yıllık sürelere göre mi talepte bulunmaları gerektiği konusunda kuralın öngörülebilir olmadığı ve bu yönüyle kanunilik şartını taşımadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 13. ve 36. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.“(AYM, E.2024/116, K.2025/151, 10/07/2025, § …) (Kararın tamamı için; https://normkararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/ND/2025/151 )
Anayasa mahkemesine bu iptal başvurusu Mardin 1. İdare Mahkemesi önüne gelen bir dosya kapsamında yapmıştır. Ancak söz konusu dosya, mirasçıların tazminat taleplerine ilişkin bir dosya olduğundan Anayasa Mahkemesi süreye dair düzenlemeyi yalnızca mirasçılar açısından iptal etmiştir. İptal kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş ve karar 10.12.2025 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Mahkemenin iptal kararı 10.09.2026 tarihinde yürürlüğe girecektir.
Av.Meryem KILIÇ
Av.Yalçın TORUN
Uyarı; Web sitemizde yayımlanan yukarıdaki yazılı metnin, eser sahipliği hakları Av.Meryem KILIÇ ve Av.Yalçın TORUN’a aittir. Bu yazılı metin hak sahipliğinin tespiti amacıyla zaman içerikli elektronik imza ile muhafaza edilmektedir. Sitemizdeki yazılı metinler avukat meslektaşlarımız tarafından dilekçelerinde serbestçe kullanılabilir, fakat metinlerin tamamının, bir kısmının veya özetinin atıf yapılmaksızın başka web sitelerinde yayınlanmasına iznimiz yoktur.
